Malatya Skandalı!
Boğazları kesilerek öldürülen üç kişinin soruşturma ve iddianamedeki bulguları müdahil avukatlarının tepkisini çekiyor...
Malatya'da 18 Nisan'da Hıristiyanlıkla ilgili kitap ve broşür basan Zirve Yayınevi'nde bulunan üç kişi boğazları kesilerek vahşice katledildi. Soruşturma ve iddianamedeki bulgularsa müdahil avukatlarının tepkisini çekiyor.
Malatya'da katledilen üç Hıristiyana dair iddianame, izlendiklerini gösteriyor. İki sanık, liderleri saydıkları Emre Günaydın'ın polisten bilgi aldığını dile getiriyor...
Malatya'da Zirve Yayınevi'nde üç kişinin katledilmesiyle ilgili dava dosyasındaki bilgiler, cinayetin göz göre geldiği yönündeki şüpheleri güçlendiriyor.
31 klasörden oluşan dava dosyasında 16 klasör öldürülen üç kişinin bilgilerini içeriyor. Yayınevi faaliyetlerinin, öldürülenlerin geriye dönük bir yıllık banka hesap hareketlerinin, görüşme kayıtlarının yer aldığı klasörler, üç kişinin takip altında olduğunu gösteriyor. Ayrıca sanıklardan Abuzer Yıldırım'ın yakalandıktan bir süre sonra savcıya yaptığı itiraflar da bu iddiaları destekliyor: "... Emre Emniyet Müdürlüğü, polislerle görüştüğünü bu kilise evlerinin çoğunluğunun Akpınar Caddesi ile Çavuşoğlu'nda olduğunu söyledi. Ben de kendisine 'Oturup kalktığın, konuştuğun Emniyet müdürleri kimler?' diye sordum. O da bana, 'Başının ağırmasını istemiyorsan sorma, seni alakadar etmez, boş ver' dedi."
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dosyası 31 klasörden oluşuyor. İlginç olansa bu klasörlerden 16'sında öldürülenlerle ilgili bilgilerin yer alması. Yayınevi faaliyetleri, telefon görüşmeleri, kimlerle iletişim kurdukları, kimlerin Hıristiyanlığa yatkın olduğu gibi bilgilerin yer aldığı klasörlerde, öldürülenlerin geçmişe dönük bir yıllık banka kayıtları bile yer alıyor. Bu derece detaylı bilgilerin klasörlerde yer alması, üç kişinin 'misyonerlik' iddasıyla takip edildiği şüphesini doğurmuştu.
Ortaya çıkan yeni belgeler bunu doğruladı. İzmir Emniyet'inden gelen bir belge dikkat çekiyor. 'Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü Kimlik Tespit ve Sicil Büro Amirliği'nden gönderilen 'Ek Suç Bildirme Formu'nda öldürülen Necati Aydın'ın 'Hıristiyanlık propagandası yapmak' suçunu işlediği belirtiliyor. Ancak Türk Ceza Kanunu'nda böyle bir suç bulunmuyor.
Yasak yayın soruşturması
Olaydan iki yıl önce Malatya Emniyet Müdürlüğü'nün, Zirve Yayınevi'nde çalışanların adres ve telefonlarını valiliğe verdiği ortaya çıktı. Dava dosyasında 24 Mayıs 2005 tarihli ve 'Misyonerlik Faaliyetleri' başlıklı belgede, o dönem adı 'Karya' olan yayınevindeki Tilmann Geske, Uğur Yüksel ve Necati Aydın hakkında bilgi yer alıyor. Ayrıca yayınevindeki kitaplar için yasak yayın soruşturması da yapılmıştı.
Bu iddiaları sanıklardan Abuzer Yıldırım'ın ortaya çıkan itirafları da destekliyor. Yıldırım yakalandıktan sonra bir dilekçeyle savcılığa başvurarak itiraflarda bulunacağını söyledi. 11 Mayıs 2007 tarihli dilekçesinde "Psikolojik durumumdan dolayı ifademe ekleyebileceğim samimi itiraflar var" yazdı.
Yıldırım: Beni tehdit etti
Üç gün sonra alınan ifadesinde Emre Günaydın'ın sürekli misyonerlerin faaliyetleri konusunda konuştuğunu anlatan Yıldırım şunları söyledi: "Mart ayının üçüncü haftası yine Emre arayarak postanenin orada buluştuk. Aynı şeyleri söyledi. Emniyet Müdürlüğünden polislerle görüştüğünü, bu kilise evlerinin çoğunluğunun Akpınar Caddesi ile Çavuşoğlu'nda olduğunu söyledi. Ben de kendisine 'Oturup kalktığın, konuştuğun Emniyet müdürleri kimler?' diye sordum. O da bana, 'Başının ağrımasını istemiyorsan sorma, seni alakadar etmez, boş ver' dedi. Emre genellikle parasızken, cinayetten kısa süre önce hep üzerinde para bulunuyordu. Ben olayı bütün olarak düşündüğümde, Emre'nin birileri tarafından yönlendirilmiş olabileceğini düşünüyorum."
Abuzer Yıldırım, daha önce polis ve savcılıkta verdiği ifadelerin aksine Emre Günaydın'ın kendisini tehdit ettiğini de anlattı.
Yıldırım, Zirve Yayınevi baskınına katılmak istemediğini öne sürerek, "Ben bu işi sahiplenmedim. 'Siz ne yapıyorsanız, yapın' dedim. Bana 'Sen de geleceksin. Ailen, nişanlın, hepsi devlet tarafından biliniyor. Bu işi de başka birisine anlatırsan akrabalarının canı yanacak' diyordu" dedi.
Sanık Güler de 'İlişki var' demişti
Cinayetlerden aylar sonra sanık Salih Güler, cezaevinde verdiği ifade de Günaydın'ın Malatya'daki bazı polislerle ilişki içinde olduğunu söylemişti. Güler, olay gününden iki ay önce Günaydın'ın bir kişiyi bıçakladığını ancak tanıdığı polisler sayesinde hakkında işlem yapılmadığını iddia etmişti.
Olaydan sonra pencereden düşerek yaralanan Emre Günaydın'ın hastanede yattığı dönemdeki 10 günlük kamera kayıtlarının imha edildiği belirlenmişti. Yeni kamera takılması için görevlendirilenlerden üsteğmen H.İ.'nin adı 'azmettiricilerle ilgili' bir ihbar mektubunda yer almıştı. Dosyadaki bir polisin el yazısıyla tuttuğu nottaysa, Günaydın'ın hastanede Zirve Yayıncılık'la alakalı konuşmaya çalıştığı sırada bir görevli tarafından susturulduğu yazılmıştı.
Sanıkların, son altı ayda toplam 106 ayrı cihazı ve farklı sim kartlar kullandığı tespit edilmişti, sadece bir telefonlarının kayıt dökümü dava dosyasında yer alıyordu.
radikal
