Mehmet GÖKTAŞ
İffet ve hayâ cephemiz güçlendirilmeli
Hayatın bütün alanlarında vermeye çalıştığımız Müslümanca var olma mücadelemiz hız kazanmalı, biraz daha ete kemiğe bürünür hale gelmeli, yerine göre nokta atışlarımız olmalıdır.
İffet ve hayâ cephemiz bunların başında gelmektedir. Kalabalıklar arasında bizim en fark edilir yönümüz iffetimiz ve hayâmız olmalıdır. İnsanoğlunun bedeninde iffet ve hayâ ilk etapta yüzüyle temsil edilir. İffet ve hayâ ise imanın dışa vurması, yüze yansımasıdır.
Unutmayalım ki bizler “Kızarmayan yüzden Allah’a sığınan, Yüzü bir genç kızdan daha çabuk kızaran bir Peygamberin ümmetiyiz. Bunun bir başka anlamı kalabalıklar içerisinde o Peygamberin bu anlamda temsilcisi durumundayız.
Edep ve hayâya savaş açmış, ar damarları çatlamış, insanlığa Allah’ı hatırlatacak bütün işaretlerin silindiği kokuşmuş toplumlar içerisinde kızaran bir yüz, vahyi temsil eden bir sima çok değerlidir.
Evlerimizde, yuvalarımızda bu özelliği kazanarak dışarı çıkmak bir Müslüman için ciddi bir yükümlülüktür. Unutmayalım ki bu özellik Müslümanca kurulmuş yuvalarda kazanılır, dışarılarda kazanmak imkânsızdır.
Kızarabilen yüzler iffet ve hayâyı temsil hususunda başta gelir ama, sergileyeceğimiz diğer tavırlar da vardır. Sözlerimizin yanı sıra en basitinden bir gülme konusu da çok önemlidir. Hz. Ali’ye nispet edilen bir söz vardır; “Bir insanın nelere güldüğüne bakarak aklını, nasıl güldüğüne bakarak ahlakını ölçebilirsiniz.” Tebessüm bizimdir, gülmekten çok farklıdır. Müslümanın kokuşmuş toplumlara sunabileceği büyük bir hediyedir, kolay kolay hafızalardan silinmez, derin izler bırakır. Kimsenin kimseyle konuşmadığı bir dünyada iletişimin en canlı aracı, iffetli, hayalı ve secdeli yüzlerdir.
Bu düşünceyle herkesin cumasını tebrik ediyorum.