28 Şubat Marifeti

28 Şubat Marifeti

Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, 28 Şubat sürecinin terörü ikinci tehdit ilan ettiğini hatırlatarak...

Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, 28 Şubat sürecinin terörü ikinci tehdit ilan ettiğini hatırlatarak, “PKK bir kukladır. 28 Şubat da bu kuklayı oynatanların bir marifetiydi. REFAHYOL Hükümeti işte bu kuklacıların çıkarlarıyla çalıştığı için 28 Şubat süreci yaşanmıştır. Biz kuklacıları hedef alan çalışmalar yaptık ve bu nedenle Amerika’nın, İsrail’in hizmetinde olanların gözünde birinci tehdit olarak görüldük” dedi.

Türkiye’yi bu noktaya, milli ve yerli politikaları tasfiye ederek terörü “ikinci tehlikeye” terfi ettiren 28 Şubat sürecinin getirdiği belirtildi. Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, 28 Şubat sürecinin, Türkiye’nin ortak kimliğini aşındıran emperyalist Batıcı politikalara hizmet ederken, terörü ikinci tehdit ilan ettiğini hatırlatarak, “PKK bir kukladır. 28 Şubat da bu kuklayı oynatanların bir marifetiydi. REFAHYOL Hükümeti işte bu kuklacıların çıkarlarıyla çalıştığı için 28 Şubat süreci yaşanmıştır” dedi. Vakit gazetesine konuşan Kutan, REFAHYOL hükümetinin teröre karşı mücadeleyi sadece askeri mücadeleden ibaret görmediğini, ekonomik ve sosyal politikaların yanı sıra şahsiyetli dış politika sorunu olarak ele aldığını ifade ederek, “Biz kuklacıları hedef alan çalışmalar yaptık ve bu nedenle Amerika’nın, İsrail’in hizmetinde olanların gözünde birinci tehdit olarak görüldük” diye konuştu.

PKK DA LAİK VE BATICI

SP Genel Başkan Yardımcısı Cevat Ayhan ise, ikili sohbetlerde kimi eski 28 Şubatçı paşaların “Hocam siz çok iyi bir insanmışsınız, sizi tanıyamamışız, ancak bu dindarlık niye?” diye sorduklarını ifade ederek, “Ben de onlara diyorum ki, bizi bu topraklarda bin yıldır bir arada tutan ortak değerimiz İslâm imanıdır. İslâm bu milletin ortak kimliğidir. Bu kimlikle kavga edilerek ne terörle baş edilebilir ne de Batı’ya bağımlılıktan kurtulabilinir” dedi.

Batıcı politikaların İslâm dünyasında mikro milliyetçiliği körüklediğini dile getiren Ayhan, “İslâm dünyasını oluşturan halklar bu nedenle ortak kimliklerinden kopup birbirine yabancılaşırken hepsinde Batı hayranlığı oluşmaktadır. Türkiye, PKK’ya karşı Barzani ve Talabani’yi batıcı laik diye destekledi. Hâlbuki PKK da batıcı laik ve mikro milliyetçidir. Biz ise REFAHYOL döneminde, Ensar El-İslâm hareketi vardı Şeyh Osman liderliğinde, onların desteklenmesini öneriyorduk da, karşı çıkılıyordu. Oysa Şeyh Osman, Amerikan işgaliyle mücadele ederek Türkiye’ye din kardeşi gözüyle bakarken ABD’nin işbirlikçisi Talabani ve Barzani şimdi PKK’yı himaye ediyor” diye konuştu.

28 ŞUBAT TERÖRE YARADI

28 Şubat’ın, REFAHYOL hükümetinin gerçekleştirmeye çalıştığı manevi kalkınma, maddi kalkınma ve İslâm dünyasıyla kurulmak istenen dayanışmaya karşı bir darbe olduğunu dile getiren Ayhan, bu darbeyle terörün ekmeğine de yağ sürdüğünü söyledi. 28 Şubat ile her bakımdan ABD’ye bağımlılığın pekiştirildiğini dile getiren Ayhan, “Maddi kalkınma ile toplumumuzdaki Batı kompleksini yıkılacak, D-8 birliği ile İslâm ülkeleri arasında ABD’ye karşı dünyada bir denge oluşturacaktı. Yerli savunma sanayini kurmadan, İslâm ortak pazarına Türkiye’nin ve İslâm dünyasının Batı karşısında bağımsızlığı, milletin huzur ve mutluluğu amaçlanıyordu. Ancak bunlar, yerli Murdoch’lar ve teröristlere silah vererek açıkça desteklediği ortaya çıkan dış güçler tarafından engellendi” dedi.

BÖLÜCÜLERE ZEMİN HAZIRLADI

SP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Vehbi Hatipoğlu da, 28 Şubat sürecinde devletin kurumlarının “birinci tehdit irtica” ilanıyla istihbarat birimleri ve güvenlik güçlerinin bu doğrultuda yoğunlaştığını ifade ederek adeta teröre müsamaha gösterildiğini söyledi. Hatipoğlu, bu sayede bölücü ve yıkıcı faaliyetlerin karşısında en önemli güvence olan manevi bağların da zayıflatıldığını ifade ederek, “Güneydoğu halkının devletin yanında olmasına en önemli katkıyı sağlayan İslâm kardeşliği tezi adeta bir suç unsuru gibi görülmeye başlandı. Kürt sorununa hakça bir çözüm öneren Müslüman siyasetçiler, aydınlar, gazeteci ve yazarlar andıçlandı ve lince tabi tutuldu. Böylece Müslümanların çözüm önerileri, halk kitlelerine ulaşmasına fırsat verilmedi. 28 Şubat, İslâmcı elit ve siyasetçilerin kazanmış bulunduğu inisiyatifin PKK’ya ve ayrımcı unsurlara terk etmesine neden oldu” dedi.

28 Şubat marifeti

BİRİNCİ TEHDİT İRTİCA DİYE TERÖR MASUMLAŞTIRILDI

Yıllarca dağlarda PKK terörüne karşı mücadele veren Özel Harekâtçı Necmi Ketenci ise, teröre karşı üstün başarısıyla yeniden aranır hale gelen Özel Harekât Dairesi’nin 28 Şubat tarafından tasfiye edildiğini ifade etti. “28 Şubat bizi tasfiye eden harekâtın başıdır” diyen Ketenci, “Gizli bir el 28 Şubat süreciyle insanların inançlarını bir tehdit olarak lanse etti. Hatta terör bile sözde irtica karşısında masumlaştırılarak ikinci tehdit durumuna düşürüldü. Oysa bugün olduğu gibi o dönemde en büyük sorun ırkçı-Marksist ve dış destekli PKK terörüydü. Onunla mücadele edileceğine laiklik ve irtica çığırtkanlığıyla sanal tehditler icat edilerek inançlı masum insanlar hedef gösterildi. Bu psikolojik bir harpti. O gün başlatılan harekâtın devamı bugünlere kadar sürüklendi. Şimdi de laiklik bir yere gitmiyor, ancak ülke bölünmeye gidiyor” diye konuştu.

Vakit