Erdoğan Canlı Yayında Konuşuyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ATV'nin canlı yayınında gazeteciler Ergun Babahan, Mustafa Karaalioğlu, Hasan Cemal ile Prof. Dr. Beril Dedeoğlu'nun gündeme ilişkin sorularını yanıtlıyor.
Hasan Cemal: Üzerinizde mahalle baskısı var mı?
Erdoğan: Tabii ki hissediyorum. Medya haberlerinde mahalle baskısını hissediyorum. Geçmişte yaşanan senaryolar... Tarsus'ta yaşanan olaylar gibi... Hepsi tamamen provokatif olaylar.
Türkiye nereye doğru gidiyor, alışveriş merkezleri bunu gösteriyor. Çağdaş bir Türkiye kuruluyor. Batılı anlamda bir planlama içerisinde Türkiye.
Kızlarımızın önündeki en önemli engel, ülkelerinde üniversiteye gidememeleridir. Bizim yasalarımızın içerisinde bazı çelişkiler var.
Eğitim öğretim özgürlüğünü kaybedenlerin bunu kazanma noktasında...
Hasan Cemal: Kamuoyunda bunun arkası gelecek diye bir kaygı var
Erdoğan: Bunu zaten yasalar düzenlemiş. İşimize geldiği zaman Batı diyorun. Bu tür ayrımlar Batı'da nereye kadar var? Kadın erkek eşitliğini nereye doğru oturtuyoruz.
Toplumsal mutabakatla kurumsal mutabakatı istedik. Ancak yüzde yüz kurumsal mutabakat sağlayamazsınız.
Hasan Cemal: Siz 4.5 yıl bunu bir kenara bıraktınız. Şimdi harekete geçtiniz. Kamuoyunu ikna etmediniz, sinirlendiniz ve yıldırımlar yağırmaya başladınız.
Erdoğan: Sessiz duran, kimsesiz yığınların temsilcisiyim. Gerilim tarafı olsak, o meydanlara on katını toplarız. Eğer milletin temsilcisi milletvekilleri '411 el kaosa kalktı' lafını görürse sindiremez. Bu parlamentonun onuruyla oynamaktır.
Hasan Cemal: Buna ben de katılmadım ve eleştirdim. Siz de gerdiniz ülkeyi, damarına bastınız. Bunun çaresi nedir?
Erdoğan: Şu anda atılan bir adım var. Sayım Cumhurbaşkanımızın nasıl değerlendireceği, CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne gidip gitmeyeceği; ve mahkemenin vereceği karara biz de saygılı olmak zorundayız.
Bu ülke aslında bu kadar gerilmeyebilirdi. 2002 seçimleri öncesinde Sayın Baykal'ın "Türbanı sorun olmaktan çıkaracağım" şeklinde sözü var. "Bunun için türbanlılarda oy istiyorum" diyordu. Baykal bunu şimdi rejim meselesi haline getirdi. Siyasetçinin görevi, çözüm getirmektir.
Bizim ilkelerimiz arasında başı örtülü başı açık ayrımı olamaz. Bizim kadın kollarımızda araştırma yapılırsa bunu görürsünüz. Teşkilatın böyle bir ayrım yapmamıştır yapmaz.
Biz başı örtülü ve açık olan herkesin güvencesi olmak istedik. Ama bunu başaramadık. Kızlarımız yurtdışında okumak zorunda kaldılar.
Prof. Dr. Beril Dedeoğlu: Üniversite camiasında, rejime yönelik tehditlerin oluştuğu kaygısı var.
Öğrenciler kılık ve kıyafetle çok uğraşılmaması gerektiğini düşünüyorlar. Ancak AKP ile ilişkilendirildiğinde amalar geliyor.
Erdoğan: Bu acabayı bir açabilir miyiz?
Dedeoğlu: İfade etmekte güçlük çekiyorum. Acaba iktidar rejimi böyle yavaş yavaş mı değiştirecek?
Kürt meselesi, 301 varken neden bu mesele öncelikli? Bu sorular gidiyor, gidiyor; rejim tehdidine dönüşüyor.
Erdoğan: Özgürlüklere biz bütün olarak bakıyoruz. Hiç bir siyasi parti, başörtüsü konusunda halka söz vermedim diyemez. Bu bütün siyasi partilerin ortak sorunu.
Özgürlüklerin sıralaması dediğiniz zaman bu olmaz. Bunların hepsini çözmek zorundayız.
Yenişafak
