İran'dan Füze Açıklaması: Artık Sabit Değiller, Yön Değiştirebiliyorlar!

İran'dan Füze Açıklaması: Artık Sabit Değiller, Yön Değiştirebiliyorlar!

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, İran’ın füze teknolojisinde yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, bazı füzelerin uçuş sırasında rota değiştirerek hava savunma sistemlerinden kaçabilecek kabiliyete ulaştığını açıkladı.

Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, son savaşta düşmanın en gelişmiş askeri teknolojilerden, yapay zekâdan, komuta yazılımlarından, uydu ve İHA verilerinden yararlanarak İran’ın gücünü analiz etmeye ve hedeflerini belirlemeye çalıştığını; ancak İran toplumundaki birlik, dayanışma, inanç ve irade karşısında başarısız olduğunu söyledi.

Muhibbi, Gazeteciler Günü dolayısıyla Kazvin eyaletindeki basın mensupları için düzenlenen törende yaptığı konuşmada, ABD’nin son savaşta kullandığı sistemlerin uydulardan, insansız hava araçlarından, radarlardan, sensörlerden ve sahadaki istihbarat raporlarından elde edilen verileri topladığını ve işleyerek karar alma süreçlerinde kullandığını belirtti.

Bu sistemlerin yanında hedeflerin tespiti, verilen hasarın değerlendirilmesi ve insan kaynaklarının takip edilmesi amacıyla başka teknolojilerin de kullanıldığını belirten Muhibbi, yapay zekânın bu teknolojik ağın önemli bir bölümünü koordine eden temel unsur olduğunu söyledi. ABD’nin savaş alanına elindeki en yeni teknolojileri getirdiğini ancak bunların İran’ın toplumsal ve kurumsal direncini doğru şekilde hesaplayamadığını savundu.

Muhibbi’ye göre yapay zekâ, farklı kaynaklardan aldığı veriler üzerinden hedefleri analiz edebildi ancak İran’daki toplumsal birlik, halkın yönetime bağlılığı, dini ve milli motivasyon gibi unsurları ölçmekte ve öngörmekte yetersiz kaldı.

“İran füzeleri artık uçuş sırasında rota değiştirebiliyor”

Muhibbi daha sonra İran’ın teknolojik kapasitesine değinerek, İran’ın füze ve insansız hava araçlarındaki kabiliyetleri sayesinde düşmanın oluşturduğu güç ağının bazı parçalarını etkisiz hale getirebildiğini söyledi.

İran füzelerinin artık eskiden olduğu gibi yalnızca belirli bir noktadan fırlatılıp başka bir noktaya düşen sistemler olmadığını belirten Muhibbi, füzelerin yönlendirme ve rota değiştirme yeteneğine sahip olduğunu, bazı füzelerin düşman hava savunma sistemlerini aşmak amacıyla uçuş sırasında güzergâhlarını değiştirebildiğini ifade etti.

Muhibbi, teknolojik savaşta İran’ın amacının sadece düşmanın binalarını veya askeri teçhizatını fiziksel olarak imha etmek olmadığını; düşmanın güç ağını meydana getiren unsurları hedef almak olduğunu söyledi. Bir veri işleme merkezinin vurulmasının yalnızca bir binanın yok edilmesi anlamına gelmediğini, bunun düşmanın karar alma kapasitesinin bir bölümünün devre dışı bırakılması anlamına geldiğini belirtti.

Aynı şekilde bir hava savunma sisteminin imha edilmesinin yalnızca bir füze veya askeri aracın ortadan kaldırılması olmadığını; düşmanın savunma ağının bir bölümünün zarar görmesi anlamına geldiğini söyledi. Radarların vurulmasını düşmanın “gözünün ve keşif kabiliyetinin” bir bölümünün ortadan kaldırılması olarak değerlendiren Muhibbi, bilgi toplayıp bunları yapay zekâ ve veri işleme sistemlerine aktaran İHA’ların imha edilmesinin de düşmanın istihbarat zincirini bozduğunu ifade etti.

“Bugünün savaşı aynı zamanda anlatı ve algı savaşıdır”

Devrim Muhafızları Sözcüsü, günümüzde savaşın yalnızca silah ve füzelerle yürütülmediğini; aynı zamanda anlatılar, algılar ve teknolojiler üzerinden sürdürülen bir mücadele olduğunu söyledi. Bu nedenle medya mensuplarının da bu mücadelenin ön saflarında yer aldığını savundu.

Muhibbi, ABD ve İsrail rejiminin İran’a karşı yürüttüğü son savaşın farklı alanları kapsayan hibrit bir savaş olduğunu ve medyanın bu alanların en önemlilerinden birini oluşturduğunu söyledi. Medyanın artık yalnızca gelişmeleri aktaran bir araç olmadığını, aynı zamanda toplumların olayları nasıl algılayacağını etkileyen bir unsur olduğunu ifade etti.

“Algı savaşı” kavramına da değinen Muhibbi, insanların dış dünyaya ilişkin algılarının çeşitli sözlü veya görsel mesajlarla değiştirilebileceğini; sürekli tekrarlanan yanlış bir bilginin zaman içerisinde gerçekmiş gibi kabul ettirilebileceğini belirtti.

Muhibbi’ye göre son savaşta bazı kontrol noktalarının, Besic üslerinin, polis merkezlerinin ve diğer kurumların hedef alınması yalnızca fiziksel zarar vermek için yapılmadı. Bu saldırılarla toplumda “artık ülkeyi savunabilecek kimse kalmadığı” yönünde bir algı oluşturulmasının hedeflendiğini savundu.

Komutanların öldürülmesi ve İran liderliğinin hedef alınması girişimlerini de aynı stratejinin parçası olarak değerlendiren Muhibbi, düşmanın İran’ın yönetim yapısının çökeceğini düşündüğünü; ancak askeri operasyonların ve devlet kurumlarının faaliyetlerinin devam ettiğini söyledi.

Muhibbi son olarak, son savaşın önceki savaşlardan ayrılan temel özelliklerinden birinin yoğun teknoloji kullanımı olduğunu belirtti. Yapay zekâ, yazılımsal komuta sistemleri, açık ve ticari veriler, İHA'lar ve çok sayıda sensörün birlikte kullanılmasıyla hedef tespitinden saldırı kararına kadar geçen sürenin dakikalardan saniyelere indirilmeye çalışıldığını ifade etti.