Batı Medyası, Siyonist Lobiler Kontrolünde

Batı Medyası, Siyonist Lobiler Kontrolünde

Press TV'de yayılanan bir analizde, Batı medyasının siyonist lobilerin kontrolü altında olduğu ortaya konuluyor.

BATI MEDYASINI KİM KONTROL EDİYOR?

Press TV

Koruş Zebari

Sıklıkla Batılı ana akım medya liderlerinin, kendi kurumlarının ideolojik, finansal ve politik açıdan hükümetleri karşısındaki bağımsızlıklarıyla ve sundukları enformasyonun tarafsız, önyargısız ve gerçekçi oluşuyla övündüklerini duyarız. Batı medyası bir gelenek olarak profesyonelliği ve gazetecilik ahlakına olan bağlılığıyla da övünür, ama bu medyanın uluslararası gelişmeleri ele alan yayınlarında eksik olan tek şey ahlaki değerler, dürüstlük ve içtenliktir.

Batı medyasının, izleyicilerinin eğilimleri karşısındaki umursamazlığının en çarpıcı örneklerinden biri 2008-2009'da gerçekleşen Gazze katliamını veriş tarzlarıydı. BBC'den Reuters'e, CNN'den Sky News'e ve Washington Post ve New York Times'a kadar hepsi İsrail rejiminin cinayetlerini örtmeye ve kelimelerle zekice oynayarak uygulanan canavarlığın boyutunu küçültmeye uğraştılar. İsrail'in işlediği şeyin tamı tamına bir katliam olduğunu itiraf etmeyi reddettiler, bu nedenle de "katliam" kelimesini haberlerinden hazfettiler ve hilekâr numaralarını sıkça işittiğimiz devlete bağlı BBC, en tartışmalı hadiselerinden birinde İngiltere'deki Acil Felaket Komisyonu'nun Gazze için yaptığı başvuruyu İsrail lobisinin artan baskısı yüzünden yayınlamayı reddetti.

Krizle boğuşan Gazze için yapılan insani yardım başvurusunun yayınlamasının reddedilmesi İngiliz kamuoyu tarafından bile şikâyete maruz kalmıştı. 23 Ocak 2009'da uluslararası kalkınma sekreteri Douglas Alexander BBC, Sky ve ITV'ye yazdığı mektubunda başvurusunun yayınlanmamasından duyduğu hayal kırıklığını belirtti. 25 Ocak'ta da Canterbury Başpiskoposu Rowan Williams İskoç Başbakanı Alex Salmond ve Adalet Bakanı Şahid Malik ile BBC'den bu başvuruyu yayınlamasını istedi.

Guardian'ın haberine göre BBC aynı gün, İsrail lehine aldıkları bu karardan dolayı 11.000 şikâyet aldıklarını itiraf etmiş.

Aynı sene içinde, Gazze Şeridi'ndeki durum bir insani kriz halini almaya doğru tırmanıştayken BM'nin İnsan Hakları Şurası bir karar aldı ve İsrail'i savaş suçu işlemekle ve dış dünya ile hiçbir temasları olmayan ve ilaç, yiyecek ve öğrenciler için kırtasiye malzemeleri gibi en temel ihtiyaçlarını sağlamaktan bile mahrum olan Gazze'deki silahsız sivilleri öldürmekle suçladı. Reuters'in BM Şurasının kararı hakkındaki haberi skandal bir şekilde taraflıydı ve Reuters'in ve benzer medya organlarının kendi hükümetlerinin dikte ettiği yörüngeden başka bir şeyi takip etmediklerini gösteriyordu. 12 Ocak 2009 tarihli haber şöyle başlıyordu: "Müslüman ülkelerin ve müttefiklerinin hâkim olduğu Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Şurası İsrail'i Gazze halkı karşısında uyguladığı 'büyük ihlaller' yüzünden kınadı."

İlginç olan şey Reuters'in ve dostlarının sürekli olarak, veto hakkına sahip 5 daimi üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin aslında insanlığa hakaret olduğunu ve bu ayrımcı şuraya üye olmayan 190 ülkenin fikrine hiçbir saygı göstermediklerini anlamazdan gelmeleridir. Reuters, Güvenlik Şurası'nın İran aleyhindeki yaptırımlarını ele alan yayınlarının hiçbirinde bu kurumun "ABD ve Avrupalı yardakçılarının hâkimiyetinde olduğunu" belirtmemişti. Fakat yaygaracı bir şekilde BM İnsan Hakları Şurası'nın Müslümanlar ve müttefiklerinin elinde olduğunu söyleyebiliyor. Bu Batının ana akım medyasının genellikle başvurduğu bir propaganda taktiğidir. Fakat buradaki soru bu medya kurumlarını kimin kontrol ettiğidir? Bunlar gerçekten de kamuoyunun ve halkın temsilcileri midirler, yoksa kısaca tüm dünyanın beynini yıkamak isteyen birkaç sayılı hükümetin kuklaları mıdırlar?

İlk sorunun cevabı BBC, France 24, CNN ve Fox News gibi televizyon kanallarının mutlak anlamda devlete ait ve devlet güdümünde olduklarıdır. Bütün bu medya kanallarının kilit mevkilerindeki şahsiyetlerinin İsrail rejiminin çıkarlarını savunan zengin ve etkili Yahudiler oldukları gerçeğinden başka, bir diğer nokta da tüm bu kurumların kaçınılmaz bir şekilde devlet adamlarının ve hükümetlerin iktidarda kalabilmeleri için onların lehlerine propaganda yapmaktan da sorumlu olduklarıdır.

BBC dışişleri bakanlığı tarafından finanse edilmektedir. Bu bakanlık Birleşik Krallığın ülke dışındaki çıkarlarını korumak ve geliştirmekle mükelleftir. BBC'nin yıllık 2008-2009 raporunda şebekenin 294,6 milyon sterlin tutarında devlet ödeneği aldığı kaydediliyor ki bu meblağ, BBC'ye İngiltere hükümeti tarafından ayrılan toplam bütçenin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır.

Aynı şey Fox News için de geçerlidir. Bu televizyon kanalı Yahudi-Avustralyalı ve Amerikan medya devi Rupert Murdoch'un sahibi olduğu medya tekeli News Şirketi tarafından kontrol edilir. News Şirketi Walt Disney ve Time Warner'dan sonra dünyanın üçüncü büyük medya tekelidir. Bununla birlikte Fox News ve News Şirketi'nin finansmanı Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından sağlanmaktadır. Fox News sürekli olarak hem muhafazakârlara, hem de demokratlara konuşma fırsatı tanıyan bağımsız bir medya organı olduğunu iddia etmiştir. İsrail yanlısı olduğu ve Pentagon tarafından kontrol edildiği iddialarını reddeder. Fakat gerçeklik çok farklıdır. Üst düzey pek çok Amerikalı yetkiliyle ilişkileri olan bu birkaç zengin ve etkili Yahudi, ABD'deki kitlesel medyayı kontrol etmektedir.

ABD Ulusal İttifakı tarafından hazırlanan ilginç bir haber Amerikan medyasının çoğunluğunun –dergiler, gazeteler, TV kanalları, radyo istasyonları ve haber siteleri- Beyaz Saray'a çok yakın olan radikal Siyonistler tarafından kontrol edildiğini göstermiştir.

Bugün dünyanın en büyük medya tekeli Time Warner'dır. Yan kuruluşları arasında New Line Cinema, Time Inc., HBO, Turner Yayın Sistemi, CW Televizyon Şebekesi, TheWB.com, Warner Bros, Kids WB, Cartoon Network, Boomerang, Adult Swim, CNN, DC Comics, Hanna-Barbera ve Castle Rock yer alır. Tüm bu yan kuruluşların ayrıca yüzlerce dergisi, haber ve TV kanalları bulunur ki bu durum şirketi yenilmez ve çözülmez bir dev haline getirmiştir.

Ulusal İttifak Enstitüsünün hazırladığı raporda "Geçen yüzyılın başında Yahudi Warner kardeşler tarafından kurulan Warner Şirketi kısa bir süre içinde Hollywood'un merkezi Yahudi güç üssü halini aldı. Bu durum herkes tarafından bilindiği için Yahudi yazarlar tarafından açıkça itiraf edilmektedir. Her yeni ortaya çıkan medya kurumu sırayla Yahudiler tarafından yönetiliyor hale gelir" diye okuyoruz.

Bugünkü ikinci medya devi ise 2003 rakamları ile 27,1 trilyon dolarlık geliri olan Walt Disney Şirketi'dir. Şirketi 1984'ten 2005'e kadar yöneten CEO'su Michael Eisner bir Yahudi idi.

Rapor şöyle devam ediyor: "Diğer bir Yahudi medya devi de Edgar Bronfman'dır. İçki devi Seagman Şirketi'nin, Vivendi ile birleşinceye kadarki döneminde başkanlığını yapmıştı. Kendisi aynı zamanda da Dünya Yahudi Kongresi'nin başkanıdır."

Kısacası dünya medyasının %95'ini Siyonistlerin kontrol ettiği söylenmektedir. News Şirketi'nin 2009 yılına kadar başında durmuş olan ve Fox Entertainment'ın CEO'su Robert Chermin ateşli bir Siyonisttir. 2003 yılındaki Irak işgalinin zeminin hazırlanmasında Fox News üzerinden yürüttüğü şiddetli medya propagandası yoluyla çok önemli bir rol oynamış, Irak için askeri bir seferin şart olduğunu ikna etmek için Amerikan halkının beynini yıkamıştır.

ABD medyasındaki en güçlü şahsiyetlerden ve pek çok gazete, TV ve radyo kanalını yöneten daha pek çok isim sayılabilir. 2008'de Amerika'nın 14. büyük zengini olan ve NY Daily News, US News & World Report sahibi ve en büyük İsrail yanlısı lobi gruplarından Büyük Yahudi Amerikan Teşkilatları Konferansı'nın başkanı Mortimer Zuckerman bunlardan biridir.

Amerikalı gazeteci Jeffrey Blankfort Rense.com'da yayınlanan bir makalesinde CBS televizyonu başkanı Lesile Moonves'in İsrail rejiminin ilk başbakanı David Ben Gurion'un yeğeni olduğunu yazdı.

Sonuç olarak, Amerikan ve İngiliz medyasının özgür, bağımsız ve güvenilir olduğu iddiası boş bir iddiadır ve bunu ispatlayacak hiçbir delil bulunmamaktadır. Amerikan ve İngiliz medyası kendi devletleri tarafından finanse ediliyor ve İsrail'in Ortadoğu'daki çıkarlarından başka bir dertleri olmayan birkaç ateşli Siyonist tarafından kontrol ediliyor.

Press TV'den çeviren Kemal SARAL

ÖZGÜR KUDÜS'TE BULUŞMAK ÜZERE