Siyonist İsrail'in savaş ekonomisi: ABD yardımı, borçlanma ve sömürü

Siyonist İsrail'in savaş ekonomisi: ABD yardımı, borçlanma ve sömürü

ABD’nin Siyonis İsrail’e yönelik yaklaşık 2,8 milyar dolarlık yeni silah paketi, Tel Aviv’in savaş finansmanını yeniden gündeme taşıdı.

Son günlerde ABD’nin İsrail rejimine yönelik yaklaşık 2,8 milyar dolar değerinde olduğu tahmin edilen yeni silah paketi tartışmaları, İsrail’in savaş ekonomisine dair temel bir soruyu yeniden gündeme getirdi. Paketin 40 bin adet 2.000 poundluk bomba ile 20 bin delici başlık içerdiği belirtiliyor.

Bu paket henüz kesinleşmedi ve Kongre’de ilk inceleme aşamasında. Ancak maliyetinin büyük bölümünün ABD’nin Yabancı Askeri Finansman mekanizması üzerinden karşılanması öngörülüyor. Yani İsrail rejiminin silah maliyetinin önemli bir kısmı fiilen ABD hükümetinin kaynaklarından, nihayetinde Amerikalı vergi mükelleflerinden sağlanıyor.

Ancak İsrail yalnızca dış yardımla yönetilmiyor. İsrail ekonomisi geniş bir vergi tabanına, teknoloji sektörüne, mal ve hizmet ihracatına, askeri sanayiye, doğal gaza ve sermaye piyasasına dayanıyor. Bu iç kapasite, savaş maliyetlerinin bütçe, vergi artışları ve borçlanma yoluyla da finanse edilmesine imkân tanıyor.

Asıl sorun da burada başlıyor: Uzun süreli ve çok cepheli savaşlar yalnızca silaha değil, sürekli mali kaynaklara ihtiyaç duyuyor. Artan savunma harcamaları, İsrail rejimini iç gelir, borçlanma ve ABD askeri desteğinden oluşan bir bileşime daha da bağımlı hale getirmiş durumda.

Vergi ve iç ekonomi: Savaşın parası İsraillilerin cebinden

İsrail rejiminin cari harcamalarının ana bölümü iç kaynaklardan karşılanıyor; bu gelirlerin en önemli sütununu vergiler oluşturuyor. Rejim, işgal yıllarında maliyetlerin bir kısmını telafi etmek için savunma harcamalarını artırmanın yanı sıra vergi gelirlerini yükseltme yoluna da başvurdu.

İsrail Merkez Bankası’nın 2025 yıllık raporuna göre, bir kısmı GSYİH’nin yaklaşık %1,5’ine denk gelen bir dizi vergi tedbirinden kaynaklanan vergi geliri artışı, bütçe açığının sınırlandırılmasına yardımcı oldu.

İsrail ekonomisinin en önemli dayanaklarından biri de son yıllarda ihracatın ve yatırım çekiminin ana motoru haline gelen teknoloji sektörü. İsrail İnovasyon İdaresi’nin iddiasına göre teknoloji sektörü 2025’te yaklaşık 352 milyar şekel ekonomik üretim yarattı; bu, GSYİH’nin %18,3’üne denk geliyor. Sektörün ihracatı da yaklaşık 85 milyar dolara ulaştı ve 2025’teki ekonomik büyümenin neredeyse yarısı bu sektörden kaynaklandı.

Savaş makinesi nasıl dönüyor?

Ancak bu ekonomik göstergeler, Tel Aviv’in bölge politikalarına yönelik siyasi ve askeri tartışmalar ile uluslararası eleştirilerden bağımsız değerlendirilemez.

Öte yandan bu rakamlar, işgalci rejimin ekonomisinin yalnızca dış yardıma bağımlı olduğu imajının aksine önemli iç kaynaklara sahip olduğunu gösteriyor. Yine de aynı veriler önemli bir kırılganlığı da ortaya koyuyor. İsrail İnovasyon raporu, işgal altındaki topraklarda araştırma-geliştirme personeli sayısının azaldığını ve İsrailli şirketlerin yurt dışındaki faaliyetlerinin genişlediğini bildiriyor. Dolayısıyla savaş maliyetlerini finanse eden ekonomik kapasitenin bir bölümü, aynı zamanda güvenlik ve savaş ortamından olumsuz etkileniyor.

Askeri sanayi ise farklı bir tablo çiziyor. İsrail 2024’te 14,795 milyar dolarlık silah ihracat sözleşmesiyle rekor kırdı; bu, beş yıl öncesinin iki katından fazla. Sözleşmelerin yarısından fazlası Avrupa ülkeleriyle yapıldı ve anlaşmaların yarısından fazlasının değeri 100 milyon doların üzerinde. Bu sanayi, İsrail rejimi için hem gelir kaynağı hem de müdahale ve işgali yayma aracı işlevi görüyor.

ABD’nin İsrail’in savaş makinesini hızlandırmadaki rolü

Daha önce değinilen iç kaynakların yanı sıra ABD desteği, İsrail rejiminin diğer mali kaynaklarından temel bir fark taşıyor: Washington, rejimin silah ve savunma altyapısı maliyetinin bir bölümünü doğrudan ABD kamu kaynaklarından karşılıyor.

İki taraf arasındaki 10 yıllık mutabakat uyarınca ABD, 2019-2028 arasında İsrail rejimine yıllık 3,3 milyar dolar askeri finansman ve ortak füze savunma programları için 500 milyon dolar sağlıyor.

Bu tutar İsrail ekonomisinin büyüklüğüyle karşılaştırıldığında tek başına toplam savaş maliyetlerini açıklamıyor; ancak önemi harcamanın türünden kaynaklanıyor. ABD’nin askeri mali yardımı ağırlıklı olarak ABD yapımı askeri teçhizat ve hizmet alımında kullanılıyor. Böylece ABD kaynaklarını İsrail rejiminin askeri talebine ve ABD silah sanayisinin gelirine bağlayan bir ilişki oluşuyor.

Bu bağımlılığın boyutu İsrail’in silah ithalatına bakıldığında daha net görülüyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) son verilerine göre ABD, 2021-2025 arasında İsrail rejiminin ana silah ithalatının yaklaşık %68’ini sağladı; Almanya %31 ile ikinci sırada yer aldı. Bağımlılık bazı kilit alanlarda daha da derin: Bu dönemde İsrail’in aktif muharip uçaklarının tamamı ABD’den tedarik edildi.

Tartışılan 2,8 milyar dolarlık paket de tam olarak bu çerçeveye oturuyor. Fox News’in haberine göre yeni teklif 20 bin MK-84 bombası, 20 bin BLU-117 bombası ve 20 bin I-2000 delici başlık içeriyor; maliyetinin büyük bölümü ABD’nin “Yabancı Askeri Finansman” kaynaklarından karşılanacak. Plan henüz kesinleşmedi ve silah satışı sürecinin yasal aşamalarından geçmesi gerekiyor.

Böylece İsrail savaş ve saldırganlık maliyetlerinin iç kısmını vergi ve borçlanmayla karşılasa bile silah ihtiyacının önemli bir bölümü başka bir kanaldan geliyor: ABD kamu bütçesine, Beyaz Saray kararlarına ve ABD askeri sanayisinin kapasitesine bağlı bir kanal. Bu mekanizma, ABD’nin İsrail rejiminin savaş suçlarının sürmesindeki rolünü yıllık askeri yardım rakamının çok ötesine taşıyor.

Genel olarak İsrail rejiminin savaşlarının finansmanı tek bir kaynağa dayanmıyor; iç gelirler, rejimin borçlanması, ihracat kapasitesi, dış askeri destekler ve ABD savunma sanayisiyle bağlantıdan oluşan bir bileşimden besleniyor. Ancak bu modelin sürmesi, daha fazla ekonomik kaynağın askeri harcamalara aktarılması, kamu bütçesi üzerindeki baskının artması ve dış desteğe bağımlılığın derinleşmesi anlamına geliyor. Bu süreç, İsrail rejimi için savaşın ekonomik ve siyasi maliyetlerini —özellikle seçimlere yakın bir dönemde— artırmış durumda.