Mehmet GÖKTAŞ
Eşeğimize karşı görevlerimiz
Hayır, günümüzün moda söylemi olan hayvan haklarından bahsetmeyeceğim, ben başka bir şeyden, daha doğrusu kendimizden bahsedeceğim.
Üzerinde bir insanın binili olduğu bir eşekle karşılaştınız. Biraz yaklaşınca gördünüz ki eşeğin yuları adamın elinde değil, hayvanın kendi boynunda, yani eşek serbest. Zaten eşeğin yürüyüşünden, kendi istediği yönde ve kendi istediği hızda gidişinden de belli, sevdiği otlara doğru gidiyor, istediği kadar yedikten sonra yürüyüşüne devam ediyor. Yolda başka eşeklerin pisliklerine rastladığında dakikalarca kokluyor. Kısacası serbest bırakılmış bir eşeğin nereye gideceğini ne yapacağını hepiniz bilirsiniz.
Eşeğin üzerindeki adama hayretle “Bu hal neyin nesi, ne yapıyorsun böyle?” diye soruyorsunuz. Adam size kendinden emin bir şekilde “ben özgür bir adamım” diyor.
Allah Allah, sen mi özgürsün yoksa eşek mi özgür. Burada özgür biri varsa hem de tam özgür, eşeğin kendisidir. Sana gelince sen tam bir esirsin, eşeğin esirisin, ona uymaktan başka, onun gittiği yere gitmekten, onun durduğu yerde durmaktan başka yaptığın hiçbir şey yok.
Bu örneği yıllar önce İmam Gazali’den okumuştum. Eşeği insanın nefsine ve bedenine benzetmişti. Nefislerinin arzularını hiç ikiletmeden yerine getirenlerle tam da örtüşüyor.
Zavallı insanımız eşeğine öylesine esir olmuş ki, onun bir dediğini iki etmiyor, adeta onun için çalışıyor, işin acı olan tarafı ise bunu özgürlük olarak yapıyor.
Eşeğimize düşman olmayacağız, eşek bizim eşeğimizdir, biz onsuz edemiyoruz. Her şeyden önce eşeğimizin yuları bizim elimizde olacak, her şey burada başlıyor. Elbette eşeğimize karşı görevlerimiz vardır, mademki o bizim hizmetçimiz, ona en iyi şekilde bakacağız. Hatta iyi bir bakıcı eşeğe karşı onun kendisinden daha iyi bilir ne yapacağını.
Eşeklerinin üzerinde, yularlarını serbest bırakan herkese duyurulur.
Bu düşüncelerle herkesin cumasını tebrik ediyoruz.