Epstein-Gazze bağlantısı: Şantajla soykırıma destek toplandı
ABD’de açıklanan Epstein belgeleri, Batılı siyasi, ekonomik ve akademik elitlerin organize suç ağlarıyla ilişkilerini ortaya koydU.
ABD Adalet Bakanlığı, Ocak 2026’nın sonunda, pedofili ve insan ticareti ağıyla bilinen Jeffrey Epstein dosyasına ilişkin 3 milyondan fazla sayfa belge, soruşturma dosyası, fotoğraf, video ve yazışmayı kamuoyuna açıklamak zorunda kaldı. Bu adım, hem mağdurların hem de medya kuruluşlarının yoğun baskısı ve ABD Kongresi’nin Epstein’la ilgili gizli olmayan tüm belgelerin yayımlanmasını zorunlu kılan yasayı kabul etmesinin ardından geldi.
Epstein’ın 2019’da cezaevinde şüpheli biçimde “intihar ettiği” açıklanmıştı.
Yayımlanan belgeler, ABD ve uluslararası alanda etkili çok sayıda elit ismin Epstein’la ilişkilerini ortaya koydu. Sosyal medya platformları üzerindeki küresel kontrol açısından Elon Musk, Mark Zuckerberg, Sergey Brin, Richard Branson ve Bill Gates gibi isimlerin dosyalarda yer alması dikkat çekti.
Siyasi alanda ise mevcut ABD Başkanı Donald Trump, eski başkanlar Bill Clinton ve George Bush, işgalci İsrail’in eski başbakanlarından Ehud Barak, İngiliz Prens Andrew ve çok sayıda üst düzey siyasetçi, akademisyen ve finans çevresi aktörünün Epstein ağıyla temasları belgelerde yer aldı.
Belgelerin ortaya çıkardığı tablo, uluslararası hukukun zayıflatıldığı ve Batı’nın “medeniyet” söyleminin çöktüğü bir döneme denk geldi. Dosyalar, Batı elitlerinin kendilerini “özgürlük ve refahın bahçesi”, dünyanın geri kalanını ise “orman” olarak nitelendiren sömürgeci zihniyetini fiilen teşhir eden bir kırılma anı olarak değerlendirildi.
Her ne kadar belgeler hâlâ eksik ve kısmen sansürlenmiş olsa da yayımlanan içerik, Batılı elitlerin sistematik biçimde yolsuzluk, nüfuz suistimali, insan ticareti, çocuk istismarı ve organize cinsel suç ağlarıyla bağlantılı olduğunu gözler önüne serdi. Belgelerde, küçük yaştaki kız çocuklarının zorla fuhşa sürüklendiği, çocukların kaçırıldığı ve insanlık dışı ritüellerde istismar edildiği yönünde ağır suçlamalar yer aldı.
Belgeler ayrıca Batılı elitlerin Epstein’ı yalnız bırakmak yerine onu finansal, hukuki ve siyasi olarak koruyan bir “dayanışma sistemi” kurduğunu ortaya koydu. Epstein hakkında suçlamalar ortaya çıktığında ilişkilerin kesilmediği, aksine stratejik destek verildiği görüldü.
Yazışmalarda, bazı akademisyen ve kanaat önderlerinin Epstein’a “sessiz kalması” yönünde tavsiyeler verdiği, kamuoyunun tepkisini “histeri” olarak nitelendirdiği, ayrıca finans ve medya kurumlarının Epstein’a hizmet sunmaya devam ettiği ortaya çıktı.
GAZZE: EPSTEIN ELİTLERİNİN SAHADAKİ YANSIMASI
Bu belgeler, yalnızca münferit bir skandal değil, Batı elitlerinin ahlaki ve siyasi davranış kalıplarını anlamak için bir anahtar olarak değerlendiriliyor. Bu çerçevede, bugün Gazze’de yaşanan soykırımın da aynı elit zihniyetin sahadaki tezahürü olduğu yorumları öne çıktı.
Batılı elitlerin Epstein’la ilişkilerini sürdürmesi, işgalci İsrail’in Gazze’deki suçlarına rağmen Batı’nın Netanyahu rejimiyle bağlarını koparmamasıyla benzerlik gösteriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Netanyahu ve eski savaş bakanı Gallant hakkında tutuklama kararı çıkarmasına rağmen Batı’nın siyasi ve askeri desteğini sürdürmesi bu çifte standardın en açık örneklerinden biri olarak değerlendirildi.
Belgeler ayrıca sosyal medya platformlarının Filistin anlatısını sistematik biçimde bastırdığına, Filistinli aktivistlerin hesaplarının engellendiğine ve siyonist anlatının öne çıkarıldığına işaret eden tartışmaları da güçlendirdi.
Aynı şekilde Batılı akademik ve entelektüel elitlerin, sözde eleştirel pozisyonlarına rağmen pratikte siyonist politikalarla uyumlu hareket ettikleri vurgulandı. Bu durum, “İsrail’de gerçek bir sol yoktur” tespitini yeniden gündeme taşıdı.
Belgelerde, siyonist kurumların Filistinli çocukları hedef alan propaganda faaliyetleri ve Batılı elit ağlarının işgalci rejime finansal destek sağladığına ilişkin bilgiler de yer aldı.
SONUÇ: BATI ELİT SİSTEMİNİN KARANLIK YÜZÜ
Belgeler, Epstein ağının Batı elit sisteminin bir parçası olduğunu, seks ve paranın siyasi kontrol aracı olarak kullanıldığını ve Batı’nın küresel güç yapısının bu tür şantaj ve çıkar ilişkileri üzerine kurulu olduğunu gösterdi.
Bu nedenle Gazze’deki katliamlara Batı’nın verdiği siyasi, askeri ve medya desteği, yalnızca jeopolitik çıkarlarla değil, elit ağların iç içe geçmiş çıkar ilişkileriyle de açıklanıyor.
Sonuç olarak Epstein dosyalarının, Batı’nın insan hakları ve hukuk söyleminin içinin boş olduğunu ortaya koyduğu, bu nedenle Gazze’deki çocuk katliamlarının Batı elitleri açısından ahlaki bir kriz değil, güç politikasının sıradan bir parçası olarak görüldüğü değerlendiriliyor.
ON4HABER
