Abdurrahman Dilipak
“Dilipak: 28 Şubat Bitmedi, Zihniyeti Devam Ediyor”
Abdurrahman Dilipak’a 28 Şubat Post Modern darbesini sorduk… İlginç ve düşündürücü cevaplar aldık.
DİLİPAK: HİÇBİR DARBE KÂMİL ANLAMDA SORUŞTURULMADI
28 Şubat sürecinde en çok yargılanan isimlerden biri Abdurrahman Dilipak’tı. Jandarma Genel Komutanı Koman’la mahkemelik oldu, Çevik Bir’in suç duyurularıyla karşı karşıya kaldı. Güven Erkaya’nın yakınları tazminat davası açtı, hatta evine el konulmaya çalışıldı. Dönemin güçlü isimleri 1. ve 2. Ordu Komutanları Hurşit Tolon ve Güven Erkaya ile MGK Genel Sekreteri Ateş Paşa da Dilipak hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilipak, 6. Kolordu Askerî Mahkemesi’nde 7,5 yıl yargılandı; haftada beş gün, günde birkaç kez duruşmaya çıktığı dönemler oldu.
28 Şubat davası açıldığında mağdur kesimlerden kimse suç duyurusunda bulunmadı ve müdahil olmadı. Suç duyurusunda bulunan ve davaya müdahil olan Dilipak’tı.
Dilipak, 55 yıllık yazı hayatında 12 Mart’tan itibaren kesintisiz şekilde sanık olduğunu belirtiyor. İlk mahkûmiyetini Millî Nizam Partisi davasında aldı; o davada mahkûm olan tek kişi oydu. 1974 affı sürecinde dava Yargıtay aşamasında düştü. Son olarak AK Parti Genel Merkezi ve kadın kollarının 81 ilde yaptığı suç duyuruları ile KADEM’in açtığı davalarla yeniden yargılandı. Ceza davası istinafta beraatle sonuçlandı; hukuk davası Ankara’da devam ediyor.
Mirat Haber:
28 Şubat gerçekten bitti mi, yoksa sadece aktörleri mi değişti? Sizce “post-modern darbe”nin zihniyeti hâlâ sistemin içinde yaşıyor mu?
Dilipak:
28 Şubatçılar bunun “1000 yıl süreceğini” söylüyordu ama sonuçta geldikleri gibi gittiler. Darbe zihniyeti ise tarih boyunca var oldu, bundan sonra da farklı biçimlerde var olmaya devam edecektir. Aktörler değişir ama anlayış değişmez.
28 Şubat’tan sonra Balyoz ve Ergenekon süreçleri yaşandı; ardından 17/25 Aralık ve 15 Temmuz geldi. Süreç bitmedi, biçim değiştirerek devam etti. Her darbe, “demokrasiyi rayına oturtma” iddiasıyla yapılır. Bu yapılar siyaset, bürokrasi, medya, sermaye, STK, cemaat ve akademi içinde uzantılar bulur.
Mirat Haber:
28 Şubat’la ilgili Sincan’da yapılan “Kudüs Gecesi” çok tartışılmıştı. O süreç nasıl gelişti?
Dilipak:
Sincan’da düzenlenen “Kudüs Gecesi”ne tepki olarak tankların yürütülmesi sembolik bir mesajdı. Programda İran Büyükelçisi’nin bulunması üzerinden Refah Partisi ile İran birlikte gösterilmek istendi. Böylece darbeye zemin hazırlayan bir algı oluşturuldu.
Benim adım davetiyede olmasına rağmen davayla ilişkilendirilmedim. O günlerde farklı çevrelerden isimlerin katıldığı televizyon programlarında bu gerilimin nereye gideceğini tartışıyorduk.
Mirat Haber:
O dönem suskun kalan ya da destek veren medya ve entelektüellerle yeterince yüzleşildi mi? Yoksa 28 Şubat cezasız kalan bir süreç mi oldu?
Dilipak:
Türkiye’de hiçbir darbe bütün boyutlarıyla soruşturulmadı. Sorumlular belli kişilerle sınırlı tutuldu. Darbelerin uluslararası ayağı, sermaye ve siyaset bağlantıları araştırılmadı.
28 Şubat tamamen cezasız kalmadı ama kapsamlı bir hesaplaşma da yaşanmadı. Seçilmiş bazı isimler üzerinden yürüyen davalarla süreç kapatıldı.
Mirat Haber:
28 Şubat’ta eleştirilen baskıcı reflekslerin bugün başka biçimlerde yeniden üretildiği yönünde eleştiriler var. Siz ne düşünüyorsunuz?
Dilipak:
Sistemi değiştirmek için gelenler zamanla sistem tarafından dönüştürülür. Dün eleştirilen bazı uygulamaların bugün farklı biçimlerde sürdüğünü görüyoruz. Toplumsal yapıdaki çözülme, aile kurumundaki zayıflama, gençlerin yaşadığı sorunlar ciddi bir tablo ortaya koyuyor.
STK’ların ve cemaatlerin önemli kısmı bağımsız hareket edemez hâle geldi. Siyasetin gölgesinde kalan yapılar, toplumsal sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanıyor.
Mirat Haber:
28 Şubat süreci dindar-muhafazakâr kesimde hak mücadelesini güçlendirdi mi, yoksa devlete karşı kalıcı bir güvensizlik mi oluşturdu?
Dilipak:
Toplumda hem güvensizlik hem de çekingenlik oluştu. İnsanlar artık sorumluluk almaktan kaçınıyor, birçok meselede inisiyatifi devletten veya siyasetten bekliyor. Oysa geçmişte insanlar bedel ödemeyi göze alarak meydanlarda durabiliyordu.
Mirat Haber
Eğer 28 Şubat gerçek anlamda yargılansaydı, bugün Türkiye’nin demokrasi standardı daha farklı olur muydu?
Dilipak:
Geçmiş üzerine ihtimal hesabı yapmayı doğru bulmam. Ancak şu açık: 15 Temmuz dâhil hiçbir darbe tam anlamıyla soruşturulmadı. Çoğu süreç kontrollü biçimde gündemden düşürüldü.
Demokrasi tek başına yeterli değildir. Katılımcı, çoğulcu, şeffaf ve hukukun üstünlüğünü esas alan; ehliyet, liyakat ve istişareye dayalı bir düzen kurulmalıdır. Geçmişten ders çıkarılmazsa benzer hatalar tekrar eder.
Mirat Haber:
Değerlendirmeleriniz için teşekkür ederiz.
Dilipak:
Ben teşekkür ederim. Gerçeklerin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve yaşananlardan ibret alınması gerekir. Aksi hâlde aynı hatalar tekrar eder.