Türban değil, başörtüsü hocam
ÜNİVERSİTEDE sivil direniş rehberinin yayımlamımızın ardından direnişin sonuçlarını paylaşmak isteyen başörtülü öğrencilerden pek çok e-mail aldım.
Üniversitede sivil direniş rehberi"nin Taraf'ta yayınlanmasının ardından okulunda başlattığı direnişin sonuçlarını paylaşmak isteyen başörtülü öğrencilerden pek çok e-mail aldım. Yasağın uygulamada kalkmasını sağlamak için bu tekil direnişlerin çoğalmasını önemsediğimden cesaret vermesi amacıyla bazı direniş tecrübelerini aktarmak istiyorum. Ancak hocaların ve üniversite yönetiminin tavrından çekindikleri için okuyucularımın sadece okudukları şehirleri belirtmekle yetinmek zorundayım. "Bir direniş bin yasakçıya bedeldir" diyerek sözü cesur başörtülü öğrencilere bırakıyorum:
Âşık olmuş gibi
Okula giderken oldukça gergindim. Girdiğimdeyse şaşkın ve hayretler içindeydim. Hakkımın ayırdında pek olamadım ama okuldan çıkışta sol tarafa yönelmedim ya, kendim gibi olmaya çalışmak için (başını örtmeyi kastediyor-HK) o panonun arkasına geçmedim ya, elimi kolumu sallaya sallaya çıktım ya... Diğer arkadaşlarım gibi... Hani bu benim hakkımdı zaten ama 4 yıl boyu bu haktan mahrum yaşamıştım ya. Özgür olduğumu hissettim. Yol boyu âşık olmuş insanlar gibi gülümsedim. Herkes gözüme güzel ve yakışıklı geldi. Her şeyi sevdim. Topuklarımda yay varmış gibi yaylanarak yürüdüm ve içimden sürekli şükrettim. Hani zaten hakkımdı bu ama bunu daha önce tatmamıştım. Özgürlük tatlı geldi. (İstanbul)
Türban değil, başörtüsü hocam
Son süreçte kendine "it" diyen üniversite hocasıyla gündeme gelen arkadaşım bugün derse örtülü giriyor. Sabahtan ve öğleden sonra dersi vardı. Hepimiz dua ettik gitmeden. Sabahki hocası hiç sesini çıkarmıyor. Öğleden sonraki derse de daha önce şapka taktığı için her derste tutanak tutmayı geleneksel hale getirmiş bir hocası giriyor. Arkadaşımı karşısında bu kez şapkalı değil de başörtülü görünce "Şapkadan örtüye mi terfi ettin?" diyor. Sonra "Elimize henüz bir yazı gelmedi. Bize bir yazı gelinceye kadar ben de tutanak tutmak zorundayım" diyor. Arkadaşım da "Tamam hocam, tutun" diyor. Hoca tutanağa "Derse türbanla girdi. Uyardım, çıkarmadı" yazınca arkadaşım "Hocam lütfen düzeltin. Ben türbanla değil başörtüsüyle girdim" diyor ve hoca parantez açıp başörtüsü diye ekleme yapıyor. Daha sonra hoca tutanağı tüm sınıfa imzalatıyor. İşlem bitince arkadaşım da "Hocam, ben de şimdi sizin hakkınızda tutanak tutacağım" diyor ve o da tutanağını tutuyor. Aynı hocanın yaptığı gibi tüm sınıfa imzalatıyor. Bu arada hoca "Ben de senin tuttuğunu okuyabilir miyim?" diyor ve okuyor. Arkadaşım da "Hocam isterseniz siz de imzalayın" deyip imzalattıktan sonra derse başlıyorlar. Bunları yazarken arkadaşım yanıma geldi ve "Artık eşarplarımızı düzgün seçmemiz lazım. Bundan sonra okula eşarpla gireceğiz" dedi:) Hepimiz çok mutluyuz. Hakkımızda tutulan tutanaklar ve direniş hayırlara vesile olacak inşallah. (İzmir)
Sınıfı seyre dalmak
Derste bazen başörtülü olduğum aklıma geliyor ve o anlarda yüzümde engelleyemediğim bir sırıtma ifadesi oluyor. Zaten ilk gün ders falan hak getire! Hiç birini dinlemedim. Öylece seyrettim sınıfı, hocayı, arkadaşları... Sonra karar verdim ve en çok istediğim şeyden asla vazgeçmeyeceğim! Bugün sıralarda nasıl oturup ders dinliyorsam, ilerde de öğretim üyesi olacağım ve öğrencilere modern mimariyi anlatacağım :) (İstanbul)
Ahmet Kaya ile direnmek
Pazar akşamı Cesur Yürek filmini tekrar izlemiştim. Filmdeki "Özgürlüğümüzü asla alamayacaklar" konuşmasının verdiği heyecan sabah hâlâ üzerimdeydi. Okula da hep Ahmet Kaya şarkıları dinleyerek vardım. Girişte benimle dayanışacak olan dört sosyalist arkadaşımla buluştuk. Güvenlik görevlisi kısa bir konuşmanın ardından dekana haber verdi. Dekan, yardımcısıyla beraber kapıya geldi. Yaklaşık yarım saat konuştuk. Kararımdan vazgeçmeyeceğimi görünce izin verdiler. Başını açıp girmiş arkadaşların şaşkın bakışları arasında sınıfa girdim. Araya çıktığımdaysa o arkadaşların da başörtülerini taktıklarını gördüm, sevindim. O gün boyunca okuldan çıkıp tekrar girmek için bahaneler ürettim. Sanki hem kendime hem de herkese artık yasağın sona erdiğini tekrar tekrar kanıtlamak ister gibiydim. Eve geldiğimdeyse resmen sinirlerim boşaldı. Tüm gün o kararlılık görüntüsünün altında nasıl da gerildiğimi fark etmemiştim. Bugüne kadarki en uzun uykularımdan birine daldım. Direnmekte tereddüt eden arkadaşlar şunu bilsinler: Direniş kararına sonuna dek inandığım andan itibaren ben özgürdüm. O kapıya yalnızca hakkımı olanı savunmaya, almaya gittim. Ben o kapıda mağdur, acınası bir genç kız değildim. O kapıda zaten hakkım olan için direniyordum. Demem o ki; önce mücadelenize inanın, kendinize. Aslında ne kadar özgür olduğunuzu bilin. Sonra da gidin ve hakkınızı alın. (İstanbul)
Direnen başörtülü öğrencilerin sevinçleri kadar ortaklaştıkları bir de endişeleri var. O da yasakçı öğretim üyelerinin notlarını düşüreceklerine olan inançları. Özellikle başörtülü kamu memurunun tarafsız olamayacağına iman etmişlere esefle duyurulur.
TARAF
