Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Babacan’ın hamlesi

Babacan özetle şunu söylüyor: “Seçime kendi logomuzla gireceğiz. Bu, 6’lı yapıyla birlikteliğimizi değiştirmeyecek.”

Sözün ikinci kısmı, Cumhurbaşkanlığı seçiminde birlikte hareket edileceği anlamına geliyor, birinci kısmında ise milletvekili seçiminde bağımsız yürüneceği tarzında anlaşılıyor.

Çıkışın Cumhur İttifakı cenahında sevinç, Millet İttifakı cenahında ise kaygı oluşturduğu açık.

Sevincin sebebini anlamak mümkün; “Zaten zoraki buluşmuşlardı, işte dağılma işaretleri geldi, daha seçime kadar neler olur görmek lazım” yaklaşımları.

Millet İttifakı cenahındaki kaygı da, çıkışın birlikteliği olumsuz etkileme ihtimaliyle ilgili. Bu tür farklı dünyaların birlikteliğinde her adımın hassasiyetle atılması gerektiği ve bir noktadaki hareketlenmenin her alanı etkileyeceği görüşü yabana atılamaz.

Bir kere, iktidarın tam da millet ittifakının içine dinamit koyma niyetiyle geliştirdiği yeni seçim sisteminin “6’lı masa”da böyle hareketlenmelere yol açacağı tahmin ediliyordu.

İttifakın Cumhurbaşkanlığı seçimi için anlamı devam ediyordu, ama milletvekili seçimi için her partiyi kendi başının derdine düşürmesi gibi bir sorun ortaya çıkıyordu.

Orada da sorunun daha çok yeni kurulan (DEVA ve Gelecek) partiler ile kamuoyu yoklamalarında oyları düşük çıkan (Saadet ve Demokrat) partiler için önem arz ettiği düşünülüyordu. Bu partilerin kendi logoları ile seçime girmeleri durumunda hiç milletvekili çıkaramamaları söz konusu idi, kendi logoları ile girmemeleri durumunda ise toplumsal karşılıklarının ne olduğunun ortaya çıkmayacağı, dolayısıyla seçim sonrasındaki iddialarının neye göre belirleneceğinin bilinemeyeceği ifade ediliyordu.

Oysa Gelecek de, DEVA da bir iddia ile yola çıkmışlardı. Aynı şekilde Saadet de kapatılmalardan, bölünmelerden sınana sınana bugünlere gelmişti.

Bu üç parti liderliklerin kimliği de dikkate alınırsa birbirine ruhen yakındı. Acaba CHP ve İyi Parti listelerinden aday gösterilmek yerine, üçlü bir ittifak kurulabilir miydi? Bu da arayış gündemindeydi.

Burada da “Üçlü ittifak hangi çatı altında gerçekleşebilir?” sorusu vardı. Kim logosundan vaz geçerdi ki?

Babacan’ın son açıklamasında logo ile girmeyi “parti şanı” olarak nitelemesi bu hassasiyeti yansıtıyordu.

Bunlar üzerinde düşünülürken taa başlangıçta Davutoğlu ile Babacan’ın birlikte hareket etme beklentileri hatırlandı. O beklentiye mesafeli duranın Babacan olduğu biliniyordu. Ayrıca Babacan, DEVA’nın sadece “muhafazakar parti” olarak tanımlanmasını doğru bulmuyor, “toplumu yatay kestikleri” düşüncesini seslendiriyordu. Aslında Davutoğlu da, parti yönetiminin farklı renkleri buluşturduğunun altını çiziyordu. Ama gene de birlikte yol yürünürse bir sinerji oluşacağı kanaatini seslendirmekten geri kalmıyordu. O birliktelik gerçekleşmedi.

Bugün Babacan’ın hamlesi, o günlerdeki değerlendirmelerinin uzantısı sayılabilir.

DEVA’nın bu çıkışının Gelecek ve Saadet’i etkilemesi beklenecektir.

Bu durumda 6’lı yapı Cumhurbaşkanlığı konusunda birlikteliği sürdürebilecek mi? Bu sanırım, “ortak aday”ın isimlendirmesinde buluşulması ile bağlantılı. “Seçilebilirlik” vasfının hangi değerleri içerdiğine dair açıklanan görüşleri kapsayan bir isim… Bulunacak.

Ama olayın, sadece Cumhurbaşkanını değiştirmekle bitmediği, cümle alemin bildiği bir gerçek. İstanbul’da Başkanlık alındı, Meclis çoğunluğu muhalefette (yani iktidar cenahında) dolayısıyla pek çok güçlük yaşanıyor. TBMM’de de benzer bir durum oluştuğunda Cumhurbaşkanı’nın sistem değişikliğini gerçekleştirebilmesi imkansıza yakın zor olur.

6’lı yapı bunu biliyor, onun için Meclis’te en çok temsilin yollarını arıyor. Babacan’ın hamlesi ve onun diğer partilere yansımasının ortaya çıkardığı asıl sorun, bunun milletvekili sayısını nasıl etkileyeceği sorunu.

Babacan hamleyi diğer paydaşlarla paylaştığını aç ıkladı. Acaba onlar nasıl karşıladılar bu çıkışı? Acaba partilerin logolarıyla seçime girmeleri ne anlama geliyor ve diğer partiler tarafından da benimsenmesi muhtemel böyle bir yol, milletvekili hesabına nasıl yansıyacak?

DEVA, bu çıkışı yaparken bu ihtimalleri çalışmış olmalıdır.

Aslında alternatifler üzerinde çalışıldığı da biliniyor. DEVA’nın tavrı sayısı 8’i bulduğu bilinen bu ihtimallerden hangisi ile uyum arz ediyor?

Belli ki Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Meclis seçimi, ister Cumhur İttifakı’nın öngördüğü gibi mevcut sistemin devamı ister muhalefetin istediği gibi değiştirilmesi bakımından olsun birbirinden ayrılamaz bir nitelik taşıyor.

Şimdi iktidara mesafeli bir eski Ak Parti milletvekiline, “Ne dersiniz, demiştim, 6’lı yapı bu işi kotarabilecek mi?” cevabı “Başka şansları yok” olmuştu. Evet, başka şansları yok, Gelecek Parti sözcüsü Serkan Özcan herhalde bu hassasiyetle “Bugün ben değil, biz deme zamanı” diyor. Nasıl olacak o, Türkiye siyasetinin 2023’teki en büyük sorusu bu.

Bu yazı toplam 154 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar