Malatya Olayıyla İlgili İlginç İddialar

Malatya Olayıyla İlgili İlginç İddialar

Malatya'da bir yayınevinde 1'i Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın duruşması devam ediyor. Davanın sanıklarından E.G hakkında inanılmaz iddialar ortaya atıldı.

Sabah başlayan duruşmada verilen aradan sonra tutuklu sanık H.Ç. (19) ile tutuksuz sanık M.G'nin (19) ifadesi alındı. H.Ç, ifadesinde, E.G'nin hırçın, sert bir tavrının olduğunu, daha önce de yaralama olayına karıştığını, ancak gözaltına alınmadığını savundu.

H.Ç, şöyle konuştu: ''E.G, zaman zaman benim kıyafetlerimi giyerdi. Bir gün yurda geldiğinde kıyafetlerimi geri verdi. Kıyafetlerimin kanlı olduğunu fark ettim. S, bana daha sonra, E.G'nin, belediye önünde eski kız arkadaşı yüzünden tartıştığı bir kişiyi bıçaklayarak yaraladığını söyledi.

Bu olaydan bir süre sonra E.G, Sümer Polis Karakolu'na girerek içeride bir memurla konuştu. Daha sonra ne olduğunu sorduğumuzda bıçakla yaralama olayını kast ederek 'O iş kapandı' dedi.'' E.G'nin yurtta bıçaklı bir kavgaya karıştığını ve bu olaydan sonra yurttan atıldığını iddia eden H.Ç, E.G'ye bununla ilgili adli işlem yapılmadığını ileri sürdü. Müdahil avukatların E.G'nin grup üzerindeki etkisinin nedenini sorması üzerine H.Ç, şunları kaydetti: ''Arkadaşlar arasında E.G'nin Emniyet Müdürü ile oturup kalktığı konuşuluyordu.

E.G'nin Emniyet Müdürü ile de oturup kalktığı yönündeki duyumlarımız ondan daha çok korkmama neden olmuştu. Bunun dışında belediye önündeki bıçakla yaralamadan da gözaltına alınmamış olması beni korkutmuştu.''

''ONLAR'IN KİM OLDUĞUNU BİLMİYORUM''

Müdahil avukatlarının, H.Ç. ve C.Ö'nün olaydan bir gün önce yazdıkları iddia edilen mektupta, ''Malatya'da en son olacak en büyük olayı biz yapıyoruz. Eğer bize bir şey olursa biz H. ile ben (C) yaşamazsak ya da içeride olursak onlar (siz anlarsınız), ya da (Alman, uzun, maviş) bu üçü dışarıda olursa ya da ölmezse biz de yoksak bu üçü sorumludur'' ifadesinde geçen ''onlar''ın ne anlama geldiği sorusuna H.Ç, ''Mektubu ben yazdım, ancak sözlerini bana C. yazdırdı, 'Onlar'ın ne anlam içerdiğini ya da kim olduğunu bilmiyorum'' yanıtını verdi.

H.Ç, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske'yi ve Necati Aydın'ı E.G'nin kestiğini gördüm. Ancak Uğur Yüksel'i kimin öldürdüğünü görmedim. Yalnızca Uğur'un 'İsa' diye bağırdığını duydum. Olaydan kısa süre önce Necati Aydın'ın 'Hepimiz İsa'nın çocuklarıyız' sözleri de E.G'yi kızdırmıştı.''

Tutuksuz yargılanan M.G. de kendisinin bilgisayar malzemesi satan bir iş yerinde çalıştığını, E.G'yi müşterisi olduğu için tanıdığını anlattı. Daha önce savcıya verdiği ifadeleri yineleyen M.G, olaydan bir gün önce E.G. ile görüştüğünü belirtti. Müdahil avukatların M.G'ye, E.G'nin kendisine cep telefonundan çektiği, ''Elmaları getirdim manav açık değil'' mesajına, ''Sen elmaları getir ben manavı açarım'' diye yanıt yazdığını hatırlatması üzerine M.G, ''E.G'yi ciddiye almadığım için o mesaja öyle bir yanıt yazdım'' dedi.

E.G.'yi işyerinin karşısında evi bulunduğu için ve müşterisi olduğundan dolayı tanıdığını söyleyen M.G., E.G.'ye kendisine bilgisayar harddiskleri getirdiğinde çözüp çözümeyeceğini sorduğunu kendisinin de çözebileceğini beyan ettiğini anlattı.

E.G.'nin olaydan birgün önce kendisine mesaj gönderdiğini bu mesajda bilgisayarlardan elma diye kendisinin işyerinden de manav diye bahsettiğini belirten M.G., E.G.'yi çok ciddiye almadığı için bu konuda kimseye birşey söylemediğini kaydetti.

M.G., E.G.'nin kendisinden aksiyon ve bilimkurgu filmleri alarak izlediğini son olarak da Vanhelsing diye bir filmi kiraladığını ifade etti. M.G., olayla ilgisinin bulunmadığını belirterek, suçlamaları kabul etmedi.

Sanıklardan H.Ç. ise E.G.'nin misyonerlerden millet - devlet düşmanı diye bahsettiğini ve Türk kızlarını fuhuşa sürükleyerek menfaat temin ettiğini söylediğini dile getirdi.

H.Ç., bu tarihe kadar yaşanan E.G.'nin karıştığı kavga ya da bıçaklama olayları nedeniyle ondan çekindiğini, bu nedenle de kimseye birşey söyleyemediğini anlattı.

Olayın sadece sorgulama ve bilgi-belge edinme amaçlı olduğunu düşündüklerini ifade eden H.Ç., şahısların öldürüleceklerinden haberder olmadığını vurguladı.

H.Ç., olay için 5 bıçak, 5 eldiven, 5 cevşen ve bir miktarda ip aldıklarını belirterek, E.G.'nin yanında 3 tane silah getirdiğini, olay anında Tilman Geske ve Necati Aydın'ı C.Ö'nün, Uğur Yüksel'i ise E.G'nin bağladığını söyledi.

Necati Aydın'ı S.G.'nin iple boğmaya çalıştığını ancak yapamayacağını söyleyerek bıraktığı anda E.G.'nin boğazından bıçakladığını anlatan H.Ç., Alman Tilman Geske'nin de E.G. tarafından boğazı kesilerek öldürüldüğünü belirtti.

H.Ç., Uğur Yüksel'i ise kimin öldürdüğünü görmediğini beyan etti. H.Ç.olayla ilgili daha önce poliste ve savcılıkta verdiği detaylı ifadelerinin bir kısmını da burada tekrarladı.

Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül de duruşmayı izlerken, Türkiye'nin laik bir ülke olduğunu ve bunun temel gereklerinden birisinin de "inanç, din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almak" olduğunu kaydetti. Davada, tutuklu bulunan 5 sanık, müebbet hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

ajanslar