Ceset yakmaya tepki
Nalçik'te 13 Ekim 2005'te kamu binalarının basılması sırasında öldürülen 95 gencin cesedinin iade edilmeyip yakması aileleri şoke ederken insan hakları savunucularının da tepkisini çekti.
Rusya'nın Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'nin başkenti Nalçik'te 13 Ekim 2005'te kamu binalarının basılması sırasında öldürülen 95 gencin cesedinin iade edilmeyip yakması aileleri şoke ederken insan hakları savunucularının da tepkisini çekti. (Çeçen tarafın verdiği bilgilere göre Nalçik operasyon sırasında 37 mücahit şehid olmuştu.)
Rusya'nın cesetlerin iade davasını görüşen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne verdiği yanıtla açığa çıkan yakılma olayının Kabardey-Balkar'da yeni yerel yönetimin sağlamaya çalıştığı barış ortamına darbe vuracağı uyarısı yapıldı.
Kabardey-Balkar İnsan Hakları Merkezi Başkanı Valeri Hatıjukov, olayla ilgili hukuksal süreç devam ederken cesetlerin yakılmış olduğuna dikkati çekerek, "Haber benim için beklenmedik. Anayasa mahkemesinin kararına kadar böyle bir şey olmayacağını umuyordum. Çünkü cesetlerle ilgili bir çok soru vardı. Avrupa mahkemesi öncelikli önem vererek bu konuyla ilgileniyordu" dedi. Rusya'daki kanuna göre terörizmle suçlanan insanların cesetleri verilmezse bile, definlerinin olayın meydana geldiği yerde gerçekleşmesi gerektiğini belirten Hatıjukov, eleştirisini şöyle sürdürdü: "Bizler bir kez daha, adaletin, soruşturma organları ve istihbarat hizmeti tarafından değil sadece mahkeme tarafından gerçekleştirildiği yönündeki Rusya Federasyonu Anayasası'nın boş bir deklarasyon olduğunu gördük. Cesetlerin yakılması bazı halkların kültüründe yer alıyor ama bizde yok. Onların defnedilmemiş olması bizim menfaatlerimizin, mantığımızın tamamen görülmezden geldiğini ifade ediyor. Kabardey-Balkar'da dini aşırılıkçılık için öncüller yoktu. 13 Ekim 2005 olaylarından sonraki geçen zaman, bunların siyasi rejim faktörüne bağlı iç sebepler olduğunu gösterdi. Şimdi her şey değişiyor. Eğer cesetler verilseydi istikrara yardım ederdi sadece. Yani meydana gelene bakacak olursak, düşüncesizce atılan bir adım. Ölen polislerin yakınları bile cesetlerin verilmesi gerektiğini söylemişti. Peki anayasa mahkemesi, bunun anayasaya uymadığına karar verirse ne olacak? Ve bir soru daha gündeme geliyor; Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin talebine cevap olmasa idi, aileler hiçbir zaman ne olduğunu öğrenemeyecek miydi?"
Nalçik olaylarını yakından takip etmiş olan Kabardey-Balkarlı gazeteci Fatima Tlisova da "Bu olay sadece Kabardey-Balkar'daki insanların değil tüm İslam dünyasında tepkilere sebep olacak. Yönetim biraz daha cömert davranabilir ve ailelerle cesetlerin iade edilmesi halinde görüntülerinden ötürü seslerini çıkarmama konusunda anlaşabilirdi. Öldürücü bir acıya sahip insanlar bunu bile kabul edebilirdi" eleştirisini yöneltti.
Kabardey-Balkar Devlet Üniversitesi Profesörü Murat Hokonov ise "Cesetlerin yakıldığı haberinin bir sene sonra ortaya çıkması beraberinde bir çok soruyu getiriyor. Yönetimin aşırılıkçılıkla mücadelede düşünülmüş bir stratejisi var mı, yoksa yönetim birinin sezgi ve hislerini takip mi ediyor? Tarihi tecrübe gösteriyor ki, suç ile mücadele, özellikle de aşırılıkçılık ile mücadele, sadece demokratik prosedüre uygun olan hukuk normları üzerine oluşturulduğunda etkili oluyor. Cesetlerin ailelerine verilmemesi, eski bir şey ve Hıristiyanlık öncesine gidiyor" dedi.
Nalçik olaylarında ölenlerin cesetlerinin alınabilmesi için aileler Rusya'daki tüm mercilere başvurmuş ama olumlu yanıt ayamayınca Avrupa İnsan Hakalrı Mahkemesi'ne gitmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e cesetlerin inanç ve geleneklere göre defnedilebilmesi için iade edilmesi çağrısı yapan 10 bin imzalı mektup da işe yaramamıştı. Tüm başvurulara 'teröristlerin cesetlerinin verilmediği, defnedildiği yerin söylenmediği' cevabı verilmişti.
Kaynak: Ajans Kafkas
Kavkaz Center
