Abdurrahman  Dilipak: Kim bu Zeydi'ler, Husi'ler?...

Abdurrahman Dilipak: Kim bu Zeydi'ler, Husi'ler?...

Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazısını iktibas ediyoruz

Abdurrahman Dilipak: Kim bu Zeydi'ler, Husi'ler?.../Habervakti.com

Her şeyin hercümerç olduğu bir zamanda yaşıyoruz. İyi şeyler de oluyor, çok çok kötü şeylerde. Bu hem ülkemizde, hem bölgemizde hem de dünyada böyle. İyi olan CoVİD katliamının sorumluları hakkında bir çok ülkede davalar açılıyor. Ama aynı, Global Reset ile bağlantılı, lanet olası bu projenin bir parçası olan, Karbon ayak izi, akıllı evler, şehirler, dijital kimlik gibi CoVID’den beter yeni, global bir tehdidi içinde barındıran İklim Konferansı önümüzdeki günlerde Antalya’da başlıyor. Bu bela aslında İstanbul sözleşmesinden, PKK, FETÖ, Fon krizinden daha büyük bir sorun.

Fransa’da başlayıp dünyaya yayılan halk ayaklanmaları devam ediyor. İran ve Ukrayna diken üstünde. Gazze’de insanlık trajedisi devam ederken biz Mekke adını utanç verici karanlık bir ittifakla ilişkilendirdik. Azarbeycan’da yaşananları biliyorsunuz. Veliahd Prens, Netenyahu, Aliyev ve Kushner arasında nerede başlayıp bittiği belli olmayan karanlık ilişkiler tesbit edildi. Ve Azerbaycan 28 Şubat’ı yaşıyor bu arada! Netenyahu ve Trump birlikte batıyorlar. Onları Yahudi lobisi bile terketti. Siyonizm ABD ve İsrail için yeni Kayyumunu arıyor. Zon bir hafta bizi bekliyor. Korkarım sonrası daha iyi olmayacak.

Neyse biz ana konumuza dönelim. Husiler kim, ne zaman, nereden Yemen’e geldiler, İran’la bağlantıları ne?

Husiler kendilerini “Ensarullah / Allah’ın dinine yardım edenler” diye tesmiye eder. Husi hareketi, Yemen’in kuzeyindeki yerli bir “Zeydi” hareketidir. Dışarıdan Yemen’e “gelmiş” bir grup değildir; kökenleri tamamen Yemen’in Saada bölgesine dayanır.

Zeydilik, İran’daki 12 İmam’cı Şiilik’ten önemli farklılıklar gösterir; bazı açılardan Sünniliğe daha yakındır. Yemen nüfusunun kabaca üçte biri Zeydi’dir ve tarihsel olarak kuzey Yemen’de Zeydi imamet yüzyıllarca, 1962’ye kadar hüküm sürmüştür. “Husi” adı, hareketin kurucusu Hüseyin Bedreddin el-Husi ve ailesinden gelir. Bugünkü liderleri, 2004’ten beri Hüseyin’in kardeşi Abdülmelik el-Husi’dir. Sloganları arasında “Allahuekber, Amerika’ya ölüm, İsrail’e ölüm…” gibi ifadeler öne çıkar.

Burada hemen şunu not edelim: İnsanlar doğdukları ana-babayı, toprağı, zamanı, cinsiyetlerini ve derilerini kendileri seçmedi. Her toplulukta iyiler de kötüler de vardır. Bunların oranı zaman içinde olumlu ve olumsuz yönde değişir. Bu, herkes için böyledir.

Bu hareket 1990’larda, SSCB’nin dağılmasından sonra el-Şebabü’l-Mümin adlı dini bir hareket olarak kuruldu. Hedefleri Zeydi öğretisini gençlere aktarmak, Suudi destekli Vehhabi etkisine karşı koymak ve kuzeyin siyasi-ekonomik ihmaline tepki göstermekti. Hüseyin el-Husi 1993-1997 arası Yemen parlamentosunda milletvekiliydi ve hareketi daha siyasi ve radikal bir çizgiye çekti. 2004’te Yemen’deki Ali Abdullah Salih yönetimi Hüseyin’i tutuklamak isteyince silahlı çatışma başladı. Hüseyin Eylül 2004’te öldürüldü ve bu durum hareketin siyasi bir direniş örgütüne dönüşmesine sebeb oldu. 2004-2010 arasında hükümetle 6 savaş yaşandı. Hareket her savaştan güçlenerek çıktı ve taraftar buldu. 2011 Arap Baharı sonrası nüfuzlarını daha da artırdılar. 2014’te başkent Sana’yı ele geçirdiler. Bu, Yemen iç savaşını ve 2015’te Suudi yönetiminin başını çektiği müdahaleyi tetikledi. Bugün Sana dahil Yemen’in önemli bir kısmını, özellikle kuzey ve batıyı fiilen kontrol ediyorlar; Kızıldeniz’e giriş ve çıkışı da kontrol ediyorlar.

Bu süreçte hareket, sivil anlamda İhvan-ı Müslimin’e yakın bir metot izlerken, direniş konusunda Lübnan Hizbullahı’nı örnek aldı. Husilerle İran arasında bir dirsek teması ve yardımlaşma olsa da Husiler, İran’ın kurduğu ve tamamen kontrol ettiği bir örgüt değildir. Bu hareketin İran devriminden etkilendiğini de not etmek gerek. Husiler Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin’deki direniş hareketlerinden de etkilendiler ve Gazze konusunda doğrudan Gazze’nin yanında yer aldılar.

Yemen, stratejik açıdan her zaman ABD’nin, İngiltere’nin, Fransa’nın ve İsrail’in yakın ilgi alanı oldu. Suudiler ise Yemen’deki Zeydi varlığını kendileri için bir tehdit olarak değerlendirdi. Öte yandan BAE, Blackwater bağlantılı paralı askerlerle ve Suudilerin de desteğiyle Yemen’i ele geçirmek, en azından kendi yanlarında bir yönetim oluşturmak istedi.

Husilere İran ve Hizbullah değişik yollardan silah desteği sağlıyor. Çin ve Rusya’nın İran’a sağladığı silahların bir kısmının Husilere ulaştığı da ileri sürülüyor. Bu yardımlaşmaya rağmen Zeydiler, 12 İmamcı Şiilikteki “Velayet-i Fakih”i kabul etmedikleri için kararlarını büyük ölçüde kendi aile/yerel yapıları içinde alıyorlar. Mesela İran 2014’te Sana’yı ele geçirmemelerini tavsiye etmişti ama onlar dinlememişlerdi.

Lübnan Hizbullahı’nın, Husilerin en yakın ve en etkili destekçilerinden olduğu ileri sürülür. Hizbullah eğitmenleri, 2000’lerin ortalarından itibaren Husilere gerilla taktikleri, füze-drone montajı, operasyon planlaması ve medya konularında eğitim vermiştir. Husiler, Hizbullah’ı model alır ve “büyük kardeş” olarak görür. Birlikte “Direniş Ekseni”nin parçasıdırlar.

Husiler Sünnilerle, özellikle Şafiilerle, dini açıdan değil siyasi sebeplerle ayrı dururlar. Bununla birlikte bu, tamamen mezhepsel bir düşmanlık değildir. 2014’te Sana’yı alırken bazı Sünni-Şafii kesimleri yanlarına çekmişlerdir. Zeydi kökenli eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih de 1990’larda Sünni çevrelerle ittifak kurmuştu; sonradan İman Üniversitesi’ni kuracak olan Şeyh Zindani 1993’te Cumhurbaşkanlığı Konseyi’ne girmişti. Gazze’de Filistinlileri açıkça destekliyorlar. Hamas gibi Sünni gruplarla “Direniş Ekseni” içinde temasları olduğu biliniyor.

Husiler, Osmanlı’nın bölgeden çekilmesinin ardından aile içinde ayrıca bir siyasi birlik oluşturdular. Husi ailesinin Osmanlı ile doğrudan ve özel bir ilişkisi yoktur. Aile, modern dönemde (özellikle 20. yüzyılda) öne çıkan bir Zeydi seyyid ailesidir. Hüseyin’in babası Bedreddin el-Husi 1926’da Saada’da doğmuştur; yani Osmanlı’nın Yemen’den çekilmesinden (1918) sonra. Genel olarak Kuzey Yemen’deki Zeydiler zaman zaman Osmanlı yönetimine ters düştüler. 1911’de imzalanan Daân Antlaşması, Osmanlılar ile Zeydi İmam Yahya arasında yapılmış ve Saada dahil bazı dağlık Zeydi bölgelerine özerklik tanımıştır. 1. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı çekilince İmam Yahya, Mütevekkiliye Krallığı’nı kurmuştur.

Husi ailesi, kendi iddialarına göre Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetinden gelen Zeydi bir seyyid ailesidir. Aile, kendini Haşimi (Hz. Muhammed’in soyundan) olarak tanımlar. Soylarını, Yemen’in ilk Zeydi imamı olan Yahya bin Hüseyin (yaklaşık 897-911) üzerinden Hz. Hasan’a dayandırırlar. Yahya bin Hüseyin, 9. yüzyılda Yemen’e gelerek Zeydi imametini kurmuş ve Hadevi ekolünün temelini atmıştır. Husi ailesi, bu Ressi hanedanına mensup sayılır.

Yemen’de nüfusun %99’undan fazlası Müslümandır. Sünniler (çoğunlukla Şafii mezhebi) yaklaşık %55-65’tir; özellikle güneyde, kıyı bölgelerinde (Aden, Taiz, Hadramut) ve Tihame’de yoğundur. Zeydiler yaklaşık %35-45’tir; kuzeydeki dağlık bölgelerde (Saada, Amran, Sana, Hacce, Zemar vb.) yoğunlaşır. Günümüzde Husiler Zeydi kökenlidir, ancak tüm Zeydiler Husi değildir.

Yemen’de fiilen iki hükümet vardır: Husiler (Ensarullah) 2014’ten beri başkent Sana’yı ve ülkenin büyük kısmını (kuzey ve batı) kontrol eder; liderleri Abdülmelik el-Husi’dir. Uluslararası alanda tanınan hükümet ise Aden merkezli, Riyad’da da faaliyet gösteren, Suudi Arabistan destekli bir hükümettir. Yemen’deki en güçlü Sünni siyasi parti Islah Partisi’dir. Bu parti Müslüman Kardeşler’e yakındır. Ayrıca güney milliyetçiliğine dayanan ayrılıkçı bir hareket ve cumhuriyetçi bir çizgi de vardır.

Yemen nüfusunun %70-80’i kabile yapısına mensuptur. Kabileler konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir. Haşid ve Bekil en büyük ve en etkili iki konfederasyondur; kuzeyde (Sana, Amran, Saada, Cevf vb.) yoğundur. Tarihsel olarak “Zeydi imametin kanatları” olarak bilinirler. Haşid daha örgütlü ve siyasi olarak daha etkili kabul edilir (eski liderleri Ahmer ailesi). Bekil daha kalabalıktır. Mezhic, Himyer ve Kinde kabileleri daha çok güney ve doğu bölgelerinde mukimdir. Ayrıca yüzlerce kabile ve alt kabile vardır.

Suudi Arabistan ve BAE, 26 Mart 2015’ten itibaren, Husi’lerin Sana’yı ele geçirmesinin ardından devrilen Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi desteklemek ve Husi’leri durdurmak için her yolu denedi. Umman koalisyona katılmadı; askeri müdahale yerine arabulucu rolü üstlendi. Zaman zaman Mısır, Sudan, Senegal, Pakistan, Bangladeş, Komorlar, Cibuti, Maldivler, Somali ve Türkiye doğrudan ya da dolaylı destek verdi. Ayrıca ABD, İngiltere, İsrail, Fransa, Almanya ve Kanada da silah desteği verdi. Ve bugün Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan’la birlikte “Mekke İttifakı” dedikleri bir savunma ittifakı kurdular (7 Ağustos 2026); bu ittifak 5 Ekim’de Suudi Arabistan’a hızlı askeri destek kararı aldı.

Evet! Bizim görevimiz, haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana olmak, zalimlere karşı çıkmaktır. Zalim babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa. Şunu tekrar hatırlatayım; “Husilik”, adını bir aileden alan etnik kökenli siyasi bir harekettir; Zeydilik ise Şia’dan çok Sünniliğe yakın bir mezheptir. Her Zeydi, Husi değildir. Her Husi de Zeydi değildir.

Selam ve dua ile.