Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Kaybolan ruh nasıl kazanılacak?

31 Mart’ın üzerinden 40 gün geçti. 31 Mart sonuçları, Erdoğan’ın Ak Parti genel başkanı hüviyetiyle yaptığı balkon konuşmasında “Yenilgi” olarak tanımlanmıştı. 22 yıl sonra “ikinci parti” idi yönettiği parti.

14-28 Mayıs seçimlerinde elde ettiği başarıdan sadece 10 ay sonra “yenilgi”yi yaşıyor. Sonucu “Yenilgi” diye tanımlamaktan kaçınmadı, muhtemel ki bu sonucu görüyor ve bekliyordu.

Seçimden hemen sonra yapılan parti MYK’sında yaptığı “ külli özeleştiri” çağrısında “Ortada sadece bir seçim kaybı değil kan ve ruh kaybı bulunduğu”nu ifade etmesi de, partide bir “aşınma süreci yaşandığı”nı görüyor olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu sütunda Erdoğan’ın “Kan ve ruh kaybı” tespitine dair ilk yazım, bu başlıkla, 4 Nisan’da, yani seçimden dört gün sonra çıktı. Orada “Ruh kaybı”na daha önce yapılan “Metal – mental yongunluk” tespitlerine ilaveten “İman yorgunluğu” tanımını koyanların bulunduğunu da belirtmiştim.

Kan kaybı” ifadesi, Erdoğan’ın kan üzerinden bir değerlendirme yapmayacağı noktasından bakarsak, muhtemel ki, “oy kaybı”na, “toplumsal zemin kaybı”na işaret etmekteydi.

Fakat “Ruh kaybı” daha “Erdoğan’ca” bir anlam yüküne işaret etmekteydi. Partinin bir ruhu vardı, misyon o ruhla alakalıydı, o ruh partiyi cazibe merkezi yapmaktaydı vs….

Erdoğan böyle düşünüyor olmalıydı ve 31 Mart yenilgisi, işte bu ruhun kaybolduğu kanaatine götürüyordu onu.

Ben, benim gibi bakan pek çok insan, evet Ak Parti’nin “Fabrika ayarları” denen olguda, böyle hassasiyetleri olduğuna inandığımız için, hep, “Heeey, nereye gidiyorsunuz?” gibi bir sorgulama dili geliştirdik. Kimi zaman bu yaklaşımımız “Partiye fazla misyon yüklemek” gibi görüldü. “İktidar bozar” yaklaşımından yola çıkılarak, başlangıçta belli duyarlılıklar olsa bile, “Güç”ün insanı en temel kriterlerin uzağına düşürebileceği söylendi. Bu görüşe göre bundan Tayyip Erdoğan da müstesna değildi. Hatta gelinen noktanın merkezinde o bulunmaktaydı.

Son “kan ve ruh kaybı” tespitini Erdoğan’ın bizzat kendisi yapıyor. Özeleştiri kapsamına kendisini de alıyor olsa bile, “kan ve ruh kaybı”nın en azından kendi dünyası dışında vuku bulduğu kanaatinde olmalıdır. Böyle zamanlarda insan kendinden başlayabilir mi veya “Lider”e kendinden başlamak gibi bir durum yaşatılır mı?

Bunu “muhalif” diye tanımlanmayı göze alanlar yapabilir. “Muhalif” diye tanımlandığınızda, yakınlarda iseniz mesafe konmaya başlanır, ardından uzaklaştırılırsınız, uzakta iseniz düşman muamelesine tabi tutulursunuz.

Oysa, belki de “Dostça” uyarılardır söz konusu olan… Onları dinleseniz, daha sorun küçükken çözme imkânını bulacaksınız. Yanlışlar birikmeyecek, “Etraf” yanlış adamlarla çevrilmeyecek, “Yenilgi” yaşanmadan süreci kontrol edeceksiniz.

Ak Parti’nin misyonunu önemseyen bir Meclis’te, ”Ahmet Bey’in ya da Karar yazarlarının uyarıları dinlenseydi bu noktaya gelinmezdi” gibi değerlendirmeler yapıldığı ulaştı bana.

Şimdi “Kan ve ruh kaybı” üzerine yazan arkadaşlar var. Ak Parti bünyesinde de fiilen görev yapmış arkadaşlar bunlar… Neden görmediler “kan ve ruh kaybı”nı dünlerde? Gördüler ise neden uyarmadılar? “Yanlış gidiyoruz, bunun sonu iyi değil” demediler, neden?

Açık konuşalım, bunu yapmadılar çünkü, yaptıkları zaman dışlanacaklarından, muhalif diye damgalanacaklarından, kendilerine mesafe konulacağından, birilerinin uyarıları “Lider” nezdinde gıybet etmek için kullanacağından, Lider’in “Bunları senden başka kimse neden görmüyor?” itirazı ile kendilerini dinlemekten kaçınacağından…. Ve benzeri birçok şeyden endişe ettiler.

Sahi “Ruh kaybı” nasıl bir şey? Mesela şu andaki Ak Parti kadroları içinde Lider’in bu tespitini anlayan, bu tespite katılan ve “kaybolan ruhun yeniden kazanılması için” çaba gösterecek olan yüzde kaç insan vardır?

Cumhurbaşkanı’nın Beştepe’de danışmanları var. Onlar orada görevlendirilirken “Ruh” durumları dikkate alınmış mıdır?

Cumhurbaşkanı’nın, Ak Parti lideri olarak milletvekili olmalarına onay verdiği insanların “vak’a”larına tanık olunuyor epeyce bir süredir. Bunları medya bile teşhir etmiyor, kendi kendilerini teşhir ediyorlar… Onlarda hangi “ruh” dokusu aranmıştır listelere konulurken?

Erdoğan, şu anda arıyor. Muhtemel ki asıl arayışı “ruh kaybı” yaşanan alanlardadır ve ruh kaybı yaşayan insanlara yöneliktir. “İhanet”ten bile söz ediyor bu arayış mecrasında…

Gerçekten çok çetin bir meseleyi çözmeye çalışıyor. Ak Parti’yi kurarken bu kadar zorlandığını tahmin etmem. “Yola çıkarken” bildiklerinizle çıktınız belli ki… Sorun “Yolda buluşulanlar”la ilgili daha çok… Şimdilerde o kadar hatlar karıştı ki, gel de bul, kimde hangi ruh var ve parti o ruh ile kendisini yenilesin?

Bu yazı toplam 161 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar