Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Go home!

CENTO, namı diğer Bağdat Paktı 24 Şubat 1955’de kuruldu ve 26 Eylül 1979’da sona erdi. RCD Kalkınma ve İş birliği konusunda Bağdat, Irak (1955-1959), Ankara, Türkiye (1959-1979), Birleşik krallık, Irak, İran, Pakistan, Türkiye..

Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (Regional Cooperation for Development-RCD), Türkiye, İran ve Pakistan arasında bölgesel iş birliğini güçlendirmek amacıyla kurulan uluslararası örgüt. 1985'te RCD'nin bir uzantısı olarak Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) kuruldu.

Fulbright ile eğitimimize el attılar. IMF’den yakamızı kurtardık derken CoVID sürecinde DSÖ üzerinden canımıza kast ettiler. Oysa IMF sadece ceketimizin cebindeki cüzdanımıza el uzatıyordu. NATO’ya ucuz asker olduk.

Bugün kardeşlerimiz İncirlik üssüne doğru yola çıkıyorlar. Bugün Amerikan dışişleri bakanı. Ankara’ya geliyor ve biz buradan bugünden “Go Home” diye haykırıyoruz. Doğu Akdeniz’deki donanmanı da al ve Evine dön Antony Blinken!..

72 yıl önce, Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 259 subay, 22 memur, 395 astsubay, 4414 erbaş ve er olmak üzere 5090 kişilik 1. Türk tugayı, 17 Eylül 1950'de İskenderun limanından hareket ederek 12 Ekim 1950'de öncü takım Busan limanına ulaşmış ve 17 Ekim'de karaya çıkmıştı.. Türk Tugayı 16 Kasım 1951'e kadar Kore'de kalarak savaşmıştı..

Nazım Hikmet23 Cent’lik asker” diye bir şiir yazdı o yıllarda. Bunu dinlemek isterseniz, https://www.youtube.com/watch?v=JTV5j_7DGgU ‘e TIKlayabilirsiniz.

Bakıyorum da, ABD ne zaman çağırsa oraya asker gönderdik. Gazze’ye gelince, halimiz ortada.. Buyurun daha önce gittiğimiz yerler: Daha önce 24 Nisan 1987’de de NATO çerçevesinde Kosovaya asker gönderdik. 5 Temmuz 1999’da Türk askeri 1912'deki 1. Balkan Savaşı'nda kaybettiği Kosova'ya 87 yıl sonra yeniden ayak bastı diye haberler yapıldı o zaman. Türkiye olarak 1993'te Somali’ye asker gönderdik. Türk Silahlı Kuvvetleri, Bosna-Hersek'teki Barışı Destekleme Harekâtına ilk olarak 1994 yılında katılmıştı. 16 Ocak 2002'de İngiltere'nin liderliğinde göreve başlayan ISAF'a Türkiye de başından beri katkı verdi.. 17 Ekim 2023 de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak ve Suriye'deki görev süresini 2 yıl daha uzatan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM Genel Kurulu’nda 164 ret oyuna karşın 357 oyla kabul edildi. “1 Mart tezkeresi”, Irak krizi konusunda hükûmet tarafından “25 Şubat 2003'te TBMM'ye sunulup genel kurulda görüşülen Irak tezkeresi reddedildi. Ama 19 Mart 2003 günü “19 Mart tezkeresi“ imzalandıktan 5 saat sonra ABD Bağdat’ı bombaladı

5 Haziran 2023 Ukrayna krizi dolayısı ile NATO’nun talebi üzerine görevlendirilen Türk komando birliği Kosova'ya vardı.. TSK, ABD’nin / NATO’nun onayı/daveti dışında, kurtuluş savaşından bu yana Kıbrıs, PKK, Suriye ve Irak dışında nerede savaştı. Suriye’de Vasayat hakkımız, Irak’ta Garantörlüğümüz var.

Sahi, biz Irak, İran, Pakistan ile savunma ve kalkınma için işbirliği örgütü kuruyoruz, aramızda bir de İngiltere var! 1955’den 1979’a kadar bu böyle. Buna rağmen bir türlü AB’ye kabul edilmiyoruz (Çok şükür). Demek ki, onların istediği kıvama bir türlü toplum olarak o kıvama gelmedik, bu kadar darbeye rağmen. Ama ne batılılar bizden vazgeçebildi, ne de biz batıdan vazgeçebildik, hem de bütün aşağılamalara rağmen. Mesela PKK ve PYD’nin arkasında AB’si, ABD’siyle batı var, NATO var. Sabancı suikastının faili Fehriye Erdal Brüksel de korunur, 15 Temmuz’un arkasında yine AB, ABD, NATO var, bunu herkes biliyor, ama Kürtler saldırıyor, Türkler vuruyor. Birileri bu toprağın çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmeye devam ediyor.

Sahi, Uğur Mumcu’yu kim niçin öldürdü. İmpex, Kısmetim 1 gerçeği niye aydınlatılmadı? Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis, Cem Ersever cinayetleri aydınlatılabildi mi sanki. Hablemitoğlu’nu kimin niçin öldürdüğünü biliyor muyuz?. Bahriye Üçok cinayet, aydınlatılabildi mi? Hırant Dink de öyle. Faili belliler hep “Faili Meçhul” olarak etiketlendi ve üstü örtüldü. “Kambersiz düğün” olmadığı gibi, bu ülkede CIA, MOSSAD, MI6’in ilgisi ve bilgisi dışında bu tür haltlar yenmez. Tabi bunları sadece bu Şeytan üçgeninden ibaret de değiller. Bazan kaş yapalım derken göz de çıkarttığımız oluyor. Pastör Andrew Brunson olayını da sonunda verdiğimiz sözleri unutup, yüzümüze gözümüze bulaştırmadık mı?

Bakın şunu görelim; Bugün Gazze’yi kana bulayanlarla, KKTC’nin işgalcileri aynı. Bugün bunlarla kol kola girenler, kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koştuklarının farkında değiller mi? Dün Çanakkale’deki Siyonist Katır lejyonundakilerin Çağdaş zihniyet ikizleri bunlar. Yarın Arzı Mev’ud davası ile, dün Hatay bölgesinden anadoluyu işgale başlayanların ayak izinden bunları karşınızda bulursanız şaşırmayın.. 1907'de kurulan Bar-Giora örgütünün ardından 1909 yılında kurulan Hashomer Haganah’ın öncülleridir. Haganah’ın üyeleri arasında İzak Rabin, Ariel Şaron, Rehavam Ze'evi, Dov Hoz, Moşe Dayan, Yigal Allon ve Dr.Ruth Westheimer adı da sayılır., Irgun, Palmah ve 1940 yılında Irgun örgütünden ayrılarak kurulan Avraham Stern tarafından kurulan örgüt Lehi ya da Stern çetesi olarak da bilinir.

Bu Modern batı, elleri ve yüzlerindeki Kızılderili kanı ve kara derililerin gözyaşlarını, sarı ırkın çaldıkları alın terlerini Demokrasi makyajı ile gizleyip, terörist kendilerinden olunca onlara siyaset elbisesi giydirip Nobel ödülü bile verir. Kapılarında yarım asrı geçen zaman beklediğimiz Domuz ağılının hikayesi böyle. Gazze olayı ile bir kez daha gördük ki, Garp cephesinde yeni bir durum yok. Çıkarları söz konusu olduğunda ilkelerini helvadan put gibi yiyebiliyorlar.

Bu arada ABD dışişleri bakanı Blinken’in Ankara gelmesi bekleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan resmi programda Blinken’in 2-10 Kasım tarihlerini kapsayan uluslararası temaslarında İsrail, Ürdün, Japonya, Kore ve Hindistan yer alıyor.. Blinken’in bugün veya yarın Ankara’da olması beklenirken, bu konuda hala bir takım belirsizlikler var. Ankara’da siyasi çevrelerdeki hava ile sivil gündem aynı değil. Ankara’nın İsrail’deki büyük elçisini “istişarelerde bulunmak için” geri çekmesinden daha çok, İncirlik üssüne giderek büyüyen sivil öfke ABD’yi kaygılandırıyor ve Blinken’in gelişi bu öfkeyi daha da büyütebileceği endişesi var. Görünen o ki, Dahlan / Kushner senaryosundan sonra Netenyahu’nun “Yeni Ortadoğu projesi” de ellerinde patladı. Blinken’in Ankara gelmesi halinde bir gün sonra da Kudüs’e gidip İsrail savunma konseyi toplantısına katılması bekleniyordu.

Erdoğan, artık Netenyahu ile de görüşmeyeceğini söyledi. Zaten böyle bir görüşme artık zeminini kaybetti. Türkiye’nin arabuluculuğu ve garantörlüğü de “olmayacak bir dua” idi ve iyi ki de olmadı. Abbas’ın liderliğindeki bir başkenti Kudüs olan bir Filistin devleti de “dua ile istenen bir bela” olurdu. Şimdi Ankara’dan beklenen HABAT, İklim yasası, GlobalReset konusunda bir karar vermesi, Chemistrail’i ve 5G’yi durdurması, DSÖ, UNWoman ve diğer Deccaliyet komitesinin Truva atlarını ülkeden kovması şart. Ve “geri çekildik” deyip çekilmedikleri İstanbul sözleşmesi, Lanzarote ve CEDAW’dan gerçekten çekilmeleri, AB ile üyelik başvurularını geri çekerek Ankara’nın kendine yeni bir yol çizmesidir. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 181 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar