Abdurrahman Dilipak
Gelecek günler geçen günleri aratır mı?
Bugün ABD’de seçim var. Bundan sonra ne olacağını görmek açısından bu seçimin sonuçları çok önemli. Dünya kritik bir eşikte. İnsanlar giderek umutlarını kaybediyorlar. Gelecek günlerin geçen günleri aratmasından korkuyorlar.
Bugünlerde öyle şeyler oluyor ki, sıradan insanların bu olanları takip etmesi adeta imkansız. Peki, takip etse, derin gerçeği görse ne olurdu? Sanırım çoğu paniğe kapılırdı. Kimi gelecekten umudunu kaybederdi. Bunun bir imtihan olduğunun idrakince olmayan birileri intiharı düşünürdü. Son günlerde iki iş adamı tanıdım, namazı bırakmışlar; “Müslümanım” diyerek her türlü melanet ve haksızlığı yapanları görünce. Sadece başörtü, sakal değil; “cemaat mensuplarının karıştıkları iddia edilen yolsuzluklar” sarık ve cübbenin itibarını yerle bir etti. “Hacı” unvanı artık dindarlığı ifade etmiyor. Bu iş ticari bir markaya dönüştü. 4 yıldızlı hac da var, 5 yıldızlısı, 7 yıldızlısı da. VIP hac da var, CIP hac da!
Sakarya’nın Serdivan ilçesinde Etçiler Et ve Et Mamulleri Hayvancılık İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından üretilen “Hacı Kemal” markalı “dana sucuk”ta Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 27 Ekim 2026 tarihli taklit-tağşiş / sağlığı tehlikeye düşürecek gıdalar listesinde domuz eti tespit edildi. Buyurun, bu yediğimiz içtiklerimizle ilgili. Helal sertifikalı fon skandalında Diyanet bile avlanmış. Faizli bankada faizsiz fon oluşturulmuş, o da Katılımevim gibi helal sertifikalı fon hesapları üzerinden Riba tuzağına çekilmiş. Tabii fetvası da alınmıştır; ondan kolay ne var!
Yahu, şekerli balı geçtik, arı yüzü görmemiş bal satılıyor piyasada. Burası bir “İslam ülkesi”, her sokakta uyuşturucu satan torbacılar var, her mahallede eskort kızlar müşteri bekliyor. Tabii yasal, vergisini ödemeyen kerhanelerimiz (!?) de var. Birçok evde sanal kumar oynanıyor; kimi resmi, kimi gayriresmi. Türkiye’nin en büyük barosunda başörtüsü yuhalanıyor, LGBT alkışlanıyor.
Dün fon rezaletini konuşuyorduk, bugün sırada yerli ve milli Epstein rezaleti var. Bu arada Forex skandalı unutuldu sanki. Tek başına Şişli eski belediye başkanı, her yıl 76.000 kız ve erkek öğrenciyi liderlik kampına alıyormuş! Sahi, bunlar olurken MİT, EGM, Jandarma, Askeri İstihbarat ne yapıyordu? Sahi, kampa katılan çocuklardan seçilenler daha sonra ne oldu?
Bir zamanlar Ege’de “Hora geliyor hora” diye ezgiler çalardı radyolar, televizyonlar. Yunanistan’a meydan okurduk!? Kardak’a nasıl Türk bayrağı dikmiştik ama; “Meis” adası kimsenin aklına bile gelmedi tabii. Sonra Trakya’da, Hakkari’de, Adana’da petrol bulduk!?. Yetmedi, Karadeniz’in dibini delmeye başladık. Ama Karadeniz’deki hidrojen sülfürü nedense ekonomiye kazandırmayı akledemedik. Kenevir de öyle olmadı mı? Doğu Akdeniz’deki petrol aramaları da fos çıktı. Ama o kampanyalarda siyasiler iyi işler çıkarttılar. Bu şekilde gerçeğin yerini algılar aldı. Düşünen adamların yerini kiralık kalemler ve troller aldı. Aldatıldık ey halkım! Biz buraya bir ayda, bir yılda gelmedik. Bize anlatılan tarih gerçek değildi. Dinin de içini boşalttılar. Bu FETÖ neyin nesi idi ya da cemaat operasyonları neydi, düşünsenize!?..
Gün oldu, her hafta uyuşturucu operasyonları yapıldı; her operasyondan sonra onlarca kişi tutuklandı. Ne oldu? Cezaevinden 70.000 torbacı var... Ama uyuşturucu hiç hız kesmedi. Sıra tepedeki 70 barona hiç gelmedi. O 70.000 kişi yarın tahliye olunca, kimse onlara iş vermeyecek, onlarla evlenmek istemeyecek; ya uyuşturucu kuryesi olacaklar, ya mahalle ve tahsilat çetelerinde tetikçi, ya da fuhuş sektöründe ya kendilerini satacaklar ya da avcı olacaklar... Peki, bir çözümünüz var mı bu konuda? Cemaat, akademi, STK bunu kendine dert ediniyor mu? Bir ara fuhuş operasyonu yapılıyordu; ne oldu? Sarıgül’e sıra yeni geldi. Savarona skandalındaki davaya gizlilik kararını kim aldırdı ve yerli ve milli Epstein davasında davaya kim müdahale etti de sanıklar serbest bırakıldı? Sahi, Tevfik Arif kimdi?
İstanbul Sözleşmesi’nden çekildik dediler ama sözleşmenin bütün maddeleri yasada mevcut ve yasa yürürlükte. GREVİO gitti, daha beteri UN Women geldi. “LGBT’ye karşıyız” diyorlar, kimliklerimize o toplumsal cinsiyet kimliğini kim çaktı öyle ve neden bu yanlışlardan dönülmüyor? Lanzarote’yi daha birçok kişi bilmiyor... Dağılan aileler aslında sosyal sermayenin tüketilmesi anlamına gelmiyor mu? Nüfusumuz dibe vurdu. “Nüfus artsın” diyorlar ama kısırlaştırıcı sağlık, gıda, kozmetik, hayat tarzı aynen devam! Bunlar da aslında sosyal sermaye ile ilgili. Sonuçta topyekûn bir çözülme, bozulma, dağılma söz konusu. Hani o kayıt dışı sanal kumar çetesi operasyonlarına ne oldu? Olan bir şey yok; dostlar alışverişte görsün. Elleri ayakları boş değil, tuttukları iş değil.
Sahi, o sahte diploma çetesine ne oldu? Daha sırada TOEFL skandalı vardı, hemen üstü örtüldü. İngilizce bilmeyen akademisyenler için TOEFL sertifikasında damping yapmışlardı. Ama onun da üstü örtüldü. Sistem tıkandı. Birileri “Benim yakınımı, adamımı alamazsınız” diyor. Açıkça şantaj yapıyorlar. Çünkü vekalet savaşları gibi vekaleten yapılan işler, yolsuzluklar var. Kolektif yapılan işler var. Var da var, saymakla bitmez. “2025 başından itibaren Türkiye ve KKTC’de yapılan operasyonlar neler” diye yazın yapay zekaya, bakın neler çıkıyor. Türkiye operasyonlar ülkesi oldu. O kadar operasyon, o kadar gözaltı, tutuklu, karanlık işlerde bir gerileme, azalma yok. Bir ölüyorlar, bin diriliyorlar sanki! Mafya sürekli kendi küllerinden diriliyor. Türkiye ve KKTC genelinde güvenlik, organize suçlar, siber suçlar ve terörle mücadele alanlarında geniş kapsamlı "Mahzen", "Kalkan", "Sibergöz", "Gürz" ve "Narkoçelik" operasyonları yapıldı, şimdi hatırlayan var mı? Bunları açıklayanların kimi yurt dışına çıktı, kimi tutuklandı, kimi öldürüldü. Sedat Peker bir sürü dosyayı açıkladı da ne oldu? "Mahzen" ve "Kafes" serisi ülke genelinde şehir eşkıyalarına, yerel ve ulusal organize suç örgütlerine yönelik yürütülen operasyonlarda yüzlerce suç örgütü çökertilmiş ve binlerce şüpheli gözaltına alınmıştı. Tahsilat çeteleri ya da haraç kesenler her yerde faaliyetlerine devam ediyorlar. Hatta bazı operasyonlarda hakim, savcı, emniyet müdürü, istihbaratçı, avukat, iş adamı, politikacı bakıyorsunuz birlikte hareket ediyorlar. Suç faaliyetlerini dijital dünyaya taşıyan yeni nesil çetelere karşı o günlerde 58 ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlenmiş ve 348 şüpheli yakalanmıştı ama sizce bu suçlarda bir gerileme oldu mu? Kırmızı bültenle ya da ulusal seviyede aranan suçluların yakalanmasına yönelik sınır ötesi operasyonlar neticesinde, aralarında KKTC’nin de bulunduğu 8 ülkeden toplam 63 suçlu yakalanarak Türkiye’ye iade edilmişti ama bunlar devede kulak. Bütün suçluları toplayacak olsa cezaevlerinin kapasitesini %500 artırmamız gerek.
FETÖ borsası, yargı borsası, fon borsası diye yeni yeni borsalar oluşuyor memlekette. Burada dönen para, resmi borsanın gerisinde kalmıyor adeta. Yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık ve çevrimiçi çocuk istismarı suçlarına karşı hem Türkiye’de hem de KKTC bağlantılı ayaklarında dijital operasyonlar düzenlenmiş, milyonlarca liralık haksız kazanca ve dijital varlığa el konulmuştu. Düzensiz göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik "Kalkan" ve uyuşturucu ticareti ağlarına yönelik "Narkoçelik" operasyonları kapsamında yapılanlar da unutuldu. Artık Almanya’da infaz edilen Muhammed Yakut da, KKTC’de öldürülen Halil Falyalı da tarih oldu!?
Daha önceki “Kıbrıs’ın ilk baronu” olarak anılan Elmas Güzelyurtlu da banka, döviz bürosu ve kumarhane/otel benzeri yapılar üzerinden kara para aklama faaliyetleriyle biliniyordu ve 2005’te Güney Kıbrıs’ta öldürüldü. Mustafa Sarıgül ve ailesinin Titanic Hotels ile ilgili kara para soruşturmasında gizli ortaklık iddiaları vardı bir ara. Bugün Sarıgül daha farklı suçlamaların muhatabı. Muhasebeci ifadelerinde para transferleri ve otel ortaklığı öne çıkıyordu. Geçtiğimiz günlerde Altınbaş Holding yöneticileri de soruşturmaya dahil edildi. Sezgin Baran Korkmaz ve çevresi, Cihan Ekşioğlu vd., The Plaza Bodrum (eski Paramount/Jumeirah) ile ilgili tefecilik, örgüt ve kara para aklama soruşturması da dünde kaldı. Antalya’da Serik, Kemer vb. çeşitli otel zinciri sahipleri ve turizmcilere yönelik finansal suç/kripto/kara para, fuhuş, hatta cinayet operasyonları da yapıldı. Mesela Agartha buluşmaları, Chabat’ın faaliyetleri, bir takım mala, şirketlere çökme hadiseleri pek gündem olmuyor artık. 500 liralık ilacı devlete 22.000 liraya fatura edenler ya da daha önceki Sinovac, mRNA, PCR skandalı soruşturulmadı bile. Bunlar vaka-i adiyeden sayılıyor sanki.
Gümrüklerde, üniversitelerde, diğer birçok kamu kuruluşunda dönen dolaplar, belediyelerdeki yolsuzluklardan geri kalır yanı yok. Nasıl oluyorsa DDK, MASAK, Emniyet İstihbarat, MİT, bakanlıkların, belediyelerin teftiş kurulları, sağır sultanın duyduğu, yabancı istihbarat örgütleri, ekonomik izleme yapan kuruluşlar biliyor; bizimkilerin bu işlerden hiç haberleri olmuyor. Fon olayından SPK’nın, BDDK’nın, Maliye Bakanlığı’nın da haberi olmuyor. Birçok kamu kuruluşundaki yolsuzluk ve usulsüzlük Sayıştay denetimlerine de takılmıyor. Hemen hemen bütün siyasi partilerin içinde bir takım mafyöz yapılar var, sadece medya tetikçileri ve troller değil.
İktidarı, muhalefeti, dindarı, dinsizi, sağcısı, solcusu, liberali, milliyetçisi, Alevi’si, Sünni’si, Kürd’ü, Türk’ü aynı hastalıkla malul. Toplumda ciddi anlamda, her alanda bir tereddi söz konusu. Geleneksel dini topluluklarda da irtidat aynı şekilde aldı başına gidiyor.
Gelinen noktada artık bıçak kemiğe dayandı. Bundan sonra her şey mümkün. Bir şey olmuyorsa dehşet dengesi, ve kimsenin kazanmayacağı, herkesin kaybedeceği bir kaos birilerinin gözünü korkutuyor. Yoksa iflaslar başladı. Sektörel krizler kapıda. Otomotiv sektörü de kilitlendi, sırada inşaat sektörü var ve tabii ardından bankacılık sektörü, finans piyasası. Zaten borsada finans piyasası ağır bir yara aldı. Sadece fonda kumar oynayanlar arasında kalmadı bu iş, borsanın itibarı ağır bir yara aldı. Türkiye yerli ve yabancı yatırımcılar için güvenilir bir yer değil artık. Bu durum sadece Türkiye için de geçerli değil; birçok ülkede durum aynen böyle.
Evet, gelecek günler geçen günleri aratabilir. Ama geleceği yalnız Allah (cc) bilir. Ve de bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde hayır olabilir. Biz bilmeyiz, Allah (cc) bilir. Bizim bugün tartışıp durduğumuz şeylerin hakikatinin bize gösterileceği ve bu dünyada yapıp yapmadığımız şeylerin hesabının sorulacağı bir gün var. Allah’ın (cc) ipine tutunanlar, çalıp çırpmayanlar, vurup öldürmeyen, ölçüyü-tartısı, hesabı düzgün olanlar, Allah’a (cc), Resulü’ne (SAV) ve kitaba (amenna ve saddakna) sadık kalanlar mahzun olmayacaklar.
Selam ve dua ile.