Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Ateşkes komedisi

Ateşkes başlamadan bitti. Trump hangi sözünde durdu ki, bunda duracak. Trump ya da Netanyahu ülkelerinin başında kalacak mı? O da zor. Bunları “Günah keçisi” yapacaklar. Ne İran geri adım atar, ne İsrail, ne de ABD!

Trump Yahudi hahamları ve Evengelik papazları toplayıp, onların fikirlerini aldı ama, onların kendi içlerinde de fikir ayrılıkları var. Bundan sonraki yol haritası için Trump’un kendi ekibi içinde de görüş ayrılıkları var,

O gece çok şey oldu. Çin ve Kuzey Kore ile birlikte Pakistan da ABD’nin İran’ı tarihten silmesi durumunda kendilerinin de İsrail’i tarihten silecekleri tehdidinde bulundular. Şimdi zevahiri kurtarmaya çalışıyorlar. Trump bir yandan ara seçimlere hazırlanması gerekiyor, bir yandan da Epstein ile ilişkileri sebebi ile sorgulanıyor. Öte yandan Trump’ın dolar baskısından kurtulması için bir şeyler yapması gerek. Trump’ın sadece Amerikalılarla değil, Avrupalılarla da başı dertte. NATO’dan çıkma tehdidi ile batılı ülkeler ile de arasını açtı.

Trump’ı yakından tanıyan eski çalışma arkadaşları, Suriye ve Iraktaki Kürt milislerin kara harekatı için destek vermemesinden rahatsız. Dolayısı ile Irak ve Suriye’deki gayri müslim unsurlar, işbirlikçi aşiretler, SDG bileşenleri ile tekrar masaya oturmasından söz ediliyor. İran’da yapamadığını Suriye’de yapmaya çalışacak. Bu defa Türkiye’yi de karşısına alacak. İran’ı bırakıp Türkiye’ye saldıracak. Tabi bu durumda iki NATO ülkesinin çatışmasının getireceği sorunlardan kurtulmak için NATO’dan ayrılacak. Bu iddianın sahibi kısa süre önce Ulusal Güvenlik direktörü görevinden istifa eden Joe Kent. Kent’e göre ABD’nin NATO’dan ayrılma planının arkasında yatan asıl sebep, Suriye’de yaşanacak muhtemel bir “Türkiye-İsrail çatışması”nda Washington’un NATO müttefiki Türkiye’ye karşı rahatça İsrail’in yanından yer almasını sağlamak” için. Bu durum Türkiye’deki NATO üslerinin statüsünü der tartışma konusu yapacak. Türkiye’nin savunma alanından paydaşının bu anlamda NATO değil, ABD olması gündeme gelecek. Ya da ABD Türkiye’den ayrılacak, Türkiye NATO ile baş başa mı kalacak?. Tabi, Erge adalarının ABD’nin silahları ile İsrail'e kullanma hakkı tanınması da ayrı bir tartışma konusu. İsrail’le Yunanistan yakınlaşmasının iki NATO üyesi arasında nasıl bir gerilime yol açacağını görmek için sanırım biraz beklememiz gerek. Bu da ciddi bir tartışma konusu olacak. Bu anlamda Türkiye'de yapılacak NATO Liderler Zirvesi / Ankara Zirvesi 7-8.7.2026 tarihlerinde Ankara'da, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek. Zirvenin temel gayesi NATO'yu "daha güçlü, daha adil ve daha ölümcül bir ittifak" haline getirmek. Liderler, bir yandan 2025 Lahey Zirvesi'nde alınan kararları gözden geçirirken öte yandan İsrail, Lübnan, İran’la ilgili günden yanında bir de Ukrayna krizi var. Boğazda kurulmakta olan NATO’ya bağlı deniz üssünün Karadeniz’deki rolü ve Ukrayna’nın güvenliği açısından önemi de tartışma konusu olacak. Bu konuyla ilgili olarak 2. Kanal projesi de gündem olabilir. Tabi ABD’nin NATO dan ayrılması da ayrı bir gündem maddesi. Diğer gündem maddeleri: Savunma harcamaları ve yük paylaşımı, ABD’nin NATO’dan ayrılması durumunda asker açığı, Avro-Atlantik güvenliği ve caydırıcılık, Yeni tehditler: Siber savunma, enerji güvenliği, hibrit tehditler ve yeni stratejik konseptin güncellenmesi. İttifak içi dayanışma, AB ile NATO ülkelerle işbirliği zemininin güçlendirilmesi.

ABD hemen Türkiye’ye saldırmaz da, İran’ı örnek gösterip Türkiye’yi tehdit edebilir. Suriye’yi hedef alırken, Suriye’nin Sünni, Şii ve Kürt olarak bölünmesi söz konusu. Tabi Kürt bölgesi SDG bileşenlerinin tamamını, Dürzileri ve Lübnan Hristiyanlarını da kapsıyor.

Daha önce İran Kürdistanı ile Irak Kürdistan’ını birleşip, sınırlarını Suriye’ye uzatma planları yapıyorlardı. Şimdi Suriye Kürdistanı ile Irak Kürdistan’ını birleştirip sınırlarını İran'ın içlerine doğru genişletmeleri hayalleri vardı. Şimdi plan tersine döndü.

ABD’nin Suriye planı ile ilgili olarak BAE’deki BlackWater’in Sudan ve Somali’deki, Yemendeki paralı askerleri de Suriye’ye çekme planları var.

Trump bu arada Venezüella’nın Petrollerine el koyduktan sonra altın, değerli madenler ve nadir elementlerine yöneliyor. Bu adam rahat durmayacak. İsrail ise Lübnan’a saldırılarını sürdürüyor. Bu arada İsrail de Yunanistan’la ortak savunma sanayi projeleri ve tedarikleri konusunda işbirliği anlaşması imzaladı.

Lübnan’dan savaş devam ederken, İran İsrail’e karşı yeniden füze saldırısı başlatabilir. Pakistan ve İran’a göre ateşkes Lübnan’ı kapsıyor, İsrail’e göre kapsamıyor. Asya’da Taiwan, Honkong, gibi ülkeler, savaşın kendi bölgelerine sıçraması durumunda tarafsız kalmak için kendi aralarında çözüm arayışına girdiler bile.

Bu arada, “güvercin maskeli karga” Trump İslamabad’daki görüşme öncesi İran’la yakın temas, birlikte çalışmak için ortak bir zemin arayışı içinde olduklarını açıkladı. “Taleplerimizi yerine getirirlerse, dost olalım” (!?) diyor yani. İran Cumhurbaşkanını “Tom Amca” olarak görmek istiyor! Öte yandan İran, İsrail’in Lübnan’a saldırıları devam ederse ateşkesten çekileceğini açıkladı. Netanyahu, ateşkes konusunda ABD’nin kendileri ile görüşüp, mutabakat sağlamadan ateş kes açıklamasından rahatsız.

Netanyahu “tamamlanması gereken hedeflerimiz var, bunlara ya anlaşma yoluyla ya da savaşla ulaşacağız” diye bir açıklama yaptı, ateşkes anlaşmasının açıklanmasından sonra. Netanyahu içerideki isyanı bastırmak için, İsrail’in büyük bir başarı ve zafer kazandığını , İran’ın ise hiç olmadığı kadar zayıf olduğunu söylese de, İran bunun tam tersi bir durum olduğunu açıkladı. Netanyahu kendini anlaşmaya uymakla yükümlü görmüyor. Lübnan’da operasyonun devam edeceği ve İran’dan bir tehdit geleceği yönünde bir algı oluştuğunda cevap vereceklerini açıkladı. Netanyahu ayrıca “Bizimle Amerikalılar arasında bu ortaklığın gücünü ve benim başkanla olan ilişkilerimi görmezden gelen, gerçeği görmezden geliyor” diyor. Yani kendinin ABD yönetimi üzerinden derin bir etki gücüne sahip olduğunu söylüyor. Bu Epstein gücü olabilir mi?

Bu arada Trump, başta Vatikan olmak üzere kendi yanında yer almayan herkesi suçluyor ve bedel ödetmekten söz ediyor. Peki ABD ve İsrail’e bedel ödetmekten söz eden kimse var mı? Bu sesi kısık liderlerin karizmaları tek tek çiziliyor. Kınamak, diyalog kurmak onlar için kolay bir çözüm. Kınadıkları da bu sözleri, kendi kamuoyunun gazını almak şeklinde yorumlanıyor. Çünkü her seferinde daha şiddetli, daha da şiddetli bir kınamadan öte yaptıkları bir şey yok.

Hani Ziya Paşa demişti ya, “Nush ile uslanmayanı etmedi tekdir, tekdir ile de uslanmayanın hakkı kötektir”. Bizimkilerin nasihat ettikleri de yok, tekdir ettikleri de.

Sahi size göre İsrail’in saldırgan politikasına hangi İslam ülkesi, Portekiz başbakanı kadar dik durdu.. Vatikan bile daha somut bir şekilde karşı çıktı. Meloni, ülkesindeki İsraillilerin çalışma izni ve vizelerini iptal etmekten söz ediyor. Azerbaycan, Gazze’ye karşı İsrail’in yanında.. Hani şu “iki dövlet bir millet” olan ülke var ya o en azından daha net bir şekilde safını belli etti. Bir de BAE bu konuda daha açık ve net bir duruş sahibi. Diğer İslam ülkelerinin pek çoğunun ne yaptığı belli değil. Bugünlük de bu kadar. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 65 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar