Prof. Norman Finkelstein: Trump kandırılmadı; emperyalist takvimi hatırlayın
ABD ve Batı medyasında son günlerde kasıtlı olarak pompalanan "Siyonist İsrail, saf Trump'ı kandırıp ABD'yi savaşa soktu" yalanı, dünyaca ünlü siyaset bilimci Prof. Norman Finkelstein tarafından sert şekilde eleştirildi.
İşgalci İsrail rejimi ve Amerikan emperyalizminin Batı Asya'da başlattığı savaş, Direniş Ekseni'nin asimetrik stratejisi karşısında giderek hezimete dönüşürken, ABD medyası tarafından alttan alta Trump'ın İsrail tarafından kandırıldığı senaryosu işlenmeye çalışılıyor. Bu ucuz aklama operasyonuna, Siyaset Bilimci Prof. Norman Finkelstein'dan dikkat çekici bir itiraz yükseldi. Finkelstein, Robinson Erhardt YouTube kanalında önemli açıklamalarda bulundu.
1. 2003'ten Gelen Emperyalist Ajanda: "Önce Irak, Sonra Suriye, En Son İran"
Öncelikle ABD'nin İsrail çıkarları uğruna kendi ulusal çıkarlarına ihanet ettiği söylemi, tarihsel gerçeklerle uyuşmuyor. Finkelstein, Amerikan emperyalizminin her zaman İran'ı devirme hedefi taşıdığını şu tarihi gerçekle hatırlatıyor:
“2003 yılında Irak işgal edildiğinde, dönemin ABD'li şahinleri Dick Cheney ve Donald Rumsfeld'in stratejisi çok netti: ‘Önce Irak'ı, sonra Suriye'yi, en son da İran'ı vuracağız.’ İsrail ile ABD arasındaki tek fark zamanlamaydı. Siyonist rejim doğrudan ‘Önce İran’ derken, ABD emperyalizmi aynı hedefe aşama aşama gitmeyi planlıyordu. Dolayısıyla, 1979 Devrimi'nden bu yana ABD destekli Şah rejimini kovan İran'ı yok etmek, zaten Amerikan devlet aklının (ve emperyalist çıkarlarının) her zaman merkezindeydi. Trump kandırılmadı, sadece bu eski ajandayı kendi narsist şovu için kullanmak istedi.”
Finkelstein, ABD ve İsrail'in askeri saldırganlığının arkasında rasyonel bir güvenlik endişesi değil, saf bir "emperyalist sadizm" yattığını vurguluyor.
Ünlü Neocon (Yeni Muhafazakar) stratejist Michael Ledeen'in 2003 Irak işgali sırasındaki "ABD'nin gücünü ve ciddiyetini dünyaya göstermek için, her 10 yılda bir küçük, iğrenç bir ülkeyi tutup duvara çarpması gerekir." sözlerini hatırlatan Finkelstein'a göre İsrail'in ve Trump'ın zihniyeti tam olarak budur. Onlar "Yok ettik, sildik!" diye böbürlenirken aslında askeri hedefleri değil; sadece bebekleri, çocukları ve sivillerin elektriğini/suyunu yok etmekten orgazmik bir haz duyan birer sadisttirler.
2. Bilgi Boşluğu ve Liyakatsizler Kadrosu
Finkelstein'a göre Trump'ı bu felakete sürükleyen şey asla bir dış komplo değil, bizzat kendi kurduğu liyakatsiz ve cahil kabineydi. Trump, kendisinden daha zeki kimseyi etrafında istemediği için Washington'da devasa bir "bilgi boşluğu" (information void) yarattı. Ordudan ve istihbarattan gelen gerçekçi uyarılar bu liyakatsiz duvarı aşamadı.
Trump'ın etrafındaki bu bilgisizlik ve cehalet çukurunu dolduran kişi ise Binyamin Netanyahu oldu. Finkelstein'ın tabiriyle "Yetenekli bir ikinci el araba satıcısı" olan Netanyahu, Trump'ı ulusal çıkarlarına aykırı bir şeye ikna etmedi; sadece bu savaşın çok kolay olacağı (cakewalk) yalanını sattı.
“Trump, Gazze'deki sözde zaferin ve Venezuela'daki müdahalelerin getirdiği sahte yenilmezlik hissiyle (hubris) bu savaşa atladı. Netanyahu sadece Trump'ın kibrini okşadı ve İran'ın anında çökeceği yanılgısını besledi.”
3. İkiyüzlü Beklentiler: "Kazansalardı Kimse İsrail'i Suçlamayacaktı"
Finkelstein çok basit bir soru soruyor:
"Eğer İran savaşı ABD'nin planladığı gibi sorunsuz geçseydi ve İran düşseydi, bugün kimse 'Bu İsrail'in savaşıydı, tuzağa düştük' diyecek miydi? Hayır. Herkes bunu büyük bir Amerikan zaferi olarak kutlayacak, Trump bu zaferi tek başına sahiplenecekti."
