Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

BAYRAM!

Bugün, Kameri/Hicri takvime göre 1 Şevval Cuma. Yıl 1447…

Hicri ayları sayalım mı? Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce…

Hemen bir hatırlatma, bayram namazı camide değil, açık alanda Sahra mescitlerinde kılınır. Bunun için her il ve ilçelerde sahra mescitleri olmalı.

Bayram namazlarına, kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk, gelebilen herkesin gelmesi gerekir.

Bayram namazında hutbe namazdan sonra okunuyor. Hutbe namazın ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla namazı kılanların hemen kalkmaması, kalkanların uyarılması gerekir. Hutbe bitene kadar beklenmesi gerekir.

Hutbeyi dinlemesi gereken kimileri de cep telefonunu çıkartıp mesajları okuyor, resim çekiyor, mesaj gönderiyor filan. Bu da olmaması gereken bir şey.

Eskiden bayram gazetesi çıkar, diğer gazeteler çıkmazdı. Daha sonra bu kural kaldırıldı. Yeniden yeni bir düzenleme yapılabilir mi? Diyanet, İletişim Başkanlığı, Basın-Yayın, Gazeteciler Cemiyetleri, sendikalar filan durmalı bunun üzerinde.

Bayramda trafiğe dikkat. Ayrıca bayram tatilleri, tatil bölgelerine gitmek için değil, Sıla-i Rahimdir. Yani Bayram günleri ibadet günleridir.

Mesela Ramazan Fitre ve Zekat günleridir. Bu arada kimi Umreye gitti kimi İtikafa girdi.

Bayram günleri aynı zamanda barış günleridir. Küsler barışır / barıştırılır.

Bayram sevinci, yeni bir başlangıç anlamına gelir. İnsanlar dünden gelen gam, kasvet, kavgalarından, ihtiraslarından sıyırılıp günahlarının ve dünya gailesinin yükünden kurtulmuş olmanın saadetini yaşarlar.

Ramazan bu anlamda hayırlı işlerin başlangıcına, yanlış işlerden vazgeçmek, yoksulları doyurmak, muhtaçların ihtiyaçlarının karşılanması için önemli bir fırsattır.

Bu Ramazan’da da Satanist Siyonist Pedofolikler yine rahat durmadılar. Gazze’yi bırakıp Lübnan ve İran’a saldırdılar. Ramazan’da Mescid-i Aksa’ya girişi yasakladılar, Cuma namazlarına bile izin vermediler. Hiçbir İslam ülkesi bu durumu kınamadı. Gazze konusunda olduğu gibi bu konuda da 3 maymunları oynadılar, “dut yemiş bülbül”e döndüler.

Bu günlere gelirken, Bahreyn’de de ilginç bir şey oldu ve emir ülkesini terk etti. Kushner Dahlan çetesinin körfezdeki işbirlikçilerinden biri zincirden koptu.

Hani bir söz vardır “Her yer Kerbela, her gün Aşura!” Ramazan boyunca bütün körfez yandı. Hava alanları, limanlar, rafineriler vuruldu. İsrail’in İran’a saldırısında siviller de hedef alındı. Körfez ülkelerindeki Amerikan personeli sivil otellere yerleştirince oralar da vuruldu. Böylece sivil yapılara yerleştirilen askeri unsurlar da hedef oldu ve vuruldu. Gazze’ye barış getireceğim diyen adam, bütün “Ortadoğu” coğrafyasını cehenneme çevirirken, kendi üsleri de ateş aldı. Körfez ülkeleri uzun süre bu şoku atlatamaz. Güçlü olmak istiyorlarsa, birlik olmak zorundalar. Öyle ABD, İngiltere, İsrail’e yanaşarak güvende olamazlar. O askeri üsler körfez ülkelerini korumak için orada değildiler. Onlar orada ABD çıkarlarının bekçisi idiler. O üsler, bir anda koruma kalkanı olmaktan çıkıp, savaş paratonerine döndü. Bu arada Amerikan üsleri de İran saldırıları sonucu kullanılamaz hale geldi.

Körfez ülkeleri ABD’ye, Trump’un zoru ile 3 Trilyon dolarlık yatırım ve satın alma taahhüdünde bulunmuşlardı. Şimdi o para kendi yaralarını sarmaya bile yetmeyecek.

İnsanlar bayrama girerken, Ramazan boyunca canlı yayında yine savaşı izlediler. Böyle giderse, bayramda ve bayram sonrası da savaş şiddetlenerek devam edecek. İran-İsrail/ABD savaşı bir yana, Ramazan’da Pakistan Afganistan’ı vurdu. Bölgedeki İslam ülkelerindeki Amerikan üsleri(!?)den İran’a yönelik saldırılar olunca İran tekrar bu üsleri, üs personelinin kaldığı otelleri vurdu. Bu ülkelerdeki ABD şirketleri ve kuruluşlarını da hedef aldı. Yani savaş Ramazan’da daha da şiddetlendi. Henüz Körfeze giriş çıkış konusuyla ilgili sorun çözülmüş değil. ABD giderek daha da yalnızlaşıyor ve kendi ülkesinde bile ortam giderek geriliyor. NATO ABD’ye destek vermiyor. Trump da Netenyahu da zor durumda. Ama yenilgiyi kabullenmek istemiyorlar. Taktik Nükleer savaş başlığını kullanmayı konuşuyorlar.

Ramazan boyunca ve bayram süresince en fazla konuşulan konu bu savaş, bu savaşın karşısında İslam ülkelerinin dağınıklığı, Müslüman halkların içine düşürüldükleri açmazlar oldu.

Bahsettiğim konular dışında bugünün en çok konuşulan birkaç konu başlığı şöyle:

1 – Bu savaş bir dünya savaşına dönüşür mü?

2 – Bu savaş Gazze ve Kudüs’ün / Mescid-i Aksa’nın geleceğini nasıl etkiler?

3 – ABD ve İsrail İran’a karşı Taktik bir nükleer bomba kullanır mı? İran’ın buna cevabı ne olur?

4 – Türkiye savaşa dahil olur mu?

5 – İran, Irak, Suriye ve Lübnan’ın geleceği ne olur?

6 – Trump durdurulabilir mi?

Cevabını arayan o kadar çok soru var ki! En önemli soru şu: Biz İslam ülkeleri ve Müslümanlar olarak, aynı Allah’a, Kitab’a, Resul’e iman edenler, ne zaman birlik olacağız. Evet, evet, “iman etmeden cennete giremeyeceğiz, birbirimizi sevmeden gerçekten iman etmiş sayılmayacağız.”

Selam ve dua ile…

Bu yazı toplam 33 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar