Zina soruşturması... Kılıçdaroğlu çiğ yemediyse, niye karnı ağrıyor?

 
Gazetelerde çıkan haberleri ve bu haberlerin “CHP cenahı”ndaki yankılarını duymuş olmalısınız.

Önce habere bakalım:

“Baykal kasetine örgüt soruşturması... Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, Baykal"ın istifasına yol açan kasetle ilgili 2010"da başlatılan soruşturmayı devraldı... Olayda "örgüt" parmağı aranıyor... Soruşturmayı yürüten Bilişim Savcısı Bülent Yücetürk"ün kasedin çekimi ve yayınlanması konusundaki örgüt bağlantılarının araştırılması için dosyayı, Özel Yetkili Savcı Cemil Tuğtekin"e devrettiği öğrenildi... Baykal"ın avukatı Muzaffer Yılmaz, "Biz soruşturmanın başından bu yana, kaset olayının, müvekkilimin siyasi hayatını bitirmeye yönelik organize bir örgüt tarafından yapıldığını tüm dilekçelerimizde söylemiştik" dedi.”

Şimdi de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu"nun bu habere gösterdiği “tepki”ye bir bakalım.

“Baykal"ın zina kaseti”nin, “Örgüt işi” denilerek “özel yetkili cumhuriyet savcısı”na sevkedilmesini, CHP için “tehlike” olarak yorumlayan Kılıçdaroğlu; katıldığı bir TV programında demiş ki;

“Önümüzdeki günlerde göreceksiniz, özel yetkili bir savcı, CHP ile ilgili yine bir dosya çıkaracak... Ortalık birbirine girecek, belgeler havada uçuşacak!”

İyi ama;

Bay Kemal Kılıçdaroğlu, soruşturmadan niye “gocunuyor” ki!..

Bırak “dosya”lar açılsın!.. Bırak, “belge”ler havalarda uçuşsun, bırak ortalık birbirine girsin!.. Bırak; “gizli tanık”lar çıksın ve bildiklerini anlatsınlar!..

KEMAL BEY NİYE RAHATSIZ?

Öyle ya; bunu isteyen sizdiniz!..

“Bu bir komplodur, hükümet komployu açığa çıkarmalıdır” diye çağrıda bulunan sizdiniz!..

Başbakan Tayyip Erdoğan da, o günlerde MİT"e talimat vermiş ve “kaset olayını tezgâhlayanların ortaya çıkarılmasını” istemişti!..

Bir yandan da “savcılar” devreye girmiş ve olayı soruşturmaya başlamışlardı.

Sonunda; iş, geldi dayandı, bu olayın bir “örgüt işi” olduğu ihtimaline...

Gördüğünüz gibi;

Baykal"ın avukatı Muzaffer Yılmaz diyor ki; “Biz soruşturmanın başından beri, bu işin organize bir örgüt tarafından yapıldığını söylüyorduk!”

Bu, ne demektir?..

Demektir ki; “Soruşturmanın özel yetkili savcıya devredilmiş olması, son derece iyi olmuştur...”

Öyle ya;

Özel yetkili savcı, bu işe el atacak ve eğer varsa “örgüt bağlantısı”nı ortaya çıkaracak, dolayısıyla; Deniz Baykal ile Nesrin Baytok arasındaki “zina ilişkisi”ni kimlerin “kasete çektiğini” ve bunu kimin “servis” ettiğini “deşifre” edecekti!..

Peki, bunun neresi kötü?..

Hem sonra;

Baykal"ın avukatı, “Biz de böyle istiyorduk” derken, Bay Kılıçdaroğlu"nun, soruşturmanın bu aşamaya gelmesini “CHP için tehlike” olarak görmesi, ne anlama gelir acaba?..

Özel yetkili savcının, “örgüt bağlantısı”nı araştıracak olması, Bay Kılıçdaroğlu"nu niye bu kadar rahatsız etti, niye bu kadar panikletti?..

Ve, bu haberler;

“Candaş” ve “yoldaş” gazetelerde niye bu kadar büyütüldü, niye “CHP"ye operasyon hazırlığı” olarak yorumlandı?..

CHP, ya da Bay Kemal Kılıçdaroğlu"nun, bir “örgüt bağlantısı” mı vardır ki, bu kadar paniğe kapıldılar?..

Benim bildiğim;

“Çiğ yemeyenin karnı ağrımaz!”

Ve yine;

“Yarası olmayan gocunmaz!”

Bay Kılıçdaroğlu;

“Çiğ” mi yedi ki, karnı ağrıyor?..

Ya da;

“Yarası” mı var ki, “gocunuyor?”

ABD-İSVEÇ-İSRAİL ÜÇLÜSÜ

Bilmem hatırlar mısınız;

Benim, Kılıçdaroğlu"nun bir “proje” olduğunu yazdığım 24 Kasım günü, Takvim"den Emin Pazarcı da, bu projenin “kimler” tarafından hazırlandığını açıklamıştı!..

27 Kasım"da da yazdığım gibi;

Eline bir “rapor” geçmiş Emin Pazarcı"nın... “Bu rapor” diyor; “Amerikan Derin Devleti”nin kontrolünde olduğu iddia edilen John Hopkins Üniversitesi"ne bağlı “Amerikan-İsveç merkezli Silkroad Enstitüsü” tarafından hazırlanmış!..

Pazarcı"nın yazdığına göre;

75 sayfalık raporun altında Svante E. Cornell ve Halil Magnus Karaveli imzaları var..

Türk okurları, Halil Magnus Karaveli"yi, Cumhuriyet gazetesinin 2. sayfasında yayınlanan yazılarından hatırlayabilirler. Karaveli, aynı zamanda İsveç"te bir gazetenin de başyazarı. Enstitü"nün İsveç"teki Türkiye çalışmalarını o yönetiyor.

Svante E. Cornell ismine ise; İsrail"de yayınlanan sağ eğilimli The Jerusalem Post gazetesinde sıkça rastlamak mümkün... Cornell, bu gazetede makaleler yazıyor.

İlginçtir; zaman zaman The Jerusalem Post"ta Halil Magnus Karaveli"nin de yazıları yayınlanıyor.

Cornell ve Karaveli ikilisinin ortak özellikleri, İsrail"le yakın ilişkileri!..

DENİZ GİDECEK, KEMAL GELECEK!

İşte bu iki adam; hazırladıkları “Türkiye Raporu”nu, “2008 yılının Ekim ayı”nda yayınlamışlar!..

“Raporun 72. sayfası”nda ne demişler, biliyor musunuz?.. Buyrun, okuyalım:

“CHP"den istifa etmeye ikna edilecek Deniz Baykal"la, yolsuzluklar konusunda kamuoyunun dikkatini çeken Kemal Kılıçdaroğlu yer değiştirecek. CHP, yeniden Avrupa tarzı bir sosyal demokrat parti olarak ortaya çıkacak.”

Lütfen dikkat!..

Bu raporun yayınlandığı “Ekim 2008"de”, Bay Kılıçdaroğlu, henüz çiçeği burnunda bir “CHP Genel Başkanvekili”dir!..

Yani, uzun bir “CHP geçmişi” yok!..

“CHP teşkilatı”nda da bir etkisi yok... Teşkilâtı tanımıyor ki, etkisi olsun!..

Deniz Baykal ise;

“Değiştirilemez!.. Değiştirilmesi teklif dahi edilemez” bir “genel başkan”dır!..

Kendinden son derece “emin”dir!..

“Tartışmasız bir lider”dir!..

Kendisine o kadar güvenmektedir ki; “örgütler üzerinde son derece hakim” bir ismi, evet CHP Genel Sekreteri Önder Sav"ı huzuruna çağırıp, şöyle diyebilmiştir;

“Yaşlandın artık Önder!.. En iyisi mi bu işleri bırak da, biraz dinlen!”

Sizin anlayacağınız;

Deniz Baykal, o dönem; Önder Sav"a bile “Git” diyecek kadar güçlüdür!..

O günlerde “Baykal istifa edecek ve yerine Kılıçdaroğlu gelecek” şeklindeki bir düşüncenin akla gelmesi bile mümkün değil.

Biri çıkıp böyle bir tez ortaya atsa, o günün şartlarında siyaseti bilen herkes tarafından verilecek cevap belli:

“Hadi oradan!.. Kılıçdaroğlu da kim ki Baykal"ı devirip yerine oturacak!”

Silkroad Enstitüsü ise, Türkiye ile ilgili senaryosunda, “Baykal istifaya ikna edilecek, yerine Kılıçdaroğlu gelecek” diyor...

Bu öngörü de aynen gerçekleşiyor!

Birileri, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal"ın zina kasetlerini internet sitelerine servis ediyor. Yaşanan çalkantının ardından Baykal istifaya “ikna”(!) ediliyor!

Ardından da “olmaz” denilen oluyor.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP"nin başına geçiyor.

Son derece ilginç değil mi?

ABD"nin 2008 yılındaki Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili öngörüsü, 2010 yılında aynıyla vaki oluyor!

Şimdi soruyorum:

“Bu kadar ilginç bir öngörü ve bu denli büyük bir tesadüf olur mu?”

“YENİ CHP” DE ONLARIN İCADI!

Devam edelim.

Tesadüfler bu kadarla sınırlı değil.

Silkroad Enstitüsü"nün 2008 yılında hazırladığı raporda, 2010 yılında gerçekleşen ve bugün CHP"de ciddi tartışmalara yol açan bir başka kehanet daha var...

Raporda, “Yeni CHP"den” söz ediliyor!

Enstitü, Kılıçdaroğlu"nun “Yeni CHP” dediği, CHP içindeki pek çok milletvekillinin ise, “CHP, CHP olmaktan uzaklaştırılıyor” ifadeleriyle özetlediği, partinin bugünkü yapısını da o günden görmüş!

Aynen şöyle deniliyor:

“CHP, yeniden Avrupa tarzı ve merkezli bir sosyal demokrat parti olarak ortaya çıkacak.”

Rapor ortada. 2008"de CHP ile ilgili olarak yapılan öngörüler son derece net!

Amerikan-İsveç merkezli Silkroad Enstitüsü; “Baykal gidecek, Kılıçdaroğlu gelecek” diyor; Kılıçdaroğlu geliyor.

“Partinin yeniden düzenleneceğini” bildiriyor; “Yeni CHP” ortaya çıkıyor.

Bütün bu yaşananlar tesadüf olabilir mi?

Buyurun, cevabı siz verin!

CHP"Yİ DİZAYNDA İŞBİRLİĞİ

Gelelim, “madalyonun öteki yüzü”ne...

Hatırlarsınız, “zina kaseti”nin ortaya çıkmasından sonra, “genel başkanlıktan istifa ettiğini” açıkladığı basın toplantısında, Baykal şöyle demişti:

“Bu komplonun hedefi sadece ben değilim, aynı zamanda CHP"dir!..

CHP de bu kirli tezgâhlar karşısında yolunu açmak zorundadır.

Benim istifa kararım, hem Türkiye siyasetini, hem CHP"yi yeniden tanzim etmek isteyenlere bir imkân tanıyacak, hem de CHP"ye bu komplo ile hesaplaşma fırsatı verecektir.”

Evet, “CHP"yi dizayn ve yeniden tanzim etmek” istiyorlardı... Ama bu dizaynı yapanlar, Baykal"ın zannettiği gibi “Hükümet ve AK Parti değil”di!..

Yeni yeni ortaya çıkıyor ki;

Bu dizayn, “Amerikan-İsveç yapımı bir operasyon”dur!.. Hatta, “İsrail patentli bir operasyon” da diyebiliriz!..

Demek oluyor ki;

Kılıçdaroğlu"nu CHP"nin başına getirmek isteyen “irade”nin; önce Baykal"ı “kasetle ikna” etmesi gerekiyordu!..

Baykal"ı “ikna”(!) ettiler ve CHP"nin başına Bay Kılıçdaroğlu"nu getirdiler!..

Şimdi sormak gerekmez mi;

Bay Kılıçdaroğlu; “tüm bunların ortaya çıkmasını istemediği” için mi karşı çıkıyor “örgüt bağlantısı”nın ortaya çıkarılacak olmasına?..

“Çiğ” yemediyse, bu “karın ağrısı” niye?.. “Yarası” yoksa, bu “gocunma” niye?..

Hele bekleyelim bakalım;

“Örgüt”ten kimler çıkacak?..

 

Esenler"de “insanlık” örnekleri

Dün, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ile beraberdik. Hem birlikte yemek yedik, hem de sohbet ettik... “Bu karda nasıl gideriz?” derken, gördüm ki; bırakın “cadde”leri, “ara sokak”larda bile “kar” yok... Hepsini tuzlatmış ve yolları açmış!..

Sayın Başkan, önceki gece gelmiş Almanya"dan... Gelir gelmez de, “muhtar”ları tek tek aramış... Sormuş tek tek; “Bacası tütmeyen ev var mı?”

“Yatırım”larından ve uygulamaya koyacağı “projeler”den söz etti Sayın Mehmet Tevfik Göksu... Kendisine de söyledim; “yol”lar yapılır, “taş”lar döşenir, “park”lar yapılır ama, bence Esenler Belediyesi"nin yaptığı “en insani işler”den biri; “kimsesiz yaşlılar”ın evlerine “sohbet ekipleri” göndermesidir... Belediye çalışanlarından veya gönüllülerden bir veya iki kişi; gidiyorlar “kimsesiz yaşlılar”ın evlerine, onlarla “sohbet” edip, “yalnız olmadıklarını” gösteriyorlar ki; “İşte insani bir proje” demiştim o zamanlar. Sayın Başkan, “O projeyi geliştirdik” dedi; “Şimdi, o yaşlılar için bir kahvehane açtık... Eğer uzaktaysa, gidip araçla aldırıyoruz... Geliyor, çayını-kahvesini içiyor, sohbet ediyor ve yeniden evine bırakıyoruz.”

İşte, AK Parti"yi büyüten; “Önce insan” diyen bu “belediyecilik anlayışı”dır... Tabiî, tüm bu “icraat”lardan, hem memnun olup, hem de hâl⠓kin” güdenler yok mu?..

Sayın Başkan, bir olay nakletti ki; tüylerim diken diken oldu... “Katı CHP"li ve laikçi” biri demiş ki; “Yaptığınız her şey güzel... Ama yine de; elime bir fırsat geçerse, hepinizi kıtır kıtır keserim!”

Bu kin ve nefret, herhalde sadece CHP"ye yakışır!..

yeniakit

Bu yazı toplam 648 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar