Filistin Ne Halde Biliyor musunuz?(Vİdeo)

Filistin Ne Halde Biliyor musunuz?(Vİdeo)

Filistin Ne Halde Biliyor musunuz?

Kanal7'nin Dış haberler müdürü usta gazeteci Sefer Turan Filistin'le ilgili ilginç konulara değindi. Gazze'nin Guantanamo'dan farksız olduğunu belirten Turan Ortadoğu ile ilgili bakın neler konuştu.

Muhammet Taşçılar'ın özel haberi

Memur Sen Konfederasyonu’na bağlı Eğitim Bir Sen tarafından “Ortadoğu geleceğinde Türkiye” konulu bir konferans düzenlendi. Şair Nabi Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa Kanal 7 Dış Haberler Müdürü Sefer Turan konuşmacı olarak katıldı. Çok sayıda kişinin izlediği konferansta konuşan Turan Ortadoğu’daki gelişmeleri ve yaşanan olayları yorumlayarak görüşlerini aktardı. Konuşmasına Filistin’deki dramı da anlatan Sefer Turan Filistin’i anlatırken, izleyenler adeta Filistin’de yaşıyormuş gibi hissettiler.

Türkiye Avrupa birliğine girip girmeyeceği kesin olmadığını belirten Sefer Turan “Ama tarihi bir gerçek vardır ki Türkiye bir Ortadoğu Ülkesidir. Kültür olarak, tarih olarak, siyaset olarak Ortadoğu ülkesidir. Dolayısı ile bu ülkenin insanı, Ortadoğu’da olup bitenlere kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Orada olup bitenler bizi de ilgilendirir.”dedi.

ABD’nin Ortadoğı politikasının da yanlış olduğunu aktaran Turan, ABD’nin Ortadoğu politikasına baktığımız zaman ABD’ye karşı olan ülkelerin yönetimleri tasfiye edilerek yürütülüyor. ABD siyasetine karşı olan İran, Suriye, Lübnan’da Hizbullah’ın, Hamas’ın, Irak’taki Mukteda Sadr hareketinin tasfiye edilmesi veya mevcut siyasi yapının içine çekilerek eritilmesi gerektiğine inanıldığını dile getirerek “ABD’nin temel politikası bu.” dedi.

Hamas’ın siyasetin içine çekilmesinin tek nedeninin ABD karşıtı politikalarından vazgeçirilmek olduğunu fakat ABD ve İsrail karşıtı politikalarından eylemlerinden vazgeçmeyince şimdi tamamen tasfiye edilmek istendiğini iddia etti.
Devletler bazında bakıldığında İran ve Suriye’nin ABD’nin hedefinde olduğunu dile getiren Sefer Turan, Bunlara karşı Uluslar arası toplumdan dışlanmış bir ülke görüntüsü veriliyor. Bunu da tüm dünya kabulleniyor. Örneğin ABD bir topluluğa bir örgüte terörist diyorsa herkes bir ağızdan terörist örgüt olduğunu kabul ediyor. Bundan sonra o topluluk o örgütü terörist olarak anıyoruz. Biz o örgütün tanımı nedir bunu çok düşünmüyoruz. Bunu Filistinli örgütler için çok rahatlıkla karşımıza çıkıyor. ABD ve İsrail O örgüte terör örgütü dediği için bizim gazete ve Televizyonlarda o örgütleri terörist olarak adlandırıyor. Suriye ve İran için fanatik ülkeler veya terörizmi destekleyen ülkeler gibi ifadeler kullanıyoruz. Bu dili kullandığımız içinde doğru tahliller yapamıyoruz. Halbuki bizim kendimize göre bir siyasetimizin olması gerekiyor. ABD’nin bölge ilişkisi ile bizim bölge ilişkimiz arasında çok büyük farklılıklar olması lazım. Biz yüzyıllarca bölge halkı ile aynı çatıyı paylaştık. İstanbul bu coğrafyaya başkentlik yapmış bir şehirdir.” dedi.
Ortadoğu’daki ülkelerin tarihlerine baktığımız zaman birbirimizle iç içe olduğunu belirten Sefer Turan “Biz aslında bu coğrafyanın insanları olarak ortak bir dilimiz olmalıydı. ABD’lilerin dilini kendi dilimize tercih eder duruma düştük. ABD dışişleri bakanlığı her sene terörü destekleyen ülkeler ve örgütlerin listesini yayınlar. Bizde o listedeki örgütleri ön kabulle öyle kabul ediyoruz. Bu dilimizi değiştirmemiz gerekiyor. Eğer bu dili değiştirirsek Ortadoğu için anlatılanlar ABD’lilerin tasfiyesine yönelik çabalarının su yüzüne çıktığını söyleyebiliriz.” diyerek sözlerini sürdürdü.
Lübnan’ın çok özel yeri var Ortadoğu’da. Lübnan’da ufak bir olay Uluslar arası olaya dönüşebileceğini de aktaran Turan “Lübnan çok küçük bir ülke ama uluslar arası ilişkiler gibidir. Bir siyasi parti lideri seçimi, Bir milletvekili seçimi, bakan ataması bütün bunlar uluslar arası bir konudur. Seçim Uluslar arası arenada pazarlık meselesi olduğu için bir türlü Cumhurbaşkanlarını seçemediler. 2-3 aydır Cumhurbaşkanı seçemediler.” diye konuştu.

Refik Hariri’nin ölümünden kim kârlı çıkacak ona bakmak lazım diyen Sefer Turan “Refik Hariri Esrarengiz bir şekilde hayatını kaybettikten sonra olaylar zincirine baktığımız zaman ne demek istediğimizi bu olayın esrarı çözülüyor. Ne oldu? Uluslar arası kamuoyu Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesi için baskı yaptı. ABD’nin Suriye için uluslararasına lanse ettiği şey şuydu. Suriye Lübnan’da işgal ordusu izlenimi verdirdi. Hafızamızı tazelesek. Lübnan’da 1975 -1990 yılları arasında bir iç savaş yaşanmıştı. 1990 yılında Suudi Arabistan’ın Taif kentinde bir anlaşma imzalandı. O anlaşma gereği, Arap ülkelerinin siyasi çatısı olan Arap birliğinin de daveti ve Lübnan’ın çağrısı üzerine Suriye birlikleri Lübnan’daki iç savaşı bitirmek üzere oraya girdi ve savaşı bitirdi.” diyerek olayları anımsattı.
Suriye’nin ABD ve yandaşlarına prim vermediğini dile getiren usta gazeteci Turan “İşi bitince Suriye’ye çık dediler. Hariri’nin öldürülmesinden sonra ABD ve taraftarları, anında Suriye’yi suçlu gösterdiler. Hiçbir soruşturmalar başlamadan bunu yaptılar. Refik Hariri’nin ölümünden sonra 7-8 bakan ve milletvekili öldürüldü. Her olayın arkasından 5-10 dakika geçmeden Suriye suçlu gösterildi. Biz Suriye’dir veya değildir demiyoruz fakat bu suikastler kimin işine yarıyor buna bakmak öyle değerlendirmek gerekiyor. Hariri’nin öldürülmesinin iki hedefi vardı. Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesi ve Lübnan’daki Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını ön görüyordu. ABD ve İsrail’in tüm çabası buydu. Çünkü Suriye’nin Ortadoğu’da ABD ve İsrail karşıtı olduğunu ve İran’ın yanındayım demesi, İran’ın bölgeden uzaklaştırılması ve Bu siyasetinden vazgeçirmek için Suriye’ye baskı yapılması gerekiyordu.” diye yorumladı.
Aslında mahkeme kurulmasını ve O mahkemenin istediği kişiyi yargılaması öngörülüyordu ve Diğer maddede Lübnan’daki silahlı grupların silahsızlandırılmasını ön görüyordu. Orada ki kasıtta Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıydı. diye yorumlayan Sefer Turan “Sonra ne oldu? Ortadoğu gelişmeler e baktığımız zaman Suriye Lübnan’dan çekildi. Suriye ABD ile beraber hareket eden ülkelerin elinden bir kozu almış oldu.” dedi.

Hizbullah’ı ezmek için İsrail’in Lübnan’a saldırdığını hatırlatan Turan “2006 yılı Temmuz ayında İsrail Savaş uçakları Lübnan’a 33 gün süreyle bomba yağdırdı. Bugün Ortadoğu’da yaşayanlar ABD’ye kesinlikle inanmıyorlar ve kesinlikle güvenmiyorlar. ABD arap ülkelerinde ve İslam dünyasında güven kaybediyor. Hatta Avrupa ülkelerinde de nefret en üst düzeye çıkmış. Bu tabi bir anda ortaya çıkmıyor. Bölgedeki ABD politikası bunun eseri. Lübnan İsrail savaşında Hizbullah o savaşta daha güçlü olarak çıktı. Lübnanlılar canlarını kaybettiler mallarını kaybettiler ama Hasan Nasrallah gibi bir lider kazandılar. Mısır’da ve diğer arap ülkelerdeki gösterilere baktığımız zaman Nasrallah için Abdulnasır’dan sonra Arapların 2. lideri olarak görüldü. İdeolojik bakmadı insanlar. Lübnan’daki direnişe açık şekilde destek veren ülkeler çoğunluktaydı. ABD ve İsrail bu savaşta hezimete uğradı. Diğer Arap İsrail savaşlarına baktığımızda askeri olarak İsrail bu savaşı kaybetti. Medya olarak savaşı kaybettiler. Bunu zaten İsrail bunu itiraf etti bazı komutanlar görevden alındı. İsrail başbakanına halk desteği yüzde üçe kadar indi. İsrail savaş gemisi savaş gemisi Beyrut yakınında Lübnan’ı bombalarken Nasrallah TV’den Lübnan halkına Pencerelerinizden Akdeniz’e bakın İsrail Gemisinin vurulduğunu göreceksiniz dediği anda İsrail savaş gemisi vuruldu. Lübnanlılar bu olayı çıplak gözle izlediler. Canlı yayında komut verildi. O anda da gemi vurulmuştu.

Filistin’deki durum
Filistin’in dramını anlatan Sefer Turan ilginç örneklerle adeta Filistin’i izleyenlere yaşattı. Filistin’de ne olduğunu fakat dünyaya ne gösterildiğini tüm çıplaklığı ile anlatan Sefer Turan “Filistin’de ise bir halk siyasi tercihinden dolayı açlığa mahkum edildi. 2004 Filistin seçimlerinde bağımsız gözlemciler en demokratik seçim dediği seçimde Hamas kazanınca iktidara geldi, Hamas iktidar diye ABD ve yandaşları ambargo uygulamaya başladı. Filistin Arapların ve diğer ülkelerin yardımlarıyla geçimlerini sağlıyorlar. Aslında Filistin devleti diye bir şey yok.Filistin topraklarındaki siyasi yapı öyle bir çıkmaza var ki, Filistinlilerin direnişten başka imkanı kalmadı. Gazze ve Batı şeria Birbirinden kopuk iki yakın coğrafyayı düşünün biri Şanlıurfa olsun diğeri Gaziantep olsun. Gazze Akdeniz’e açık 4 tarafta İsrail askerleri kuşatmış. Biz bir zamanlar Gazze’ye Dünyanın en büyük açık cezaevi derdik. İsrail askerlerinin kuşatması altındaki Gazze’nin 2 kapısı var. Birine Batı Şeria tarafından giriyorsunuz diğeri Mısır tarafından. Ama iki kapıda İsrail askerleri tarafından tutulur. İsrail Askerleri size izin verirse Gazze’ye gidebilirsiniz. İsrail askerleri size izin verirse çıkabilirsiniz. Gazze içinde özgürsünüz. Gazze’den çıkıp Batı Şeria’ya gitmeniz mümkün değil. Çünkü İsrail Gazze’den kimseyi Batı Şeria’ya bırakmaz. Biz gazeteciler olarak Batı Şeria’ya girip çıkabiliyoruz. Kontrol noktalarından geçerek girebiliyorsunuz. Bu gazeteci avantajımız. Bir Filistinli Gazze’den girip çıkamaz. Aynı şekilde Batı Şeria’dan girip çıkamaz. Gazze Nüfus yoğunluğu bakımından en yoğun yer. Ekilecek araziyi bırakın bina yapılacak arazi dahi yok. Çünkü 1948’den 1968’e kadar canlarını kurtaran Filistinliler Gazze’de mülteci kamplarında yaşıyorlar. Tek geçim kaynakları vardı. Batı Şeria’da arazilerde çalışarak elde ettikleri parayla geçimlerini sürdürüyorlardı. Ancak 2000 yılından sonra o geçişi tamamen yasakladı. Eskiden askerlerle çevriliydi Batı Şeria Şimdi 12 metre yükseklikte bir duvarla çevrilmiş. Beytüllahim’e giriş için İsrail askerleri oturmuştur. İzin verirlerse girersiniz. Şu anki Gazze Guantanamo hapishanesine benziyor. Çünkü şartlar öyle kötü ki. Böyle bir yapı içinde Cumhurbaşkanı deseler ne olur. Başbakan deseler ne olur? Bakan deseler ne olur. Çünkü Başbakan Mahmut Abbas İsrail askerinin izin verdiği yere gidebiliyor. Filistin Hükümeti Toplanıyor, Bazı bakanlar Gazze’de bazıları Batı Şeria’da. Her iki tarafta uyduya görüntü ile çıkıyorlar. Uydu Konferans ile kabine toplantısı yapıyorlar. Tabi onu İsraillilerde izliyor. Bunun bir örneği yok yeryüzünde. Ama Filistin Devlet başkanı Filistin Başbakanı, Dünya Kamuoyunda İsrail’den Filistin ile bir sınır sorunu olan ülke gibi bahsediliyor. Bu kesinlikle doğru değil. Daha Kudüs’ten bahsetmedik. Filistin’in tamamı İsrail işgali altında. Bir gün Filistinliler uyanıyor ve Evlerinin önünde 12 metre yüksekliğinde bir duvar yükseldiğini görüyorlar. Bu duvarların geçiş noktasını da merkezden 3 kilometre uzağa koyuyor ki, Şimdi Filistinli yolun karşısına gitmek için 3 kilometre gidiyor bir daha 3 kilometre geri geliyor. İnsanlar mağdur oldu. İnsanlar okula gidemez oldular. Örneğin Kudüs üniversitesinin hemen dibine duvar ördüler. Öğrenciler, evleri ile okul arasına gidemez oldu. Aileler koptu, Siz buradasınız anneniz babanız karşı tarafta kaldı. Sonuçta bu duvar 300-400 bin insanın göç etmesine neden oldu. Filistinlilerin mücadele ettiği esas konu bu. Filistin dediğimiz zaman günlük hayatlarında bu gibi sorunlar yaşayan insanlar topluluğu. Mesela Doğuma giden kadınların çoğu bu kontrol noktalarında çocuklarını düşürmek zorunda kalıyorlar. Onlarca yüzlerce bayan. İnsanlar bunlardan dolayı her gün İsrail askerleri ile didişiyorlar. İşte İsrail ve Filistin’deki sorun bu.
Sefer Turan’ın konuşması soru cevap şeklinde devam etti.
Sefer Turan’ın konuşmasının devamını izleyebilirsiniz.




2. Bölümü



HABER7