Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Beyin envanteri

Bu haber basınımızda hak ettiği şekilde yer almadı: Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdal Çelik, “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde yer aldı. ABD’deki Stanford Üniversitesi koordinatörlüğünde, Amerikalı ve Hollandalı bilim insanlarından oluşan bir ekip tarafından hazırlanan “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesi yayımlandı. Prof. Dr. Erdal Çelik, bilimsel çalışmaları ve akademik etkisiyle dünyanın en etkili bilim insanları arasında yer alarak önemli bir başarıya imza attı. “Kariyer Boyu Etki” ve “Yıllık Etki” olmak üzere iki ana kategoride hazırlanan liste; standart atıf sayıları, H-indeksi, Hm-indeksi, ortak yazarlı makale sayıları ve atıf etkisi gibi bilimsel göstergeler esas alınarak oluşturuldu. Çelik, dünya genelindeki bilim insanları arasından ilk %2’lik dilime giren araştırmacıların yer aldığı bu prestijli listeye girdi.

Memleketimizde bir futbolcunun, bir manken kızın magazinlik bir haberi daha çok konu edilir oldu. Ya da bir yolsuzluk, bir ahlaksızlık, tanınmış bir kişinin uyuşturucu ve seksle ilgili bir skandalı da öyle.

Ülkemizin içine sürüklendiği cehennemi, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in şu açıklaması kısmen ortaya koyuyor: Gürlek, uyuşturucu, yasa dışı bahis, sanal kumar ve yeni nesil suç örgütlerine yönelik 81 ilde gerçekleştirilen operasyonların bilançosunu açıkladı: 7.818 operasyon, 32.882 tutuklama, 15.826 adli kontrol. Bu toplamda isim benzerliği yüzünden cezaevine atılan adam da var, Kul Sadi de. 360 suç örgütü kurucusuna yönelik 360 operasyon yapılmış, 7.166 şüpheli yakalanmış, 3.197’si tutuklanmış, 2.056’sı adli kontrol şartıyla salıverilmiş. Uyuşturucu suçlarına karşı 6.641 operasyon, 49.338 şüpheli, 24.102 tutuklama, 10.374 adli kontrol... Yasa dışı bahis ve sanal kumar rezaletini hiç saymıyorum. Çünkü bu ahlaksızlığın yasal olanı da var!? Fuhşun yasal olanı olduğu gibi. Yoksa fuhuş ve uyuşturucu riskini bir bütün olarak ele alacak olursanız, milyonlarla ifade etmek gerekebilir. Onun için yerli ve milli Epstein soruşturulamıyor, onun için uyuşturucu işindeki tepe isimlere gidilemiyor. Bu sonuç, nasıl bir kriminal tehdit altında olduğumuzu gösteriyor. Vakıayı anlamak için Almanya örneğine bakmak gerek: Almanya’da hükümlü ve tutuklu toplam sayısı 70.000’in altında ve bunların da yarısı göçmen. Bizde bu kadar tutuklu olmasına rağmen sanal kumar, fuhuş, tehdit ve şantaj, tahsilat çeteleri hâlâ her yerde. Bir tek fon vurgununda 500.000’e yakın suça iştirak var! Müslüman tarikatların üzerine gidiliyor da Habad’ın KKTC’deki ve Türkiye’deki faaliyetleri soruşturma konusu edilemiyor. Türkiye’de, KKTC’de ya da Bakü’de Kul Sadi’ye yapılan, bir Habad üyesine yapılabilir mi? Hatay depreminde, tarihî eser kaçakçılığında gördük bu konudaki nezaketi!

Sahi bu ne zaman böyle oldu? Artık Alman, Hollanda, İtalyan mafyası burada iş tutuyor. Rus mafyası, İsrail mafyası da öyle. FOREX vurgununun da arkasından İsrail mafyası çıktı. 20 ülkeden eleman getirmişler, Türkiye üzerinden, bazı kaynaklara göre 20, bazılarına göre 30’dan fazla ülkede operasyon yapıyorlar.

Memleketimiz artık uyuşturucunun sadece geçiş yolu değil, üretim merkezi de. Sahi PKK ile barışıyoruz da PKK’nın yönettiği silah ve uyuşturucu işi ne oluyor? Uğur Mumcu bu sorunun cevabını ararken öldürüldü. Almanya-Hollanda mafyası ülkemiz üzerinden altın getirip götürerek para aklıyor. En son bu skandal patladı ama fon tartışması arasında kaynadı gitti.

Yahu, tarikat-cemaat yapılarında yolsuzluk, cenaze işlerinde tabut ihalesinde yolsuzluk, cami-Kur’an kursu derneğinde yolsuzluk tartışmalarının ötesinde bir cinayet iddiası ile, kabir keşfi bile yapıldı. Sahi kim böyle bir ülkede yatırım yapmak ister? Bu kadar yolsuzluk ve partizanlık, rüşvet ve torpil varken kim kendi geleceğini güvende hisseder? Bir ülkede adalet, şeffaflık, barış, hürriyet varsa oradan insanları kovsan da gitmezler. Eğer bunlar yoksa oğlunuz da olsa, bağlasanız da durmaz. Bu rakamları ben vermedim, sadece ortaya çıkan manzarayı söylüyorum. Bir bakanın istifa edeceğini söylediği için içeri tıkılan bir gazeteci var. Bu ülkede böyle bir gerçeklik varken, bu işler bu noktaya gelene kadar yetkililer neredeydi, ne yapıyordu; denetim kuruluşları, istihbarat ne yapıyordu, bunu sormayacak mıyız?

Neyse, aramızda soranlar da çıkıyor; çoğu sorumsuz sorumlu arasından. TEİ (TUSAŞ Motor Sanayi) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit geçen gün akıllı otomobiller, akıllı otonom sistemler hakkında uyarmıştı. O, konuyu sadece kendi kurumunun güvenliği açısından değerlendirdi. Parasını verip aldığınız “füzeler” (!?), sistemler her an meydanlarda, hayati risk taşıyan noktalarda patlayabilir, patlatılabilir. Akşit Hoca başka büyük tehlikelere de dikkat çekiyor. Mesela Covid konusuna gönderme yapıyor. Ankara’da yargı, siyaset ve bürokrasi çevresinde bu konuda kararlı bir körlük var! Akşit diyor ki: “Yüz binlerce yıldır insanlara bulaşmamış olan virüsler yarasadan, kuştan bulaşır mı ya? Bulaşmaz. Türkiye’den kök hücreleri çaldılar götürdüler; sadece Türk milletine etki edecek silah geliştirebilirler. ‘Efendim işte etik, metik…’ Sen yapamayabilirsin ama şeytanoğlu şeytan çok. Bilim adamlarımızı, buna yönelik laboratuvarlarımızı acil oluşturmamız lâzım. Böyle bir saldırı olduğunda, büyük bir popülasyona etki etmeden çaresini bulabilmeliyiz.” Evet, biyorezonans konusuyla kaç kişi ilgileniyor? Muhammed Ali Tiryakioğlu adını duyan var mı?

https://www.habervakti.com/nobel-kazanan-francis-halzenin-ekibindeki-turk-fizikci-emre-burak-yildizci Neyse, bu arada iyi bir

Bu yazı toplam 205 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar