Babalar Günü münasebetiyle piknik babası

Babalar Günü münasebetiyle piknik babası

 

 
Herkes birbiriyle kaynaştı. Babalar babalar ile. Anneler anneler ile.

Çocuklar börtü böcekten, ağaçtaki yemişe, dalın arasına saklanmış güneşe varıncaya kadar… Her şey ile. KAYNAŞTI.

Birrrrr tek onun kocası koltuğunun altında bir tomar gazete. OTURDU.

Dağlarla yarışa girmişçesine muhkem ve katı. Dağlar kadar başı yukarda. Bulutlara ha karıştı ha karışacak.

Gazetelerini insanlar ile arasına bir duvar olarak ördü. Yalıtımını itina ile gerçekleştirdi. Ne bir ışık ne bir ses.Öylesine kusursuz.Sanki kimseler yoktu. Bir adam vardı bir de gazeteleri.

Karısı per perişan gitti geldi.

”Oğlumuzun hatırı için” dedi .”N'olursun” dedi.

Adam gayet didaktik.

”Benden bu kadar” DEDİ.”Pikniğe gidilecek dediniz. Geldik. Başka ne yapacağım yav. Hiç tanımadığım insanların arasında” DEDİ.

“Hayatım” dedi sabır taşının kadın kisvesi olarak dolaşan, “bu piknik babalar için düzenlendi zaten. Kimse kimseyi tanımıyor ki! Herkes burada tanıştı. Okul aile birliği olarak karar aldık. Çocuklarımız için ailece tanışmanın ehemmiyeti üzerinde duruyor rehber uzman. Unuttun mu bıçaklanan çocuğun ardından hani.”

Adam neredeyse herkesin duyacağı şekilde “Beni rahat bırak” DEDİ.

O an herkes üzüldü.

Kadın için, kadının oğlu için.

Öyle ya oğul kadınındı.

Baba yoktu. Baba daima doktordu.

Üç kızını elinin emeği ile yetiştirmiş olan terzi hanım (bütün sınıf öyle diyordu ona öğretmen dahil) yanındaki kadına “doktorlardan baba olmuyormuş” demek dedi.

Onun bu cümlesinden kadın iğne deliğinden ekmek toplayanın, hayat toplayanın hayat hikayesini okudu. Kadın kendinden daha kederli olan hayatları görüp daha bir kederlendi sanki.

Herkes herkes ile tanıştı. Herkes herkes ile kaynaştı… Bar'ın sahibinin karısı, sınıfın tek tesettürlü velisini görünce burun kıvırmış her vesile ile tartışma çıkarmaya çalışmıştı. Kadının tesettürü değil de, kızının tesettürü iyice canını sıkmıştı. Kendi kızının sınıfında tesettürlü bir öğrenci olmasını hiç hazmedemiyordu.

Sofralar kurulurken sofraya yardım eden tek kız tesettürlü olandı. Nasıl cici,nasıl terbiyeli. Kendi kızına sinir oldu. Sonra hemen toplandı. Aman canım neyse ne dedi. Benim kızım ev kadını olmayacak okuyacak. Böyle güzel salata yapmayı bilmese de olur. Sofraya yardım etmese de.

Bar sahibinin karısıyla tesettürlü kızın annesi de kaynaştı sonunda.

Geçen hafta birbirine bıçak çeken iki delikanlının babası da.

Bir tek adam. Uykusunda bile doktor olarak kalan adam, kimselere karışmadı. Bulaşmadı. Kendi dışındaki herkesi bir mayi olarak gördü. Islak ve cıvık .

Adam doktordu. Her yerde doktor olarak kalmak istiyordu. Doktorluğundan çıkıp sıradan bir fani, sıradan bir baba olmaya yanaşmıyordu. Kendi oğlu sınıfın en çalışkanı filan olsaydı. Belki. Yani. O zaman.

Bari baskette iyi olsaydı. Hayır delikanlı demeye bin şahit ister. Dayılarına çekmiş hımbıl mı hımbıl. Kendisi de atletik sayılmazdı. Ama doktordu canım. Atletik olmak ne ki. Doktordu doktorrrrr.

Doktorun oğlu neydi? HİÇ. Kocaman bir hiç. Reklam geldi aklına. Aynı o reklamdaki gibi. Her şey sıfır. Masanın etrafındakia, mangalın başındaki öteki velilere baktı. Hepsi de sıfırdı işte. Sıfır.

Kaynaşmaymış. Bu adamlarla kaynaşıp ne olurdu ki. Hiç.

Her biri seneye rapor almak için hastaneyi aşındırırdı. İşte hepsi o.

Mangal faslı bitseydi de bir an önce kalkıp gitselerdi.

Oğluna bakındı. Herkes oynuyordu. O bir köşede öyle. A sosyal bu yav. Karışsana kaynaşsana. Sen delikanlı değil misin?

Karısına takıldı gözü. Ev sahibesi kılıklı şey. Be kadın burası bir orman. Senin evin filan değil. Otur biraz. Dur yav. Yok buna kelime yüklenirken dur kelimesi yüklenmemiş. Lügatında yok kadının durmak. Dur da asil ol biraz yav. Karıncalar misali taşınıyor. Böcekgillerin Asuman'ı.

Hem karısına sinir oldu hem oğluna. Birisi aşırı durağan, öteki aşırı hareketli.

Niye gelmişti ki bu pikniğe.

Şart olsun bir daha gelirse.

Böyle piknik filan. Bayağı şeyler bunlar yav.

Telefon da çalmadı gitti aksi gibi.

Ne yani herkes Babalar Günü'nün şerefine rahat mı bırakmıştı.

Aman doktor diyenler neredeydi!

En azından annesi arardı.

Babanın mezarına gitmeyecek miyiz bugün filan diye.

Yav Babalar Günü ile mezar ziyaretinin ne alakası var.

Nasıl akıl etmedim yahu.

Asuman aramıştır.

Aman demiştir torununuzun sınıf pikniği var. Anneciğim, ciğim, ciğim diye diller dökmüştür.

Bir anneciğimin içine bin anne sığdıra sığdıra. Yağcı gelin.

Dur ben arayayım en iyisi. Küçük oğlu dizinin dibinde olduğu için mi doktorcuğunu aramamıştır. Aa nerde bu yav. Nerde bu. ”Telefonum. Telefonum yok yahu!”

“Asumannnn!”

“Asumannnn! Telefonum kayıp. Toplanın gidiyoruz.”

 

yenişafak

Bu yazı toplam 331 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar