Gazze utancımız ne olacak?

Gazze utancımız ne olacak?

Rahip Dizmon Tuto, Siyonist düşmanın 2006 Beyt Hanun’da yaptığı katliamla ilgili gerçekleri araştıran heyetin çalışmaları çerçevesinde Gazze’de idi

Arap ve İslâm dünyası, soykırımcı İsrail'e karşı harekete geçmeli: "Arap ve İslâm dünyasındaki bizler ne yapıyoruz Filistin için? Bizim suskunluğumuz ve işbirliğimiz ne olacak? Kendi utancımızla ilgili ne diyebiliriz? Düşman İsrail geçen yılın Haziran ayında Gazze'ye yönelik bu zalim ambargoyu dayatmaya başlamıştı. Yani tam bir yıldır Filistin halkı bu korkunç sıkıntıyı yaşıyor. Sorun tam anlamıyla dünyanın ve biz Müslümanların gözleri önünde soykırımdan geçirilen bir halkın sorunudur.

Düşmanın bu soykırımı durdurması yönünde zorlanması için harekete geçilmelidir. Arap ve İslâm hükümetleri şu soruyu kendilerine sormalıdır: Yüzlerce Filistinli hastayı bu şekilde şehid olmaya terk etmek utanç verici değil midir?"
Rahip Dizmon Tuto, Siyonist düşmanın 2006 Beyt Hanun'da yaptığı katliamla ilgili gerçekleri araştıran heyetin çalışmaları çerçevesinde Gazze'de idi.
Rahip Tuto Filistinlilerin kendilerine dayatılan zalim ablukanın gölgesinde yaşadığı trajedik şartları yakından görerek uluslararası toplumun sessizliğini ve işbirliğini kınadı, bu sessizliği ve işbirliği 'hepimizi vuran bir utanç' olarak ifade etti.
Bu ifade doğal olarak doğru. Uluslararası toplumun hiç harekete geçmeksizin ve bir şey yapmaksızın İsrail oluşumu eliyle soykırıma maruz kalan 1,5 milyondan fazla Filistinliyi kendi başına bırakması utanç verici.
Peki Arap ve İslâm dünyasındaki bizler ne yapıyoruz? Bizim suskunluğumuz ve işbirliğimiz ne olacak? Kendi utancımızla ilgili ne diyebiliriz? Düşman İsrail geçen yılın Haziran ayında Gazze'ye yönelik bu zalim ambargoyu dayatmaya başlamıştı. Yani tam bir yıldır Filistin halkı bu korkunç sıkıntıyı yaşıyor.
Burada Filistin halkının bütün alanlarda ablukanın gölgesinde yaşadığı trajedik insanlık dışı şartların ayrıntılarından konuşmayacağız. Bütün dünya her halûkarda bu şartların tam bilgisine sahip. Bizler burada bu sıkıntının sadece bir yönünden bahsedeceğiz. İki günden bu yana ilaç eksikliği ve düşmanın tedavileri için dışarıya çıkmalarını engellemesi sebebiyle vefat eden Filistinli hastaların sayısı 177'ye çıktı. Bu kelimenin ve tam anlamıyla düşmanın işlediği bir soykırım suçudur.
FİZİKİ VE PSİKOLOJİK İŞKENCE
Bir aydır Dünya Sağlık Örgütü başkanı 'bu hastaların hayatlarını kurtaracak acil sağlık koruması almasından alıkonulmasının İsrail'in yaptığı fiziki ve psikolojik işkence olduğunu' ifade ediyor. İlaç eksikliği ve dışarıya çıkmalarının engellenmesi sebebiyle bu hastaların vefat etmesi İsrail oluşumunun bilinçli olarak yaptığı zalimce bir suikast eylemidir.
Gazze'de 1300 Filistinliyi hastalıktan dolayı vefat eden şehidlerin akıbeti beklemektedir. Bu listeye günlük olarak yüzlerce kişi eklenmektedir. Şimdi soru şu: İsrail oluşumunun işlediği bu soykırım suçu ve diğer suçlar karşısında Arap ve İslâm ülkeleri neredeler? Niçin Arap ve İslâm ülkeleri bu kabir sessizliğine bürünüyorlar? Sessiz kalarak hiç harekete geçmeksizin Filistinli hastalar ölüme nasıl terk edilir?
İSLÂM DÜNYASI HAREKETE GEÇMELİ
Sorunun Hamas hareketinin ve sözde barış girişimine dair zayıf ve boş bütün bu konuşmalara yönelik alınan tavırla hiçbir ilişkisi yok. Bu kelimenin tam anlamıyla dünyanın ve biz Müslümanların gözleri önünde soykırımdan geçirilen bir halkın sorunudur. Düşmanın bu soykırımı durdurması yönünde zorlanması için harekete geçilmelidir. Arap ve İslâm hükümetleri şu soruyu kendilerine sormalıdır: Yüzlerce Filistinli hastayı bu şekilde şehid olmaya terk etmek utanç verici değil midir?
Müslümanların hastaya ilaç temin etmek veya tedavisi için dışarıya çıkışına sağlamaktan bile aciz kalması utanç verici değil mi? uluslararası toplumun abluka suçuna karşı sessiz kalması Rahip Tuto'nun dediği gibi bir utanç ise, Arap ve İslâm dünyasındaki bizlerin suskunluğu sadece utanç verici değildir. Aynı zamanda işlediğimiz korkunç bir suçtur.
Bahreyn gazetesi Ahbar El Haliç, 5 Haziran 2008, Arapça'dan çeviri: Halil Çelik