Bush: Hamas Katiller Grubu

Bush: Hamas Katiller Grubu

ABD Başkanı Bush’un “Ortadoğu’da barış operasyonu” adını verdiği girişimiyle ilgili açıklamasında...

ABD Başkanı Bush’un “Ortadoğu’da barış operasyonu” adını verdiği girişimiyle ilgili açıklamasında, İşgal Devleti Başbakanı Ehud Olmert’in Kudüs’te Özerk Yönetim Başkanı Mahmut Abbas’la bir araya geldiği görüşmede ve Başkan Abbas’ın FKÖ Merkez Kurulu önünde yaptığı konuşmada söylediklerinin aynı hususlar etrafında buluştuğu dikkatten kaçmıyor.

Bu üç liderin birbirini izleyen üç günlük süre içinde yaptıkları açıklamaların ortak buluşma noktalarını şu hususlar oluşturuyor: HAMAS’a çok sert bir dille saldırılması, onu siyasi alanın dışına atma çabalarının sürdürülmesi ve onunla diyaloğa geçilmesine kesinlikle fırsat verilmemesi.

Bush’un HAMAS’ı hedef alan saldırısı ve ona karşı tahrikçi açıklamaları öyle bir dereceye varmıştı ki bir İsrailli yorumcuyu dahi insafa getirmiş ve: “İsrail bile bu derece sert bir üslup kullanmıyor” demesine yol açmıştı.

Bush, Filistinlilerden “aşırılar” olarak nitelediği kişilerle, “ılımlı ikili” olarak gördüğü Abbas – Feyyad ikilisi arasında tercih yapmalarını istiyordu. Böyle bir tercih çağrısı yaparken, HAMAS’ın ileride Filistin halkının başına büyük işler açacak “katiller grubu”ndan oluştuğu, dolayısıyla onun iktidardan uzaklaştırılmasının yasal zorunluluk olduğu iddiasında bulunuyordu.

Bu arada Bush, Filistin Anayasasına aykırı bir şekilde oluşturulan Feyyad hükümetine maddi yardım vaadinde bulunurken karşılığını istemeyi de ihmal etmiyordu. Söz konusu yasa dışı hükümetten İsrail’e karşı savaşan silahlı grupları derhal dağıtmasını, silahlarını toplamasını ve İsrailli asker Gilat Şalit’in serbest bırakılmasını sağlamasını istiyordu. Yani Bush, Feyyad hükümetine vereceği paralar karşılığında büyük şeyler istiyordu. Çünkü onun parası değersiz değildi!

İsrail başbakanı Ehud Olmert de Abbas’ın gözünü korkutan açıklamalar yapmayı unutmadı ve ona bir daha kesinlikle HAMAS’la herhangi bir yakınlaşma içine girmemesi uyarısında bulundu. Sonra da böyle bir yakınlaşmanın artık İsrail – Abbas ilişkilerinde tamiri imkânsız bir kopmaya yol açacağını hatırlattı.

Aslında ABD ve İsrail’in açıklamalarında ve tutumlarında pek yadırganacak bir şey yoktu. Çünkü bu ikisinin, HAMAS’ın Filistin halkının büyük desteğiyle Özerk Yönetim Hükümeti’ne geldiği tarihten bu yana izledikleri tutumda değişiklik olmamıştı. Asıl gariplik onlardan aldığı telkinler doğrultusunda HAMAS karşısında her geçen gün biraz daha sertleşen Abbas’ın tutumundaydı.

Onun tutumu, Filistin halkının önemli bir çoğunluğunun desteğine sahip bir hareketle bütün bağları koparmaya, tüm ilişkileri kesmeye giden bir çizgi üzerinde olduğunu gösteriyor. Ama bu tutum onu ucu görünmeyen bir karanlığın veya bir çıkmaz sokağın içine itebilir. Çünkü bugün arkasına aldığı güçler yarın onu yalnız bıraktıklarında Filistin halkını da yanında bulamadığı zaman kendini çölde yapayalnız bulan biri gibi hissedecektir.

FEM