Abdurrahman Dilipak
ERDOĞAN’IN YERİNE KİM GELECEK?
Herkesin bir hesabı var, Allah’ın ise bir hükmü? Galib olacak olan Onun hükmüdür. La galibe illallah.
Kural bir: Biz kendimizi değiştirmeden Allah’ın bizim hakkımızdaki, ezeli bilgisi ile takdir ettiği şey neyse o gerçekleşecek. Kural iki: Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah (cc) hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz, Allah (cc) bilir. Kural üç: Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımızla kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir. Kural dört: kim kimin adayı ise, bizden beklenen mevcutlar içinde en iyisini seçmektir. Adaylar belli olmadan tercihte bulunmak bizi rıza’ya ulaştırmaz. Hele birileri kendi adayını seçtirmek için hileye başvurursa, o iş onlar için gazab vesilesi olan “dua ile istenen bela”ya dönüşür. Kural 5: “Göklerin ordularının komutası”, ya da “göklerin hazinesinin anahtarı” kimsenin elinde değildir. Kural 6: Kim neyi ihtirasla isterse, o onun imtihanı olur. Kural 7: Her topluluk layık olduğu gibi idare olunacak. Sonuçta tencere yuvarlanacak, kapağını bulacak.
Bize düşen en akıllı (bilgi, hikmet ve tecrübe sahibi), en dürüst ve en cesur adayı seçmek. Derneklerde, vakıflarda da böyle olmalı, tabi siyasette de. Bu anlamda muhalefette de aynı özelliklere sahip insanlara ihtiyacımız var. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Yusuf, Hz. Zulkarneyn üzerinden örnekler verilir. Emanet ve adalet ilkesi en çok atıf yapılan konulardır. Kitab’ta “zulüm” “adaletin yokluğu şeklinde tanımlanır. Ve siyaset velayet değil, vekalet müessesedir. Yetkisini halktan alan, halka hesab veren, şeffaf, ehliyet ve liyakatten, Şûrâ’dan ayrılmayan biri olmalı. Siyaset kul hakkının en yoğun olduğu emanet müessesesidir. Mahkeme kadıya mülk değildir.
Kur’an- Kerimde Adalet / Adil Olmak En çok tekrarlanan ve en ağır vurgu yapılan vasıfların başında gelir. (Nisa 58): “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” Bu konu sadece mahkemede geçerli bir konu değil. (Sad 26): “(Davud’a hitaben) Biz seni yeryüzünde halife (yönetici) yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet; nefsin hevesine uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır.” (Nisa 135): “Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa adaleti titizlikle ayakta tutan şahitler olun.” Akrabalarını, partinizi, ülkenizi, hemşehrilerinizi, cemaat yakınlığını, ideolojik paydaşlarınızı öne sürmeyin. Her zaman Allah’ın rızasını gözetin. Adalet, yöneticinin en temel yükümlülüğüdür; taraf tutmak, adam kayırmak, rüşvet, nepotizm reddedilmiştir.. (Nisa 58) ayeti: Emanet (yönetim, görev, yetki) ehline (bilgili, yetkin, güvenilir, adil olana) verilmeli. Bizde Kamu malı ve kaynakları “Yetim hakkı” olarak tanımlanır ve bunu gözetmeyenlerin namazları bile kabul edilmez.
(Yusuf 55): Hz. Yusuf‘un “Beni ülkenin hazinelerine memur kıl, çünkü ben iyi koruyan ve bilgiliyim” demesi, liyakatini ortaya koyması örnektir. Hz. Ömer (r.a.): “Ben halifeyim, halkın en fakiri gibi yaşarım” diyordu. Ehliyetsiz, bilgisiz, yetersiz kişiyi yönetici yapmak zulümdür ve doğrudan bu ayete aykırıdır. Yönetici İlim / Bilgi, Hikmet sahiplerini dost edinmeli/ Basiret sahibi olmalı, Kafir, Münafık, Mülhid, Müfsid, Fasık, Müstekbir ve Mütrefinlerden uzak durmalıdır.
(Âl-i İmrân 159)’da istişare konusunda şöyle denir: “(Ey Peygamber) Onlarla istişare et. İş konusunda karar verdiğin zaman da Allah’a tevekkül et.” Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir yönetici kesinlikle tek başına karar almamalı, Takva sahibi, Allah Korkusu ve Ahiret Bilincine sahib olan biri olmalı.
(Furkan 74)’de topluma rehberlik konusunda deniyor ki, “Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzün nuru olacak kimseler ihsan et ve bizi takva sahiplerine imam (lider/önder, rehber) kıl.” (Hud 112)’deki çok açık ve net:: “O halde emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar ve taşkınlık etmeyin.” Halka, zayıflara şefkatli davran, yumuşak huylu ol ve işleri zorlaştırma kolaylaştır! (Âl-i İmrân 159)’da ne deniyordu?: “Allah’ın rahmeti sayesinde onlara karşı yumuşak huylu davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi.” (Hud 113)’de, kişi, toplum, ülke tefrik yapmadan “Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa (onları yakacak ateş) size ateş dokunur.”
Fertlere, topluluklara olduğu gibi yöneticilere de Nefse uymak, keyfîlik, heva ve heveslerin peşine düşmek, şan, şöhret peşinde koşmak yasak. (Sad 26): “Nefsin hevesine uyma ki seni Allah yolundan saptırmasın.” Kitab zalimleri, kamu malına hıyanet eden, haksızlıklar karşısında sessiz kalanları sürekli uyarır. (Şura 42): “İnsanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler var ya, işte onlar için elem verici bir azap vardır.” (Nahl 90): “Allah adaleti, iyiliği emreder; fuhşu, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar.” Kitab’ta İsraf, Savurganlık, kamu kaynaklarını çarçur etmek, Kibir, büyüklük Taslama kınanır. Yönetici halkın malını kendi keyfi itibarını yüceltmek için harcayamaz.. Kibir, (Kasas 83)’te kınanır.
Kur’an’da ideal yönetici için örnek gösterilen peygamberlerin ortak özellikleri: Adalet, ilim, şükür, istişare, Allah’a tevekkül, emanete riayet ve zulümden kaçınmadır. Sonuç olarak Kur’an’ın yöneticilere en net emri şudur: Adalet, Emaneti ehline vermek. Bunlar olmadan diğer vasıflar eksik kalır. Bir yönetici bu ikisini gözetmiyorsa Kur’an ölçülerine göre güvenilir ve meşru bir yönetici olmaktan çıkar. Şu ayet mealini, Gazze’yi düşünerek, kendi halimizi, Müslümanların halini düşünerek okuyalım: (Nisa 75) “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu) gönder, bize katından bir yardımcı yolla’ diyen zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” Bu ayet, yardım etmemenin mazeret kabul edilmediğine işarettir. Gücü yeten mümin, mazluma sırtını dönmekle sorumludur. (Enfal 72): “İman edip hicret edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirlere) barınak sağlayanlar ve yardım edenler… işte onlar birbirlerinin velisidirler (dostu, yardımcısıdırlar).”
(Maide 8): “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adil şahidler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır.”
“Adaletsizlik zulümdür” bu. Akıldan çıkartılmamalıdır. İster yasama, ister yürütme , iste yargı temelli olan adaletsizliğe sebeb olan herkes bu zulümden müştereken ve müteselsilen sorumludur..
Müslüman yöneticinin en belirgin alamet-i farikası (en ayırt edici özelliği), adalet ile emaneti ehline vermektir. Bu ikisi olmadan diğer vasıflar eksik kalır ve yönetici meşruiyetini kaybeder.
Adalet / Hakkaniyet Kur’an’da en çok vurgulanan vasıf budur. (Nisa 58): “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”
(Nisa 135): “Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa adaleti titizlikle ayakta tutan şahitler olun.” (Sad 26) (Hz. Davud’a hitap): “İnsanlar arasında adaletle hükmet; nefsin hevesine uyma.” : “Kıyamet günü Allah’ın arşının gölgesinde olacak yedi sınıftan ilki adaletli idarecidir.” (Buhari). Eğer kendi itibarı, refah ve güvenliği, geleceği için halkın çıkarlarını görmezden gelirse
Zalimlerden olur. Adalet, taraf tutmamak, zengin-fakir, yakın-uzak ayrımı yapmamak, zulme rıza göstermemektir. Adaletsiz yönetici, İslam’a göre zalim sayılır ve ahirette ağır hesap verir.
Emaneti ehline vermek gerekir. Değilse gasp ve hile söz konusudur.. (Nisa 58): Emanet (yönetim, görev, makam) ehline (bilgili, yetkin, güvenilir, takvalı olana) verilmeli. Hadislerde “İş ehline verilmezse kıyameti bekleyin.” denir. Nepotizm, adam kayırma, partizanlık ehliyetsiz kişiyi yönetici yapmak büyük günah ve zulümdür. Liyakat, Müslüman yöneticinin en kritik alametlerinden biridir.
(Âl-i İmrân 159): “(Ey Peygamber) Onlarla istişare et. İş konusunda karar verdiğin zaman da Allah’a tevekkül et.” Evet onlar, (Şura 38): “İşlerini istişare ile yürütürler.”
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir konuda vahiy gelmemişse ve karar vermek zorundaysa, ister savaş, ister siyasi, idari kararlarda ashabıyla istişare eder, Uhud, Bedir gibi savaşlarda bile görüş alırdı. Tek başına karar almak, kibir ve keyfiliğe yol açar. Takva , Allah Korkusu, Ahiret bilinci güzel örnek / urvetül vüska ve rehber olmamız gerekiyor. Furkan 74: “Bizi takva sahiplerine imam (lider, önder, rehber) kıl.” (Hud 112): “Dosdoğru ol ve taşkınlık etme.” Takva, yöneticinin kalbindeki en büyük fren mekanizmasıdır; rüşvet, israf, zulüm gibi kötülüklerden korur. Sabırlı, Müşvik, güzel söz ve hikmet sahibi olmak, yumuşak huyluluk, merhamet konusunda hassas olmamız gerekiyor. Merhamet Âl-i İmrân 159: “Allah’ın rahmeti sayesinde onlara karşı yumuşak huylu davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi.” Mümin ve mazlumlara karşı merhametli, zalimlere karşı izzet ve şeref sahibi, söz ve hareketlerinde eğilip bükülmeye yer olmayan bir vakardan söz ediyoruz. Katı, kibirli, halkı ezen yönetici Müslüman olamaz. İlim, Basiret, Hikmet sahibi, kanaatkâr, İsraftan kaçınan, Halk gibi yaşayan birini bulalım.. Halkın malını kendi yandaşlarına peşkeş çekenlerden uzak duralım. Bilbordlarda dev resimleri ile kendi öne çıkaranlardan, kendini yücelten, övünen, algıları gerçeği gizlemek için, onun yerine ikame etmeye çalışanlardan, trollerin açtığı yoldan ilerleyenlere itibar etmeyelim. Kitab , yönetici seçimi için “içinizden biri” diyor. Evet “Zulmedenlere meyletmelim”, “… yoksa size ateş dokunur.” (Hud 113) Nefse uymalım, keyfîlikten sakınalım. Bunlar (Sad 26)’da yasaklanır. Kibir, büyüklük taslama, rüşvet, , ölçü, tartıya müdahele, rakamlarla oynayarak halktan gerçeği gizlemek, gelecek vaadi, yolsuzluk, emanete hıyanet, ihaleye fesat karıştırmak, adrese teslim işler. israf / savurganlık, Fitne, bozgun sebebidir.
Erdoğan sonrasına dönecek olursak, görünen o ki, Sanırım bir takım yamyam devletler, yamyam iş adamları kolay köşeye sıkıştırabilecekleri, korkutabilecekler, teslim alabilecekleri aday olsun istiyor. Ama aynı zamanda dindar, muhafazakar kesimi de sözleri ile oyalayabilecek biri lazım onlara. Aynı ülkeden birileri doğrudan ve dolaylı olarak Hakan Fidan’ı destekler gibi gözükürken, bir başka grub Bilal Erdoğan’ı destekliyor gibi gözükebilir. İkisini, içerideki adamları ile doğrudan ve dolaylı olarak sosyal media ve birbirine karşı destekleyip kışkırtırken, aslında iki tarafı da zayıflatmayı hedefleyebilirler. F.Gülen ve BÇG projesi böyle bir kontrollü bunalım projesi idi. Bu ins’in Şeytanları için için zayıflatılmış bir yönetici daha kolay köşeye sıkıştırılabilir.
Uluslararası sistem, ülkeler için solcuları kontrol eden İşbirlikçi solcular, Müslümanları kontrol edebilecek işbirlikçi Müslümanlar, Milliyetçileri kontrol edecek Ruzi Nazar tipi Milliyetçiler arıyor. Bunları yedekleri ile birlikte çoklu bir politik koalisyonlar ön görülüyor sanki.. Partileri ve siyaseti bu şekilde nötr hale getirmeye çalışıyorlar.
Dikkat edelim, kişi ve topluluk olarak ihtirasla istenen her şey zor bir imtihana dönüşür. Biz Allah (cc)den hayırlı olanı isteyelim. Bu anlamda bazan o ısrarlı istekler, sonradan pişman olacağımız dua ile istenen bir belaya dönüşebilir.
Dikkat edelim, kızımıza damat seçerken de, oğlumuza gelin seçerken de , işinize yönetici seçerken de, bu kriterlere dikkat edelim. Muhtar seçerken de, belediye seçiminde, genel seçimde de, vakıf, dernek, oda, sendika, Koop. seçimlerinde de buna dikkat edelim Oy’umuzu satmayalım, kafamızı birilerine kiraya vermeyelim. Aksi halde Allah (cc) işlerinizi sarp dağlara sardırır, üstünüze pislik yağdırır. Dünya hayatınızda da, ahiret hayatınızda da rezil rusvay olursunuz. Bu kurallara uyarsanız dünyada da, ahirette de şerefli ve izzetli bir hayat sizi bekliyor.
Selam ve dua ile.