Hicab - Ebu'l A'lâ el-Mevdûdi (Kitaplık)

Hicab - Ebu'l A'lâ el-Mevdûdi (Kitaplık)

Nerede bir ahlâkî çöküş, heva ve heveslerin "peşinden gidiş, şehevî arzulara tapmış olursa, orada toplum ya da millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir.

Nerede bir ahlâkî çöküş, heva ve heveslerin "peşinden gidiş, şehevî arzulara tapmış olursa, orada toplum ya da millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir. Evet, bir toplumun kadınıyla erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle durumları bu olur ve hayvânî arzularına esir olurlarsa, böylesi bir çirkefe bulanırlarsa; bu cinsel aşırılık onları ister istemez öylesine bir uçuruma yuvarlar ki, sonuçta doğal olarak o toplum ya da millet içinde helakin, yok oluşun ve ortadan kalkışın tüm nedenleri de var olur. İşte şu yok olmaya yüz tutan ileri toplumlar... Kendileri bir ateş çukurunun kenarında bekleyip durmaktalar. Her an oraya kayıp yok olacaklardır.

Giriş

Abbasîler döneminde, Bağdad'da, ikindi vaktinde bir genç kız evine dönmektedir. Yürürken iffet ve hayasına özen göstermektedir. Tavır ve hareketlerinde, kötü gözleri harekete geçirecek bir tutum da sergilememektedir. Ancak içinde kötülük taşıyan bir genç, kötü duygularının ve hayvanî arzularının etkisiyle bu kızın peşine takılmaya başladı. Genç kızın onurlu ve sakince yoluna devamı, peşine takılan genci, ona sarkıntılık etmekten uzak tutuyordu. Ama buna rağmen genç, kızı izlemeyi sürdürüyordu.
Bu sırada ikinci bir genç olayı gördü; merak amacıyla, sonucu görmek için ikisini de izlemeye koyuldu. Zaten insanoğlu karakteri gereği hep böyle değil midir?
Derken üçü de peş peşe yollarına devam ediyorlardı. Nihayet yol ayrımına gelmişlerdi. Kızı izlemekte olan genç, pek cesaretli olmaksızın kıza yöneldi ve ona şöyle dedi:
"Allah, Ali b. el-Cehm'e rahmet eylesin."1
Böylece yoluna devam etti, bu sözleriyle kızdan kendisine bir umut cevabı bekliyordu. Fakat beklentisinin aksine o, genç kızdan şunları işitiyordu.
"Allah Ebu'l-A'lâ'ya rahmet eylesin."2
Kız ise bu sözüyle ona bir başka yolda olduğunu bildiriyordu.
Onların ikisini izlemekte olan öteki genç duyup gördüklerinden dehşete kapıldı ve fakat işin sonucunu da öğrenmek istiyordu. Erkeği izlemesi durumunda zarar görebilirim endişesiyle, onu izlemek yerine genç kızı izlemeyi seçer. Çünkü iki serden en hafifini tercih etmek istiyordu.
Daha sonra genç tüm gücünü toplar ve kıza şöyle seslenir:
"Beni bağışlayın ama sayın genç bayan! İkinizin durumunda da şaşkınlık verecek bir şey sezdim. Ben seni izlemekte olan genci izliyordum. Bu arada aranızda duyduklarımın dışında da bir şeyler konuştuğunuzu görmedim. Allah aşkına söyler misin, nedir o söylenenlerin anlamı?
Bunun üzerine genç kız, durumu ikinci gence anlatmak için, "Allah, Ali b. Cehm'e rahmet etsin" ifadesinden maksadı bana şu şiiri hatırlatmaktı:
"Vahşî sığırların gözü Rasafe ile Cisr arasından3
Arzularını diledikleri yerden çekiyorlar, ancak ben bilemiyorum."
Genç, bana Ali b. Cehm'in bu dizelerini hatırlatarak, bana sahip olacağını sanıyordu. Ben de "Allah, Ebu'l-A'lâ'ya rahmet etsin." sözleriyle, ona şunu hatırlatmak istiyordum:
"Ey evi Hîf denen mevkide bulunan kişi, bil ki onun mezarı
Yakındır ama, çevresi umulmadık korkularla çevrili"
Böylece genç durumunu takdir etti, kendini nasıl bir son beklediğini anladı, hemencecik oradan sessizce kaçıp uzaklaştı.
1 Ali b. Cehm. Gazelleriyle meşhur Abbasî şâiri.
2 Ebu'1-A'lâ el-Maarrî. Tanınmış âmâ şâir.
3 Rasafe, Cisr ve Hîf, Bagdad'da mahalle isimleridir. (Yayıncı.)
İşte mü'min kardeşim, durum böyledir. Biz, nefs-i emmâ-renin insana hep kötülükleri süslü gösterdiğini görmekteyiz, kadın ve erkek için aynı. Hep şehevî duyguların ardından koşmak. Evet eğer ortada güçlü, küçük ve büyük herkesin boynunu eğen bir engelleyici hal yoksa durum böyledir. Değerli âlim Ebu'1-Aİâ el-Mevdûdî'nin elinizdeki bu kitabında da belirttiği gibi yüce Allah, karışık bir halde bir arada bulunmanın şerrinden bizi korusun. Çünkü kadının saygınlığı ve özgürlüğü, doğrusu şüphelerin olduğu yerlerden uzakta olmaktadır.


Ebu'l A'lâ el-Mevdûdi


hicap__nkapak.jpg 


Ağaç yayınları


Çeviren: Harun ÜNAL