Amerikan adaletinin kara lekesi: Epstein dosyası ve seçici hukuk

Amerikan adaletinin kara lekesi: Epstein dosyası ve seçici hukuk

effrey Epstein dosyası, ABD’de sermaye ve nüfuzun yargıyı nasıl felç edebildiğini ortaya koyan büyük bir skandal olarak yeniden gündeme geldi.

Jeffrey Epstein, onlarca yıl boyunca reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve uluslararası seks ticareti suçlarıyla anılan, ABD’nin sermaye–siyaset–yargı üçgenindeki çürümüşlüğü gözler önüne seren en karanlık dosyalardan birinin merkezindeki isimdi. Geniş ve etkili ilişkileri sayesinde uzun yıllar gerçek bir yargılamadan kaçmayı başaran Epstein, kamu vicdanını yaralayan derecede hafif yaptırımlarla korunup kollandı. Dosyanın tüm boyutlarının ve ABD yargı sisteminin bu suçlara yaklaşımının ifşa olması ise ülke içinde ve dışında büyük öfke doğurdu.

Florida soruşturması ve 2008’deki “utanç verici pazarlık”

Mart 2005’te Florida’nın Palm Beach kentinde, 14 yaşındaki bir kız çocuğunun ailesinin başvurusu üzerine Epstein hakkında soruşturma başlatıldı. Mayıs 2006’da polis, çok sayıda çocuk istismarı suçuna ilişkin yeterli delil topladı. Ancak dönemin eyalet savcısı Barry Krischer, doğrudan ağır suçlamalara gitmek yerine dosyayı alışılmadık biçimde jüriye sevk etti.

Temmuz 2006’da jüri yalnızca “çocuğu fuhşa teşvik” suçlaması yöneltti. Bu son derece hafif ithamlar, suçların kapsamıyla kıyaslandığında büyük tepki çekti. Florida polisi, savcılığın Epstein’a özel muamele yaptığını açıkça dile getirdi. Bunun üzerine FBI da paralel soruşturma yürüttü.

Aynı dönemde Miami’de federal savcılar, Alexander Acosta’nın liderliğinde ağır bir federal iddianame hazırlamıştı. Ancak Epstein’ın etkili avukatları yaklaşık bir yıl süren arka kapı pazarlıklarıyla federal kovuşturmayı engelledi. Haziran 2008’de yapılan gizli “kovuşturmama anlaşması” (NPA) ile Epstein, eyalet mahkemesinde iki küçük suçtan 18 ay hapse mahkûm edildi; federal makamlar ise kendisi ve olası suç ortakları için dokunulmazlık tanıdı. Epstein cezasının büyük bölümünü “çalışma izni” kapsamında dışarıda geçirdi ve Temmuz 2009’da erken tahliye edildi.

Bu utanç verici düzenleme, mağdurların hakları hiçe sayılarak yapıldı. Şubat 2019’da bir federal yargıç, savcıların mağdurları bilgilendirmeden anlaşma yaparak Mağdur Hakları Yasası’nı ihlal ettiğine hükmetti. ABD Senatosu’ndan Ben Sasse, “Bir milyarderin çocuklara tecavüz ve uluslararası seks ticaretinden bu denli kolay sıyrılması, sadece kötü bir muhakeme değil; iğrenç bir adalet çöküşüdür” dedi.

2019’da yeniden ifşa ve tutuklama

2009 sonrası mağdurların hukuk mücadelesi sürdü. Virginia Giuffre, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’in kendisini 17 yaşından itibaren küresel bir istismar ağına sürüklediğini anlattı. İngiltere Prensi Andrew dâhil bazı isimler suçlamaları reddetse de skandal büyüdü.

Kasım 2018’de Miami Herald’ın kapsamlı araştırmaları, dosyayı yeniden gündemin merkezine taşıdı. Artan kamu baskısı altında, New York Güney Bölgesi Savcılığı 2008 anlaşmasına bağlı olmadığını duyurdu. 6 Temmuz 2019’da Epstein yeniden tutuklandı. Manhattan’daki malikanesinde çok sayıda yasa dışı görüntü, sahte pasaport ve nakit bulundu. Skandalın ortasında, Trump yönetiminde Çalışma Bakanı olan Acosta istifa etmek zorunda kaldı.

Cezaevinde tartışmalı ölüm

10 Ağustos 2019’da Epstein, yargılanmayı beklerken New York’taki federal cezaevinde ölü bulundu. Resmî rapor “intihar” dedi; ancak kamera arızaları, nöbet ihmalleri ve önceki intihar girişimi gibi unsurlar kuşkuları artırdı. “Epstein kendini öldürmedi” ifadesi sosyal medyada sembolleşti. Resmî makamlar cinayet bulgusu olmadığını açıkladıysa da kamu vicdanı tatmin olmadı.

Ghislaine Maxwell ve sınırlı adalet

Epstein’ın kilit ortağı Ghislaine Maxwell, Temmuz 2020’de yakalandı. 2021’de görülen davada, reşit olmayanların seks ticareti ve fuhşa teşviki dâhil suçlardan suçlu bulundu ve Haziran 2022’de 20 yıl hapse mahkûm edildi. Bu hüküm mağdurlar için kısmi bir teselli sağlasa da ağın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarıldığı söylenemez.

Güç ağları, ünlü isimler ve bitmeyen sorular

Dosyada Bill Clinton, Donald Trump, Prens Andrew, Bill Gates, Ehud Barak gibi birçok tanınmış ismin adı geçti. Yetkililer, belgelerde isim geçmesinin suç anlamına gelmediğini vurguladı; ancak bu ilişkiler Epstein’ın yıllarca dokunulmazlık kazanmasını açıklayan karanlık bir tablo sundu. Bazı e-postalar, Epstein’ın nüfuz ve şantaj arayışlarına işaret etti; yine de Adalet Bakanlığı “müşteri listesi” iddialarını doğrulamadı.

2025 Şeffaflık Yasası ve belgelerin açılması

Kamu baskısıyla ABD Kongresi, “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası”nı kabul etti; Kasım 2025’te imzalanan yasa uyarınca milyonlarca sayfa belge kamuoyuna açıldı. Fotoğraflar, uçuş kayıtları ve yazışmalar, ABD’de güç sahiplerinin nasıl korunduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Sonuç

Epstein dosyası, ABD yargı sisteminin sermaye ve güç karşısındaki kırılganlığını ifşa eden ibretlik bir örnek olarak tarihe geçti. Kişi bazında “adalet” tam anlamıyla sağlanmadı; ancak ifşalar, cezasızlık kültürünü tartışmaya açtı. Bu tablo, emperyal merkezlerde hukukun nasıl seçici işletildiğini gösteren çarpıcı bir kayıt olarak hafızalara kazındı.