Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Kraliyet, Deccaliyet Ve İsrailiyat!

Derin Gerçekler

Dün, Esoterik takvim başladı ve bugün konuyla ilgili uzunca bir makale yazarak konuyu noktalayacağım. Tabi gerçekler bu yazdıklarımdan ibaret değil. Bir yandan da Rusya seferberlik ilan etti, İran’da karışıklar sürerken Starlink’ler fiilen sürece müdahil oldular. Starlink ve Hacker saldırıları devam ediyor. İran’da bir siber savaş var sanki. Çin’de ise ordunun yönetime el koyduğu haberleri geliyor. Biz dün kaldığımız yerden devam edelim.

Dünyanın en büyük sihirlerinden biri, Amerikan dolarıdır. Sıradan bir kâğıda, olağanüstü bir değer addedilmiştir. Aslında Coğrafi keşiflerin başlamasıyla, Batılılar dünyanın dört bir yanında. Getirdikleri mallar, değerli madenlerle zenginleştiler. Getirdikleri el yazması kitaplarla bir uygarlık inşa ettiler ve buradan yola çıkarak sanat, edebiyat, teknoloji ve bilimde ilerleme sağladılar. Sınırsız toprağa, bedava emeğe sahiptiler. Bu arada işgal ettikleri ülkelerden ayrıca kehanetleri, büyüleri, sihirleri, cinlerle, şeytanlarla ilgili, yıldızlarla, bunların hesapları ile ilgili bilgileri topladılar. Asya, Afrika, Amerika, her yerden topladıkları bu gizli güçlerle ilgili bilgiler çerçevesinde gizli tarikatlar kurdular. Bağdat ve Mısır’dan elde ettikleri kadim bilgileri, efsaneleri, mitolojileri, gelecekle ilgili bilgilere ulaşma yöntemlerini; Ebced, cifir, remil hesaplarını Kaf dağı hikayeleri ile birleştirip büyük ölçüde Yunan’a patentlediler.

Modern Batı bu temeller üzerine yükseldi ve cihan hâkimiyeti yolunda bu bilgileri kullandı.

İngiltere Kralı 3. Charles gizli güçlerle buluşma ayinlerini, temel olarak Mısır ve Babil ezoterizmi üzerine kurdu. Mısır ve Babil aynı zamanda Yahudi tarihi açısından Kudüs’ün yanında iki önemli merkezdir. "Eşkenazlar" "Babil”, "Sefaradlar/İspanya Yahudileri" ise "Mısır” ezoterizmi ile ilişkilendirilir. Sefaradlar; Yusuf AS ve kardeşi Bünyamin RA soyundan olup, Süleyman AS’dan sonra "Yehuda devletini" kurarak güneyde kaldılar. Daha sonra Babil’den gelen Nebukadnezar tarafından yenilgiye uğratıldılar. Sefaradlar aynı zamanda daha önce Roma tarafından himaye edildilerse de daha sonra bozgunculuk yaptıkları için İspanyaya sürgün gönderildiler. "Eşkenazlar/Alman Yahudileri" Yusuf AS abilerinden gelen soydur. Samiriler de bunlardandır. Ermeniler arasında karışan Pakradunlar, Türklere karışan Hazaralar da Eşkanaz’dır. Bazı kaynaklara göre, Hitler ve Napolyon Sefaradlarla işbirliği yapıp, Eşkanazlara karşı katliamlar yapmışlardır. Sefaradlar politik olarak genelde Milliyetçi kanatta yer almışlardır. Bu arada bizim Sabataylar ve dönme tabir edilen gizli Yahudileri Sefaraddır. En güçlü Sefarad aile günümüzde Rockefeller ailesidir. FED (Dolar) bu aileden sorulur.

