Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

AK Parti'nin odaklandığı nokta

Derin Gerçekler

AK Parti iki şeye odaklanmış gözüküyor: Seçim ve deprem. İkisinde de süreci iyi yönetemiyorlar. Seçimde, ittifaka dahil ettikleri ve edecekleri partilerle ilgili ciddi sorunlar yaşıyorlar. AK Parti'nin başının belası olan bir diğer konu, İstanbul Sözleşmesi. Tabi yanında Lanzarote, CEDAW, UNO WOMAN da var. CEDAW 12 Eylül sonrası Evren'in başımıza bela ettiği bir sözleşme. İstanbul Sözleşmesi ondan beter, Lanzarotte bundan da beter.

Bu işleri örte-öteleye bu güne kadar geldiler. CoVID komplosunda 101.492 kişi hayatını kaybetti. mRNA ve SinoVac, TürcoVac sürecinde ve diğer ilaçlar sonucu hayatını kaybedenler bu sayıyı da aşmış olabilir. CoVID’in “artçı depremi” can almaya devam ediyor ve daha uzun bir süre de devam edecek gibi gözüküyor. Peki bunun sorumlusu kim? AFAD bu afetle ilgili ne yapabilir?

Bu Afet bilmeden, ''kurgulanmış'' İKLİM afeti geliyor, 5G devam ediyor, ''kurgulanmış'' GIDA afeti kapıda. DSÖ duruyor FAO nöbeti devralıyor sanki. Sağlık Bakanlığı henüz hesap vermedi, Tarım Bakanlığı Tarım, Hayvancılık üzerinden geliyor. Şehircilik Bakanlığı İklim üzerinden, Ulaştırma 5G üzerinden. Dijitalizm, Siber Faşizm'e dönüştü. Kimi ABD’nin doğu Akdeniz ve Trakya'daki yığınaklarının ardından askeri bir müdahale endişesi taşırken, Starlink’lerle uzaydan tüm dünya işgal edildi. Avatar ordular her yerde. Şeytan tabağınızda! Telefonunuzdan, “akıllı” ne varsa elektronik olarak tek tık ile silaha, ajana dönüştürülebilir. WiFi’nin arkasında namlusunu size doğrultmuş bekleyen biri var. Tek tıkla canınıza kast edebilirler, evinizi, iş yerinizi başınıza yıkabilirler. Uçaklarınızı düşürebilir, gemilerinizi batırabilirler. Siz İHA’lar, SİHA’lar, TOGG’larla zevahiri kurtarmaya çalışın. Onlar NanoChiplerle geliyorlar, sizin MicroChip’lerle onların hızına ulaşmanız mümkün değil. Quantum fiziği başka türlü çalışıyor. Arıların ölümü hayra alamet değil, Chemistrail arıları da vuruyor. Bakın uyarıyorum, arıların başına gelecek olan bizim de başımıza gelecek. Gelmekte olan afetler yaşadığımız depremden daha büyük aslında.

Bu son depremde ölenlerin sayısını bilebiliyor muyuz? Bir yandan yüzbinlerden söz ediliyor, öte yandan resmi kaynaklar hala 50.000’in altında bir sayı veriyor. Hani adil şahidler olacaktık, hani ölçü tartıyı doğru tutacaktık. Doğru yapmadığımız söylemediğimiz işe Şeytan karışır, besmelesiz işe şeytan karışır. Şeytan karışan işte hayır yoktur. Haram işe besmeleyle başlanmaz. Yalan ve haram işe Allah’ı perde yapanlara Allah gazab eder.

İstanbul sözleşmesi” ve “Lanzarotte”yi Meclisten geçiren akılda hayır yoktur. Bu sözleşmeler Nas’a aykırı, yana Dine, ahlaka, hukuka, akla aykırı iken bunu nasıl oldu da oy birliği ile meclisten geçirdiniz. Hiçbir kişi nasıl oldu da bunun farkına varmadı. Ve hala nasıl oluyor da inatla birileri kırmızı çizgimiz diye bunu savunabiliyor ve bunlar partinizin tepesinde durabiliyor. Buna itiraz ettiğinizde ise “seçimden sonra bakarız” diyebiliyorsunuz. Seçimi göreceğinizden, seçim sonrasından emin misiniz? Bizim gördüğümüzü kiramen katibin görmüyor mu?

Deprem bölgesinde bir yandan çadırlar kuruluyor, geçici deprem evleri yapılıyor, onları da sel alıp götürüyor. Evleri fay hattına, çadırları dere kenarına kuruyoruz. Her gün deprem bölgesinde bir yerde artçılar olurken, bir yandan da temel atıyoruz.

Urfa’daki sel felaketi ile ilgili bölgeden aldığım bilgiye göre, orada da eski dere kenarlarına onlarca kat binalar dikmişiz. Şehrin içinden geçen 3 dere yatağı var. Çok eskilerde de burada ölümlü taşkınlar yaşanmış. Daha geçenlerde temeli atılan yerler bugün sular altında. Duadan önce, helallik dilemeden tevbe etmeyi ne zaman aklımıza getireceğiz. Elimizi ve elbiselerimizi, aklımızı ve kalbimizi ne zaman temizleyeceğiz. Yağmur yağdı böyle oldu, ya GAP patlarsa halimiz nice olur.

Lübnan’da liman depolarında bir patlama oldu, gün gün takip ettik, ölüler, yaralılar.. Bir yandan depremle uğraşırken, bir yandan da İskenderun’da konteynerler yanıyor. Sahi yangın nasıl başladı, konteynerlerde ne vardı, neden söndürülemedi. Yanan konteynerle bari depremzedelere dağıtılsa tamir edilip. Yoksa onlar da mı kullanılamayacak halde?

Her gün bir şey olduğu için her şey unutulup gidiyor. Seçim kararı alındı, nerede ise depremi unutacaktık ama deprem kendini unutturmuyor. Hep aklımızda İstanbul, Ege var, GAP var. Güneyde sel, kuzeyde kuralık var. Yarın Karadeniz’i sel vurursa şaşmayın, hayra alamet şeyler olmuyor.

Bu arada derdimiz az, Aile Bakanı ile AK Parti Grup Yönetiminden iki kadın durduk yerde bir “kırmızı çizgi” tartışması başlattı. Hem de seçime giderken, hem de ittifak pazarlıkları sürerken ve sonuç ortada. Milletin sinir uçlarında tartışırsanız bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız. Biz İstanbul Sözleşmesini tartışırken kimse Lanzaroteyi, UN WOMAN’ı ağzına bile almıyor. GENDER konusunda bir açıklama yok, TransHumanizm, Toplumsal cinsiyet konusu da öyle. Biri yeşil feministlere halkla inatlaşmamaları gerektiğini söylenmeli.

Bu sözleşmelerin sebeb olduğu trajedi, depremdeki trajediden daha az değil. Şaka değil, bu sözleşmenin uygulamaya girmesinden bu yana 3 milyondan fazla baba evden uzaklaştırılmış. Bu en az 6 milyon yetim, ya da öksüz demek. Bir o kadar kadın da mutlu değildir herhalde. Bunların tarafların ailelerine de bir yansıması var. Bu trajedinin vurduğu insan sayısı, 10 ildeki depremde zarar gören, hayatını kaybeden insanlardan daha az değil.

Durun daha bitmedi, Bu CoVID komplosundan bu yana dünyada uyuşturucu kullanımı %25 civarında artış göstermiş. Uyuşturucu yaşı artık 10’un altına indi. 2021 sonrası bir yılda metamfetamin kullanımı %61,5 artmış. Uyuşturucudan tutuklananların sayısı 120.000’i geçti. “Dam altı”nda yaşıyorlar. Uyuşturucu ve alkol kullanan değil, alkolik sayısı %25 leri bulmuş. LGBT %10 u aşmış. Bir o kadar da bunları hoş görmekten söz eden birileri var.

Nefes alıp vermekle canlı mı sayılır sanki şerir / Demirci körüğü de hava alır ve verir” Bu son rakamlar enkaz altındaki ceset değil, nefes alıp verdikleri için yaşıyor kabul edilen cenazeler! Ailede ve gençlikte bu deprem aynı şiddetle devam ediyor. Beterin de beteri var. Yanlışın neresinden dönülürse kardır.

Ankara’da şimdi ittifak için % kaç pay alacakları pazarlığı var, aday adayları, önce aday olma mücadelesi verecek, sonra sıra kavgası. Eskiler kendilerine ön sıralarda yer bulma çabasında, alttakiler öne geçme çabasında. Zor zanaat siyaset.

Bakıyorum da, hemen hemen hiç kimse, ''hayırlı ise olsun'' demiyor. Seçimi kazanmak dua ile istenen belaya dönüşebilir birileri için. Nasıl bir siyasi mirasın peşinde olduklarını bilmiyorlar, zannımca çoğu.

İttifakta Milletvekili oranı, adayların listeye girmesi için kıran kırana helallik dilemeden tevbe etmek gerekir. Dua için de önce tevbe istiğfar gerek. Böyle giderse, gelecek günler geçecek günleri aratabilir. Kazanan kaybedebilir, kaybeden aslında kazanabilir. Biliyorum, bu söz bile birilerine ağır gelebilir. Allah bize servetin de, iktidarın da hayırlısını versin ve tabii biz önce o hayra erişmek için gazabını çeken işlerden ve kişilerden uzaklaşalım.
Ya Rab, bize Hakk'ı Hak, batılı batıl göster, Hakta toplanmayı nasib et.
Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 544 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar