Ali Ahmed Humeyni: İran dimdik ayakta, halk asla zilleti kabul etmeyecek

Ali Ahmed Humeyni: İran dimdik ayakta, halk asla zilleti kabul etmeyecek

İmam Humeyni’nin torunu Seyyid Ali Ahmed Humeyni, ABD ve İsrail’in tehditlerine rağmen İran’ın dimdik ayakta olduğunu vurgulayarak, “İran halkı zilleti kabul etmez; direniş yolu bu ülkenin gerçeğidir” dedi.

İmam Humeyni’nin torunu Seyyid Ali Ahmed Humeyni, el-Meyadin’e verdiği özel röportajda, İslam Devrimi’nin geleceği ve İran İslam Cumhuriyeti’nin emperyalist tehditler karşısındaki duruşuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Humeyni, ABD ve İsrail’in tehditlerine, İran’ın askerî ve diplomatik kapasitesine, ayrıca İran’ın Lübnan ve Irak’taki direniş hareketlerine yaklaşımına dikkat çekti.

“Amerikalılar zilletimizi göremeyecek”

Seyyid Humeyni, İran halkının hiçbir şekilde boyun eğmeyeceğini vurgulayarak, “Amerikalılar ölecek ama ne bizim zilletimizi ne halkımızın ne de ülkemizin zilletini görecekler. Daha önce ölenler gibi” ifadelerini kullandı. İran halkının korkmadığını ve hakkını, ülkesini savunmaya kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Bazı çevrelerin kesin bir askerî saldırıdan söz ettiğini hatırlatan Humeyni, böyle bir savaşın gerçekleşeceğine inanmadığını söyledi. “Eğer olursa, bu topraklarda köklerimiz var; gitmesi gerekenler onlardır” dedi.

ABD ve İsrail’in, “12 günlük savaş” olarak tanımladığı süreçte İslam Cumhuriyeti’nin sona ereceğini düşündüğünü aktaran Humeyni, ancak bu hesapların tersine döndüğünü vurguladı.

“Bu yolun sonu şehadettir, kırılma yoktur”

İslam Devrimi’nin geleceğinin endişe konusu olmadığını dile getiren Humeyni, bu yolun başının fedakârlık, sonunun ise şehadet olduğunu ve asla yenilgi barındırmadığını söyledi.

İran’ın çeşitli iç sorunlarla karşı karşıya olduğunu kabul eden Humeyni, bu sorunların gerçekçi bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ifade etti. Buna rağmen, tehditlere ve yaptırımlara karşın İran’ın ayakta olduğunu ve her geçen gün geliştiğini vurguladı.

İslam Cumhuriyeti’nin, İmam Humeyni tarafından gerçekçi ve pragmatik bir anlayışla kurulduğunu söyleyen Humeyni, “Direniş yolu, aynı zamanda gerçekliğin yoludur” dedi.

“İstikbar yalnızca güç dilini anlar”

ABD-İsrail eksenli politikaların bölgeyi zayıflatmayı hedeflediğini belirten Humeyni, İsrail’in fırsat bulması hâlinde İslam ülkelerinin ekonomik kalkınmasını engelleyeceğini söyledi.

Bölgenin bir “varoluş savaşı” yaşadığını ifade eden Humeyni, İsrail’in İran’ı parçalamayı hedeflediğini, çünkü küçük devletlerin dış destek arayışına girdiğini ve bu noktada İsrail’in devreye girdiğini dile getirdi.

ABD ile İsrail arasında ayrım yapmanın anlamsız olduğunu belirten Humeyni, Washington’un İsrail’i bölgedeki en büyük askerî üssü hâline getirdiğini söyledi.

Siyasi ve diplomatik alanda ise, emperyalizmin yalnızca güç dilinden anladığını ifade eden Humeyni, bu nedenle bu dille hem karşı konulabileceğini hem de müzakere edilebileceğini belirtti. İranlı müzakerecileri “diplomasi sahasının mücahitleri” olarak nitelendirdi.

“Savaş olursa korkmuyoruz”

Askerî tehditlere değinen Humeyni, büyük filoların her zaman gerçek bir güç anlamına gelmediğini belirterek, “Eğer savaş olursa korkmuyoruz; çünkü kapasitemizi kanıtladık” dedi.

İran’ın aylar önce gerçekleştirdiği füze operasyonlarını hatırlatan Humeyni, bu adımların emperyalizme açık bir mesaj taşıdığını vurguladı.

Filistin’de yaşananlara da değinen Humeyni, ABD ve İsrail’in dünyayı adeta bir “orman kanununa” sürüklediğini, Gazze’de on binlerce masum insanın şehit edildiğini belirterek, dünyanın sessizliğini sorguladı.

“Seyyid Ali Hamenei güç ve halk desteğini birleştiriyor”

İran’daki liderliğe ilişkin değerlendirmesinde Humeyni, bugün kamuoyu yoklamalarına göre en güçlü ve en popüler liderin Devrim Rehberi Seyyid Ali Hamenei olduğunu söyledi. Hamenei’nin hem gücü hem de halk desteğini bir arada taşıdığını vurguladı.

Hamenei’nin özellikle tarih felsefesi ve çağdaş tarih alanlarında derin bilgiye sahip olduğunu belirten Humeyni, stratejik ve jeopolitik konularda son derece tecrübeli olduğunu ifade etti. Yaklaşık 50 yıldır olayların merkezinde yer aldığını, savaş, siyaset ve müzakere alanlarında eşsiz bir deneyime sahip olduğunu söyledi.

İmam Humeyni’nin, Seyyid Hamenei’de cesareti —ancak pervasızlık anlamında değil— gördüğünü aktaran Humeyni, iki lider arasındaki ilişkinin devrim öncesi ve sonrası dönemlerde güçlü olduğunu belirtti. Ayrıca babasının vasiyetinde, Seyyid Hamenei’ye bağlılık ve itaati özellikle vurguladığını söyledi.

“Direniş güç kaynağıdır”

Lübnan direnişine değinen Humeyni, dünyanın dört bir yanındaki gençlerin Seyyid Hasan Nasrallah’ı konuşmalarıyla tanıdığını belirtti. Nasrallah ile birçok kez görüştüğünü söyleyen Humeyni, onun İmam Humeyni’nin evini, şehitler Kasım Süleymani ve İmad Muğniye ile birlikte ziyaret ettiğini hatırlattı ve bu buluşmayı “derin ve etkileyici” olarak nitelendirdi.

Nasrallah’ın cihat bilinci ve akılcı yaklaşımıyla öne çıktığını vurgulayan Humeyni, Lübnan halkına Nasrallah’ın konuşmalarına yeniden kulak vermeleri çağrısında bulundu.

Irak’a ilişkin değerlendirmesinde ise, dinî merciiyetin ülke için bir güç ve istikrar unsuru olduğunu belirten Humeyni, Ayetullah Sistani’nin geniş bir halk desteğine sahip olduğunu ifade etti.

Röportajını, İran’ın korkmadığını, direnişini sürdürdüğünü ve ABD ile İsrail’in İslam Cumhuriyeti’ni sona erdirme yönündeki tüm hesaplarının başarısız olduğunu vurgulayarak tamamladı.