Van'da AKP'nin Kapatılma Davasına Tepki

Van'da AKP'nin Kapatılma Davasına Tepki

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) Van Şube Başkanlığı üyesi Fuat Değer, halkın yüzde 47'sinin oyunu almış bir partiyi görmezden gelenlerin...

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) Van Şube Başkanlığı üyesi Fuat Değer, halkın yüzde 47'sinin oyunu almış bir partiyi görmezden gelenlerin Adalet ve Kalkınma Partisi'ni (AK Parti) kapatarak soruna çözüm bulmakta yanılacaklarını dile getirerek, "28 Şubat ve önceki dönemlerde olduğu gibi yanıldıklarını anlayacaklardır" dedi.
Van'da bazı sivil toplum örgütleri ile sendikaların oluşturduğu 'Van Hak ve Özgürlükler Platformu, AK Parti'ye açılan kapatma davasına tepki gösterdi. Sanat Sokağı'nda bir araya gelen grup, başörtü eylemi için düzenlenen basın açıklamasının 81.'sini gerçekleştirdi. Her hafta farklı konular ele alan platform üyeleri bugün ise AK Parti'ye açılan kapatma davasına değindi. Platform adına açıklama yapan Mazlum-Der Van Şube Başkanlığı üyesi Fuat Değer, partilerin yargı yoluyla kapatılmasının hukukun üstünlüğü ilkesini benimsemiş ülkelerde kabul edilemeyeceğini kaydetti. Demokratik sistemlerde bunun hiç hoş görülmeyeceğini anlatan Değer, "Çünkü partiler demokrasilerin olmazsa olmaz gereklerindendir. Halk partiler yoluyla siyasi düşüncelerini dillendirmekte, taleplerini savunmakta ve iktidara gelip düşündükleri programları uygulayabilmektedir. Diğer bir deyişle halkın yönetime katılma hakkını kullanmasının yegane araçları partiler ve seçimlerdir. Siyasi partileri nasıl halk kuruyorsa, gerektiği zaman kapatılmasına da halk karar vermelidir. Yargı yoluyla parti kapatılması kabul edilemez. Partilerin yöneticileri birtakım suçlar işlemiş ya da bazı suçlara karışmış ise, suçların ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca o kişilerin yargılanması ve cezalandırılması gerekir. Bir partiyi kapatmak, o partinin suça karışmamış masum yöneticilerini üyelerini hatta seçimlerde o partiye oy veren insanları dahi cezalandırmaktır ve haklarını kısıtlamaktır" dedi.

"Bu ülkenin halkına, geleneklerine ve dinine saygılı davranarak politika yapmak isteyenler engellenmiştir" diyen Fuat Değer, "Başörtüsü yasağı gibi bir uygulamayı Anayasayı değiştirerek kaldırmayı amaçlayan AK Parti'yi bu nedenle kapatmaya çalışmak acizlikten başka bir şey değildir. Halkın yüzde 47'sinin oyunu almış bir partiyi görmezden gelenler AK Parti'yi kapatarak sorunu çözeceklerini sanıyorlarsa tıpkı 28 Şubat ve önceki dönemlerde olduğu gibi yanıldıklarını anlayacaklardır. Parti kapatmanın çözüm olmadığını göreceklerdir. Çünkü kapatılan her parti daha güçlü olarak tekrar kurulmaktadır" ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasının metni:

Bir süre önce Demokratik Toplum Partisi hakkında kapatılma davası açılmıştı. Dün ise Ak Parti hakkında dava açıldı. Partilerden biri açıkça Kürt sorununa endeksli politika yürütürken bir diğeri ise dindar kimlikleriyle bilinen kişilerin kurup yönettiği bir partidir. Belli başlı bütün özgürlüklere karşı duruşlarıyla bilinenler ise önce DTP hakkında daha sonra ise Ak Parti hakkında kapatma davası açtılar.

Partilerin yargı yoluyla kapatılması, hukukun üstünlüğü ilkesini benimsemiş ülkelerde kabul edilemez. Demokratik sistemlerde hiç mi hiç hoş görülemez. Çünkü partiler, demokrasilerin olmazsa olmaz gereklerindendir. Halk, partiler yoluyla örgütlenmekte, siyasi düşüncelerini dillendirmekte, taleplerini savunmakta ve iktidara gelip düşündükleri programları uygulayabilmektedir. Diğer bir deyişle halkın yönetime katılma hakkını kullanmasının yegâne araçları partiler ve seçimlerdir.

Siyasi partileri nasıl halk kuruyorsa gerektiği zaman kapatılmasına da halk karar vermelidir. Yargı yoluyla parti kapatılması kabul edilemez. Partilerin yöneticileri birtakım suçlar işlemiş ya da bazı suçlara karışmış ise, suçların ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca o kişilerin yargılanması ve cezalandırılması gerekir. Bazı yöneticilerinden ötürü bir partiyi kapatmak, o partinin suça karışmamış masum yöneticilerini, üyelerini hatta seçimlerde o partiye oy veren insanları dahi cezalandırmaktır ve haklarını kısıtlamaktır. Bu durumda DTP'ye ve Ak Parti'ye oy vermiş bütün seçmenler de bu şekilde cezalandırılmaktadır.

Türkiye açısından, hala "çok sayılı tek parti rejimi" diyebileceğimiz ve bir başka ülkede görmediğimiz, muhtemelen de göremeyeceğimiz bir sistem yürürlüktedir. Bu sistemde muhalefetin dahi, iktidarda olanlar tarafından yapılması istenir. Bu yüzden Cumhuriyet'in ilk otuz yılı boyunca kurulan DP dâhil tüm partilerin arkasında iktidar kadroları ve CHP vardır. Bu anlayış, tüm partilerin devletin resmi ideolojisini savunmasını şart koşmaktadır. O yüzden de, din özgürlüğünü ve Kürt sorununu çözmeyi programına alan tüm partiler kapatılmıştır. Böylece ülkemizin tarihi "siyasi partiler çöplüğü"ne çevrilmiştir. MSP, RP ile başlayan süreç Ak Parti ile devam ettirilmek istenmektedir. Öte yandan DEP, DEHAP ile başlayan başka bir kapatma süreci de DTP ile sürdürülmek istenmektedir.

Bu ülkenin halkına, geleneklerine ve dinine saygılı davranarak politika yapmak isteyenler engellenmiştir. Başörtüsü yasağı gibi bir uygulamayı Anayasayı değiştirerek kaldırmayı amaçlayan AK Parti'yi bu nedenle kapatmaya çalışmak acizlikten başka bir şey değildir. Halkın %47 sinin oyunu almış bir partiyi görmezden gelenler Ak Parti'yi kapatarak sorunu çözeceklerini sanıyorlarsa tıpkı 28 Şubat ve önceki dönemlerde olduğu gibi yanıldıklarını anlayacaklardır. Parti kapatmanın çözüm olmadığını göreceklerdir. Çünkü kapatılan her parti daha güçlü olarak tekrar kurulmaktadır.

DTP açısından da durum farklı değildir. Önce Kürtler başta olmak üzere farklı kimlikler inkâr edildi. Sonra bir sorunları olduğu inkâr edildi. Cumhuriyet tarihi boyunca da onlardan ya da onların sorunlarından söz edenler hep cezalandırıldı, susturulmak istendi. Bu yaklaşımın sorunu çözmediği, daha da çözümsüz hale getirdiği ortadadır. Dolayısıyla çözüm halkın siyasi özgürlüklerini tam kullanmasının zeminini oluşturmaktan geçmektedir. Ülkemiz artık siyasi parti kapatma ayıbından kurtulmalıdır.