"Eşkenaz”lar 1700’lü yıllarda İngiltere’ye yerleşmeye başladılar ve burada "emperyal” politikaları desteklemenin yanında “sosyal devlet, demokrasi ve liberal düşünce akımlarını desteklediler". Rothschild ailesi bunlardandır. Bu aile finans ve borsa sektöründe 1 numaradır ve LIBOR’un arkasındaki güçtür. "Mısır lobisi" "Sefarad’dır". İspanya, Amerikan Yahudileri ve Rockefeller bu grupta yer alır. 2. "Babil lobisi" "Eşkenaz”dır, Alman, İngiliz ve Vatikan Yahudi lobisi bu grupta yer alır. Rothschild’de bunlardandır. Vatikan Tapınakçıları, İlluminati’ler Mısır grubunda yer alır. "Windsor" İngiliz Kraliyeti Babil grubunda yer alır. Burada kadim bir güç savaşı gizlidir. Bu savaş Mısır ve Babil’in savaşıdır. Daha doğrusu Firavun ile Nemrud’un savaşıdır. Niye iki büyük mason locası var? Şimdi son vuruş için güç birliğine gidiyorlar. “Tapınak şövalyeleri” kimlerdi, Hiram usta kim?

Kral 1753 yılında Mısır ve Babil esoterizmini birleştirerek tek güç olmak istedi. 1803’den başlayarak 1866 ya kadar 100.000’den fazla antik obje İngiltere’ye taşındı, yazılar okundu. 60 metreyi bulan Dikilitaşlar nasıl yontuluyor, nasıl dikiliyor, nasıl taşınıyordu? Asıl aranan; o gücün arkasındaki bilgi ve hem Kudüs’te hem de sürgün gittikleri Bağdat’ta Mabedin inşası ve diğer şifa özellikleri ile Cin ve Şeytanlar, gizemli güçler kullanılmıştı. Sebe Melikesi'nin tahtının getirilmesi, denizin yarılması, Hızır’la yolculuk, Süleyman Mabedi’nin inşasındaki gizli gücün kaynağı neydi? Aslında bu daha önceden de biliniyordu ve kontrol dışı kullanılıyordu. Endülüs’ten gelen bilgiler batıyı derinden etkiliyordu. Aslında Londra Şeytan ve Cinleri arıyordu. Kilise Lexorcisme ve Demonizm konusunda çalışıyordu ama Firavun ve Nemrud'un gücü saray için daha önemli ve öncelikli bir konu idi. Birçok dini tarikat, masonik örgüt bu süreçte bu maksatla gizli yapılar oluşturmaya başladılar.

Bu yeni döneme geçerken aslında Deccal kendini Mesih diye tanıtacak. Tek kutuplu dünyada Mısır ve Babil’in cinleri buluşacaklar. Aslında Şira ve Tarık, bu iki güçlü zalim devletlerinin büyü ve sihirlerinin adandığı yıldızlardı ve kehanetlerini herkes kendi yıldızına göre yapıyordu. Mısır'ın cinleri ve Şeytanları ile, Babilin cinleri ve Şeytanları iki ayrı topluluk. 3. Grup Kaf dağının cinleri (Yecüc-Mecüc/Gog-Magog) ki, o doğrudan Deccal'in kendi ordusunu temsil ediyor. Bu arada, Yunan mitolojisi dedikleri mitolojinin ana kaynağı Kaf dağı/Kafkas mitolojisidir. İngiliz imparatorluğu erken zamanda bu ezoterizmin farkına vardı ve üzerinde güneş batmayan imparatorluk, bu 3 kaynağı Yunan üzerinde toplamaya çalıştı. Ancak bunda başarılı olamadı. Bugün bir kez daha denenen budur, bu senaryoya göre.

İngiliz Krallığı Firavunların ve Nemrud’un gizemli gücünün varisi olmak istiyor. Bu senaryoda “Yeni Babil”, dünyanın sıfır noktası olarak İstanbul olması kehaneti de var. Bizdeki Dikilitaşı bu kehanetle ilişkilendirenler de var.

Charles Winsdor, ailesini temsilen Babillidir. Galler prensi olarak, Mısır'lı. Bu iki kanadı birleştiriyor, ancak bu bir birleştirmeden çok çift cinsiyet söz konusu. İddia o ki saltanatı kısa sürecek. 3 yıldan önce yerini kendinden sonra gelen bir “kahin”e bırakacak.

Bu Babil büyücüleri, bu dönemde, İran üzerinden Hint ve Çin’e, Rusya’ya uzanırken, Hazaralar üzerinden, Türk dünyası ve Ukrayna’ya müdahale edecekler.

Babilliler dünyada Şangay müttefikleri, diğer taraftan Babil ekolü Hazaralar ve Pakradunlar Ukrayna, Kırım, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan bölgesinde hâkimiyet kurmak için kolları sıvayacaklar. Mesih görünümlü Deccal, herkese Barış ve Hürriyet vadedecek, Adil bir yönetim görüntüsü verecek. Katolikliğin kurucusu Tarsuslu Yahudi, Roma polisi Saul’ün yaptığı gibi, herkesin inancını ve fikrini, kendi mesajları ile telif edecek.

03/04/2021’de Mısır’da muhteşem bir törenle Firavunlar dönemine ait 22 Mumya ziyarete açıldı. İngiltere’nin sponsorluğundaki Tahrir meydanındaki tören aslında aynı zamanda Judeo-Grek ve Mısırın ezoterik mirasının yeni sahiplerine devir töreni gibi bir anlam taşıyordu. L’esorcistler ve Demonistler, bu mumyalar, onların lahidleri inanca göre, lahidlerdeki koruyucu cinler ve onların efsunları, büyüleri, yeni sahipleri ile buluşuyordu ve bundan sonra güç yeni sahiplerinin eline geçmiş olacaktı. Kraliyet ailesi özelikle en büyük firavunların kudretlerinin sırrını elde etmek için onların mumyaları ve lahidlerindeki esoterik objeler ve onların kemikleri ile kendileri için eskiden beri büyülü ayinler yapıyorlardı. İngiliz Kraliyet Ailesi ile Mısır Firavunları arasında bağ aslında 1. Dünya Savaşında bitirildi. Kalan krallıklar ise İngiltere ile ilişkilendirildi.

Lahitler ve içindeki mumyalarla birlikte, uyuyan cinlerden, büyü ve tılsımlardan söz edilir. Lahitler onun için mühürlüdür, büyü ve tılsımlarla açılır ve kapatılır. İçindeki maddi ve ezoterik varlıklar uyandırılarak onlarla yeni bir kontrat yapılır.

3 Şubat 2020’de son Ramses dönemine ait tılsımlı üzerinde ezoterik sembollerin bulunduğu 2 dikilitaşın Tahrir meydanında dikilmesi, 2020 de başlayan, Şira ve Tarık yıldızları ile ilgili yeni kozmik bir döngünün işareti sayılıyor. Hatta CoronaVirüs’ün Türkçe'deki Taç virüsü ile ilişkilendirilmesi ve Taç ifadesinin İngiltere’yi işaret ettiğine dair de yorumlar var.

Büyü, kehanet ve güç sarmalı içinde bir yazı okudunuz.

Dolar aslında büyülü bir kâğıt parçası, Türkiye’deki birçok laik Fransız ekollü okullar aslında Fransa’daki Hristiyan tarikatlarının okulları. Sadece kâğıt büyülü değil, insanları da büyülemişler. Sahi, 11 Eylül’de uçağın metalini eriten ısı nasıl oldu da pilot kabinindeki teröristin pasaportu sapasağlam bulundu. Sahi ABD Aya gitti mi? Bir millet nasıl böylesine kendi inanç, dil, tarih ve geleneğine yabancılaştırıldı? Dünyanın en muhteşem coğrafyasında neden bu kadar çok cahil, fakir, ahlaksız insan dolaşır sokaklarımızda.

İstanbul’da Halife nerede oturuyordu ya da Misak-ı Milli’yi kabul eden Meclis-i Mebusan binası neredeydi. Taksim anıtı nasıl büyülü bir anıt öyle. Ya da Kars İslam Cumhuriyeti nasıl unutturuldu. Yoksa hafızamızı mı kaybettik. Ya da cehaletin bu kadarı ancak eğimimle mi mümkün. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 132 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar