Selahaddin Altıntaş

Selahaddin Altıntaş

Anayasa mahkemesi Rejimin ipini çekmiştir!

Anayasa mahkemesi Rejimin ipini çekmiştir!

 

Son yıllarda Laik kesim öyle yanlış hareketler yapıyor ki sanki rejimi yok etmek için birisi onları yönlendiriyor! Bu rejime bu güne kadar son Anayasa Mahkemesi"nin kararı gibi zarar veren olmamıştır. Bu karar onların ne olduklarını o kadar ayan beyan ortaya çıkardı ki artık kör olanlar da gördü, saklanacak veya savunulacak tarafı da kalmadı. Her halde birisi plânlasa bu kadar başarılı olamazdı! Bu karardan sonra artık bu rejim iflah olmaz. Zira, kör gözler de ne olduklarını gördü.
Aslında yıllardır bizler bu rejimin ne olduğunu görüyor ve yazılarımızda da bunu belirtiyorduk. Amma, toplumun büyük bir kesimi maalesef yapılan ikazları anlamıyor! Ancak şimdi, böyle gözle görülür hâle geldikten sonra herkes tarafından anlaşıldı. Amma olsun, bu da bir kârdır.
40 sene önce bir başbakan “Ben bu ülkede üçüncü hükümetim. Benden önce felan, ondan öncede felan var” demişti. Adlarını yazamıyorum amma siz onları bilirsiniz ve hâlâ da bu böyledir. Bundan 20 yıl kadar önce söylemeye başladım. Halk zannediyordu ki seçtikleri meclise gidiyor, istediği kanunu çıkarıyor ve ona göre memleketi idare ediyor. Bu kardeşiniz de derdi ki “450 milletvekiliniz olsa(o zamanlar millet vekili sayısı 450 idi) gene de siz istediğinizi yapamazsınız.” O zamanlar herkes bana kızardı. Amma şimdi bu gerçek gizli değil ve laik kesim tarafından da açık açık söyleniyor.” % 97 bile oy alsanız gene bizim dediğimiz olur” diyorlar. Evet, bu gerçekler anlaşıldı amma yıllar da geçti maalesef.
Meğer bu ülkede seçim de, meclis te, hatta anayasa bile göstermelikten ibaretmiş. Hani, bize okullarda öğretirlerdi ya. “Padişahlık çok kötüdür. Padişah zalim de olsa ölünceye kadar padişah kalır. Halk onu değiştiremez. Cumhuriyet ise fazilet rejimidir. İdareciler seçimle iş başına gelirler. Halk istediğini seçer, beğenmediğini seçimle değiştirebilir vs vs.” Böyle diye diye yıllarca bizi uyuttular. Halbuki, o zamanlar padişah zalim dahi olsa hiç olmazsa ölünce ondan kurtulunuyordu. Ya şimdi?
Evet, Laiklik diye bir şey tutturmuşlar. Değiştirilmesi teklif dahi edilemez! Anayasaya da yazmışlar. Peki, bu kadar önem verdiğiniz laiklik ne? İşte o belli değil. Oyun mu oynuyoruz Yâ Hû! Böyle devlet idaresi olur mu? Evet, dünyada laiklik diye bir şey var ve siz bunu onlardan aldınız. Amma, sizin bu laikliğiniz dünyada ki hiçbir laikliğe benzemiyor. Kitaplara da uymuyor. “Gelin, sizin bu laikliğiniz ne ise tarif edilsin, ne olduğu bilinsin ki, herkes neyin ona uygun neyin ona aykırı olduğunu bilsin ve ona göre hareket etsin” deyince kıyamet kopuyor. Neden? Evet, laik kesim çok akıllı. Çünkü, o tarif edildiği zaman kafalarına göre hareket edemeyecekler. Hani, adam kırmızıda geçiyor suç, yeşilde geçiyor suç. Bu defa soruyor: Kardeşim hangisi suçsa bileyim de ona göre hareket edeyim? Polis diyor ki “Olmaz! Onu ancak ben bilirim.” Çünkü, hangisinde geçmek suç olduğu belli olsa polis kafasına göre ceza yazamayacak. Aynen bunu gibi. “Kardeşim, şu laiklik ne ise belli olsun. Biz de hareketlerimizi ona göre yapalım” diyorsun. Olmaz! Diyorlar. Ondan sonra da “bu laikliğe aykırı, şu laikliğe aykırı” diye milletin ve milleti temsil edenlerin tepesine biniyorlar. Geçti kardeşim geçti, artık o günler geride kaldı. Herkesin gözü açıldı. Milletin gözünün açılmasında sizin de çok katkınız oldu. Dünya bir köy haline geldi. Herkes her tarafı görüyor ve biliyor. Artık despotluğun, yalancılığın, korkutarak insanları sindirmenin zamanı geçti. Dünyaya bahar gelirken, Türkiye bunun dışında kalamaz. Gelin, fazla direnmeden ve şu ülkeye fazla zarar vermeden despotluğu bırakın ve insanların insanca yaşama isteklerine engel olmayın.
Bilin ki dünya bir sürecin içine girmiştir. Türkiye"dekilerin bu süreci durdurmaları mümkün değildir!

Bu yazı toplam 42494 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar