Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Yaşa “Asiye annemizin kızı!

Derin Gerçekler

Sahi, bizim Filistin konusunda Garantör olmamızı kim istiyor, niçin istiyorlar, bir neyin garantörü olacağız? Kimi, kime karşı savunacağız.

İsrail hem dini ve tarihi. Göndermeler yapıyor, Ankara’dan ve diğer İslam ülkelerinden din temelli, tarih temelli bir gönderme de yok. Neden Hz. Ömer’in Kudüs beyannamesini esas alan bir çözümden söz etmiyoruz. Sahi, mesela, Çanakkalede, Filistin cephesinde, Traplusgarb’da bizim yanımızda savaşan İzzeddin Kassam tugayının adını neden bir belediye bir parka vermez. Neden İzzeddin Kasamın hayatı belgesel yapılmaz. Onun hayatı kitaplaştırılmaz, Türk Tarih Kurumu tarafından. Allah, ona ve onun dava arkadaşlarına, manevi mirasçılarına rahmet etsin!

2 Devletli bir çözüm, kulağa hoş geliyor. Soruyorum Filistin devletini kim kuracak, FKÖ mü! FKÖ’nün başında bugün Abbas var. Türkiye’nin yönetimi için Kılıçdaroğlu’na güvenmiyordunuz, Kudüs’ün ve Filistin’in yönetimi için Abbas’a nasıl güveniyorsunuz? Yarın Dahlan gibi biri gelirse Filistin’in başına ne olacak. Yarın bunlar Mescidi aksaya LGBT bayrağı bile asarlar. Bunun garantörü olabilir miyiz? Peki nasıl “başkenti Kudüs olan bir Filistin” devletinden söz ediyorsunuz? Filistin halkı içindeki muvahhid’lere selam olsun. Onlar Kudüs ve Aksa davasının hadimleri, koruyucuları. Ama bu çözüm de Hamas, İzzeddin Kassam terörist.. Onları bu çatının altında FKÖ’ye teslim olur, Hamas ve Kassam’ı İsrail ya da Filistin hapishanelerine atarlarsa onlar açısından sorun olmaz.

Ya hu, bunlar, Meşiah’ın gelişini ilan etmediler mi? Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine Süleyman Mabedini inşa etmiyorlar mı? Gazze ilk adım, 2. Adım Kudüs, 3. Adım Arz-ı Mevud değil mi? Bu kapsam da Türkiye’nin Diyarbakır’da, Akdeniz’e kadar olan Amanos’ların Güneyi bu coğrafyaya ait değil mi? Sıra bize gelmeyecek mi?

Gazze’lileri nereye taşıyacaksınız. Diğer Filistinlileri, Bekaa, Sina, ve Lübnan’a taşıyarak hayali bir Filistin devleti kuracaksınız da ne olacak? Yarın Arzı Mevud senaryosunda bu topraklar kolaylıkla işgal edilmeyecek mi? Gözleriniz var görmüyor musunuz?

Dahası da var, İsrail’i kuran Rothchilt’lerin desteklediği, HABAT’ınTürk Musevileri Hahamlarını başınıza topluyorsunuz, Kırımdan başlayarak, Kafkasya ve Hazarın iki yakasındaki Türk, Arap, Kürt, Fars, Ermeni, Gürcü, Rus Yahudi/Musevileri ile Hazara devleti diye 2. Bir İsrail kurma senaryosu sözkonusu. Türkiye BOP, Dahlan/Kushner senaryosu, Netanyahu’nun BM da haritasını gösterdiği Yeni Ortadoğu Senaryosu hepsi ülkemizin etrafındaki bir Siyonist kuşatmayı işaret ediyor.

Son olarak Blinken “bir gece ansızın geliverdi”. Gündüz gelse protesto edileceğini biliyordu. Ne yazık ki, iktidar partisinin kendi kendine yaptığı kalabalık miting, siviller tarafından çok daha sınırlı ölçüde yapılmaya kalkınca, İstanbul’da İsrail konsolosluğu önünde yaşananları biliyoruz. Malatya’da Amerikan üssüne karşı yapılan Protestoda yaşananlardan sonra Adana’da İncirlikte yaşananları da gördük. Yiğit bir kadın da silahsız, saldırısız protestosu engellendi. Batıda, hatta Museviler İsrail’e karşı daha gür bir sada ile protestolarını dile getirebiliyorlar. Biz de bir kadın, dışişleri bakanlığı önünde yiğitçe sesini yükseltti. Yaşa “Asiye annemizin kızı! Selam sana, seni Rabbim korusun. Bizimkilerin kısık sesli erkeklerini utandırdın ya Allah ömrünü bereketli yılsın, hayırlı bir ömür ve hayırlı, şerefli bir ölüm versin sana! Asiye annemiz yoldaşın olsun, sen Çağdaş Firavunlara karşı Hakkı haykırdığın için. Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Yuşa’nın misafiri olasın öbür dünyada. Maşite annemiz’in yoldaşı olasın.

Bülent Yıldırım, İncirlikte, eylemi sonladırırken ne demek istedi anlamadım. Neyi kazandılar. İnsani yardım koridoru konusunda Blinken’in sözlerini tekrar hatırlayalım. Adam “Ateşkes” demiyor, “İnsani mola” diyor. Niçin insanı mola? “Esir değişimi” demiyor, “Rehinelerin serbest bırakılması” diyor. Yani “ortada savaş yok” diyor, “teröristlere karşı operasyon var” diyor. “Teröristler, rehineleri bırakacak olursa, operasyonlara kısa süre ara verebiliriz” demeye getiriyor. “O sırada da yaralılar, kadınlar, çocukların tahliye edilebilir”miş. Zaten oradaki nüfusu tahliye planlarında var. Ölmek istemeyen gitsin” diyorlar. Bu bir tuzak.

Peki İsrail ellerindeki rehine, esir neyse onları bırakacak mı? Binlerce Hamas üyesi İsrail zindarlarında, kimse neden bunu gündeme getirmiyor. İsrail onları bırakacak mı? Cezaevinde infazları soruştursan da yok, zaten operasyonla ilgili asker ve polise yapacaklarından dolayı yargı muafiyeti getirildi. Cezaevinde işkence ile katlettikleri insanların cesetlerini bile vermiyorlar.

Kontrollü insani yardım şarta bağlı. Ankara “çatışma dursun” diyor, İsrail’in ve de ABD’nin gündeminde bu yok. Blinklen “Çatışma yayılmasın” diyor. Aslında, Gazze boşaltıldıktan sonra sıra Bekaa ve Güney Lübnan’a gelecek. Sonra sıra bize de gelecek. “Tanrıyı kıyamete zorlamaya çalışan bir akılsızlık” hakim bunların hareketlerinde. Ankara’dakiler aynı sakızı çiğneyip duruyor. Bu tekerlemeyle vakit geçiriyorlar. “Elleri ayakları boş değil, tuttukları iş değil” 2 devletli çözüm BM için bir planı idi. Kıbrıs’ta da öyle bir çözüm vardı, sonuç ne oldu? Nasıl olacak bu iş, o belli değil. Bu planın Filistin’de uygulanması, TeoPolitik sebeplerle imkansız. Zaman kazanmak için İsrail bu gün buna takdik sebeplerle evet diyebilir ki kaldı ki, bu da zaten bölgede kalacak Filistinlileri kontrol etmek için gereken bir kontrol mekanizmasına döndürülmesi fikri, zaten Dahlan/Kushner senaryosunun omurgasını oluşturuyordu. Başkent Kudüs, Kalıcı barış, Türkiye garantör. “Olmayacak duaya amin” diyen basın, sivil toplum ve bir siyaset bu birilerinin kulağına hoş gelen sloganlar üzerinden hamaset ve algı üretme çabasında.

Geciken adalet adalet değildir. Hayali çözümlerle zaman kaybedenler aslında İsrailin ekmeğine yağ sürüyorlar. İslam dünyasının içine düştüğü zilletin şok etkisi ile ümmet uyanıyor. Ümmet uyandığı gün, bu cinayetler karşısında sessiz kalan Gaflet erbabına da ağır bir ders verecektir diye ümid ediyorum. Rüyasında kendini domuz ağılının kapısında bekleyen koyun gibi gören uysal at, uyandığında, at olduğunun farkına varacak ve umarım o atın çiftesi pek olacaktır. Selam ve dua ile..

NOT: Gazze konferansı için gittiğim Malatyada 3 gün geçirdim. Bir konferansım vardı Gazze ile ilgili, Gazze İçin Diyarbakır'a giden hanımlarla, Kermes yapan STK gönüllüleri ile, STK yöneticileri ile, Akademisyenler, İş adamları, Diyanet görevlisi kardeşlerimle bir araya geldik ve ülkemizi, bölgemizi, Gazze’yi, İslam dünyasını konuştuk. İlgilerinden dolayı kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Bu yazı toplam 246 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar