Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Ekonomi politikası fiyasko

Hani buzlu zeminde fren tutmaz olur da direksiyon başında kıvranırsınız ya, hani uçakta bir şeyler iyi gitmemeye başlar, komuta - momuta kalmaz da düşüşe geçilir ya…

Öyle değil mi şu anda ekonomi?

Var mı bir ekonomi yönetimi?

İşin nereye gittiğini görüyor mu?

Merkez Bankası sürekli rakam revize etmekle meşgul. Çünkü ekonominin geleceğine ilişkin verdiği hiçbir rakam tutmuyor. Hani enflasyon yüzde 5’lerde, olmadı yüzde 20’lerde olacaktı sene sonunda? Çıkardık mı yüzde 42’lere? Onun orada durmayacağını da dünya – alem biliyor değil mi? Onun yüzde 36’lık kısmını daha senenin ilk dört ayında doldurmamış mıyız? Nisan’da yüzde 7.25 artan enflasyon, ortada yüzde 121 gibi bir Üretici (ÜFE) enflasyonu varken ve bu rakamların birkaç ay içinde peyderpey Tüketici (TÜFE) enflasyonuna yansıdığı bilinirken hadi durdur bakalım enflasyonu yüzde 42’de?

Merkez Bankası’nın en önemli, olmazsa olmaz vasfı olan “güvenilirlik”ten yeniyor sürekli.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın liderliğinin enflasyonda çok sonuç alamadığı açık.

En son Hazine ve Maliye Bakanı’nın “Biz de farkındayız” demekten başka yaptığı bir şey var mı?

Bunun hem sayın Cumhurbaşkanına hem Maliye Bakanı’na bir “siyasi iletişim dili” olarak tavsiye edildiği o kadar açık ki… “Yani efendim, vatandaş çok sıkıntılı, hiç olmazsa o sıkıntıyı gördüğümüzü ifade edelim” gibi tavsiyeler. Her mikrofon tutulduğunda “Enflasyonun biraz can yaktığının farkındayız…”lar bunun için. Eeee, oldu olacak farkında olmayın bari… Orası farkında olma yeri değil ki…Çare bulma yeri.

Ekonomiden anlayan kime sorsanız, bu işin nerede koptuğunu söylüyor. Lütfi Elvan - Naci Ağbal faizle ilgili bir adım attılar, dolar zınk diye durdu… Onlar gitti, Tayyip Erdoğan faizle ilgili bir adım attı, döviz fırladı. Bir şey bir şeyin sonucu ama acaba hangi ekonomiste göre hangisi hangisinin?

Şimdi deniyor ki Amerika, İngiltere, hatta Rusya, enflasyonun yükselmesine bakıp faiz artırıyorlar, onların ekonomistleri böyle yürütüyor enflasyonla mücadeleyi… Patron Tayyip bey bizde. O da “ekonomisst” O faiz sebep enflasyon sonuçtan hareket ediyor. Üstelik bunu “Nass”a bağlıyor.

Şimdi Tayyip bey’e “Nasstan vaz geç, işler düzelsin” demek olmaz. Tayyip Bey onu politik olarak da yapmaz, inanç olarak da. Ben onun için uzun zamandan beri İlahiyat hocalarımıza sesleniyorum. Fıkıh ilmi çare bulma ilmidir. Belki de şöyle bir sunum yapılacak: “Efendim muhakkak ki faiz konusunda bir Nass var. Evet, Kur’an’da riba geçiyor ama faizle ribanın aynı anlama gelmesi de mümkün. Her nassın uygulanma bağlamını doğru tespit etmek lazım. İzin verin dünyadan bunca borç alınıyor ve ülke faizle borçlanmak zorunda kalıyorsa, zatı aliniz bile faizi yüzde 14’e indirebilmişseniz, bankalar vatandaşa çok daha yüksek oranlarda faiz uyguluyorsa, enflasyon bütün çabalarınıza rağmen faizlerin kat kat üzerinde ise, herkes cebindeki Türk parasının saniye saniye eridiğinin farkında ve bu yüzden parasının değerini korumak için çare aramakta ise…. Bu durumlarda nassı şöyle uygulamak lazım…”

Belki bir siyasi iletişimci de devreye girip, “Efendim, siz evet çok kararlı bir lidersiniz, bu çok önemli, ama siz aynı zamanda gerekli olduğunda yeni kararlar alabilecek esnekliği gösterebilmekle de tanınıyorsunuz. Emin olun ekonomi - politikanızda kimi revizyonlar yaparsanız vatandaşımız bunları da ekonomist özelliğinizle irtibatlandırır ve size olan güvenini yeniler” diyebilir.

Bilmiyorum, belki böyle olur ve 2023 Haziran’ı gelmeden vatandaş yeniden nefes almaya başlar. Belki de hiç kimseye hiçbir şey söylenemez ve bu araba bu kaygan zeminde bir yerlerde durur!!!

DEVLET DİLİNE - SİYASET DİLİNE BAKIN

O bir İçişleri Bakanı. Daha önce gazetecilere falan saydırmıştı. Şimdi bir parti liderine, milletvekiline…

“Soros çocuğu… operasyon çocuğu…. Hayvandan aşağı adam… Esfel-i safilin… İsütihbarat elemanı…”

Ben en çok “istihbarat elemanı” ifadesine takıldım. Hangi istihbarat acaba? MİT değildir herhalde, orada Hakan Fidan var, Emniyet- Jandarma İstihbarat olmamalı, O Bakan’ın kendisine bağlı, Askeri istihbarattan Hulusi Akar sorumlu…. Başka neresi olabilir içerde? Yoksa dışarda bir yerleri mi kastetti Bakan, yoksa üfürdü mü?

Ne işler?

Bahçeli, Alaattin Çakıcı, bu arada Bakan Nebati, Ak Parti sözcüsü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay Soylu’nun yanında hizalandı.

Karşıdaki adam, milletvekili, parti lideri çileden çıkmış, “Gel oğlum, diye sesleniyor, Bakanlık önünde hesaplaşalım.” Gelmiyor Bakan, “Korkaksın” diye sesleniyor. “Cumhuriyet tarihinin en büyük kriminalisin” diye sesleniyor her ne demekse.

Öte yandan bu zatın son çıkışları göçmenlik meselesi etrafında neredeyse bir bombanın fitilini ateşleme niteliğinde…

Herkes rüzgar ekiyor ve ülke olarak fırtınalar biçiyoruz. Al birini vur ötekine tarzı politik figürler… Dünya Türkiye’ye baktığında nasıl bir ülke görüyor acaba?

Bu yazı toplam 134 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar