KKTC'de Allah Demek Suç

KKTC'de Allah Demek Suç

KKTC'de Allah Demek Suç


28 Şubat "yavru vatanda" devam ediyor.

Çocuklara camide dini bilgiler verdiği için “izinsiz Kur’an Kursu açma” suçlamasıyla karşılaşan Alayköy Camii müezzini Nuh Soykan hakkında dâvâ açılmasının ardından, “din görevlilerinin camilerde isteğe bağlı olarak din eğitimi vermelerini” öngören bir genelge yayınladığı gerekçesiyle Din İşleri eski Başkanı Ahmet Yönlüer hakkında da “toplumu suça teşvik etmek”ten dâvâ açıldığı ortaya çıktı. Konuyla ilgili Vakit’e konuşan Din İşleri eski Başkanı Ahmet Yönlüer, Soykan’dan başka cami imamları ve kendisi hakkında da dava açıldığını doğrulayarak, “Din adamı olarak camilerde çocuklarımıza bir Fatiha dahi öğretmeyeceksem, böyle bir görevde bulunmamın anlamı olmadığını düşündüğüm için istifa ettim." dedi.
Gazetemizin 15 Ocak 2008 tarihli nüshasında; Camide çocuklara dini bilgiler verdiği için, Alayköy Camii Müezzini Nuh Soykan hakkında dâvâ açıldığını duyurmuştuk. (Yandaki küpür) Soykan’ın, hakkında açılan dâvâya karşı Din İşleri'nin genelgesini göstermesi üzerine; Din İşleri eski Başkanı Ahmet Yönlüer hakkında da dâvâ açıldı.
Geçtiğimiz hafta, çocuklara camide dini bilgiler verdiği için “izinsiz Kur’an Kursu açma” suçlamasıyla karşılaşan Alayköy Camii müezzini Nuh Soykan hakkında dava açıldığını duyurmuştuk. Soykan’ın, hakkında açılan davaya karşı Din İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı genelgeyi göstermesi üzerine, genelgenin sahibi Din İşleri eski Başkanı Ahmet Yönlüer hakkında da “toplumu suça teşvik etme” suçlamasıyla dâvâ açıldığı ortaya çıktı. Konuyla ilgili Vakit’e konuşan Din İşleri eski Başkanı Ahmet Yönlüer, Soykan’dan başka cami imamları ve kendisi hakkında da dâvâ açıldığını ve bu nedenle 5 ay önce istifa ettiğini bildirdi.
BENZER DÂVÂ PAPAZA AÇILSA DÜNYA AYAĞA KALKAR
Yönlüer, Din İşleri Başkanlığı görevini yürütürken 11 Ağustos 2007 tarihinde, “Din görevlilerinin camilerde isteğe bağlı olarak din eğitimi vermelerini” öngören bir genelge yayınladığını ancak genelgeden sonra baskılara maruz kaldığını dile getirdi. Yönlüer, “İşte ben bunun için görevimden istifa ettim. Bu benim tercihim değildi, mecbur kaldım. Din adamı olarak camilerde çocuklarımıza bir Fatiha dahi öğretmeyeceksem, böyle bir görevde bulunmamın anlamı olmadığını düşündüğüm için istifa ettim. Allah yolunda bizi hapis ile cezalandıracaklarsa varsın cezalandırsınlar. Böyle bir dava bir papaza açılsaydı dünya ayağa kalkardı” diye konuştu.
BASKILAR RUMLARA YARIYOR
KKTC’de din görevlilerinden sadece Rumlara karşı sembolik olarak camileri açık tutmaları istendiğini dile getiren Yönlüer, “Bir din adamının görevi sadece camiyi beklemek değil, insanlara dinini, ahlak ve maneviyatını öğretmektir. KKTC’deki maneviyat boşluğu ciddi sosyal problemlere sebep olmaktadır ve bilinmelidir ki bu yasak ve kısıtlamalar Rumlara yaramaktadır. Türk kamuoyu KKTC’de olanları bilmiyor. Maalesef KKTC’de din eğitimine yeterince ilgi gösterilmiyor. Çocuklarımız dinden yoksun büyüyor. Yozlaşmaya açık bir bir nesil söz konusu” dedi.
SUÇUMUZ YOZLAŞMAYA KARŞI ÇIKMAK
Toplumdaki yozlaşma karşısında, dini ve toplumsal bir sorumluluk duygusuyla KKTC’deki en üst dini otorite olarak çocukların ailelerinin de onayıyla dini bilgi alabilmeleri için genelgeyi yayınladığını dile getiren Yönlüer, “Ancak bu genelge havada kaldı. Çünkü din görevlilerine büyük bir baskı söz konusu. İşte, uygulayan cesur din görevlilerimiz hakkında da dava açıldı. Bizler insanları suça teşvik ediyormuşuz. Açılan davanın gerekçesi bu. Rum olsa ancak bunu yapabilirdi” diye konuştu.

vakit