Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Görünmeyen güç: Milliyetçi oylar

28. Dönem Milletvekilleri Seçimlerinin kesin olmayan sonuçlarına göre AK Parti yüzde 34.42., CHP 25.39, MHP 10.06, İyi Parti yüzde 9.82, Yeşil Sol Parti yüzde 8.78, Yeniden Refah Partisi yüzde 2.85, Türkiye İşçi Partisi ise yüzde 1,71 oranında oy alarak meclise vekil gönderecek.

% 2,25 oy alan Zafer Partisi ve yüzde 0,93 oy alan Memleket Partisi listelerinden hiçbir aday Meclis'e giremedi.

AK Parti 2018’de %42.56 oy’la 295 Milletvekili çıkartmıştı, son seçimde %35.4 oyla 266 Milletvekili çıkarttı. %7 oy kaybı var 29 Milletvekili kaybetmiş.

CHP daha önce %22.65 oy’la 146 Milletvekili çıkartmıştı, son seçimde %25.37 oyla 168 Milletvekili çıkarttı. Oyunu %3, sandalye sayısını 22 artırmış.

MHP daha önce %11.1 oyla 49 Milletvekili çıkartmış. Son seçimdeki oy oranı: %10.06 sandalye sayısı 51. %1 oy kaybına karşı Milletvekili sayısı 2 artmış.

HDP/YSP/TİP (Emek ve Özgürlük ittifakı) %8.78+%1.7=10.12 ile 66 Milletvekili kazandı. Daha önce %10.77 ile 67 Milletvekilleri vardı. Oylarını %0.51 artırırken, bugün 1 milletvekili kaybetmişler.

İYİ Parti daha önce %9.96 oy ile 43 milletvekili çıkartmış. Bugün %9.84 oyla 44 milletvekili çıkartmış. Yani %0.12 oy kaybına uğrarken milletvekili sayısını 1 artırmış.

SAADET VE HÜDA PAR Bir önceki seçimde yüzde 1,34 alan Saadet Partisi ve yüzde 0,31 oy alan HÜDA PAR milletvekili çıkartamamıştı. Saadet, CHP listelerinde yer alarak 10, HÜDA PAR ise Cumhur İttifakı bünyesine katılarak 3 vekilini meclise gönderdi.

Ayrıca Cumhur İttifakı içinde YRP’nin 5 milletvekili bulunuyor. Parlamentoda sandalye sayısı son olarak şöyle: Adalet ve Kalkınma Partisi 264, Cumhuriyet Halk Partisi 129, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi 57, Milliyetçi Hareket Partisi 50, İYİ Parti 43, Saadet Partisi (Gelecek P.) 20, Demokrasi ve Atılım Partisi 15, Yeniden Refah Partisi 5, Türkiye İşçi Partisi 4, Hür Dava Partisi 4, Demokrat Parti 3, Emek Partisi 2, Demokratik Bölgeler Partisi 1, Demokratik Sol Parti 1, Bağımsız Milletvekili 1,

Genel durum şöyle: Merkez Parti olarak AK Parti oy kaybetse de 1.liğini koruyor. Oyu %35. Sol Partiler (CHP+HDP ve diğerleri) %37. Sağ partiler (MHP+İYİ Parti vd) %22 oya sahip.

Burada ilginç bir durum var. Evet CHP’de HDP oyu var ama, Bu katkı %3’ü geçmez. MHP’nin AK Partiye desteği daha fazla. Bu en az %5’lik bir kesim. Milliyetçi sağ, muhafazakar yeni bir siyasi oluşum AK Partiyi %30’a çeker. MHP ve İYİ Partiye %5’lin bir katkı %27 değil, diğer ittifak içi oluşumlar ve sandığa gitmeyenlerle birlikte %30 a çıkar. AK Parti içinde bugün Soylu ve çevresinde oluşan bir grupla birlikte düşünüldüğünde, siyaset %30’luk 3 ana gruba bölünür. MHĞ ve HDP uçlarında polarize olacak olan kutuplaşma sonucu Türkiye ciddi bir çatışmanın içine çekilebilir.

Burada mevcut yapıda ne AK Parti, ne CHP ve ne de MHP bu ağırlığı taşıyacak güce sahip değil. Tek başına AK Parti de eriyor, CHP’de, MHP’de.. Hem zihniyet olarak eriyorlar hem Liderlik olarak hem de siyasi kadroları itibarı ile. Hepsinin kendine göre bir sermaye çevresi, bürokratik bir kadro yapısı, bir mediası ve kendine yakın STK’ları var ve bunlar birbirlerine karşı öfke yüklüler ve zaten bu yapıların 3’ü de, kendi tabanını ötekiler gelirse görürsünüz diye korkutuyor. Çünkü 3’üde devri sabıktan söz ediyor, kendi dışındakilere karşı ve bu dengesizlik içinde, merkez kaç unsurlarla siyasetin ince ayarı yapılıyor. Bugünkü dengesiz yapı içinde CHP ile ittifak yapan bir SP, Bir DP, bir Gelecek ve DEVA partisini görebiliyorsunuz.

Solda HDP başlı başına bir sorun. Sağda ise İYİ Parti. Solun marjinalleri yanında sağın Zafer Partisi Marjinal söylemi ile ayrı bir çizgi izliyor. Sol Kemalizm çözülürken Sağ Kemalizmi canlandırma çabalarından söz edebiliriz. “İki Mustafa” projesi, “Yeşil Kemalizm” tartışmaları bu açıdan ilginç. Bir yandan da “Yeşil sol” oluşumlar da yok değil.

Siyasi yelpazedeki, eski gönüllü politik amigoların yerini profesyonel troller aldı. Bunlar da kışkırtıcı, kendi erdemlerinden çok, ötekilerin ayıpları üzerinden siyasi bir algı oluşturmaya çalışan grublar bunlar. Bir yandan din, tarih, gelenek üzerinden algı üretmeye çalışanlar, öte yandan Atatürkçülük, Laiklik, çağdaşlık üzerinden taraftar devşirme çabasındaki topluluklar adeta gayeye giden her yolu meşru görüyorlar.

Önümüzdeki yerel seçimler, sadece bu seçimin sonuçlarını belirlemeyecek, bundan sonraki seçimler için de yön gösterici olacak. Çünkü bir sonraki seçimde bu politik tabloyu göremeyebiliriz.

Özellikle bu kadar lider fetişizmi gölgesindeki bir siyasetin lider sonrası pozisyonunu hayal etmek çok mümkün değil. CHP’deki bu sürecin ne kadar sancılı olduğunu gördük. AK Parti ve MHP’de bu süreç daha zor olabilir. İYİ Partinin ise daha şimdiden dağılma sürecine girdiğini söyleyebiliriz. HDP’nin sosyolojik tabanının politik dengede nerede duracağını ise kestirmek zor. Yani bugün, Z kuşağının da içinde olduğu %25’lik bir sosyolojik kesim üzerinde bir ön görüde bulunmak pek kolay değil ve bu kesim giderek güçlenmektedir ve bu oradan bir belirsizlik, bütün dengeleri radikal şekilde altüst edebilir. Bu kesimde genç jenerasyon yanında, dini, etnik, ideolojik, vicdani kanaat farklılığı, ekonomik, adalet, yolsuzluk gibi denenlerle gidişattan şikayetçi olan kişiler bulunuyor.

Türkiye’nin geleceği açısından PKK, FETÖ, KHK, Aile, Adaletsizlik, Ekonomik sıkıntılar, yolsuzluk en büyük sorunların başına geliyor. Ne yazık ki bu konuda kimse çok da temiz değil. Neredeyse hiç kimse kendi içindeki haksızlıklara değinmiyor ve bütün suçu ötekilere yüklüyor ve toplumdaki yozlaşma ise kimsenin umurunda değil sanki.

Neyse, işte böyle. Dert bir değil ki, hangisini sayayım. Söylemeye de gerek yok aslında, herkes kendi çevresine baksın, bu gerçekleri kendi ölçeğinde görecektir. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 215 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar