İsmail Heniyye İle Özel
Filistin Başbakanı ile Çeyrek Asır Yaşadıklarına dair Röportaj...
-Üniversitede öğrenci birliği başkanıydım!
-Üniversiteden mezun olduktan sonra ilk işim Şeyh Ahmed Yasin bürosu müdürlüğüydü
-Bu nedenle 82 olayları El Mesacid (camiler) ayaklanması diye adlandırıldı
-Hamas'ın Irak'ın nükleer tesislerinin vurulmasına karşı tepkisi
-Hamas'ın askeri eylemleri ve Güvenlik Sisteminin ilk kuruluşu
-Şeyh Yasin tutuklanmaktan nasıl yararlandı?
-Hamas'ın 84'e aldığı darbenin nedeni ne?
İslam Today internet sitesinin Filistin Başbakanı İsmail Heniyye ile yaptığı röportajı Dünya Bülteni tercüme etti. Heniyye röportajında Hamas'ın ortaya çıkış sürecini ve sonraki merhalelerini ele alıyor. Heniyye'nin bizzat tanıklık ettiği bu önemli gelişmeleri iki bölüm halinde okuyucularımızla paylaşacağız. Şimdi sizi birinci bölümle baş başa bırakıyoruz:
Evvela değerli okurlarımıza biyografinizden bir özet sunabilir misiniz?
Adım İsmail Abdusselam Ahmed Heniyye, 1963 yılında Muhayyem Şati'de (Şati Kampında) doğdum.El Cevre köyü göçmenlerindenim. İslam Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Arap Dili Bölümünü bitirdim. Sonra Kudüs / Ebu Dis Üniversitesinde Siyasal ve Bölgesel Bilimler üzerine master yaptım.1985 yılında İslam Üniversitesinde öğrenci Birliği Başkanıydım. Spor Bölümü sekreteriydim. İlk intifada sürecinde 3 defa tutuklandım. İlkin 24/7/87, ikincisinde 15/1/88 ve üçüncüsünde 19/5/89 tarihlerindeydi. Sonra Mercü'z Zuhur'a sürüldüm. Toplamda dört buçuk yıl tutuklu kaldım. Bir yılda Lübnan'da Mercü'z Zuhur'da sürgünde kaldım. Daha sonra İslam Cemiyeti Kulübüne başkan oldum.

İslami Direniş örgütü Hamas'
İHVANIN (MÜSLÜMAN KARDEŞLERİN) TAVRI
Camp David antlaşmasına karşı Müslüman Kardeşlerin tavrı neydi?
Filistin'deki Müslüman kardeşlerin tutumu diğer bölgelerdeki Müslüman Kardeşlerin tutumu gibidir. Kardeşler bu antlaşmayı Filistin davası ve Arap –İslam realitesi için çok ciddi bir tehlike olarak görüyorlar. En büyük tehlike ise en büyük Arap Devleti olan Mısır'ın Siyonist realiteyi tanıması ve daha sonra Siyonist düşmanla doğrudan savaşmaktan geri adım almasıdır. Vatandaşlarımız üzerinde bunun çok büyük etkisi oldu. O zamanki Filistin halkının tümü ki o dönemde ben el-Ezher Enstitüsünde İslami Kitle saflarındaydım, bu ittifakı, camilerde hutbelerle, okullarda toplantılarla ve yürüyüşlerle çok sert bir şekilde reddetmiştir.
Ancak Müslüman Kardeşlerin bu antlaşmaya karşı bir tavrı var mıydı?
Hareketin Literatürü, cami hutbelerinde, toplantı ve forumlarda bu antlaşmayı kesinlikle reddediyordu.
Müslüman Kardeşlerin, FKÖ'nün kurtarılacak herhangi bir karış Filistin toprağı üzerinde bağımsız bir Filistin Devletini kurmayı öngören on ilke programına karşı tavrı nedir?
Aslında harekete göre on ilke FKÖ'nün metodundan çok tehlikeli bir şekilde geri adım attıklarını gösteriyor. FKÖ ilk kurulduğunda Filistin'in tüm Filistin halkına ve Arap ümmetine ait olduğunu ve Filistin topraklarını kurtarmanın tek yolu silahlı mücadele olduğunu, kesinlikle Siyonist işgal gücünü tanımayacaklarını, onlarla barış imzalamayacaklarını ve hiçbir görüşmede bulunmayacaklarını ilan etmişlerdi. On ilke bütün bunlardan açıkça bir geri dönüş olarak kayıtlara geçti. O yüzden Hamas bu on ilkeye çok tehlikeli bir şekilde bakmakta, bu ilkeleri paylaşmadığını ve bu ilkelerin ardından gitmeyeceğini ilan etmektedir.

Müslüman Kardeşler 1973 savaşına nasıl bakıyorlar? Bu savaşı nasıl yorumluyorlar? Bu savaş onların Gazze'deki konumlarını nasıl etkiledi?
Şurası bir gerçek ki savaşın tüm Filistin halkı üzerinde manevi ve yapıcı sonuçları oldu. Askeri olarak ise Arap Devletleri gerçekten bu işgale direnmek istedikleri takdirde düşmanı hezimete uğratabileceklerini gösterdiler. Bu doğal olarak Filistinlilere ve Hamas'a olumlu olarak yansımıştır.
Filistin arenasında Gazze şeridini etkileyen taraflardan biri de Lübnan tarafıdır. Müslüman Kardeşler Siyonistlerin Lübnan işgaline karşı nasıl tavır aldı? Mevcut şartlara nasıl yansıdı? Bu durum Gazze'de siyasi gerginliklere neden oldu mu?
Lübnan bir çok yönden savaşa maruz kaldı.1970'lerde, 80'lerde buraya girdiler. 1982 yılında ise çok geniş bir şekilde burayı işgal ettiler. Daha sonra 1989'da sınır şeridini işgal ettiler. Sonra Lübnan işgali. Hatırlıyorum 1982 yılında işgalin birinci yıldönümünde Gazze'de düzenlenen tüm protesto gösterilerine katıldı. Hem de çok güçlü bir şekilde tüm vatandaşlarla ve gençlerle beraber katıldı. Özellikle Sabra ve Şatilla katliamları kınandı. FKÖ'nün Lübnan'dan çıkması ve örgütün altyapısının tahrip edilmesi bizi şöyle ya da böyle halkımızı içerde işgale karşı tahrik etmeye başlamamız gerektiğini gösterdi. Hamas, direnişteki yerini almak ve hazırlanmak için çalışmalara başladı. Bu yüzden işgal, FKÖ'nün alt yapısının tahrip edilmesi, Hamas'ın siyasi bir düşünce ve iç diyalogla karşı karşıya bırakılması, siyonist işgale karşı halk protesto gösterileri vasıtasıyla da olsa gençleri işgale karşı nasıl hazırlayacağımızı, Lübnan işgali, Sabra ve Şatilla katliamları ve FKÖ'ye ait alt yapının tahrip edilmesi ve örgütün Lübnan arenasından çıkarılmasından sonra siyonist işgale karşı hareketin, direniş projesini koruması gerektiği gerçeği ortaya çıktı.

Müslüman Kardeşler Nisan 1982 yılındaki Mescidi Aksa saldırısına karşı yapılan protesto gösterilerine katıldı mı? Buradaki rolleri öncü müydü yoksa sıradan mıydı?
Gerçekten Hareketin ve mensuplarının çok bariz rolleri vardı. Özellikle cami hareketinde. Nitekim bu dönemde buna cami ayaklanması dediler. Şunu çok iyi hatırlıyorum: Hepimiz Kuzey Camiinde (Gazze'de şimdi Şeyh Ahmed Yasin Camii) toplandık beraber Cuma namazı kıldık. Kalabalık bir grup şeklinde camiden çıkmayı kararlaştırdık. Bu arada Siyonist İşgalcilerin tankları namazdan önce camiyi kuşattılar. Namaz biter bitmez tanklar yoğun bir şekilde havaya ateş etmeye başladı. Namaz kılanların üzerine plastik mermi sıktılar. Bunun üzerine camiden çıktık. Bir gencin plastik mermiyle yaralandığına ve bir gözünü kaybettiğine şahit oldum. Cami ayaklanması denilmesinin nedeni taraftarlarımızın ve kardeşlerimizin Siyonist işgalcilere karşı bariz bir rol üstlenmelerindendi. İslam Üniversite öğrencilerini taşıyan otobüsler dayanışma amacıyla Mübarek Mescidi Aksa'ya doğru hareket etti.
Cami Devrimi denen ayaklanma esnasında ayaklanmaya katılım ya da grevlere katılım kararı nasıl alındı?

Cami ayaklanması konusu Mescidi Aksa'yla alakalı. Bir Siyonistin Mescidi Aksa'nın avlusuna girip namaz kılanlara saldırmasına bir tepki olarak ortaya çıktı. Bu olay işgalciye karşı düşmanlığı körükledi. Bu siyonist fanatiğin Mescidi Aksa'nın avlusunda yaptığına karşı Filistinlilerin öfkesini dile getiren protestolar ve gösterilerde kardeşlerimiz çok etkin rolü vardı.
Irak 1980'lerde İsrail tarafından iki defa saldırıya uğradı. Müslüman kardeşler Irak Nükleer tesislerinin vurulmasını nasıl değerlendirdi?
Burada birkaç nokta görüyoruz. Birincisi Siyonist Düşman hiçbir şekilde bir Arap ya da İslam devletinin kendisine tehlike oluşturabilecek her hangi bir silaha sahip olmasını istemez. Bizim inancımıza göre Irak'ın nükleer tesislerinin vurulması tamamen ABD'nin almış olduğu ancak Siyonistlerin eliyle gerçekleştirdiği bir karardır. İkinci nokta ise Siyonist Düşmanın hegemonyasını pekiştirmek istemesi: Büyük İsrail Devleti gerçekleşmediyse Kudretli İsrail Devletinin kolu Irak'a ya da herhangi bir yere ulaşabilir. Dolayısıyla Siyonist Düşmanın kalkıştığı bu cinayet eylemine tepki koyma eğiliminde büyük bir tehlike bulunmaktadır. Bu saldırıyı kınadığımızı ve protesto ettiğimizi ilan ettik. Bu felakette Irak'ın yanında durduk. Irak'ın vurulması ve Lübnan işgali, kesinlikle Camp David Antlaşmasıyla Mısır'ın savaş denkleminden çıkarılmasının bir sonucudur.

Müslüman Kardeşler Camp David antlaşmasına özellikle özerk yönetime karşı tavrı nedir? Hareket içerisinde Özerklikle ilgili bir diyalog ya da tartışma oldu mu?
Camp David Antlşması hareket tarafından hem toptanda hem detayda reddedilmiştir. Çünkü geçersiz bir temele dayanmaktadır. Bu antlaşma neticesinde Siyonist varlık kabul edildi. Filistin sınırları Batı Şeria ve Gazze şeridine indirgendi. Bünyesinde özerk yönetimi de barındıran bu antlaşma hareket tarafından kesinlikle reddedilmiştir. Zira özerklik demek İsrail Devletinin gölgesi altında yaşayan etnik bir azınlık demek, Filistin Halkının bu devletin gölgesinde yaşamayı kabul eden etnik bir azınlık olduğunu kabul etmesi demek. İslami Hareket Camp David'i ve Camp David türevi tüm antlaşmaları reddediyor. Buna Batı Şeria ve Gazze Şeridinde özerk bir yönetim konusu dahil.
BİRİMLERİN OLUŞTURULMASI
1980'li yılların başında Müslüman Kardeşler hareket birimlerinin oluşturulması başlangıcıdır. Bu dönemde harekete bağlı organlar hangileri? Bu aşamada hareketin sembol isimleri kimdi?
Şimdi olduğu gibi o zamanlar bize bağlı çok birim yoktu. Hareketin genişlemesi birçok birim, daire ve komisyonun olmasını gerekli kıldı. İşin başlangıcında birimlerimiz sınırlıydı. Güvenlik ve Davet Birimi ve Askeri Kanadın çekirdeği olan Mücahidu Filistin (Mecd, Filistin Mücahitleri) birimi gibi. Ayrıca siyasi ve basın birimi de vardı. Mecd birimine bağlı en önemli şahsiyetlerden biri Kardeş Yahya es-Senvar, Ruhi Müştehi ve Halid el-Hindi'ydi. Ben güvenlik biriminde Gazze'nin belli bir bölgesi sorumlusuydum. 1984'ten 1987'e kadar çalıştım. Tutuklandığımda burada çalışmaya geri döndüm. Mecd Birimiyle ilişkim olduğu için 1989'da tutuklandım.
Davet, güvenlik ve siyasi organlara seçilen kadrolar nasıl seçildi?
Seçim olayı tamamen askeri kanat liderliği tarafından uygun olduklarına inanılan unsurlar arasından seçiliyor. Eleman kanatla ilişkilendirilir ve bu iletişim sayesinde eylemlere başlar.
Bu dönemde işgal güçleri tarafından tutuklanan Kardeşler kimler? Niçin? Bunun harekete etkisi nedir?
En büyük tutuklamalar 1984 yılındaydı. Şeyh Ahmed Yasin, Dr.İbrahim El Mekadime, Dr. Muhammed Şehap, Şeyh Sabır Avde, Şeyh Salah Şahade, Ebu Bilal Ebu Nar, Şeyh Abdurrahman Temraz ve Şeyh Arap Mehre. Tutuklanmalar olumlu etki yaptı. Çünkü hareketin işgale karşı koymada yeni bir döneme girdiğini hissettik.
Bize bu dönemdeki eğitimden bahsedebilir misiniz?
İmam Hasan El Benna'nın dediği gibi güç unsurları üçtür: Akide ve İman gücü, dayanışma gücü ve bilek ve silah gücüdür. Biz önceki dönemde bir Kur'ani iman neslinin oluşturulması gerektiğine inanıyorduk. Böyle bir nesil ancak yolun zorluklarına dayanabilirdi. Bu dönemde eğitim bizim birinci önceliklerimizden biriydi.
Günümüzde işgalcilere direnmenin en iyi yolları nedir?
Neslin hazırlanması ve eğitilmesi, zorluklara dayanabilecek bilinçli Müslüman bir kişilik oluşturmak. Bundan sonra 1983'te halk hareketi başladı. 1985 ve 1986'da cami ayaklanması ve halk gösterileri başladı. İşgal kuvvetleri İslam Üniversitesini abluka altına almıştı. Camilerde halka anonslarla İslam Üniversitesine doğru yönelip ablukayı kırmaları öğütleniyordu. Tüm bunlar Siyonist İşgale karşı koymanın başlangıcında ilk halk hareketleriydi.
ASKERİ OLARAK HAZIRLANMAK
Silahlar nasıl bulundu? Özellikle işgale karşı koyma kararı nasıl alındı?
Bazı silah tüccarlarıyla tanışmaya ve bir takım silahlar almaya çalıştık.1984 yılı darbesine ve Şeyhin tutuklanmasına ve silahlara el konulmasına kadar silah stokladık.
1982 yılında askeri eylemlere başlama kararı neden alındı?
Aslında 1982 değil 1980'de oldu. Silahlı mücadele konusunda son derece şiddetli tartışmalar oldu. Lider kadrosundan bazı arkadaşların bu konuda görüşleri vardı. Sonra bir antlaşmaya vardılar: Silahlı mücadeleye hazırlanmaya başlayalım ancak uygulama hemen başlamasın. Tüm bu tartışmalar 1980 yılında lider kadro arasında gerçekleşti.
Bize eğitim, örgütlenme ve silah satın alma operasyonlarını nasıl gerçekleştirdiğinizi anlatabilir misiniz?
Benim bu grupla ilişkim yoktu. Şeyhle ilişkim vardı. Konu grubun gözetiminde gerçekleşti. Lider kadrosundan birçok kardeşimiz bu konuya vakıf değillerdi ve durumdan haberleri yoktu. Durum sadece Şeyhin ve ona bağlı çalışan grubun kontrolündeydi.
1982 ve 1984'e nasıl hazırlandınız?
Bazı silah tüccarlarıyla tanıştılar. Aralarında telefon görüşmeleri başladı. Bazı kardeşler silahları alıp Gazze Şeridinde depolama görevini üstlendiler.
Şeyh Ahmed Yasin ve Şeyh Salah Şahade'nin tutuklanması deneyimi Gazze Şeridinde askeri çalışmanın öne ya da arkaya alınmasında etkisi oldu mu?
Şeyhin tutuklanması onun hapiste bulunan diğer örgütlere yakınlaşmasına neden oldu. Hapishane içerisinde bazı kardeşlerimiz ve lider kadrolarımız oluştu. Bu kardeşlerin Siyonist hapishanelerine ilk girişiydi. Hapishanede bulunan Filistinli örgütlere mensup Cemaa El İslamiye unsurlarıyla karşılaştılar. Sonra bunlar örgütlerden ayrılıp El Cemaa El İslamiye'yi oluşturdular. Şeyh Muhammed Ebu Tayr, Hıdır Er Rantisi gibi.
Şeyh Ahmed Yasin ve Şeyh Salah Şahade'nin tutuklanması deneyimi Gazze Şeridinde askeri eylemleri teşvik etmede etkili olmadı mı?
1984 yılında Şeyhin liderliğindeki grubun tutuklanması Hareket arasında olumlu etki yarattı. Artık herkes anladı ki Hareket Siyonist Düşmana karşı direniş aşamasını başlatmak için hazırlık yapıyor. Ayrıca lider kadronun tutuklanması Şeyh ve lider kadrosu yerine yeni bir lider kadrosunun ortaya çıkmasına ve mücadelenin ön saflarında yer almasına neden oldu.Bu durum liderlik rolünün hareket içerisinde aktif olarak işletilmesine ve genişletilmesine neden oldu.
"Mecd" grubu olarak bilinen grup nasıl oluşturuldu? Neden "Mecd" diye adlandırıldı?
Bu intifadanın başlamasından aylar önceydi. Yani 1987'de. Grup o dönemde çeşitli demeçler yayınladı. İslami Hareketin güvenlik kanadı gidiydi. Demeçler "Müslüman Kardeşler" imzasıyla ve "el-Murabitun Ala Ard İsra" (İsra Toprakları Üzerinde Konuşlananlar) adıyla yayınlanıyordu. Bazen de Hareketü'l Mükaveme El İslamiye (İslami Direniş Hareketi) adıyla yayınlanıyordu. Ama "Hamas" adı kullanılmıyordu.
Askeri kanadın kurulma kararı nasıl alındı?
"El Mücahidun El Filistiniyun" (Filistin Mücahitleri) adıyla bir birim kuruldu. Bu askeri kanadın çekirdeği mahiyetindeydi. Hareketin lider kadrosu eyleme geçme kararı aldı. Operasyonun başında doğrudan bir askeri sorumlu olacaktı. Bu Şeyh Salah Şahade'ydi.
Bu grubun kurulmasındaki hedef ne?
Amaç işgale direnmeye başlamaktır. Tabi intifadadan önce birçok eylem gerçekleştirdiler. İşgale ait bazı askeri barikatlara, mevkilere ve polis merkezlerine ateş açma ve el bombası atma eylemleri gibi. İntifadadan sonra büyük eylemler gerçekleştirdiler.
Bu dönemde 101 grubu olarak bilinen grup ortaya çıktı? Bu grubun hikayesi nedir?
101'ler Filistin Mücahitleridir. Neden 101'ler diye adlandırıldıklarına gelince, okuduğum kadarıyla Filistin Tarihinde 101'ler diye mücahit bir grup varmış. İsim belki de buradan gelmektedir.
Bu grubun başında kim vardı?
Şeyh Salah Şahade
Bu grubun hareket için gerçekleştirdiği eylemler nelerdir?
En önemli olay 1989 yılında askerlerin kaçırılmasıdır. Bu grup bizzat Şeyh Salah Şahada'nın önderliğinde İsrailli İlan Sa'dun ve Seburest adlı askerleri kaçırdı.
101 Birimi ne zaman çalışmaya başladı?
1987 yılından beri.
101 grubuyla "Filistin Mücahitleri" arasında nasıl bir ilişki bulunuyordu?
Bu grup Filistin Mücahitleri'nden türemiştir. Belki de bu gruba önemli görevler verilmiştir.
TUTUKLANMA DÖNEMİ
Hamas'ın Askeri Kanadı 1984 yılında bir darbe aldı. Bu darbe nasıl başladı?
Mücahitlere silah sağlayan kanatların birinde arıza vardı.
Özellikle Gazze'de kardeşlerin girdiği ilk deneyim olmasını göz önüne alırsak kardeşlere yapılan incelemenin neticesi nedir?
Deneyim gerçekten çok zalimane ve acı vericidiydi. Kardeşler çok büyük baskılara maruz kaldılar. Kardeşlerin saflarında birçok tutuklamalar oldu. Ancak sağlam ve büyük bir duruş sergiledik. Kardeşimiz Dr. İbrahim El Mukademe gerçekten çok çetin bir sorguya maruz kaldı. Buna rağmen sorguda sağlam durdu. Tutukluluk döneminde düşmana hiçbir bilgi vermeyen Dr.İbrahim'in amacı Dr.Ahmed El Milh'a Gazze'den ayrılma imkânı sağlamaktı. O yüzden çok sebat gösterdi. Nitekim Dr. Ahmed El Milh Gazze'den ayrılabildi. Allah'a hamdolsun ki tutuklanmadı.

O dönemde Müslüman Kardeşler hakkında verilen hükümler neler?
Şeyh Ahmed Yasin 13 yıl yedi. Dr. İbrahim 8 buçuk yıl. Abdurrahman Tamraz kardeşimiz 12 yıl. Muhammed Şahap kardeş 10 yıl. Şeyh Salah Şahade iki buçuk yıl. Sabir Ebu Avde kardeşimiz iki yıl. Beyan Ebu Nar kardeş yaklaşık iki yıl. Şeyh Arap Mehre yedi yıl. Bu ortalama hükümler. En uzun hükmü Şeyh Ahmed Yasin aldı. Kardeşlerin çoğu aldıkları hükümleri cezaevinde geçirdiler. Şeyh Ahmed Yasin hariç. Şeyh tutuklandıktan bir yıl sonra Ahmed Cibril komutasındaki halk cephesinin gerçekleştirdiği esir değiş tokuşu antlaşması çerçevesinde ceza evinden çıktı.
Ahmed Cibril'le karşılıklı bir ilişki var mıydı? Varsa bu ilişkiye dayanarak mı Hareketin Lideri Ahmed Yasin salıverildi?
Hapishanelerde Mücahit Hafız Delkamuni vardı. Kendisi işgalci İsraille ve Kızılhaçla görüşme yapan yüksek konsey üyesiydi. Ayrıca İslami Cemaat üyesiydi. Ahmed Cibril'in çok güvendiği biriydi. Esir alış veriş listesine Şeyh'in ismini koyan da oydu. Kardeş Ahmed Cibril de buna çok sevinmiş. Çünkü Şeyhin sağlık durumu çok kötüydü.
Şeyh Yasin serbest bırakıldıktan sonra askeri çalışmaya tekrar döndü mü?
İntifadadan önce kesinlikle. Çalışma tekrar başladı. Şeyh Salah Şahade'nin iki buçuk yıllık esaretten sonra serbest bırakılmasının ardından çalışma yeniden canlandırıldı.
İntifada başlamadan kısa bir süre önce işgal devleti bir çok provokasyon eylemine girişti. Hareket bu provokasyonlarla başetmek için neler yaptı?
Birçok alanda. Basın alanında işgalin uygulamalarını kınayan, insanları işgalin emirlerini redetmeye teşvik eden, özellikle Filistin arenasında insanların karşılaştığı kötü muamelelere karşı koymaya teşvik eden demeçler yayınlandı. Bizler üniversitede Siyonist uygulamaları protesto etmek için öğrencilere ve halka yönelik festivaller düzenliyorduk.
Dünyabülteni
