Ergenekon Dışarıda Diri

Ergenekon Dışarıda Diri

Toplumsal Varoluş mitinglerinin üçüncüsü dün KKTC'nin başkenti Lefkoşa’da yapıldı. Mitingde “Besleme” olarak bilinen grup Türkiye Büyükelçiliği'ne Rum bayrağı astı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Ergenekon imzalı bir eylem gerçekleştirildi. Başbakan Erdoğan'ın sert tepki gösterdiği "Toplumsal Varoluş" mitinglerinin 3'üncüsü dün KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da yapıldı. Mitingde Türkiye Büyükelçiliği önünde açılan Ankara karşıtı pankartlar ve elçilik binasına Rum bayrağı asılması nedeniyle büyük olaylar çıktı

28 Ocak'ta 25 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen eylemde Rum bayrakları ve Türkiye'yi protesto eden pankartlar açılması üzerine Başbakan Erdoğan büyük tepki göndermiş, hatta Türkiye'nin KKTC Büyükelçisi değişmişti. Bu tepkilerin ardından ikinci eylem 2 Mart'ta daha sakin bir atmosferde gerçekleşmiş ve 10 bin kişi katılmıştı. Dün ise bu kez 2500 kişilik bir grup KKTC Cumhuriyet Meclisi ve Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği önünde sloganlar atarak yürüdü. Mitingde, bazı gruplar tarafından açılan "İşgalci TC Kıbrıs'tan defol" yazılı pankart daha sonra toplatıldı. Pankartı almak isteyen polise eylemciler tepki gösterdi. Polisi, eylemcilerin arasından, olaya müdahale eden diğer polisler kurtardı.

POLİS İZLİYOR EYLEMCİLER KÜFREDİYOR

Dün gerçekleştirilen çirkin eylemde Kuzey Kıbrıs polisinin izlemesi ve gerekli önlemleri almaması dikkat çekti. Protesto mitinginden çıkıp, Başbakan Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hakaret gösterisine dönüşen eylemde Kıbrıs polisi oldukça müsamahakâr davranması anlamlı bulundu. Bilindiği gibi Kuzey Kıbrıs'ta polis, adadaki Türk Barış gücüne bağlı bulunuyor.

ERGENEKON'UN KUZEY IRAK, KUZEY KIBRIS ve MAKEDONYA AYAĞI HALA DİRİ

Türkiye'de Ergenekon terör örgütüne yapılan operasyonla örgütün çökertildiği düşüncesi kamuoyunda hakim. Ancak, Türkiye'de sadece Ergenekon'un "sakalı kesildi." Ergenekon'un asıl can damarları Kuzey Kıbrıs, Kuzey Irak ve Makedonya'da bulunuyor.
YİNE O PANKART

Eylemin gerçekleştiği bölgede bulunan Afrika gazetesi merkezinde de Başbakan Erdoğan'ı kızdıran "Ha...tir" pankartı ile Rum bayraklarının asılı olması dikkat çekti.

"Yaseminler" olarak bilinen gruptan bir kişi, elindeki salladığı Rum bayrağını Türkiye Büyükelçiliği bahçesinin tellerine asınca polis müdahale etti. Bayrağı alan polis ile eylemciler arasında yine arbede çıktı.

KKTC Devlet TV'si ile ajansı da destek verdi


Kıbrıs'taki derin devlet yapılanmasının en yoğun olduğu öne sürülen iki kurum var. Bunlardan biri BRT, diğeri ise TAK.
Sendikalar, eyleme katılımı artırmak için birçok işyeri, daire ve okullarda değişik saatlerde greve gitti. Eyleme destek amacıyla Basın Sen, örgütlüğü olduğu, Bayrak Televizyonu (BRT) ve Türk Ajansı-Kıbrıs'ta (TAK) grev uyguladı.

POLİS PROVOKASYONU KÖRÜKLÜYOR


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasalarına göre bu ülkenin polisinin emir komuta yetkisi, adada bulunan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Barış Gücü Komutanlığı'da bulunuyor.
Özellikle mevcut AK Parti Hükûmetine ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı protesto ve hakaret gösterilerine yönelik Kıbrıs Polisi, eylemcilere karşı müsamahakar davranması dikkat çekiyor.
Kuzey Kıbrıs'ta kurulan ve Ergenekon-Türk Metal Sendikası-Denktaş üçgeninde gelişen karanlık olayları ortaya koyan gazeteciler tek tek faili meçhul cinayetlerle öldürülürken, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği'ne asılan Rum bayrağına karşı sessiz kalınması akıllarda bir çok sorunun oluşmasına neden oluyor.

ADA NÜFUSU KADAR ORDU UYUYOR MU?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bulunan Türk birliğinin resmi rakamlara göre mevcudu 45 bin civarında. Ancak gerek değişim ve atamalardan dolayı ortalama 65 bin civarında asker bulunuyor. Kıbrıs yerlisi Türklerin nüfusu da bu civarda.
  Personel sayısı bu kadar fazla olan Türk askerinin adadaki her türlü hareketten haberdar olduğu biliniyor.
Diğer yandan Kıbrıs'ta bulunan Ergenekon yapılanması ile ilgili eleştiri yapanların başına gelmeyen kalmıyor. Hatta faili meçhule bile kurban gidiyor. Kuzey Kıbrıs'taki derin yapılanmaları eleştirdiği için en son gazeteci, Kutlu Adalı.

ORDUYU ELEŞTİREN YANIYOR

Kuzey Kıbrıs'ta bulunan Türk Barış Gücü'nü eleştiren gazetecilerin başına gelmeyen kalmıyor. Özellikle onursuzlaştırma başta olmak üzere, Vatan hainliğine kadar birçok operasyona maruz kalıyor. Bunun son örneğini Yeni Düzen gazetesi çok ağır bir biçimde ödüyor:

Kıbrıs'ta muhalif gazeteciliğin cesaret ve özveri istediğini söyleyen Yenidüzen Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Burhan Eraslan, her an "vatan hainliği" suçlamasıyla karşı karşıya kalabileceklerini belirtiyor. Türkiye'de olduğu gibi Kıbrıs'ta da gözaltı, tutuklama, tehdit ve basın cinayetlerinin geçmişten bugüne sürdüğünü belirten Eraslan, doğrudan sansür uygulanamadığını, ancak çeşitli baskılarla gazetecilerin engellendiğini ifade ediyor. Ceza yasaları halen İngiliz Koloni Yönetiminden bugüne kaldığı için basına, sömürge dönemine dayanılarak mahkemelerce ağır ceza verildiğini kaydeden Eraslan, "Herhangi bir makam basına doğrudan müdahale etmemekle birlikte basın sağcı çevrelerin yönlendirmesi altındadır. Bu yönlendirmede gerek Denktaş gerekse de Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın rol oynadığını söyleyebiliriz.
Kuzey Kıbrıs'ta yaşanan ciddi ekonomik sorunlar basına da yansıyor. Nüfusun az olması nedeniyle tiraj da kısıtlı kalmakta. Ayrıca Türkiye'nin büyük gazetelerinin Kıbrıs'ta satışa sunulması, kendi aralarındaki fiyat farkı ve promosyon uygulamasıyla Kıbrıs okuru Türkiye gazetelerine yönlendirilmeye çalışılıyor" diye konuştu.

ASKERE ELEŞTİRİ 75 CEZA DAVASI GETİRDİ

Başı casusluk suçlamasıyla derde giren Avrupa Gazetesi Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Şener Levent de, baskılardan en fazla nasibini alan gazeteciler arasında. Yayın hayatına başladıkları 3 yıldan bu yana, KuzeyKıbrıs'ın kendi kendisini yöneten bir ülke olmadığını, yaşamsal kararların Ankara'da alındığını yazdıklarını ve ilk defa askerin kendileri tarafından eleştirdiğini dile getiren Levent, yayınlarının büyük bir etki yarattığını söyledi. Levent, "Biz burada askeri yetkililerin eleştirilmemesi yönündeki tabuyu yıktık. Bu onların çok zoruna gitti. Çünkü alışkın değillerdi eleştirilmeye. Ama eleştirel
yayınlarımızla birlikte bizi ciddi bir biçimde hedef aldılar ve casusluk yapmakla suçladılar" şeklinde konuştu. "Bölücülük, vatan hainliği, askere hakaret" gibi suçlamalarla kendisi ve 5 çalışan hakkında 75 ceza davası açıldığını, bunlardan 42'sinin duruşmasının askeri ve sivil mahkemelerde başladığını ve her birinin 5 yıllık hapis cezası öngördüğünü belirten Levent, bu davalar içerisinde önce Denktaş tarafından açılan 5 ayrı tazminat davasının sonuçlanarak, yüzde 30 faiziyle birlikte 120 milyar para cezasına çarptırıldıklarını kaydetti. Bunun Kıbrıs basın tarihinde rekor bir ceza olduğuna dikkat çeken Levent, şöyle devam etti:

"Bu cezayı ödeyemeyince Anayasa'nın 29. maddesinde yeralan 'yurttaşların basın evi araçlarına el konulamaz. Hatta o aletler suç unsuru olsa bile' hükmüne rağmen gazetemizin bilgisayar ve diğer eşyalarına haciz konuldu. Biz buna itirazımızı yaptık. Ama daha önce de benzer başka bir davada bu madde yine gündeme gelmiş, yargıçlar, söz konusu maddenin sadece ceza davaları için geçerli olduğu, tazminat davalarında geçerli olmadığı kanaatine varmıştı. Biz itirazımızın sonucunu bekliyoruz. Yasalarımız İngiliz sömürge yasaları olduğu için çağdaş bir basın yasamız yok."

MUHALİFSEN CASUSSUN
 
Casuslukla yargılanan Levent'in başına gelenleri başka biri daha yaşamış. Avrupa Gazetesi'nin avukatlarından Hasan
Nidai Mesutoğlu benzer bir casusluk davasını örnek göstererek yasalardaki çelişkilere dikkat çekiyor: "2 yıl önce Cengiz Fevzioğlu adlı bir kişi casusluk yaptığı iddiasıyla tutuklandı. İddia yine Şener'e yöneltilen suçlamada olduğu gibi askeri bölgelerin fotoğraflarının çekilmesiydi. Fevzioğlu hakkında 54 ayrı dava açıldı ve askeri mahkeme savcısı 54 ayrı idam cezası istedi. 3 ay tutuklu kaldı. Duruşması 4 ay sürdü. Duruşmaların gizli celselerinde 5 istihbarat subayı tanık olarak dinlendi. Ancak Fevzioğlu beraat etti. Savcılık temyiz isteminde bulundu. 1 yıl sonra bir üst mahkemede yapılan temyiz
duruşmasında Fevzioğlu, bu kez 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezanın gerekçesi ise söz konusu fotoğrafların
Kıbrıs'ta değil, Türkiye'de, Ege taraflarında çekilmiş olması. Çok ilginçtir. Yasa gereği Türkiye'de işlenen suçlar
bizim ceza yasamıza konu teşkil etmemekte. Ama mahkeme buna uymadı. Şener Levent hakkındaki casusluk iddiası sadece bir senaryo. Kuzey Kıbrıs'ın yüzde 90'ı zaten askeri bölge. Üstelik mahkemeye sunulan fotoğraflar da daha önce
Avrupa Gazetesi'nde defalarca yayınlanmış. Üstelik Kuzey Kıbrıs'ta 74 sonrası insanların yerleştirildiği alanlar
Rumlar'dan kalma olduğu için, Rumlar buraları ellerinin içi gibi biliyorlar."

İşte KKT'cedeki muhalif basının hali"

Sendikal Platform, eylem nedeniyle dağıttığı broşürlerle "Şimdi kavgayı büyütme zamanı" ifadesine yer vererek, kavganın, "demokrasi, ekonomik ve sosyal hakların korunması, özelleştirme adı altında Kıbrıslı Türklere ait kamusal alanların peşkeş çekilmemesi, çocukların geleceğine sahip çıkılması" için olduğu belirtildi. Eylem gerekçeleri arasında, "vatandaşlık dağıtma uygulamalarının derhal durdurulması, Kıbrıslı Türklerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapılarına uymayan yaptırımlardan kurtulmak, toplumsal yok oluşa karşı durmak, Kıbrıs sorununu çözmek, Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda yerini almasını sağlamak ve siyasi eşitlik" de sayıldı.
 
ToplumsalHafiza