Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Derin gerçek

Derin Gerçekler

Bizler aslında, kendini okyanusta zanneden akvaryum balıkları gibiyiz. Hatta gece-gündüz bile aydınlatma ile kurgulanabilir. Yemlenirsiniz. Gördüğünüz o yosunlar, kayalar kurgulanmıştır. Akvaryum balıkların MetaVersesidir. Siz MetaVerse girerken kendinizin bir tercihte bulunduğunuzu zannedersiniz, ama b ir süre sonra o da örgütlenir. Şimdi gerçek dünyada o yırtık pantolonla geçmeyi siz mi hayal ediyorsunuz. Siz birilerinin ürettiği hayalden başka bir şey değilsiniz aslında. Sizin rüyalarınızı bile çaldılar ve size yeni rüyalar yüklediler. Ve yüklemeye devam ediyorlar. Siz önünüzdeki beyaz camdan bakıyorsunuz dünyaya, satın alacaklarınız, karar vermenizi etkileyen her şeye bu pencereden bakıyorsunuz ve size tasarlanmış bir dünya sunuluyor. Siz düşman gerekse o da orada sunulur. Size kahramanlar gerek, o zaman kötü adamlar gerekecek onu yok etmeleri için. Buna çocuklarınızı oyunlarla hazırlarlar ve gerçek sandıkları hayatta o rolleri üstlenirler.

Terör örgütleri de böyle kurgulanır. Hayali ticaretler, Mafia vs hepsi böyledir. Siz birine ağlarken, bu gözyaşları ötekinin gururuna dönüşür. Aşk ve öfke sarmalı için de, cennet hayali ile çıktığımız yolda, eğer Şeytanın yalan vaatlerinin peşinde ilerlerseniz, özgürlük şarkıları ile yürüdüğünüz çileli yolculuğun ardından bu ipnozdan çıktığınızda kendinizi bir cehennemin eşiğinde bulacaksınız.

Hakikat sanılan Gerçekler cennet hayali ila katlanılan çileli bir ömrün sonunda varılacak yer bellidir. Orası Cehennemdir.

Hz. İsa öyle diyordu: Yiyecekler ama doymayacaklar, Fahişelerle yatacaklar ama çoğalmayacaklar. Of-Shorelere giden paralar sizin değil artık. O paraların sahiplerinin dosyasını tutan birileri var. Onları teminat gösterip size kredi de verirler. Bakın kendi paralarını bile kullanamaz bunlar. O dışarıdaki paralarını yatırdıkları yerler bunlara faiz vermez, paranı tutuyorum diye para alır. Siz istediğiniz. Kadar mal alın, zaten hepsi onların garantisi altındadır. Yaramazlık ederseniz siz içeri girersiniz malınıza el koyarlar. Onların taşeronluğunu yaparsanız, sizi beslemeye devam ederler. Size ya da çocuklarınıza ihtiyaç duymayacakları bir zamanda ipinizi çekerler. Eğer hizmette kusur etmezseniz, sizi tepe tepe kullanırlar, büyütmeye devam ederler.

Mafia’da böyledir, haksız kazanç sahipleri de. Onlar haram para ile saadet olmayacağını anlayıp, gördüklerinde, geç kalmış olurlar. Artık geri dönüş yolları kapalıdır. Terör örgütleri de öyledir. Hep Sabancı’nın katili bir kızdan söz ediyorum. Marksist bir dünya hayali ile çıktığı bir yolda, Kapitalizmin bir piyonu olarak hayatta kalmaya çalışıyor Fehriye. Bana kalırsa sadece Özdemir Sabancı değil, Fehriye de kurbandı. Bir de olaylara bu gözle bakalım. Asıl suçluyu o zaman göreceksiniz. Katil de aramızda, hırsız da. İnsanların ağızlarından çıkan söze, parmakları ile gösterdikleri yöne değil, ayaklarının gittiği yere bakın.

Media zannettiğiniz gibi, Hakkın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi değildir genellikle. O sahibinin sesidir. Tetikçilik de yapar, Provokatörlük de. Sermaye de aynı şekilde pek çoğu namuslu değildir. Siyasetçi, bürokrat, al birini vur ötekine. İdeolojik önderler, akademisyenler, cemaatler de farklı değil. Hepsi birbirine benzer.

Bu sadece Türkiye’de böyle değil. Genelde böyledir.

Özal’a suikast düzenleyen adam yakalandı, ne oldu. Sonuç? Neden hep bu işlerin üstü örtülür. Kaç tana suikast oldu bu memlekette, sanıyor musunuz ki, gerçek bilinmiyor. Bu yukarıdakilerin hemen hepsinin bildiği bir sırdır..

Amerikan. Yönetimi, bir Zenciye, bir emlak spekülatörüne, Biden gibi birine mi kaldı. Ya da Kenneddy’i kim niçin vurdu. Bizde toplumun gündemini değiştirmek için önemli maçlarda sürpriz sonuçlar yaşanır, millet de bu oltayı yutar. Amerika’da ise Aya giderler, 11 Eylül’de ikiz kuleler vurulur, Epstein olayı patlak verir ya da WaterGazete skandalı yaşanır.

Eğer insanlar akıllarını başlarına toplamazlarsa, ne savaş biter, ne terör. Soygunlar da devam eder, vurgunlar da ve tabi darbeler de. Her topluluk layık olduğu gibi idare olunur. Seçimlerde siz kendi celladınızı, hırsızınızı seçersiniz yeri geldiğinde.. Herkes Haktan yana olup, önce kendi içindeki zalimler, cahiller ve hırsızlardan kurtulmak için çaba göstermeyecekse bu durum değişmeyecek.

Vatan “kurtaran Halaskar zabitan” 28 Şubatta ne yaptı görmediniz mi, 1960 da bunlar alyans çetesine dönüşmüşlerdir. Şu anlayın artık, bu işin sağı-solu, laikçisi, İslamcısı yok. Bunların kadrolarında Şeyh de var Fahişe de. Sanmayın ki, bu Cumhuriyetle birlikte başlayan bir süreç, Osmanlı da böyle yıkıldı. Kanuni zamanında da böyle değil mi idi. Fuzuli o zaman yazdığı Şikayetnamesinde “Selam verdim rüşvet değildur deyu almadılar” diyordu. Selçuklular nasıl yıkıldı. Emevi-Abbasi dönemine bakın. Hz. Osman döneminde ne oldu. Ya Hz. Ali dönemi. Hep kötüler önde olmadı. Her zaman iyilerde oldu. Hiç iyi olmadığı zaman inşallah biz bu dünyada olmayacağız. Ama iyilerin var olmaları için daha çok çalışmamız, daha dürüst, daha akıllı ve daha cesur olmamız gerek. Bu iş, bu okul, bu aile, bu cemaat, bu kültür ve sanatla, bu media ile, bu siyasetle olmaz, onu da bilelim. Bu gıdalar, bu toplum hayatı, bu tarım ve hayvancılık, bu sanayi, bu ekonomi ile olmaz. Bunların hemen hemen hiç biri Hak ve Hakikat, fıtrat temelli değil. Bakıyorum da artık NAS çoğu kimsenin umurunda değil sanki.

Bakın, tarih, övgü ya da sövgü kitabı değildir. Tarih bir toplumun ortak hafızası ve tecrübeler birikimidir. Tarihten ders alınır. Yoksa tekerrür eder. Bakın istisnaların dışında insanların çoğu Hüsrandadır. NAS böyle diyor. Çoğunluk hüsrandadır. Çoğunluk olup da içlerinde sapkınlar olmadığını söyleyenler ya cahil ya da yalancıdır. Kaldı ki, peygamberlerin nübüvvet sıfatı dolayısı ile masumiyetleri dışında hiç kimse mutlak anlamda masum değildir. Azınlık “iyi” ise de, mutlak anlamda “iyi” de değil, tevbe etmiştir, taksiren’dir, ahvali şahsiyedendir de Allah affetmiştir ne bileyim ben. Kimse kendini aklamaya kalkmasın. “İnni küntü minezzalimin” diyerek, tevbe etmeyenler, işte onlar kibirleri sebebi ile, kendileriniz gizlemek için çevresindeki meddahların övgülerinin arkasına saklanmaktadırlar. Resulullah bile "Allâh'a istiğfâr eder ve O'na tevbe ederim!» demiyor mu idi. bize ne oluyor ki, bunu kibrimize yediremiyoruz. Her olumlu şeyi kendileri, yanlışı ötekilerinin yaptığını söyleyenler, adil şahitlik yapmıyorlar. Evet Allah cc hep iyi şeyler yapmamızı ister, ve Şeytan da hep kötülüğü öğütler.. Hatta insanları Allah’la kaldırmaya çalışır. Din ve devlet büyüklerini İlah ve Rab konumuna yükseltmeyi öğütleyen de odur.

Evet, ameller niyetlere göredir, ancak, Hakkı Hak, batılı batıl görüp, Hakta toplanmayıp, batıla sapanlar yok mu, onlara şunu hatırlatmak gerekir ki, “Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir.”

Bakın, bize düşen, yaşadığımız zamana, mekana ve olaylara adil şahitler olmak. Suçlu olan babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa, bu böyle, bunu içinize sindiremiyorsanız, kendinize başka bir din arayın. İslam böyle diyor. Müslüman görünerek, İslam’ın, Müslümanların önünde perde olmayın. Ey iman edenler, biz de yeniden iman edelim. Eksiksiz ve katıksız bir şekilde dinimize Allah (cc), Resul (SAV) ve Kitabımız Kur’an-ı azimüşşandan başka bir şey eklemeyelim. Liderlerinizden, Şeyhlerinizden, kanaat önderlerinizden medet dişlenmeyin. Ne isteyecekseniz Allahtan isteyin ve Ona sığının. Allahtan korkun başkalarından değil. Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımız, sevdiklerimizle kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecek, sonuçta mahzun olmayacağız. Kadere, rızka ve ecele hükmeden, kadiri mutlak, o deyince oldular, öl deyince öldüren bir Allah’ımız var. Onun rızasına uygun davranın, bilin ki, Şeytan da, ABD’de, Çin de, AB’de, Rusya da, İsrail de, Mafia’da Onun iradesine tabidir. Üstün ve güçlü olan eğer iman ediyorsanız ve imanınızın gereğini yapıyorsanız, sizsiniz. Allah böyle yapıyor ki, gerçekten iman edenler ve etmeyenleri görelim ve direnenlerde kendi aralarında derecelendirilsinler. Herkes aslında bu herc-ümerc içinde yaptıkları ve yapmaları gerekirken yapmadıkları, söyledikleri ve söylemeleri gerekirken söylemedikleri ile cennetteki ve cehennemdeki yerlerini belirliyorlar. Allah’ın sizin hakkınızdaki hükmünü merak ediyorsanız, sizi neyle meşgul ettiğine bakın. Sadece başkalarını değil, nefsinizi de Kur’anın penceresinden bakarak değerlendirin, oradan baktığınızda kalp gözünüz açılacak ve hakikate ulaşacaksınız. Unutmayın Hakikate giden yolda insan ilim ve hikmetle gerçeğin basamaklarından yükselerek ulaşır.

Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 290 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar