Terör'ün Türkiye'ye Maliyeti

Terör'ün Türkiye'ye Maliyeti

Türkiye 30 senedir terör sarmalında olmasaydı, her sene ortalama yarım puan daha fazla kalkınması mümkündü...

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Türkiye geçmiş performanslarına baktığımız zaman, eğer terör olmasaydı, her yıl ortalama 0,50 puan daha fazla kalkınması mümkündü. Bunun da rakamsal karşılığı 2 trilyon 45 milyar TL, dolar olarak karşılığı 1,2 trilyon dolardır. Türkiye maalesef böylesine büyük bir kayıpla karşı karşıya kaldı" dedi.
Kurtulmuş, düzenlediği basın toplantısında “Terörün Ülke Ekonomisine Tahmini Maliyeti” konulu raporu açıkladı.
Türkiye’nin gündeminde uzunca bir süredir çözüm süreci ve demokratikleşme paketinin yer aldığını anımsatan Kurtulmuş, bu çerçevede AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı bünyesinde hazırladıkları çalışmada eldeki verilerin tamamını toparlamaya çalıştıklarını bildirdi.
Kurtulmuş, Türkiye’nin uzunca bir süredir terör meselesi ile uğraşıyor olmasına karşın bu konuda yapılmış kapsamlı çalışma olmadığını gördüklerini, terörle mücadele eden İngiltere ve İspanya’da da bu konuda oldukça ender çalışma olduğuna dikkati çekerek, “Dolayısıyla bu çalışmanın gerçekten hem sürecin devamına önemli katkı sağlayacağını hem de Türkiye kamuoyunun zihninde 28 yıldır devam eden bu terör meselesinin Türkiye’ye ne büyük maliyetler getirdiğine ilişkin bir takım ipuçlarını vereceğini düşünüyorum” diye konuştu.
Türkiye’nin çok hassas ve tarihi bir dönüm noktasından geçtiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Uzunca yıllardır devam eden bu süreç ancak gerçekten yeni bir perspektif, yeni bir bakış açısı ve son derece kararlı bir tutumla geçilebilir ve Türkiye bir barış ve kardeşlik ortamına gelebilir. Onun için ortaya konulan görüşler, çözüm paketi, demokratikleşme paketine ilişkin detayların üzerinde söylenmesi gereken en önemli hususun, Türkiye'de bu süreçle birlikte devletin de bir zihniyet değişimini ortaya koyduğudur. Türkiye ceberrut devlet anlayışından kerim devlet anlayışına geçişin en önemli adımlarından birisini bu demokratikleşme paketi ve çözüm süreci ile birlikte ortaya koyuyor. Tabiki bu sürecin içerisinde bizim üzerinde durduğumuz en önemli bakış açımız bunu bir medeniyet perspektifi içerisinde, aynı coğrafyanın çocukları olduğumuz bilinci ile hatta aynı bahçeye bakan evlerin sakinleri olduğumuz bilinci ile bu süreci çözebilme iradesinin ortaya konulmasıdır."
Siyasi görüşlerin risk almaktan korkmaması gerekir
Kurtulmuş, Osmanlı'nın son dönemlerden itibaren Türkiye'nin karşılaştığı en zor problemlerinden birinin çözümünün riskli bir süreci de barındırdığını dile getirerek, "Bunun için siyasi görüşlerin ne risk almasından korkması gerekir ne de bundan herhangi bir şekilde siyasi rant elde etmesi asla düşünülemez. Onun için bu adımlar atılırken, bunun ne riskinden kaçınmayı ne de bunun sonucunda 'Acaba Ak Parti'ye 3-5 puan fazla oy gelir mi?' endişesini asla taşımadığık. Çözüm sürecinin başından itibaren Sayın Başbakanımızın ortaya koyduğu 'Bedeli ne olursa olsun, Türkiye'de barışı, kardeşliği gönüllü bir şekilde birlikte yaşama arzusunu bütünüyle ortaya koyacağız' kararlılığı, sürecin en büyük itici gücü olmuştur" değerlendirmesinde bulundu.
Diyarbakır'da geçtiğimiz hafta ortaya çıkan görüntülerin Türkiye açısından, bundan 10-15 veya 6-7 sene önce olmasının aklın ucundan bile geçmeyeceği önemli adımlar olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Türkiye sadece terörü sona erdirmekle kalmıyor. Allah'ın izni ile sadece kendi ülkemizde değil, bütün bölgemizde barışı ve esenliği sağlayacak adımları cesur bir şekilde atmaya niyet etmiş vaziyette. Bu zihniyet değişimi sürdüğü müddetçe Türkiye'de devletin halkla bütünleşme iradesi ortaya çıktığı sürece bu sürecin başarı ile tamamlanacağı, halk desteği devam ettikçe bu sürece çelme takmak isteyenlerin, bu süreçlerde provokasyon yapmak isteyenlerin heveslerinin kursağında kalacağını da ifade etmek isterim" dedi.
"En önemli kayıp, insan hayatı"
Kurtulmuş, 28 yıllık sürecin ekonomik bir maliyeti olduğunu, Türkiye'ye getirdiği önemli kayıplar bulunduğunun altını çizerek, bunların en başında gelen manevi kayıplar arasında 35 bin insanın hayatını kaybetmesi olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, 7 bine yakın güvenlik görevlisinin şehit olduğunu bildirerek, Türkiye'de bir tek kişinin ölmesinin bedelini dünyanın bütün servetleri ile asla karşılanamayacağını, geçmiş dönemlere bakıldığında işkencelerin, yargısız infazların, köy boşaltmaların, demokrasi tarihine geçtiğini söyledi.
Uzun yıllar boyunca bölge halkının bir taraftan terör örgütü, diğer taraftan karanlık derin çetelerin arasına nasıl sıkıştığının bilindiğini aktaran Kurtulmuş, "Yine bu süreçteki manevi kayıplardan birisi toplumla devlet arasındaki güven duygusunun zedelenmesidir. Milletin büyük kesimlerinin sadece Doğu ve Güneydoğu Anadoluda yaşayan insanlarımızın değil, halkımızın büyük kesimlerinin, devlete ve ülkeye karşı güvenini hatta kendi geleceğine karşı güveninin ne kadar sarsıldığına da yine hepimiz çok yakından şahit olmuşuzdur" ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, 28 yıllık manevi kayıplardan bir tanesinin de sosyal mesafe olduğunu, zaman zaman toplum kesimleri arasında Türk-Kürt, Alevi-Sünni, şucu-bucu ayrışmalarının ortaya çıktığını, bazı ihtilafların da körüklenmeye çalışıldığının hatırlanabileceğinin altını çizerek, "Terörün yaraladığı toplumsal bilinç halkın bir kısmını 'Türkiye'nin şu kısmını verelim de kurtulalım' dediği dönemler dahi olmuştur. Bütün bunlar toplum arasında sosyal mesafeyi açmıştır. Türkiye'nin terörün sona ermesi ile barış ve kardeşliğin sağlanması ile bu manevi kayıpların hiçbirisi ile karşı karşıya kalmayacağını ümit ediyoruz" dedi.
Terör olmasaydı
Genel bakış açısı ile terörün büyüme performansına etkisi başlığı altında iki ayrı tahminde bulunduklarını anlatan Kurtulmuş, Türkiye'nin 28 yıl boyunca yüzde 4,07 oranında büyüme sergilediğini, Türkiye'nin her yıl yüzde 0,25 oranında daha fazla büyümesi durumunda 1 milyar 144 milyon TL, yüzde 0,50 oranında büyümesi durumunda ise 2 milyar 345 milyon TL büyüme elde edilebileceğini bildirdi.
Kurtulmuş, 1986-2012 yılları arasında faiz giderlerinin 633 milyar TL olduğunu, bu rakamın bugünkü karşılığının ise 1 trilyon 600 milyar TL olduğunu bildirerek, aynı dönemde devletin yaptığı harcamalar ve yatırımların toplamının ise 1 trilyon 944 milyar TL, bugünkü değer ile rakamın 4 trilyon 46 milyar TL'ye denk geldiğini söyledi.
Savunma ve güvenlik harcamalarının 1986-2012 yılları arasında 162 milyar TL olduğunu, bugünkü rakamlara çevrildiğinde ise 495 milyar TL'lik bir rakamın ortaya çıktığına vurgu yapan Kurtulmuş, terör olmasa ve harcamaların yüzde 50 oranında azaltılması durumunda 2012 yılı rakamları ile 247 milyar 600 milyon TL, faiz giderlerinden de 110 milyar 500 milyon TL tasarruf yapılabileceğini aktardı.
Kurtulmuş, Türkiye'nin savunma harcamalarını cebinden değil, borçlanarak yaptığına işaret ederek, "Hepsini topladığınız zaman 358 milyar 100 milyon TL terör dolayısıyla savunma ve güvenlik harcamalarına yapılmış olan ilave masraflardır, maliyetlerdir. 1986-2012 yılları arasında Türkiye'nin savunma güvenlik harcamalarının yıllık artışları ortalama yüzde 41'dir. Ancak bu oran 1990-2002 yılları arasındaki yüzde 68,4, Ak Parti dönemindeki oran ise sadece yüzde 5,4'tür. Türkiye, Ak Parti iktidarları döneminde savunma ve güvenlik harcamaları payını mümkün olduğu kadar kısmış, aslan payını eğitim ve sağlık almaya başlamıştır" değerlendirmesini yaptı.
Güvenlik harcamalarının artması milli savunma sanayinin yükseldiği anlamına gelmediğini, karanlık bir elin nasıl terörü teşvik ettiyse Türkiye'nin de savunma sanayi sahibi olmasını yıllardır engellediğini dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin terör ve savunma harcamalarına ayırdığı payın, dışarıdaki silah tüccarlarının güçlenmesini sağlamaktan başka bir anlam taşımadığını kaydetti.
Kurtulmuş, 1990-2002 yıllarında savunma ve güvenlik harcamalarının faiz dışı bütçe giderlerine oranının yıllık ortalama yüzde 17,5, 2003-2012 yılları arasında ise yüzde 8,8 olarak gerçekleştiğini belirterek, terörün borçlanma maliyetine etkisinin ise 28 yıllık toplamının 633 milyar TL olduğunu, söz konusu rakamın bugünün değeri ile 1 trilyon 610 milyar TL olduğunu aktardı. Kurtulmuş, 1986-2012 yılları arasında terör sorununun olmaması durumunda borçlanma maliyetinin her yıl için yüzde 10 daha düşük olacağı varsayımıyla yaptıkları hesaplamada ilave maliyetin bugünkü değerinin 161 milyar TL olduğunu söyledi.
Türkiye'nin 1986-2012 yıllarında toplam 600 milyar TL turizm geliri elde ettiğini hatırlatan Kurtulmuş, terörün olmaması durumunda turizm gelirlerinin her yıl yüzde 10 artacağını ve 60 milyar 300 milyon TL ek gelir elde edileceğini, yüzde 20 artması durumunda ise 120 milyar 600 milyon TL ek gelir elde edilebileceğini açıkladı.
Kurtulmuş, Türkiye'ye 28 yılda toplam 263 milyar 800 milyon TL doğrudan yatırım geldiği bilgisini vererek, "Terör olmasaydı ve 1986-2012 yılları arasında Türkiye'ye her yıl yüzde 10 fazla doğrudan yabancı yatırım gelseydi, 26 milyar 300 milyon TL ek doğrudan yabancı yatırım elde edilecekti. Her yıl yüzde 20 fazla doğrudan yabancı yatırımcı gelseydi, 52 milyar 600 milyon TL ek doğrudan yabancı yatırım elde edilecekti" dedi.
Göçün büyükşehirlere maliyeti
Kurtulmuş, 30 büyükşehir üzerinden yaptıkları hesaplamada, nüfusu 58 milyon olan bu büyükşehirler içerisinde 9 milyon 200 bin kişinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden geldiğini ve göçün yıllık maliyetinin de 2 milyar 600 milyon TL olduğunu bildirdi. Göçün 30 yıllık süreçteki maliyetinin yaklaşık olarak 78 milyar olarak hesaplanabileceğini kaydeden Kurtulmuş, iller arasında yılda 900 milyon TL ile en fazla maliyete İstanbul'un katlandığını kaydetti.
Terörün istihdam üzerindeki etkisine bakıldığında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde 2004-2012 yılları arasında 324 bin 400 ilave istihdam oluşacağı ve bunun da 30 yıl içerisinde 22 milyar TL'lik ekonomik büyüklüğe tekabül ettiğinin hesaplanabileceğini dile getiren Kurtulmuş, elektrik kayıp ve kaçaklarının 28 yıllık dönemdeki kaybının 46 milyar TL olduğuna işaret etti. Kurtulmuş, terör dolayısı ile zarar gören yurttaşlara İçişleri Bakanlığı'nın ödediği tazminatların 3 milyar TL'ye ulaştığını bildirdi.
"Terör, Türkiye'nin küresel rekabet gücünü zayıflatmıştır"
Kurtulmuş, maliyet hesaplarını kamuoyunun vicdanına bıraktıkları diğer kayıplar arasında yer alan maddeleri şöyle sıraladı:
"Terör Türkiye'nin küresel rekabet gücünü zayıflatmıştır. Terörün, Türkiye'nin kadim ekonomik sorunlarından birisini çok fazla büyüttüğünü çok vahim hale getirdiğini altını çizmek isterim. O da Türkiye'deki bölgeler arasındaki dengesizlik meselesidir.
Zonguldak-Hatay hattının batısındaki 30 ilin 2012 rakamları ile GSMH'ye katkısı yüzde 78'dir. Bu 30 il arasında İsrail'in ekonomik büyüklüğünden fazla olan illerimiz var, Kocaeli gibi. Hatay-Zonguldak hattının doğusuna geçildiği zaman oradaki 51 il GSMH'ye katkısı sadece yüzde 22'dir. Türkiye bu dengesizliği mutlaka gidermek mecburiyetindedir. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye'nin 2023 vizyonu bakımından üzerinde durduğumuz en önemli konulardan birisi budur. Türkiye ne yapıp edip, bölgeler arasındaki bu dengesizliği ortadan kaldırmak zorunda.
Çözüm süreci ve demokratikleşme paketi ile bir çok yabancı yatırımcının ve batı illerinde yatırım yapan şirket ve konsorsiyumların doğudaki illere yatırım hazırlığı yaptığını, hatta teşvikten dolayı sırada beklediklerini görmek bizi mutlu ediyor. Terörün ortadan kalkması ile bölgeler arasındaki dengesizliği ortadan kaldıracak adımları atmak mümkün olacaktır.
Yüksek risk primi dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu'ya yapılan yatırımların maliyetinin yüksekliğini tam manasıyla hesap etmek mümkün değildir."
Barış ekonomisinin getireceği güç
Diğer kayıpları ise "tarım ve hayvancılık gelirlerinde düşüş gerçekleşmesi, göçün sosyal çöküntü alanları oluşturması, sınır ticaretinin gelişememesi, yeraltı ve yerüstü kaynaklardan yararlanılamaması ve Türkiye'nin psiko-sosyal sermayesine büyük darbe indirilmesi" başlıkları altında sıralayan Kurtulmuş, "Türkiye yüzde 0,25 oranında daha fazla büyümüş olsaydı bugün Türkiye'nin mesela kışı başına düşen milli geliri 11 bin 150 dolar seviyesinde olacaktı. Hane halkı ortalamamız 3,7'dir. 600 ile bunları çarptığınız zaman 2 bin 400 dolar her ailenin yıllık milli gelirinde artış demektir. 28 yıllık süre içinde eğer Türkiye böyle bir şeyle karşılaşsaydı, Türkiye'de her aileye ev, her aileye araba almak mümkün olurdu. Türkiye'nin en küçük hesaplarla karşılaştığı maliyet budur. Ne kadar baraj yapardık, mesela Türkiye böyle bir kalkınmayı sağlamış olsaydı 150 tane İstanbul-Ankara hızlı tren projesini bitirmek mümkün olurdu. Türkiye'nin 17 bin kilometreye yakın ilave yol yapması mümkün olabilirdi" değerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, 4 aydır bu rapor üzerinde çalıştıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye geçmiş performanslarına baktığımız zaman eğer terör olmasaydı, her yıl ortalama 0,50 puan daha fazla kalkınması mümkündü. Bunun da rakamsal karşılığı 2 trilyon 45 milyar TL, dolar olarak karşılığı 1,2 trilyon dolardır. Türkiye maalesef böylesine büyük bir kayıpla karşı karşıya kaldı. Türkiye, terörün maliyetine 28 sene katlandı. Bunun belki bir miktar daha etkileri devam edecek ama demokratikleşme sürecinin en kısa zamanda sona ermesi ve adımların atılması ve Türkiye ilanihaye silahların toprağa gömüleceği bir döneme girecek. Bu memlekette bir tek kurşun atılmayacak dönemler yaşayacağız. Türkiye, nasıl terörün maliyetini yüklendiyse bundan sonra barış ekonomisinin getireceği güçle, ivmeyle daha ileriye doğru gidecektir"