Üstadım Ebu Tayr... Seni Selamlıyoruz
O gün Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'den Medine'ye hicret etmiş ve bir süre sonra Mekke'ye tekbir sesleri arasında fetih için geri dönmüştü. Bugün de Şeyh Ebu Tayr zorla kentinden uzaklaştırılıyor.
Fuad El-Hafeş
Kameraların önünde dağ gibi durmuş konuşuyordu. Kalbinde bir ateş yanıyor, sesindeki titremeyi gizlemeye çalışıyordu. Etrafındakilere, "Ne pahasına olursa olsun Kudüs'e döneceğim. Sevdiğim kentimden beni uzaklaştırmalarına izin vermeyeceğim" diyordu.
Kentin dışında uyuyacağı o gece Şeyh Ebu Tayr için sıradan bir gece olmadı ve olmayacak. Artık Mescid-i Aksa'nın ezanını duyamayacak. Işığı canına can katan, gözlerine parıltı veren, kalbine güç ve canlılık veren kubbesini seyredemeyecek.
Kesinlikle eminim ki, o gece çeyrek asır işgal zindanlarında yatan ve bu sürede işkenceye, hücre cezasına, açlığa, soğuğa, ailesini ve çocuklarını görmekten mahrum bırakılmaya katlanan Şeyh'in geçirdiği ve geçireceği en ağır gecelerden biridir.
Şeyh Ebu Tayr, zindanda ve hücresinde "Günler geçecek ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in miraca çıkmak için götürüldüğü topraklara döneceğim" diyerek sabrediyordu. Her özgür ve onurlu insanın aşık olduğu Eski Belde'nin dar sokaklarında yürüyeceğini, orada bir hediyelik eşya satıcısıyla merhabalaşacağını, Afrika asıllı Kudüslülerin kendisine selam vereceğini, Kudüslü ünlü pastacının kendisine seslenerek yeminle biraz pasta yemesini isteyeceğini düşünüyordu. Kudüs'ün susamlı pastasının mekanın tarihi derinliğinden gelen özel bir kokusu ve eşsiz bir tadı vardır.
İşgalci, Şeyh Ebu Tayr'ı bütün bu hayallerden ve temennilerden mahrum bırakmak ve Şeyh'i Kudüs'ten uzaklaştırarak o hayalleri öldürmek istiyordu. Dört ay süren tutukluluğun ardından bu kararını uyguladı. Şeyh'ten sürekli kentten uzaklaşmasını istiyordu fakat o bunu reddediyordu. Sonunda güpegündüz getirip onu bir kontrol noktasına bıraktılar ve "Sakın bir daha Kudüs'e dönme, yoksa yeniden hapse girersin" dediler. O da onlara İbranice şöyle dedi: "Ey korkaklar! Hemen şimdi cezaevine dönmek istiyorum. Kudüs'ten uzaklaşmaktansa cezaevinde kalmak benim için daha iyidir." Güldüler ve dönüp gittiler. Şeyh Ebu Tayr da Ramallah yakınlarında bırakıldığı demir barikatlı kontrol noktasından yürüyerek geçti.
Daha sonra durdu ve Kudüs'e doğru döndü. Gözyaşlarına oldukça güç bir şekilde hakim oluyordu. Yutkundu ve Allah için secde etti. Sevgili kentine hayırlısıyla dönmeyi nasip etmesi için Allah'a dua etti.
Şeyh Ebu Tayr'ın Kudüs'ten uzaklaştırılmasının hicretin yıldönümüne denk gelmesi sıradan tesadüf değil. O gün Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'den Medine'ye hicret etmiş ve bir süre sonra Mekke'ye tekbir sesleri arasında fetih için geri dönmüştü. Bugün de Şeyh Ebu Tayr zorla kentinden uzaklaştırılıyor. Allah'tan onu Kudüs'e başı dik ve alnı açık, tekbir sesleri arasından muzaffer olarak geri döndürmesini dilerim.
İki hafta önce Şeyh Ebu Tayr ile Nefha Cezaevi'ndeyken konuştum. Sesi, alıştığımız gibi yine titriyordu. Konuşmamız sırasında ona "Üstadım! Sizin hakkınızı tam olarak veremedik. Bir süre önce hakkınızda bir makale yazdım" dedim. Bana, "Bereketli olasın, ey kardeşim! Benim tüm istediğim Allah'ın benden razı olması" dedi. Bu sözler, vücudumdaki her hücreyi derinden sarstı. Bu sözlerin sahibi Ahmed Yasin'i hatırladım. Şeyh Ebu Tayr'ın Şeyh Ahmed Yasin ile cezaevi arkadaşı olduklarını hatırladım. Her ikisi de 1985'teki esir değişiminde serbest bırakılmışlardı. Her ikisi de, şehadetten başka bir şey aramayan o ilk nesildendi.
Makaleme başlık olabilecek bir söz duyabilirim ümidiyle serbest bırakıldığı gece Şeyh Ebu Tayr ile yeniden konuştum. Sesi gürlüyordu. Maneviyatı yüksek görünüyordu. "Allah yardımcınız olsun. Hamdolsun ki selamettesiniz" dedim. Bana, "Kudüs'e döndüğümde bana selamette olduğumu söyle" dedi. Tek kelime edemedim. Daha sonra dedim ki: "Ruhunuzdan ve yüksek maneviyatınızdan güç ediniyoruz. Bu pâk nefeslerden ruhumuza vatan sevgisi ve zulümle mücadele anlamları ekiyoruz."
Üstadım! Size söylüyorum. Sizi seviyoruz ve selamlıyoruz. Arş'ın Rabbi Allah azze ve celle'den sizi sağ-salim sevdiğiniz Kudüs'e geri döndürmesini dileriz. Biliyorum ki siz bize bugün geçmişte de verdiğiniz gibi vatan sevgisi konusunda yeni bir ders verdiniz. Kavminizin efendisi olarak kalın. Kardeşlerinizin kalbindeki bu yüce makam size kutlu olsun. Allah esirlerimizin sıkıntılarını gidersin. Sizi doğum yeriniz olan kente yeniden iade etsin.
fiem
