Adıyaman ve Konya'da Erbakan'a Vefa Gecesi

Adıyaman ve Konya'da Erbakan'a Vefa Gecesi

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan için Adıyaman ve Konya'da vefa gecesi düzenlendi

ADIYAMAN

Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) ve Milli Gazete tarafından Adıyaman'da merhum Necmettin Erbakan'a ahde vefa gecesi düzenlendi. Dualarla başlayan programda merhum Necmettin Erbakan'ın hayatından kesitler anlatılırken, siyasi yaşamı sinevizyon eşliğinde katılımcılara anlatıldı. Sinevizyon gösteriminin ardından şiirler okundu.

Programa konuşmacı olarak katılan Nureddin Şirin, Erbakan hocanın, ismiyle müsemma, İslam Ümmetinin semasında parıldayan bir yıldız olduğunu belirterek, İslam ümmetinin ve Anadolu Müslümanlarının siyonizme karşı mücadelesinde ve Kudüs'ün özgürlük davasında müstesna bir lider olduğunu söyledi.

Erbakan Hoca'nın salt bir politik lider olmanın ötesinde bir müceddid olduğunu söyleyen Şirin konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizler, bugün küresel alanda İslam ümmetinin uyanışından, kazandığı zafer ve başarılardan söz ediyoruz. Özellikle günümüz Ortadoğu'sunda Müslüman halkların intifadalarından, siyonizme karşı kazanılan zaferlerden söz ediyoruz. Ancak bu ümmetin uyanışının, ayağa kalkışının hakkın ve adaletin bayrağını eline alarak kutlu bir sefere kalkışının nasıl oluştuğuna bir göz atmamız gerekiyor. Bizler bu ümmetinin emperyalizm ve beynelmilel siyonizmin sultası altında, küresel haçlı güçlerin askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel baskınları altında nasıl bir yılgınlığa düştüğünü, gelecek umutlarının nasıl tükendiğini, zihinlerinin ve kalplerinin nasıl esir alındığını, batıl ideoloji ve politikaların kulvarlarına nasıl yuvarlandığını, sağcılık, solculuk gibi ayrışmalarda nasıl oyuna getirildiğini hatırladığımızda, siyonizmin iki ağzı doğu ve batı emperyalizmine, yerli işbirlikçileri ve sahte politikalarına karşı, Allah ve Resulü'nün sahih yolunu insanların zihnine, umut, cesaret ve atılımı yüreklerine kazıyan, zafer ve kurtuluş ufkunu aydınlatan, Müslümanların üzerindeki ölü toprağını atıp savuran, onları zalim ve münafıkların kölesi ve uydusu olmaktan kurtaran, zihinlere ve kalplere yerleşmiş politik bidatlerin virüslerini söküp çıkartan, İslam'ı bir dünya görüşü, hayat nizamı olarak zihinlere nakşeden bir davanın önderi olarak Necmeddin Erbakan hocamızı görüyoruz. Yani eğer bugünlerin aydınlığından, bugünlerin başarı ve zaferlerinden, bugünlerin kazanım ve yükselişlerinden söz ediyorsak, bunun yol taşlarını azim ve kararlılıkla, sabır ve fedakarlıkla döşeyen Erbakan hocamızı görüyoruz" dedi.

Bugün Türkiyeli Müslümanların "İslamlaşma" adı altında bir dünyevileşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Şirin konuşmasını şöyle devam etti:

"Günümüzde biz Müslümanların önüne bir bol çeşitli leziz bir sofra koymuşlar. Diyorlar ki, buyurun yiyin, afiyet olsun. Hem karnınızı doyurun, hem de kalbinizi. Hem dünyanızı abad edin hem de ahretinizi. Soft yünler üzerinde soft kalplerle derin ve huşü içinde ibadetlerinizi yapın, zikirlerinizi, dualarınızı, niyazlarınızı uzatın. Ama mutlaka ılımlı olun, uysal olun. İtiraz etmeyin, direnmeyin, cihaddan, emr-i bil maruftan söz etmeyin. Emperyalizm, Siyonizm, işgal, katliam, yıkım, soykırım bunları geçin, kanlar oluk oluk aksa da bakmayın, çığlıklar arşa yükselip semayı sarssa da işitmeyin, mukaddesat çiğnenip namuslara el uzatılsa da Kudüs işgal altında olsa da, bundan dolayı kavgaya kalkmayın, diyen bir Müslümanlık bu. Eskiden Amerika deyince hristiyanlığı, kiliseleri, papazları hatırlardık, ama bugün Amerika bizim hocamız oldu. Dinimizi bize öğretiyor. Nasıl Müslüman olacağımızı, Rabbimize nasıl kulluk yapacağımızı, nasıl yaşacağımızı, nasıl duygulanacağımızı bize o öğretiyor. Amerika denilince artık vaazları duyuyoruz, hutbeleri duyuyoruz. Muhterem hocalarımız bize oturun, susun diyor. Hocalarımız bize, İslam'ın siyasal taleplerini dile getirmeyin, radikalleşmeyin, teröristlik yapmayın diyor. Ümmetin kana bulanmış bedenini görüp öfkemiz patlasa da, hocalarımız bize sükünet vaazları veriyor. Kudüs'e vurulmuş zincirler damarlarımızdaki kanı coştursa da, hocalarımız bize barış ve istikrarı öğütlüyor. Daha ne istiyorsunuz cumhurbaşkanınızın eşi başörtülü artık, başbakanınız da öyle. Bundan daha iyisi ne olacak, ortalığı karıştırıp durmayın diyor. Bakınız önüne ne fırsatlar gelmiş, yiyin, için, hayatın sefasına bakın diyor. Bizler de, ne de leziz sofraymış böyle deyip dalıyoruz bu sofraya. Bir taraftan karnımızı doyuruyoruz tıka basa, diğer taratan da soft yünden seccadelerde huşüya kapılıyoruz. Bu durum bize Merhum İkbalin şu sözünü hatırlatıyor: "Benden selam olsun mollaya ve sofiye, onlar bize İslam'ı öğrettiler; ama gel gör ki öyle bir yorum yaptılar, Allah'ı, Peygamberi, Cebraili hayrete düşürdüler." Aynı Saadi Şirazi'nin dediği gibi; "Sen Kabe'ye gitmek istersin ey yolcu, ama bu yol Türkistan'a çıkar." Bizi ümmetin özgürlük ve kurtuluşuna, birlik, dirlik ve esenliğine, Müslümanların tüm yeryüzünde adil ve aydınlık günlere erişmesine, mazlumların ve mahrumların kurtuluşuna götürmeyecek bir İslam'ı, İslam diye bize kabul ettirmeye çalışıyorlar. Özfürlüğü değil esareti, izzeti değil zilleti, vahdeti değil tefrikayı, kurtuluşu değil köleliği din adı altında bize empoze ediyorlar. Bunun adı Amerikancı İslam'dır."

ERBAKAN HOCA'YA VEFA

ERBAKAN HOCA'YA VEFA

ERBAKAN HOCA'YA VEFA

KONYA

Saadet Partisi Selçuklu İlçe Gençlik Kolları tarafından Alaeddin Keykubat Konferans Salonu'nda "Ortadoğu ve Erbakan" konulu bir konferans düzenlendi.

Nureddin Şirin'in konuşmacı olarak katıldığı programa Saadet Partisi İl Başkanı Mehmet Şen, Konya Milletvekili Adayları Tacettin Çetinkaya, Ali Mücevher, Mustafa Derbentli, İstanbul Milletvekili Adayı Ebubekir Erduran, Anadolu Gençlik Derneği Konya Şube Başkanı Yusuf Güneş, İrşad Dayanışma Vakfı Başkanı Ali Galip Doğan ve çok sayıda davetli katıldı.

Programın açış konuşmasını Saadet Partisi Selçuklu İlçe Gençlik Kolları Başkanı Hamdi Mücevher yaptı. Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın şerefli bir şekilde yaşayıp, şerefli bir şekilde ölmenin ne olduğunu cenazesi ile gösterdiğini belirtti. Hamdi Mücevher, "Çağımızın Eyüp Sultan'ı, Abdülhamit Han'ı davasının eri olan Erbakan Hoca'ydı" dedi. Açış konuşmasının ardından Erbakan Hoca'nın yaptığı icraatlardan bazılarını anlatan bir sinevizyon gösterisi izlendi. Gösteri sırasında katılımcıların çoğunun gözyaşlarını tutamadığı gözlendi.

İslam dünyasının Erbakan Hoca'yı kaybetmenin acısını yaşadığını Nureddin Şirin, "Bizler, İslam dünyasının liderini, mazlumlarının babasını kaybettik. İslam dünyası yetim kaldı. Ama biz, hocamızın dünya Müslümanlarına gösterdiği kutlu davanın erleriyiz. Onun derdi İslam'dı. Onun amacı Müslümanları zalimlerin zulmünden kurtarmak, İslam bayrağının dünyanın her yerinde dalgalanıyor olmasını sağlamaktı. Biz de bu davada, hocamızın bize bıraktığı emaneti ebediyete kadar yaşatacağız. Kudüs özgürleşinceye kadar, Mescid-i Aksa'da namaz kılıncaya kadar, ve mescid-i Aksa'nın kutlu şafaklarında Erbakan hocamızı selamlayıncaya kadar bu şanlı bayrağı taşıyacağımıza söz veriyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin ve dünyanın herhangi bir yerinde Erbakan Hoca'yı anma programı düzenlenmesinin büyük önemi olduğunu fakat bu yer Konya olduğu zaman önemin daha da arttığını belirten Şirin, "Konya'nın bu dava için anlamı çok büyüktür. Çünkü 1969 yılında bağımsızlar hareketi başladığında Konya, Milli Görüş'ün yeşerdiği merkez olmuştur. Konya bu görüşün bayrağının her zaman dalgalandığı bir yer olarak tarihe geçecektir" dedi.

Osmanlı'nın yıkılmasının ardından İslam dünyasının lidersiz kaldığını, dünya Müslümanlarının Haçlılar ve Siyonistlerin soykırımına maruz kaldığında ve tarihin en acı dönemi yaşandığında 1948 yılında Filistin topraklarında Yahudi devleti kurulduğunu hatırlatan Şirin konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu olay, Siyonistlerin İslam dünyasına ve Müslümanlara vurduğu en ağır darbeydi. Ardından 1967 yılında Mescid-i Aksa işgal edildi. Yahudi komutanı bu olaydan sonra 'Eli silah tutabilecek tek Müslüman bırakmadık' diyordu. Onların hesabı Vaad edilmiş topraklarda hiçbir engelle karşılaşmadan Nil'den Fırat'a kadar Büyük İsrail devletini kurmaktı. Onun için iki yıl sonrasında ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa'yı ateşe verme cüretini de gösterdiler. Ancık Thedore Herlze'nin çocukları ve torunları bir şeyi unutmuşlardı. O da, Hz. Resulüllah'ın ümmeti, Sultan Abdulhamid'in çocukları ölmemişti ve ayağa kalkmıştı.

Kudüs yürekli Erbakan Hoca, bu azgın Siyonistlere ve onların uluslar arası efendilerine karşı Milli Görüş hareketini başlatıp ayağa kalktı ve işgalci siyonistlerin kara suratlarına şöyle haykırdı:

'Hayır biz ölmedik. Muhammed'in ümmeti yaşıyor. Genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle yaşıyor! Bu ümmet peygamberini terk etmedi. Bu ümmet Kabesi'ni, Medine'sini terk etmedi. Bu ümmet Kudüs'ünü, Aksa'sını terk etmedi. Bu ümmet esaret ve zilleti kabul etmeyecek! Bu ümmet İslam düşmanlarının sultasına boyun eğmeyecek! Bu ümmet, üzerine geçirtilen zillet elbisesini giymeyecek. Bu ümmet modern cahiliyyenin putlarının önünde diz çökmeyecek. Bu ümmet yüzünü Kabe'den doğuya ve batıya çevirmeyecek! Bu ümmet siyonistlerin ve emperyalistlerin kul ve kölesi haline gelmeyecek! Bu ümmet kanser mikrobu İsrail'in varlığını asla kabul etmeyecek ve Bu ümmet Kudüs'ünün Yahudilerin kirli çizmeleri altında çiğnenmesine asla ve asla izin vermeyecek. Ve hepiniz bunu pek yakında göreceksiniz!"

Konya'nın meydanlarının ve sokaklarının bu feryada tanık olduğunu belirten Şirin, 6 Eylül 1980'de Konya'da düzenlenen Kudüs Mitingi'ne işaret ederek konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu hareketin bayrağı ise ilk olarak Konya'dan dalgalandı. 6 Eylül'de Konya'da Kudüs Mitingi'ne geldiğimizde daha çocuktuk. Ama 30 yılı aşkın zamana rağmen "İsrail'e ölüm" "Kudüs'e özgürlük" sloganları hala kulaklarımızda çınlıyor. Kudüs Mitingi'nin hemen bir hafta sonrasında ülkenin bütün şehirlerinde tanklar dolaşmaya başlayıp Milli Görüş'ün lideri askeri cezaevlerinde yargılanmaya başladığında belki birileri "Kudüs'e özgürlük" sloganlarının ebediyen kesildiğini sanıyordu. Onların arzusu böyleydi, amaçları da buydu. Ama 7 yıl sonrasında Filistin'deki çocukların ellerinde taşlarla siyonistlerin kan ve ölüm kusan tanklarının karşısına nasıl çıktığını, siyonizmin yıkılmaz sanılan duvarlarını intifada öfkesiyle nasıl sarstığını gördüğümüzde, Erbakan hocanın ufkunun derinliğini daha iyi kavramış olduk. Erbakan hoca Anadolu'nun bağrından çıkan bir Sultan Abdulhamid çocuğu idi ama, o aynı zamanda Şeyh Ahmed Yasin'lerin Kudüs sevdasıyla atan bir kalbiydi. O, Balkanlardaki Aliya İzzetbegoviç'lerin gözlerindeki ışıltıydı. O Kafkaslarda uçan kartalların kanadı, Seyyid Çavuş'ların haçlı saldırganlığını Çanakkale'de durduran güllesiydi."

Erbakan Hoca'ya vefa ve şükranın bir namus borcu olduğunu belirten Şirin konuşmasına şöyle son verdi:

"Bugün bizler vefatının ardından her ne kadar yüreklerimiz yansa, firkat ve hicranın sızısı bütün benliğimizi kaplasa da, Erbakan hocamızı sadece minnetle anmak, onu selamlamak ve onu hayırla yad etmek durumunda kalmamalıyız. Bu zaten kalbinde hak ve hakkaniyet olan herkesin ödemesi gereken asgari bir borçtur. Ama bizim açımızdan asıl olan, Erbakan hocanın evrensel hak ve adalet mücadelesini zafere kadar sürdürmek, onun kaldırdığı bu kutlu bayrağı bütün burçlara dikinceye kadar cihad ve mücadeleye devam etmektir. Elbette ki bu dava kolay ve basit değil. Önümüzde yürüyecek daha çok yolumuz var. Erbakan hocaya sadakat Kudüs'ümüzü Siyonistlerden kurtarma mücadelemizin kararlılığından geçer. Erbakan hocaya sadakat, dünya İslam birliğini tesis etme davasını korumaktan, cihanşümul ilahi nizamın kuruluşuna kadar cihad ve şehadeti kuşanmaktan geçer. Erbakan hocaya sadakat, haçlı emperyalistlere, azgın Siyonistlere ve içimizdeki uzantılarına karşı, onların önünde en büyük engel olarak duran Erbakan'ı her günümüzde yaşatmaktan, zulme, ihanete, nifaka ve tuğyana inad hep birlikte "Erbakan" olmaktan geçer. O halde duysun İslam'ın ve Ümmetin düşmanları, duysun Amerika'sı, İngiltere'si, İsrail'i. Dün bir Erbakan vardı ve O Rabbinden razı olarak mele-i alaya hicret etti. Bugün ise onun bayrağını kaldırıp emin ve kararlı adımlarla zafere doğru yürüyen yüz binlerce ve milyonlarca Erbakan vardır! Duysun Amerika, duysun İsrail, Kudüs'e varacağımız, Aksa'yı kucaklayacağımız günler çok yakındır.!"

ÖZGÜR KUDÜS'TE BULUŞMAK ÜZERE

ERBAKAN HOCA'YA VEFA

ERBAKAN HOCA'YA VEFA

ERBAKAN HOCA'YA VEFA

ERBAKAN HOCA'YA VEFA