Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Cumhuriyet 103 yaşında!

Biyolojik anlamda Telemek Telomer kromozomların uçlarında bulunan koruyucu DNA yapılarıdır. Telomerin uzaması Yaşlanmayı geciktiriyor, kısalması bizi ecelimize yakınlaştırıyor. Şimdi birileri Telomeri uzatarak ömrü uzaltmaya çalışıyor. Hatta 10 yıl sonrası için yaşlanması tersine çevirerek 50-60’ından sonra insanları geri 20 yaşlarına döndürecek bir proje üzerinde çalışıyorlar. Peki 103 yaşındaki Cumhuriyetin temel ilkelerindeki yaşlanma, yıpranma geri çevrilebilir mi? CHP alınlarına çakılan 6 OK ile geleceğe yürüyebilir mi?

Bana kalırsa CHP ne o 6 OK ile hem de adındaki “Cumhuriyet” kelimesi ile bir yere gidemez. Cumhuriyet “Çoğunlukçuluk”, Demokrasi “Çoğulculuk” demektir. CHP artık bir azınlık partisidir. Cüce birine soyadı olarak “Uzun” adının verilmesi sorunu çözer mi? CHP’nin açmazı işte burada. “Cumhuriyet” aslında rejimin adını ifade ediyor. Cumhuriyet’in savcısı, merkez bankası olur ama, tek bir parti’si olmaz, Cumhuriyetin pşaertisi yasal olarak kurulmuş bütün partilerdir.. O tek bir parti olmamalı. O tek parti döneminden miras kalan siyasi bir arazdır. CHP normal b ir parti olmak doğru bir şey yapmak istiyorsa, “Cumhuriyet” yerine adını “Cumhuriyetçi” olarak değiştirmesi gerek. CHP’nin 6 OK’u insanlara anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerini hatırlatıyor. Cumhuriyetin partisi varsa öteki partilere ne gerek var. Zaten parti kongresinde alınan karar anayasanın başlangıcı olmuş. Her memur ona yemin etmek zorunda. Yani herkes CHP’lidir, CHP’li olmak zorundadır bu anlayışa göre.. Saçmasapan bir durum. Ortada var olan Cumhuriyetin, birilerine göre olmazsa olmazları da var. Yani “Cumhuriyetin temel ilkeleri” dedikleri şey, CHP’nin 6 OK’u ve yine CHP’nin genel başkanına nisbet edilen Kemalizm adı verilen İdeolojisidir. Hatta Kemalizm aynı zamanda bir din’dir; “Türkün dini” olarak da kutsanmıştır.

Laik Cumhuriyetin temel ilkeleri nelerdi? 1-“Cumhuriyetçi’lik”. Aslında burada “Cumhuriyetçi” tanımı var. 2-Milliyetçilik. Aslında bu kavram Nazi Almanyası ve Mussolini İtalya’sından alındı. “Cumhuriyetin 10. Yıl albümü”nde Hitler’le “ortak idealler”den söz edilir. Kemalistler o dönemde “Anadolu yaylalarında çıplak ayakları ile şaraplık üzüm ezen Normandiya köylülerini arar”. Onlar aynı zamanda Mussolini’nin “terbiye diktatörlüğü”ne hayran oldukları için Romüs ve Romülüs’ler olarak İzci kamplarında “kara gömlekli yavru kurtlar yetiştirme hayalleri” kurarlar. Milliyetçilikleri duygusal aidiyet üzerinden örgütlenen bir algıdır. Kemalizm ve Türk ulusçuluğu fikri’nin temelinde Moiz Kohen vardır. Bu fikri ülkeye yaymak için kurulan Türk Ocağı’nın ana sponsoru Lazaro Franco’dur. Türk dili Agop Dilaçar’a emanet edilmiştir. Sahi bugün ulus deyince, Millet-Milliyet deyince kim ne anlıyor? DİN tarih, ahlak ve geleneği dışlayan bir Milliyetçilik nasıl bir Milliyetçiliktir. 3-Halkçılık. Halkçılık daha çok Sovyetik bir kavramdır. Ulus Westefelya kökenlidir, Demos daha çok sol-sosyalist bir kavramdır. Halk, ahali, toplum, ulus içiçe geçmiştir. “Sınıfsız bir toplum” hayali ile yola çıksalar da zaten daha işin başında İzmir iktisat kongresinde “Milli Burjuvazi” için düğmeye basılmıştı. Arkasında partizan kadrolar ve iktisadi mütegallibeyi rejim kendi örgütledi. 4- Devletçilik, aslında yine Sovyetik bir kavram olarak hayata geçirildi. Daha sonra aynı Kemalist kadrolar “karma ekonomi”ye geçtiler, onun da ardından “Serbest piyasa ekonomisi”ne geçildi Yani Devletçiliğin de içi boşaltıldı diğer kavramlar gibi.

Zaten ortada kamil anlamda bir devlet filan yoktu Monarşik Cumhuriyette, bir “Tek adam” bir de okun partisi vardı. M.K.’nin

Bu yazı toplam 163 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar