Kazanan kim, kaybeden kim... Millet ne demek istedi?

Hemen herkes; “kim kazandı, kim kaybetti?” sorusuna cevap arıyor... Açık ve net söyleyeyim; kazanan Tayyip Erdoğan’dır... 

Dikkat edin; “AK Parti” değil,

“Tayyip Erdoğan” diyorum...

“İstisna”lar hariç, hiçbir Belediye Başkanı; “Kendi projelerimle, kendi vaatlerimle ve kendi gayretlerimle kazandım” diye düşünmesin... “Birçokları” böyle konuşmayı hakedebilir ama çok iyi biliyorum ki; “bazı adaylara” kalsaydı, o il veya ilçede “kaybedebilir”di!.. 

Ama, Tayyip Erdoğan’ın; “sağlığını riske atan” gayretleri, “kaybetme ihtimali yüksek” yerlerde bile “seçimin kazanılmasını” sağladı!..

Demek istiyorum ki;

Bunun kıymetini bilsinler, “burunları havalarda” dolaşmayı bırakıp, “halkın içinde” olsunlar, “halkın dertleriyle” ilgilensinler... “Bakın, tepkilere rağmen kazandım” diye havalara girmesinler!.. Tekrar ediyorum, “istisna”lar hariç, ama bazı başkanlar çok iyi bilsinler ki, yeniden kazanmış olmaları, “kendi becerileri” yüzünden değil, “Milletin Erdoğan etrafında kenetlenmesi” dolayısıyladır.

Sözüm, sadece “belediye başkanları”na değil, “AK Parti kurmayları” ile “bazı bakanlar” ve “bazı milletvekilleri” için de aynı şeyler geçerlidir!..

Seçim sonuçları belli olduktan sonra “kamera”lar karşısına geçip açıklama yapan kurmaylar, o “görüntü”leri televizyonlardan isteyip, tekrar izlesinler ve “arkalarında duran adamların suratlarına” bir baksınlar!..

Göreceklerdir ki;

Arkalarında duran adamlar “kazanılan zafer”den dolayı hiç de “sevinçli” değildiler... Sanki “cenaze namazında saf tutmuş gibi üzgün”düler!.. Suratları, “sirke” satıyordu, “kapkara”ydı ve adeta şöyle bağırıyordu: “Ben, badem bıyıklı bir Neo-Con’um!.. Ben, Pensilvanya’nın emrindeyim!”

“Kurmay”lar, “bakan”lar, “milletvekilleri” ve “belediye başkanları”, etraflarındaki adamları bir defa daha gözden geçirsinler, ve “ilk temizliği” onlar yapsınlar!..

Yoksa, bünyede bu “mikrop”lar varken, vücudun “zinde” durması mümkün olamaz!..

Ne demek istediğimi,

Anlayan anlamşıtır herhalde...

CEMAAT, SAFİ GÜRÜLTÜ!

“Kazanan”lardan ve “kaybeden”lerden söz ettik, o halde devam edelim...

Biraz önce dediğim gibi;

“Seçimin tek kazananı Tayyip Erdoğan ve onun etrafında kenetlenen millettir ve ümmettir.”

“Kaybeden”ler ise o kadar çok ki, hangi birini sayacaksın?..

“Kaybeden”lerin başında “Fetullah Gülen ve Cemaat” geliyor... 

Onca “hakaret”e, onca “operasyon”a, onca “kaset”e, onca “işbirliği”ne, onca “ittifak”a rağmen, “Fetullah Gülen’in hiçbir ağırlığının olmadığı” görülmüştür!..

Bunca “bağırma”ya bakıp, “bunun altından birşey çıkacak” diye düşünüyordum...

Çıka çıka;

Bir “yumurta” çıktı!..

Alt tarafı “yumurta” için bunca  bağırmaya, “yedi düvele duyurmaya” ne gerek vardı?..

Anladım ki;

Bunlarda “ses” var,

Ama “görüntü” yok!..

“Gök gürültüsü” gibi ses çıkarıyorlar ama, “yağmurun damlması” yok!..

Gördünüz değil mi;

“İstanbul ve Ankara’yı kesin alacağız” deyip, Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere Mustafa Sarıgül ve Mansur Yavaş’ı kandırdılar ama, kurdukları “kirli ittifak”a rağmen bir varlık gösteremediler!..

Bana kalırsa;

Fetullah Gülen, bir an önce “tevbe-istiğfar” etmeli, milletten de “özür” dilemelidir... Zira, “beddua”ları da bir işe yaramadı, “siyaset mühendisliği” de!..

Bu seçimin bir  kaybedeni de; “televizyon”ları, “gazete”leri ve “korsan bültenleri” ile “Fetullah Gülen medyası” olmuştur...

O kadar çok “çalıştı”lar, canlarını dişlerine takarak o kadar çok gayret gösterdiler ki; eğer CHP ve MHP bu kadar çalışsaydı, herhalde durum farklı olurdu!..

GÖKÇEK VE SARIGÜL!

Gördünüz değil mi; Cemaat televizyonları ve CHA, dün sabah, saat 04.30’a kadar, Ankara’da “Mansur Yavaş’ı, Melih Gökçek’in önünde gösterebilmek” için, adeta bir yerlerini yırttılar!.. Sabaha kadar Mansur Yavaş’a mikrofon uzatıp, “Ben kazandım” dedirttiler!..

Umarım, Melih Gökçek, bundan bir “ders” çıkarmıştır... Seçimler öncesinde “Cemaat televizyonlarına reklâm yağdırıyor”du... “Besle kargayı, oysun gözünü” sözünün ne demek olduğunu herhalde görmüştür!..

Haa, Melih Gökçek;

“CHP+MHP+Cemaat ittifakına rağmen” kazandı ve oylarını arttırdı ama, “Cemaat’ten bir hayır gelmeyeceğini” anlamadılar artık!..

İstanbul’da ise, “Sarıgül’ün kaybettiğini” düşünmüyorum... Çünkü, “Morgül” haline gelen Sarıgül’ün hedefi, “Kadir Topbaş’a rağmen kazanmak” değildi... “Kaybedeceğini” bile bile aday oldu... Onun hedefi; “Kılıçdaroğlu’ndan 1 puan fazla” oy almak ve böylece “CHP Genel Başkanlığı’na oturmak”tı... Kabul edelim ki, bunda başarılı oldu... “Kılıçdaroğlu’ndan 3-4 puan fazla” aldı ki, CHP Genel Başkanlığı’nı fazlasıyla haketti!..

Kaldı ki, “CHP geleneği” de bozulmamalı ve Sarıgül’e, hakettiği koltuk verilmelidir... Öyle ya; “CHP Geleneği”nde, “Kadir Topbaş’ın karşısında kaybedenlerin, CHP Genel Başkanı olması” gibi bir kural vardır!.. Topbaş karşısında kaybeden Kılıçdaroğlu nasıl “CHP Genel Başkanı” olduysa, şimdi de, sıra Sarıgül’dedir!..

Ne kadar “tıngır teneke”, ne kadar “boş”, ne kadar “fos” ve ne kadar “kof” olduğu ortaya çıkmış olsa da, Mustafa Sarıgül, Kılıçdaroğlu’nun yerine genel başkan olmalıdır...

Zaten, Kılıçdaroğlu da, “istifa” edip, yerini Sarıgül’e bırakmaya mecburdur... Zira, “Kılıçdaroğlu’nu oraya getiren irade, böyle istemekte”dir!.. Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu için, yakın bir zamanda “süslü kaydırma” yapılabilir!.. “Vaiz lobisi” ile “faiz lobisi”nin, şu günlerde, bunun “zamanlaması” üzerinde çalıştıklarını düşünüyorum...

Seçim sonuçları üzerinde, SP ve BBP de ciddi ciddi düşünmelidir... Mustafa Kamalak ve Mustafa Destici, hemen her gün çıkarıldıkları “Cemaat ekranları”ndan partilerine oy geleceğini ummakla hata etmişlerdir... Umarım, “Gülen ve Cemaati’nin millet nezdinde hiçbir itibarlarının olmadığını” görmüşlerdir...

DİĞER KAYBEDENLER!

Dedik ya, “seçimin kaybedeni” çok...

“Fetullah Gülen ve Cemaati” ile “ittifak” yapan herkes kaybetti... 

CHP kaybetti, MHP kaybetti, SP ve BBP lkaybetti... Hepsi de gördü ki, Cemaat “hava-civa”dır!..

Cemaat’e bel bağlayan Twetter ve Facebook” gibi “Sosyal Medya kullanıcıları” da kaybetmiştir!..

“2 milyon takipçisi” olduğu için “seçimi garanti kazanacaklarını” söyleyen “ebleh”ler, öyle bir “şamar” yediler ki, bundan böyle “millet”i tanımaya çalışsalar iyi ederler!..

“Millete tepeden bakan” ve “iradesini yönlendirmeye” çalışan Hasan Cemal’ler, Cengiz Çandar’lar, Mehmet Baransu’lar, Emre Uslu’lar ve Önder Aytaç ile “Cemaat’in tetikçi yazar ve twetter militanları”nı da, “seçimin mağlupları” arasında saymadan geçmek olmaz!..

Tabiî; kapı kapı dolaşıp “CHP için” oy isteyen, “okul”larda, “yurt”larda ve “ev”lerde “beddua seansları” düzenleyen Cemaat’in “Abi”lerini ve “Abla”larını anmadan geçemeyiz!..

Yazacak çok şey var...

Meselâ, beni en çok üzen ve hemen herkese hayal kırıklığı  yaşatan Van var, “CHP’nin AK Parti’den alabildiği tek ilçe” olan Beylikdüzü var... Hasılı kelâm, bu pilav çok su kaldırır... Diğer değerlendirmeleri de yarına bırakalım...

Sonuç itibariyle;

“Kaset”lere, “tape”lere, “montaj”lara, “dublaj” ve “şantaj”lara rağmen, kazanan “Yeni Türkiye” olmuş, “Vaiz Lobisi” ve “Faiz Lobisi” kaybetmiştir!..

Başbakan Tayyip Erdoğan, referandum havasında geçenseçimde, kendisine verilen “güvenoyu”nun gereğini yapıp, “darbecilerin inlerine girmeye” derhal başlamalıdır!..

“Milletin mesajı” budur!..

 ******************************************************************************

Seçimde CHP ve MHP’nin ittifak yaptığının resmidir!

Hani, CHP olsun, MHP olsun, “ittifak” iddialarını reddediyorladı ya; sormak istiyorum; 

İstanbul’da “yüzde 4.1 oy” alıp, “yüzde 4.7 oy” alan “Sırrı Süreyya Önder’in gerisinde” kalmak, yakıştı mı MHP’ye?.. İstanbul’daki MHP oyları Sarıgül’e gitmediyse, kime gitti?..

Gelelim Beylikdüzü’ne... 

Beylikdüzü, “Türkiye’de, AK Parti’nin elinde olup da, CHP’ye geçen tek ilçe”dir... Peki, nasıl oldu bu?.. Beylikdüzü’nde, “MHP’nin yüzde 23.9 oyu var”dı... Son seçimde ise, bu oran “yüzde 4.7’ye” düştü!.. Sormak lâzım, “yüzde 20” oranındaki oy kime gitti?..

Elbette “CHP’ye” gitti.. Çünkü, önceki seçimde CHP’nin Beylikdüzü’ndeki oyu, “yüzde 30” civarındaydı... Ama, CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, MHP’nin “yüzde 20” oyunu da alıp, oy oranını “yüzde 30”dan, “yüzde 50.8”e çıkardı ve kazandı... AK Parti adayı Yusuf Uzun ise, “yüzde 39.5” olan “eski oyunu muhafaza ettiği halde” kaybetti... Demek oluyor ki, “kaybeden” AK Parti değil, “kazanan” CHP-MHP ittifakıdır!..

Bana, hiç kimse “ittifak yok” demesin... 

İşte Beylikdüzü ve Sarıyer orada!.. Fetullah Gülen ise; “Geçmişte elini öptüğü İsmet İnönü’nün partisi”ne çok iyi bir kıyak yapmıştır ki, bu “kir”i nasıl temizler, bilemem!..

yeniakit

Bu yazı toplam 390 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar