AK Parti'nin 5 Yılı Değerlendirildi
Eğitimciler, ekonomistler, sivil toplum kuruluşları AKParti’nin 5 yılını değerlendirdi.
Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu: “YÖK ve üniversiteler demokratik bir yapıya kavuşturulmadı ancak iç ve dış siyasette geçmişte bıraktığımız 5 yılda hükümet başarılı bir döneme imza attı.”
Memur Sen-Ahmet Aksu: “Demokratikleşmede önemli adımlar atılmıştır. Ancak başörtüsü yasağı ve katsayı adaletsizliğine son verilemedi. Memurlara toplusözleşme ve grev hakkının verilmemesi de büyük eksikliktir.”
Doç. Dr. Mustafa Acar: “Ekonomide ve dış politikada hükümet oldukça başarılı icraatlara imza atmıştır. İthalattan ihracata başarılar ortadadır. En belirgin başarı ise hiç şüphesiz enflasyonun geldiği noktadır.”
Türk demokrasisinin dönüm noktalarından biri olan 3 Kasım 2002 seçimlerinden bu yana 5 yıllık süre geçti. Türkiye’nin önde gelen eğitimcileri, ekonomi uzmanları ve sivil toplum önderleri büyük bir değişim iddiası ile iktidara gelen AK Parti’nin 5 yıllık süreçteki artılarını ve eksilerini Vakit için ele aldılar. İşte MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Bolat, ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, Hak İş Genel Başkanı Salim Uslu, Memur Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu, ekonomist Doç. Dr. Mustafa Acar, MAZLUM-DER Ankara Şube Başkanı Ümit Mert’in değerlendirmeleri.
MÜSİAD: ENFLASYON DÜŞTÜ, İSTİKRAR SAĞLANDI
MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Bolat: “Beş yıldır iktidarda olan AK Parti hükümeti bu süreci istikrarlı bir Türkiye oluşturabilmek için geçirmiştir. AK Parti istikrar sürecinde başarılı da oldu. Yeni bir Cumhurbaşkanı, yeni bir Anayasa Mahkemesi Başkanı ve yeni bir Meclis ile istikrarın son süreci de tamamlanmış oldu. Ancak şimdi artık sıçrama zamanıdır. Bu dönemde sanayilerimiz ile üniversitelerimizin kucaklaştığı, Ar-Ge çalışmalarının profesyonelce yapıldığı bir Türkiye görmek istiyoruz. Üniversitelerin sanayilerle kucaklaşması istihdam sorunu yaşayan ülkemizin bu sorundan kurtulmasını sağlayacaktır. AK Parti’nin beş yıllık sürecinde reel sektörün yeniden canlandığını görmek bizleri gelecek için umutlandıran bir gelişmeydi. Ayrıca enflasyonun düşmesi, büyüme oranının geçmiş hükümetlere göre çok yüksek seviyelerde oluşu, ihracatın yükselmesi, makro ekonomik istikrarın ana göstergesi olmuştur. Bunların yanında sosyal güvenlik reformları, sağlık alanında yaşanan birçok sorunu çözüme kavuşturdu. Eğitim ve öğretimde teknolojik imkânların ve okullardaki bilgisayar sayısının artmış olması eğitimdeki kalitenin arttığını bizlere göstermiş oldu. Toplu konut projeleri inşaat sektöründeki canlılığı arttırdı. AK Parti hükümetinin beş yıllık süreçte bazı eksiklikleri gideremediğini de görüyoruz. Eğitimde yaşanan katsayı ve eğitim hakkı mahrumiyetine bir çözüm getirilemedi. İstihdam sorunu gittikçe büyüyen bir tehdit olma yolunda. İthalat oranlarının yüksek olmasına bağlı cari açık, gri gölgeler olarak hükümetin üzerinde dağılmayı bekliyor.”
PROFESÖR HATİPOĞLU: ÜNİVERSİTELER KANAYAN YARA
Tüm Öğretim Üyeleri Derneği eski Başkanı Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu: “YÖK ve üniversitelerin demokratik bir yapıya kavuşturulamamasına karşın iç ve dış siyasette geçmişte bıraktığımız 5 yılda hükümet başarılı bir döneme imza attı. Ancak üniversiteler maalesef halen kanayan yaramız. Halen kapılar ayrımcı politikalar yüzünden gençlerimize kapatılırken, öğrenciler ve öğretim üyeleri üniversitelerde söz hakkına sahip değil. Üniversitelerimizde bilim yerine ideoloji, araştırma yerine ise zulüm üretiliyor. Ancak şu bir gerçek ki hükümet anti demokratik hiçbir harekât karşısında yılmadı ve demokraside kararlılığını gösterdi. Şimdi 5. yılın ilk icraatı YÖK ve üniversiteler olmalıdır. Özellikle ekonomi ve sağlık alanında kazanılan başarılar tüm alanlara yayılmalıdır.
MEMUR SEN: MEMURA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI VERİLMEDİ
Memur Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ahmet Aksu: “Demokratikleşmede önemli adımlar atılmıştır. Sağlık hizmetlerinin tabana yakınlaştırılması ve sosyal politikalara ağırlık verilmesi halkı memnun etmiştir. Ekonomideki istikrar ihracata yansımış ve ülkemiz 100 milyarı doların üzerinde ihracat gerçekleştirmiştir. Sonra duble yollar ile yeni bir açılım sağlanmış, Bakü-Tiflis-Ceyhan Transit Ham Petrol Boru Hattı inşaatının bitirilmesi hepimizi sevindirmiştir. Ancak başta eğitim alanında sorunlarımız maalesef giderilmemiştir. Haksız katsayı engeli yüzünden meslek lisesi öğrencilerinin geleceği karartılmakta ve başörtüsü yasağı ile çocuklarımızın ellerinden eğitim hakları çalınmaktadır. Bu açık bir hak gaspıdır. Hükümet 5 yıllık icraatlarında bu sorunların çözümüne net bir adım atmamıştır. Hükümet Programında memurlara toplusözleşme ve grev hakkının verilmesine yönelik bir gelişmenin olmaması da büyük bir eksikliktir.”
EKONOMİST ACAR: 35 YIL SONRA ENFLASYON TEK HANEYE DÜŞTÜ
Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Acar: “Ekonomide ve dış politikada hükümetin oldukça başarılı icraatlara imza atmış olması sevindiricidir. İthalattan ihracata başarıları ortadadır. En belirgin başarı ise hiç şüphesiz enflasyonun geldiği noktadır. Otuz beş yıl aradan sonra AKP hükümeti döneminde tek haneli rakamlara düşürmeyi başardığımız enflasyonla mücadeleden vazgeçilmemeli. Meslek liselerindeki katsayı engeli kaldırılmalı; meslek liseleri ve ortaöğretim baştan aşağı yeniden düzenlenerek, milyonlarca öğrencinin üniversite kapısında yığılmasını önleyecek, gençlerin büyük çoğunluğunu meslek liseleri ve yüksek okullarına, daha azını üniversiteye yönlendirecek bir sistem benimsenmelidir.”
MAZLUM-DER: YARGI VE YÖK İDEOLOJİDEN ARINDIRILAMADI
MAZLUM-DER Ankara Şube Başkanı Ümit Mert: “3 Kasım 2002’de tek başına iktidara gelen AK Parti kronikleşmiş birçok sorunu önünde buldu. Hükümet 5 yıllık icraatları ile birçok sorunu çözmenin üstesinden geldiyse de temel hak ve özgürlükler konusunda başarılı olduklarını söylemek pek mümkün değil. Milletin üzerinde deli gömleği misali giydirilen darbe anayasasının değişmesine yönelik hükümetin attığı adımı saymasak, 28 Şubat yasaklarının 5 yılda aşılamadığını görmekteyiz. Başörtüsü yasağı halen kanayan yara olarak önümüzde durmakta. Üniversite giriş sınavlarındaki katsayı adaletsizliğine son verilemediği gibi, din eğitiminin önündeki engeller aşılamadı. 12 yaşın altındaki çocuklara Kur’an eğitimi hâlâ yasak. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı güçlendirilemedi, YÖK’te olduğu gibi ideolojik düşüncelerin etkisinden yargı kurtarılamadı. Ancak gündemdeki sivil anayasa ile bütün bu sorunların çözüme kavuşturulacağına inanıyoruz.”
EĞİTİM BİR SEN: KATSAYI ZULMÜ DEVAM EDİYOR
EĞİTİM BİR SEN Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu: “Üniversitelerdeki eğitimde fırsat eşitliği sağlanamadı. Bir yarış haline getirilen ÖSS’ye meslek lisesi mezunu öğrenciler haksız katsayı uygulaması nedeniyle en az yüz metre geriden başlamak zorunda kalıyorlar. Laiklik bahanesiyle kamu kurumlarının yanı sıra üniversiteler de başörtüsü yasağı 5 yıldır kaldırılamadı. 40 yıllık ezbere dayanan müfredat bütünüyle değiştirilmesi çok olumlu bir gelişmedir. Diğer taraftan ‘Eğitime Yüzde 100 Destek’ kampanyası ile büyük miktarda ek kaynağın eğitimin hizmetine sokulmuş olması sonrası yeni dersliklerin eğitime kazandırılması sevindirici diğer bir gelişmedir. Türkiye genelinde 554 bin adet bilgisayarların okullara gönderilmesi büyük bir hizmettir.”
SALİM USLU: KRİZLER AK PARTİ İLE UNUTULDU
Hak İş Genel Başkanı Salim Uslu: “Bundan önceki iktidarlara göre çok daha başarılı bir hükümete sahibiz. 22 Temmuz seçimlerinde halk beş yıllık değerlendirmesini yaptı. Alınan oy oranları gösteriyor ki her iki kişiden biri, geçmiş 5 yıllık süreçten memnun. AK Parti’nin iktidarından önce Türkiye’de yaşananları hatırlamak istemiyoruz. Bana göre, AK Parti hükümetinin en önemli icraatı kriz senaryolarıyla geçen bir dönemi yok etmiş olmasıdır. Krizlerle yatıp kalktığımız günler, hastane önlerinde oluşan kuyruk manzaraları, toplu işçi çıkarımları ve ödenmekte zorlanılan memur maaşları artık geride kaldı. AK Parti hükümeti 5 yıllık sürecinde sağlık, eğitim ve ekonomi alanında gelişme kaydetti. Ekonomide makro hedeflerin tutturulması ve sosyal güvenlik reformlarını çok başarılı ve yerinde buluyorum. Demokratikleşme konusunda Türkiye çok ileri adımlar atmıştır. Demokratik açılımlarda kararlılık sürdürülmelidir.
ASKON’un eleştirileri: ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, AK Partili döneme ilişkin eleştirilerini şöyle sıraladı:
1- Merkez Bankası, BDDK, SPK ve hükümet arasındaki uyum tam olarak sağlanamadı.
2- Rant ekonomisi kamufle tarzda devam etmektedir. Enflasyon oranı ile faiz oranı arasındaki mesafe çok dikkat çekici bir yerlerde duruyor. Bu durum da ülkemizi dünyada emsali olmayan çok özel bir rant merkezi haline getiriyor. Hazine bonosu ve devlet tahvili faiz gelirleri ve alım-satım kazançları; yüzde sıfır stopaja tabidir.
3- Reel sektörün korunup büyütülmesi için gerekli tedbirler alınamamaktadır. Rekabet edeceğimiz ülkeler reel sektöre, teşvik düzenleri ve girdi fiyatları açısından son derece toleranslı davranırken, bizde bu durum sınırlı şekilde ve seçilmiş bölgelere kısmen uygulanabilmektedir.
4- Tarım sektöründe destekler dengesiz ve sektörü geliştirici değil, endüstriyel tarım da yeterince gelişmemektedir. Şu an uygulanan desteklerin önemli bir kısmının yerine ulaşmadığı ve bizatihi üretimi desteklemediği görülmektedir. Adeta toprak sahiplerine açıktan para vermek anlamına gelen uygulamaya dönüşmüştür. Doğrudan Tarım Desteği gözden geçirilmeli ve gerçek anlamda bir tarım kalkınmasına katkı yapacak tarza dönüştürülmelidir.
5- Finans sektöründeki gelişmeler “Ekonomik Güvenlik” kavramının çok ötesinde gelişmektedir. Finansta halen tehlikeli bir yabancılaşma sürmektedir. İş işten geçmeden meseleye tedbir düşünülmelidir.
6- Sermaye hareketlerine özellikle sıcak para akınlarına karşı yeterli bariyerlerimiz bulunmamaktadır. Sıcak para hâlâ yoğun bir şekilde ülkemize girmekte ve çıkmaktadır. Bu konu hassas bir şekilde takip edilmeli ve tedbirler düşünülmelidir.
ENFLASYON DİZGİNLENDİ
Kişi başına düşen milli gelir ikiye katlandı ve 2 bin 598 dolardan, 5 bin 477 dolara yükseldi. Türkiye’de uzun yıllar boyunca yüksek ve belirsiz seyreden enflasyon, dizginlendi. Enflasyon, 34 yıl aradan sonra ilk kez 2005 sonunda tek haneli oranlara çekildi. AB Tanımlı Merkezi Yönetim kamu borç stokunun milli gelire oranı, 2002 yılında yüzde 93,9 oranında iken, 2006 sonunda yüzde 60,7 seviyesine geriledi. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) olan borçlar, 2002’deki 23,5 milyar dolar seviyesinden, 8,7 milyar dolar seviyesine kadar indi.
BÜTÇE AÇIĞI GERİLİYOR
2006 yılında ihracat düzeyi günde ortalama 235 milyon dolar, saatte ise 10 milyon dolara çıktı. Bütçe açığı son 30 yılın en düşük seviyelerine çekildi. 2002 yılında Türkiye bütçesi 40 milyar YTL açık verirken, bu miktar 2006 yılında 3.9 milyar YTL’ye düşürüldü. Tarımsal desteklemeler için 2007 bütçesine 5 milyar 250 milyon YTL ödenek konuldu. Sosyal güvenliği olmayanların sağlık giderleri için 2006 bütçesinde 1,6 milyar YTL ödenek öngörülmüşken, 2007 yılında bu amaçla 2,6 milyar YTL ödenek konuldu. Gelir vergisinde en üst dilime karşılık gelen vergi oranı yüzde 45’ten yüzde 35’e; kurumlar vergisinde ise yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirildi.
ESNAF VE KOBİ’YE SIFIR FAİZLİ KREDİ
1999–2002 arasında yüzde 2.9 büyüyen sanayi sektörü, yüzde 7.8 oranında büyüdü. 2002 yılında sanayi sektöründeki istihdam sayısı 3 milyon 954 bin iken, 2006 yılı sonunda bu rakam 1 milyon 720 bin kişi artarak 5 milyon 674 bine ulaştı. Esnafa sağlanan krediler 15 kattan fazla arttı. Esnafa kullandırılan kredi miktarı 153 milyon YTL’den 2 milyar 362 milyon YTL’ye yükseldi. Türkiye’nin gayri safi milli hasılası, yüzde 120 oranında artış göstererek 181 milyar dolardan 400 milyar dolara çıktı. Yaklaşık 10 bin KOBİ’ye, 1 milyar 200 milyon YTL sıfır faizli kredi verildi. Ayrıca dört yıl içinde KOBİ’lere 231 milyon YTL’lik destek hibe sağlandı.
UN İHRAÇ EDER OLDUK
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nden aldıkları kredileri ödeyemeyen 765 bin köylünün 1,5 milyar YTL’ye ulaşan faiz borcu silindi. Kalan borç miktarı ise üç yıla vadelendirildi. 2002 yılında 19,5 milyon ton olan buğday üretimi, 2006 yılında 20 milyon tona ulaştı. 2005 yılında dünya genelinde, un ihraç eden ülkeler arasında birinci olduk.
SOSYAL YARDIM
2003 yılında 826 milyon 583 bin YTL olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu geliri, 2006 yılında 1 milyar 379 milyon 511 bin YTL’ye çıktı. Fon’un 2003 yılındaki harcamaları 651 milyon 990 bin YTL iken, bu rakam 2006 yılında 1 milyar 389 milyon 548 YTL olarak gerçekleşti. 2003–2006 dönemlerinde yapılan sosyal yardım ve sosyal destek programları sonucunda, toplam 4 milyar 704 milyon 424 bin YTL harcama yapıldı.
BTC HATTI TAMAMLANDI
Bakü-Tiflis-Ceyhan Transit Ham Petrol Boru Hattı’nın inşaatı bitirildi. BTC hattından ülkemizin yıllık kazancı, TPAO’nun yüzde 6,5’lik hissesinin getireceği kazanç hariç, 300 milyon dolar olacak. Hem ülkemizin, hem de gelecekte Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını karşılayarak, kaynak çeşitliliği sağlayacak olan Şah Deniz Projesi tamamlandı. Doğalgaz kullanan il sayısı 9’dan 44’e çıkarıldı. Yapılan çalışmalarla, açık şekilde gerekli olduğu ortaya çıkan nükleer santralların kurulması ve Nükleer programın hayata geçirilmesi için; idari, teknik ve hukuki düzenlemelerde önemli mesafeler kat edildi. Sinop ve Mersin Akkuyu’da ÇED çalışmalarına başlandı.
REHİN KALMA DÖNEMİ BİTTİ
“Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile hastanelerde hastaların, morglarda cenazelerin rehin tutulduğu günler sona erdi. Tüm sağlık kuruluşlarına acil başvurularda sigorta veya ödeme işlemlerinden dolayı, beklemeye ve geri çevrilmeye son verildi. “Hekim Seçme Hakkı” uygulaması başladı. 400 hastanede uygulama yaygınlaştırıldı. İlaç fiyatlarını belirleme yöntemi kökten değişti. Bunun sonucunda ilaç fiyatlarında yüzde 1 ile yüzde 80 arasında değişen indirimler sağlandı. Bu sayede, kamu maliyesine her yıl 900 milyon dolar tasarruf edildi. Sağlık Ocaklarında muayene odası sayısını 6 bin 300’den 15 bin’e çıkarıldı. 2003 yılından itibaren, 160 hastane olmak üzere, toplam 416 sağlık tesisi hizmete açıldı.
ASKERLİK SÜRESİ KISALTILDI
2003 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı ile askerlik hizmet süreleri; erbaş ve erler için 18 aydan 15 aya, yedek subaylar için 16 aydan 12 aya, kısa dönem erbaşlar için 8 aydan 6 aya indirildi.
HUKUK
Kamu yönetiminde katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde bilgi edinme hakkı getirildi. Adalet hizmetleri için 3 yıl boyunca toplam 18 bin 146 personel alındı.
ULAŞIM
2003 öncesi 3 bin 859 km devlet yolu, 467 km İl yolu, 1 bin 775 km otoyolu olmak üzere toplam 6 bin 101 km bölünmüş yol var iken, 2 bin 036 km’si otoyol, 6 bin 355 km’si devlet ve il yolu olmak üzere toplam 6 bin 616 km bölünmüş yol yapılarak ülkemizdeki bölünmüş yol uzunluğu 12 bin 717 km’ye ulaştı. Toplam 542 km. uzunluğundaki Karadeniz Sahil Yolunda 2003 yılı öncesi 220 km. trafiğe açılmışken, 2003-2006 yılları arasında 314 km’si bitirilerek toplam 534 km’lik kısım trafiğe açıldı. KÖYDES projesi ile tüm köylere 2005 yılından bu yana 4,2 milyar YTL kaynak gönderildi. 23 bin 845 km asfalt, 28 bin 356 km stabilize yolun yapımı gerçekleştirildi. 364 köprü ve 6 bin 532 menfez inşa edildi. 2 bin 245 köy ve mahalleye şebekeli içme suyu götürüldü.
EĞİTİM
Genel bütçeden en büyük pay Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrıldı. Eğitim bütçesi 7 milyar YTL’den 21 milyar YTL’ye çıkarıldı. 40 yıllık ezbere dayanan müfredat bütünüyle değiştirildi. Çocukların okuma alışkanlığını destekleyecek adımlar atıldı.
“Eğitime Yüzde 100 Destek” kampanyası ile 2,5 milyar YTL’lik ek kaynak eğitimin hizmetine sokuldu. Devlet yatırımlarıyla birlikte 110 bin yeni derslik eğitime kazandırıldı. Okullarda bilgisayar çağı başlatıldı. Türkiye genelinde 554 bin adet bilgisayar okullara gönderildi. Öğrencilerin yüzde 90’ı internet ağına kavuşturuldu. Üniversite kapısındaki yığılmayı azaltmak için 32 devlet, 7 vakıf üniversitesi kuruldu. MEB bünyesinde 268 bin istihdam sağlandı. Kamuda kullanılan kadroların yaklaşık yüzde 50’si öğretmen atamalarına ayrıldı. 4 yılda ilköğretim öğrencilerine 376 milyon, ortaöğretim öğrencilerine de 36 milyon adet ders kitabı ücretsiz olarak dağıtıldı. Özürlü çocuklar için özür durumlarına uygun 122 yeni okul açıldı. TOKİ dar gelirli ve yoksul vatandaşların ev sahibi olabilmesi için büyük bir konut seferberliği başlatıldı. Toplu Konut İdaresi, 81 il ve 338 ilçede 732 şantiye ile yapımına başladığı 268 bin konutun 140 binini tamamladı.
ESKİ BAKAN CEVAT AYHAN: ZİNADA AB’YE UYUM VAR AMA!..
“Avrupa Birliği’nin bütün talepleri yerine getirildi. AB “zinayı serbest bırak” dedi. Sayın Başbakan önce itiraz etti, ancak sonra zina serbest hale getirildi. Bunu AB’ye uyum için yapanlar, AB ülkelerinde din eğitimine yaş sınırı getirilmemesine rağmen burada uyuma bakamadılar. Milletin taleplerini hep ertelediler. Başörtüsü probleminin çözülmemesi, çocuklara Kur’an kursu yasağının devam etmesi, kesintisiz eğitimin düzelmemesi, meslek liselerine yönelik katsayı zulmünün devam etmesi. Manevi sahada, ahlâki sahada bir ilerleme sağlanamadı. Mal’um medya, “lisede namaz kılınıyor” diye yaygarayı basıyor. Bu hükümet, “Ne demek efendim, namaz mükellefiyeti olan öğrenci namaz kılmayacak mı?” diye ortaya çıkmıyor. Okulda personel var, bunların namaz kılma hakkı yok mu? Elbette okulda mescit olacak. Buna saldıran var, savunan yok!.. Sahip yok!. Niye yaygara koparıyorsun, diye soracak bir irade yok!.. Milletin temel haklarına siyasi iradenin sahip çıkması gerekir. Bugün Türkiye iktisadi meseleleri halleder, bir hükümet yanlış yapar ama manevi yapı yok olursa millet yok olur gider sonunda. Manevi sahada hizmet eden camiaların güçlendirilmesi lazım.
İktisadi yönden, enflasyonla mücadelede belirli bir noktaya gelindi. Ancak, bunun bir maliyeti var. Merkez Bankası Başkanı da, istikrarın yakalanamadığını söylüyor. Bol ithalat, Türk parasının değerinin yükselmesidir. Bunun bir olumlu yönü bir de tahribatı var. Ticaret açığı 60 milyar dolar, cari açık 36 milyar dolar. Bunun neticesi olarak borçlar artıyor. Hükümetin yanlışlarından biri de ABD’nin Ortadoğu projelerine angaje olmasıdır. Bu terör belasını da ABD’nin beş senedir oyalaması sebebiyle aşamadık.”
AK PARTİLİLERİN GÖRÜŞLERİ: GRUP BAŞKAN VEKİLİ MUSTAFA ELİTAŞ: SİYASETE İTİBAR KAZANDIRDIK
3 Kasım 2002 yılından bu yana biz siyasete renk getirdik. İtibar ve istikrar getirdik. Bundan önce siyasetçiler ciddiye alınmazlardı. Biz verdiğimiz sözleri yerine getirerek siyasetçilere yeniden güven duyulmasını sağladık. Bu siyasi olarak son 5 yılın en ciddi farkıdır. Sağlık, eğitim, ekonomi konularında önemli adımlar attık. Bizim yerine getiremediğimiz bazı konular da oldu. Ayrıca hukukun siyasallaşması bizi bazı noktalarda engelledi. Katsayı konusu gençlerimizin üniversiteyi kazanmaları önünde bir engel olduğu kadar istihdam konusuna da ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bu konuyu en kısa sürede çözmek istiyoruz.
GENEL BAŞKAN YARDIMCISI PROF. EDİBE SÖZEN: TÜRKİYE DÖNÜŞÜYOR
Edibe Sözen bu 5 yıl içerisinde genel anlamda ciddi bir dönüşümün yaşandığını ifade ederken, din ve vicdan özgürlüğünün önündeki engellerin aşılması, katsayı probleminin ortadan kaldırılması gibi konulardaki sıkıntıların da bu dönemde giderileceğini söyledi. AK Parti iktidarının en önemli icraatlarından biri olarak “kamuda şeffaflaşma”yı gördüğünü vurgulayan Sözen, “AK Parti iktidarı ile devletin şeffaflaşmasında önemli adımlar atıldı. Örneğin bilgi edinme hakkının sağlanması, askeri harcamaların denetime açılması. Şeffaflaşma alanında bu adımlar bana göre çok önemli” dedi.
SP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ERTAN YÜLEK: IMF’YE BAĞIMLILIK ORTADAN KALKMADI
AKP, IMF ile yeni bir anlaşma yapmayacağını ve Derviş’in Güçlü Ekonomiye Geçiş Programını yerine özgün/yerli ve milli bir ekonomi politikası uygulayacağını vaat etmiştir. Fakat seçimlerden hemen sonra IMF ile devam eden 19. Stand-by anlaşması aynen uygulanmış 2005’te ise Ali Babacan’ın gerek yoktur demesine karşın IMF ile 2008’e kadar sürecek 20. Stand-by anlaşması düzenlenmiştir. 2003-2007 yılları arasındaki 5 yıllık iktidar döneminde IMF’ye olan borçlar 23 milyar dolardan 8 milyar dolara inmiştir. Yani Hazine ve Merkez Bankası’nın IMF’ye olan borcunun önemli bir kısmı ödenmiş fakat buna rağmen IMF’ye olan bağlılık ortadan kalkmamıştır.
------------
ARTILARI EKSİLERİ
RAKAMLAR GERÇEKÇİ DEĞİL
AKP dönemindeki ekonomik büyüme gerçekçi bir büyüme olmayıp dışa bağımlı ve kırılgan bir büyümedir... AKP’nin 4 yıllık iktidar döneminde toplam enflasyon oranı % 53’dir. Eğer gerçekçi döviz kuru uygulansaydı doların en azından enflasyon kadar yükselmesi gerekirdi. Döviz kurunun düşük tutulması yani dövizin enflasyon kadar artmasına engel olunması döviz cinsinden GSMH’nin yüksek görünmesine ve dolayısıyla gerçek ekonomik büyümenin çok üstünde bir ekonomik büyüme rakamının ortaya çıkmasına neden olur.
Ekonomik büyüme halka yansımamıştır. Büyümenin nimetlerini rantiyeciler ile ithalatçılar paylaşmıştır. Yani büyüyen rant gelirleri ile ithalat olmuştur.
HAVUZ SİSTEMİ UYGULANMADI
- Yolsuzluğa ve yoksulluğa hayır sloganı ile meydanlara çıkan AKP döneminde Kemal Derviş’in IMF ile birlikte hazırlayarak devreye koyduğu soygun düzenekleri aynen korunmuş ve böylece her yıl GSMH’nin yarısı kadar bir kaynağın iç ve dış rantiyecilere aktarılması sağlanmıştır.
- 2002 seçimlerinde Kamu-Tek sistemini yani Havuz Sistemini uygulayacağını taahhüt eden AKP, seçimden sonra Havuz Sistemini uygulamayarak her yıl 10 milyar doların rantiyecilerin cebine gitmesine olanak sağlamıştır.
- AKP döneminde bütçeden rantiyecilere ödenen faiz gerek tutar olarak gerekse oran olarak azalmamış bilakis artmıştır.
- Kişi başına milli gelir sadece nüfusun çok dar bir kesimi için geçerli bir durum olmuş buna karşılık halkın büyük bir kısmı fakirlik ve açlık sınırının altında kalmıştır.
- İşsizliğin belini kırmayı vaad eden AKP döneminde işsizlik çığ gibi yükselmiş fakat istatistiklerle oynanarak işsizlik düşüyormuş propagandası yapılmıştır.
- Faiz oranları düştü denilmesine rağmen dünyanın en yüksek faizli ülkesi Türkiye olmuştur. Faiz oranları:
Japonya 0,45
Çin 2,9
Malezya 3,68
Yunanistan 3,78
İsrail 4,55
ABD 5,24
Pakistan 10,27
Rusya 10,50
Brezilya 12,93
Türkiye 18,92
12-AKP iktidarı ihracatın 100 milyar doları aşması ile övünürken ithalatın nereye vardığını halktan gizlemektedir. AKP, döneminde dış ticaret açığı ve dış ödemeler açığı astronomik oranda artmıştır. Türkiye ekonomisi AKP’nin iktidarda olduğu 2003-2006 yılları arasında 4 yılda 286,8 milyar dolar ihracata karşılık 398,1 milyar dolar tutarında ithalat gerçekleştirmiş ve bunun sonucunda dış ticaret dengesi yani dışarıyla yapılan mal alışverişinde 111,3 milyar dolarlık açık meydana gelmiştir. İthalattaki artış ihracattaki artıştan fazla olduğu için 4 yılda 111,3 milyar dolar açık oluşmuştur.
EKONOMİ ARTI GETİRDİ
1- Türkiye ekonomisi yüzde 7.3 oranında büyüdü.
2- Enflasyon dizginlendi.
3- Esnaf ve KOBİ’ye sıfır faizli kredi verildi.
4- Bakü- Tiflis-Ceyhan hattı tamamlandı.
5- Hastanelerde rehin kalma dönemi bitti.
6- Askerlik süresi kısaltıldı.
7- Genel bütçeden en büyük pay Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrıldı.
8- 32 devlet, 7 vakıf üniversitesi kuruldu.
9- Bilgi edinme hakkı getirildi.
10- Dar gelirli ve yoksul vatandaşların ev sahibi olabilmesi için büyük bir konut seferberliği başlatıldı.
ÖZGÜRLÜKLER EKSİYİ GÖSTERİYOR
1- Üniversitelerdeki başörtüsü yasağının sona erdirilebilmesine yönelik adım atılamadı. Sivil Toplum Örgütlerinin ‘sadece üniversite öğrencilerine değil toplumun bütün kesimlerine özgürlük’ talepleri karşılıksız kaldı.
2- 12 yaşın altındaki çocuklara Kur’an eğitimi hâlâ yasak.
3- Üniversite giriş sınavlarındaki katsayı adaletsizliğine son verilemedi.
4- İHL mezunlarının önündeki ‘polis akademilerine giriş yasağı’ kaldırılamadı.
5- Eğitimcilerin din derslerinin, bazı AB ülkelerinde olduğu gibi anaokulu ve ilköğretim 1. sınıftan itibaren başlatılması taleplerine cevap verilemedi.
6- Avrupa Birliği’nin bütün talepleri yerine getirildi. AB’ye uyum adına zina serbest bırakıldı. Aynı AB’ye uyum “Kur’an eğitimine yaş sınırı getirilmemesini” gerektiriyordu. Ancak bu konuda uyum sağlanamadı.
7- Temel eğitim öncesi, 5 ila 7 yaş grubundaki çocukların isteğe bağlı din eğitimi alabilmelerine ve hafız olabilmelerine imkân sağlayacak bir düzenleme gerçekleştirilemedi. Diyanet bünyesinde çocuklar için “hafızlık merkezleri” kurulmasına ilişkin talepler karşılanamadı.
8- Her branş ve mesleğin Yüksek Okulu varken daha önce mevcut olan İlahiyat Meslek Yüksek Okulları faaliyete geçirilemedi. Açık Öğretim bünyesinde 4 yıllık İlahiyat Fakültesi açılamadı.
9- Yargı ideolojik düşüncelerin etkisinden kurtarılamadı.
10- Cari açık, 40 milyar dolara doğru gidiyor. Ekonomistler endişeli.
Vakit
