Kumarın ''yasal olanı'' yuva dağıtmıyor mu?

Kumarın ''yasal olanı'' yuva dağıtmıyor mu?

Devlet denetimindeki “yasal” bahis ve şans oyunları da bağımlılığa, borçlanmaya ve ailelerin dağılmasına yol açıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz gibi yetkililerin, her fırsatta yasa dışı bahsin toplumsal dokuyu nasıl tahrip ettiğini, gençleri nasıl zehirlediğini ve aileleri nasıl parçaladığını haklı olarak dile getiriyor.

Ancak ortada yanıtlanmayı bekleyen bir çelişki var. Devlet eliyle oynatılan, vergisini ödeyen ve "yasal" etiketi taşıyan bahisler yuvaları dağıtmıyor mu?

Adalet Bakanlığı'nın verileri, yasa dışı bahis bataklığının boyutunu gözler önüne seriyor. Yalnızca Mayıs 2026 döneminde yasa dışı bahis ve sanal kumara yönelik 706 operasyon düzenlendi, 9 bin 381 kişi hakkında adli işlem yapıldı. Gayriresmi ve resmi tahminler, Türkiye'de yasa dışı bahis ağına bulaşmış yaklaşık 3 milyon insan olduğunu gösteriyor.

Devlet, 3 milyon insanı bu bataklıktan kurtarmak ve terör/kara para finansmanını kesmek için devasa bir mücadele veriyor. Peki ya yasal cephede durum ne?

Sektör kaynaklarından yansıyan veriler, asıl büyük tehlikenin yasal zırh altında büyüdüğünü kanıtlıyor:

Türkiye'deki "yasal" bahis platformlarında kayıtlı kullanıcı sayısının 5 ila 10 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor!

Yani yasa dışı bahisle mücadele edilirken, onun 2 ila 3 katı büyüklüğünde bir kitle, televizyon reklamları, sponsorluklar ve kolay erişim imkanlarıyla "yasal kumara" teşvik ediliyor.

Sayın Cevdet Yılmaz, yasa dışı bahis için "Yaş sınırı, gelir kontrolü ya da koruyucu herhangi bir çerçeve söz konusu değil... Birçok aileyi ve genci olumsuz etkileyebiliyor" diyor.

Peki, yasal bahis sitelerindeki "koruyucu çerçeve" kağıt üzerinde kalmaktan öteye geçebiliyor mu?

Asgari ücretle evini geçindirmeye çalışan bir babanın, maaşını yasal bir iddaa sitesinde kaybetmesi o evi dağıtmıyor mu?

Üniversite öğrencilerinin KREDİ kartlarını yasal bahis sitelerinde boşaltıp intiharın eşiğine gelmesi "kamu payı" ile telafi edilebiliyor mu?

İnsanların cebindeki parayı çekmek için yasal siteler de tıpkı yasa dışı olanlar gibi bildirimler, kampanyalar ve canlı yayınlarla bağımlılık yaratmıyor mu?

TÜSEB ve Yeşilay'ın yayımladığı Kumar Bağımlılığı Çalıştayı Raporu, Türkiye'de kumar bozukluğu görülme sıklığının %4 seviyesine ulaştığını ve bunun sadece irade meselesi değil, doğrudan bir halk sağlığı ve suç sorunu olduğunu haykırıyor. Ama yönetim bundan vazgeçmiyor çünkü bu ''yasal bahis'' hazineye de para sağlıyor.

Türkiye'de devletin yasal bahis sektörü üzerinden elde ettiği kazanç, sistematik bir gelir paylaşım modeline dayanıyor. 5602 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülen bu çarkta ilk olarak, toplanan tüm hasılat üzerinden doğrudan %5 oranında Şans Oyunları Vergisi (ŞOV) kesilerek Hazineye aktarılır. Ardından, kalan hasılattan ikramiyeler (yasal sınır olarak %40 ila %93 arasında değişen oranlarda) ödendikten ve lisans sahibi firmanın işletme giderleri ile bayi komisyonları düşüldükten sonra geriye kalan devasa tutar "Net Hasılat" olarak tanımlanır. İşte asıl büyük kaynak bu aşamada ortaya çıkar. Net hasılattan işletme giderleri düşüldükten sonra kalan bakiye, doğrudan "Kamu Payı" adı altında devletin kasasına gider. Bu kamu payı bütçeleştirilerek; Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Tanıtma Fonu, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK), Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) gibi kritik devlet kurumlarına ve olimpiyat hazırlık bütçelerine dağıtılır. Ayrıca, dağıtılan ikramiyelerin belli bir limiti aşması durumunda talihlilerden kesilen Veraset ve İntikal Vergisi ile bahis reklamlarından doğan dolaylı vergiler de eklendiğinde; devlet, vatandaşın oynadığı her kupondan vergi, komisyon, net hasılat payı ve kamu payı olmak üzere çok katmanlı bir mali gelir elde etmekte ve bu çarktan bütçesine milyarlarca liralık sıcak para akıtır.

2026 Merkezi Yönetim Bütçesi'nde Spor Toto Pay Gelirleri 8,98 milyar TL olarak öngörülüyor

doğruhaber