Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

İstikbal Denizlerde mi, Göklerde mi, nerede?

Osmanlı donanma mecmuasının serlevhası “İstikbal Denizlerdedir” yazıyordu., Mustafa Kemal Wright kardeşlerin ilk uçuşlarının ardından yaptıkları konuşmadan esinlenerek “İstikbal göklerdedir” dedi. 12 Aralık 1928’de ABD savaş bakanlığı’nın desteğinde Uluslararası sivil havacılık konferansı düzenlendi.

Bugün istikbal Uzayda da değil. Gök, artık Starlinklerle dolduruldu. RF ve Lazer silahları ile hedeflerini hep takip ediyor, hem de vurabiliyorlardı. Yerden, havadan, denizden fırlatılan füzelerde aslında siber donanıma sahiptiler. Artık kara savaşı, deniz savaşı, hava savaşı değil, bir siber savaştan söz ediyoruz. Komuta merkezinde kararları insanlar değil, Palantir adını verdikleri yapay zekâ karar veriyor. Her yerde gözleri, kulakları var, Humanoid, Avatar ve Bio Hackerlerden oluşan askerleri var.

O pahalı dev uçak gemileri aslında artık kolay ve açık bir hedef. Uçaklar da pahalı, Akıllı, otonom füzelere koordinatı veriyorsunuz, ya da hedefi tanımlıyorsunuz, o icabında alçak irtifa uyduları üzerinden hava, kara ve denizdeki hedefi tanımlayıp imha edebiliyor. Dronlarla çelik kubbeyi kilitleyebiliyorsunuz bu arada, Nano gümüş ya da nano ölçekli metalleri havaya püskürterek Patroitleri, ya da çelik kubbeleri başlarına çökertmek mümkün. Dev Denizaltıları, daha küçük ölçekli akıllı, otonom, insansız deniz araçları ile vurabilirsiniz.

İran’a ABD saldırıları gösterdi ki o dev askeri üsler, uçak filoları, limanlardaki gemiler çok kolay hedefler. Füzelerle hava, kara, denizlerdeki hedefleri vurmak çok kolay.

Siber savaşta buna da gerek yok. Cep telefonları, akıllı evlerdeki kombiler, akıllı otomobiller hepsi patlamaya hazır bir bombaya dönüştürülebileceği gibi, o güvenlik kameraları, trafik kameraları, Wifiler, röleler hepsi bir ajan olarak askeri bir gaye için kullanılabilir.

Siber savaşta, mesela bir ülkedeki mekân tanımı ya da kişilerin profillerini ya da adreslerini verirseniz onları ortadan kaldırmak çok basit, sıradan bir iş. İsterseniz, mesela şu yaşta, şu cinsiyette, şu gelir düzeyinde, şu din, mezhep, tarikat, etnik kimlikteki, ideolojik ya da politik kişi ya da toplulukları, gerektiğinde coğrafi konumlarına göre hedef gösterebilirsiniz. Evler, sanayi tesisleri, kişiler, otomobiller çok kolay hedefler. Bio Hackerler çok uzak yerlerden, aynı anda dünyanın birçok yerinde benzer operasyonlar yapabilirler.

Kara operasyonları siber ordular şimdi şehir hayatında düzenleyici rollerle test ediliyor. Gelecekte birçok meslek erbabına gerek kalmayacağı gibi asker ve istihbarat elemanına da gerek duyulmayacak. Zaten kafanıza bir de çip taktıklarında bir ülkenin bütün insanlarını siber kölelere dönüştürebilirsiniz. Ve artık onları hayatını sonlandırmak bilgisayarlardaki sanal savaş oyunlarında olduğu gibi TEK TIK ile mümkün olacak.

Aya gittik, uzaktan gelecekler dedikleri hikayeler birer hayal ürünü. Ama Starlinkler, hatta dron kolonileri ile insanlara gaip ’den gelen sesler duyurmak, artırılmış sanal gerçeklik yöntemleri ile gökten Mesih’i indirmek de mümkün olabilecek.

Savaş sadece insanlara karşı değil, bitkileri, hayvanları da hedef almak ya da ekinleri yakıp, yağmalayıp, hayvanları öldürmek de mümkün. Mesela 5G üzerinden Frekans bombaları ile bulutları sağabilirsiniz, ya da çekirgeleri yönlendirebilirsiniz. Oksijen atomlarının frekansını değiştirerek belli bir bölgede yaşayan insanlar, hayvanları öldürüp oksijene ihtiyaç duyan ekinleri ve ağaçları kurutabilirsiniz.

Savaşın şekli, ahlakı, hukuku, teknolojisi her şey değişecek. Zaten UCM, BM Güvenlik konseyi, hatta NATO bile eski NATO değil artık.

Bugün hemen hemen her ülke Siber donanımları, düşmanlarına karşı rakiplerine karşı savunma ve onların planlarını bozmak için kullanıyor da peki yarın Şeytani bir akla sahip sapkın insanlar iktidara gelir, bu gücü ele geçirirse ne olacak?

Ya da yapay zekaya sahip İnsanımsı robotlar, bu gücü kendi sahiplerine, diğer insanlara karşı kontrol dışı bir şekilde kullanmaya kalkarlarsa ne olacak? Bunun sebep olacağı bir yıkım, nükleer silahların yıkım gücünden daha büyük olabilir. Bunu kontrol edecek bir mekanizma var mı? Teknolojinin sunduğu birtakım imkanlardan söz ediyoruz da artık Hackerlerin, Bio Hackerlerin köşe başlarını tuttuğu bu dünyada kötü kullanıma karşı ne tedbirimiz var?

Sahi, Siber savaşa ne kadar hazırız. İran-ABD savaşı son konvansiyonel savaş olabilir. Bu konvansiyonel, hantal, eski tip silahların tasfiyesi, tüketilmesi, hedef ülkelerin altyapılarının çökertilmesi için bir araç olabilir ama, sonrasında görünmeyen ordular ve silahlar, ses hızını aşan değil, ışık hızı ile hedeflerini vuran silahlarla belki havada ve yerde sarsıntılar oluşturmak ya da oluşan riskleri tetiklemek mümkün olabilecek.

İstikbal Göklerde ve denizlerde değil, Adalet, barış ve özgürlüktedir. İnsanların birbirine İlahlık ve Rablik taslamadığı bir dünyada için, akleden dürüst/ahlaklı, bilgili/tefekkür ve sorumluluk sahibi, cesur akıl ve hikmet sahibi insanları öne çıkartılması ile mümkündür. Merhameti gazabından, sevgisi nefretinden büyük insanları öne çıkartmalıyız, zalim, müstekbir, şöhret budalası, haramzade birilerini değil. Bu olmadan farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşamamız mümkün değil. Münkir, Münafık, Mütrefin insanlar bugün İsrail ve ABD’de ve daha dünyanın birçok yerinde gördüğümüz Şeytanlaşmış “belhum adal”lerden uzak durmalıyız. Bunların elinde silah ve para insanlığa yöneltilmiş bir tehdittir.

Bunların gözleri var görmez olmuş, kulakları var duymaz olsun, kalpleri var hissetmez olmuş. İstanbul sözleşmesini de böyle imzaladılar, COVID-19 / mRNA’yı da. Bugün aynı inatla Chemtrails ve 5G’yi imzalıyorlar, iklim yalanının peşinden koşuyorlar.

5G kararı ile insanı NESNE olarak tanımlayan “Nesneler arası İletişim”e, Trans Hümanizme, Cinsiyetsizleştirilmiş bir topluma daha yakınız. Hele 5G ve Starlink entegrasyonundan sonra bir de NeuraLink devreye sokulunda insanlar artık biyonik robota dönüştürülmüş olacak.

Göz göre göre cehennemi bir karanlığa doğru sürükleniyoruz. Ve bugün kendilerini ıslah ediciler olarak gösteren bozguncuların şerrinden Allaha sığınmak tek çare. Epstein’i, WEF’i, Zamane Karun’u Block Rock’u hatırlayın. Mescid-i Aksa’yı, Gazze’yi, Lübnan’ı, İran’ı hatırlayın. Bu fitneleri başımıza bela edenlerle diğer fitneleri başımıza bela edenler aynı Şeytanın çocukları ve onların yerli ve yabancı dostları.

Sonuçta, şairin dediği gibi, “Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek, siz hayat süren leşler, sizi kim diriltecek!” Ahir zaman fitnesine sebep olanlar öbür dünyada diriltildiklerinde asıl kazananlar ve kaybedenler o gün orada belli olacak!

Ya Rab! Güç ve kuvvet sahibi olan sensin. Mülk sana ait. Hüküm senindir!

Selam ve dua ile.


15.06.2021


03.07.2010

Broadbandits: Ülkelerin İstihbarat Örgütlerinin ve Dolandırıcıların Artan Siber Tehdidi

Siber Savaş: İnternetten Gelen Tehdit

Bu yazı toplam 75 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar